Anadolu Yakası:
T: 0216 449 65 54
T: 0216 346 10 52

Avrupa Yakası:
T: 0212 420 05 15/16
F: 0212 591 99 81

İnfeksiyöz Hastalıklar / Kedi

IFA testi, mevcut veya daha önce gelişmiş bir infeksiyonunun tanısında kullanılır. Kronik infeksiyonlarda antikor titreleri belirlenemeyecek seviyelere gerileyebilirler. Ancak, hayvan popülasyonları içinde serolojik taramaların yapılması taşıyıcı hayvanların belirlenmesi açısından faydalıdır.

Bartonella ile infekte köpeklerde seronegatiflik görülebilir. Aktif bartonellozis bulunan köpeklerin yalnızca %50’ sinde Bartonella henselae’ ye karşı oluşan antikorların varlığı belirlenmiştir. Bu nedenle, köpeklerde antikor testi duyarsız olmasına rağmen, antikor varlığı önceden etkene maruz kalmanın bir göstergesi olarak kullanılabilir. Sağlıklı kedilerde %40 oranında seropozitiflik görülür. Köpeklerdeki seropozitiflik klinik olarak daha anlamlıdır.

Bartonella spp. gram negatif ve hücre içi bir patojen olduğu için kültür ile tespiti zaman alıcı ve kronik infeksiyon sırasında patojenin kanda az miktarda bulunması nedeniyle oldukça zordur. Bartonella spp. kan yayması ile belirlenememektedir. IFA testi Bartonellozis’ in tanısında referans test olarak gösterilmektedir.

Test için steril bir kap içinde taze dışkı numunesi gereklidir. Dışkı numunesi idrar ile kirlenmemiş olmalı, örnek alındıktan sonra soğuk zincir altında mümkün olduğu kadar kısa sürede laboratuvara ulaştırılmalıdır. Eski dışkı örnekleri yanlış-pozitif sonuçlar verebilir.

Bu test yönteminde yalancı pozitiflik ya da yalancı negatiflik oranları oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Fakat sulu diyare varlığı ya da hastalığın geç döneminde alınan örneklerde yanlış negatif sonuçlar olasıdır.

C. perfringens toksin varlığı, toksin nedeniyle gelişen hastalığı ifade etmeyebilir. Tam tersi olarak da toksin yokluğu, toksin üreten bakteriler nedeniyle gelişen infeksiyonun olmadığını garanti etmez. Test toksin pozitif olabilir, fakat ishal görülmeyebilir; toksin-negatif diyareli köpekler de ise antibiyotik tedavisine cevap alınabilir. Pozitif test sonuçları hem hasta hayvanlarda hem de klinik olarak sağlıklı taşıyıcı hayvanlarda alınabildiğinden; klinik bulgular, endoskopi ve kolonoskopi gibi bulguların laboratuvar bulguları ile ilişkilendirilmesi gereklidir.

Klinik bulguların görüldüğü fakat toksin testi negatif olan şüpheli vakalarda, test tekrarı yapılabilir veya amoksisilin ya da tilosin ile terapötik deneme yapılabilir.

İnfeksiyon gelişiminden itibaren 10-14 gün sonra antikorlar belirlenebilir seviyeye ulaşır. Pozitif sonuçların klinik bulgular ve diğer laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmesi önerilir. Oluşan IgG antikorları kalıcıdır, pozitif IgG sonucu aktif bir infeksiyonu ya da geçmiş bir infeksiyonu göstermektedir.

İnfeksiyon gelişiminden yaklaşık 14 gün sonra antikorlar tespit edilebilecek düzeye ulaşır. Aşılama ya da infeksiyon nedeniyle gelişen antikorların birbirinden ayırt edilemeyeceği unutulmamalıdır. Aşı kaynaklı pozitiflik 3 ila 4 yıl devam edebilir.

FCoV antikor varlığının değerlendirmesi genellikle zordur. Pozitif sonuçlar koronavirüse maruz kalındığının göstergesidir, fakat FIP etkeni olan mutant koronavirüse sahip olduğu anlamına gelmez. Şüpheli klinik durumlarda sadece FCoV antikoru pozitifliği tanı için yeterli değildir.

Virüsün yüksek seviyelerde çoğalması FIP hastalığına yakalanma riskini artırır, bu durumda antikor seviyesi yüksektir. Sağlıklı hayvanlarda da seropozitiflik görülebileceği unutulmamalıdır. Titrenin büyüklüğü de enterik FCoV ile FIP arasında ayırım yapmaya yeterli değildir. Fakat taşıyıcı veya risk altında bulunan hayvanların belirlenmesinde yardımcı veriler sunar. FIP bulunan kedilerde antikor negatifliği nadiren görülür – bunun nedenleri ise; hastalık oldukça hızlı ilerleme gösterir ve antikor titresi gecikmeli olarak yükselir, hastalığın son safhalarında antikor oluşumu kaybolur veya immün kompleks oluşumu nedeniyle negatif sonuçlar alınabilir.

Negatif FCoV antikor sonucu FIP’ i ekarte etmeye yeterli değildir. Kediler 3 aylık olana kadar maternal antikorlar taşıdığından test edilmesi uygun değildir. Karın boşluğu sıvısından antikor tayini, sitoloji yapılmasında fayda vardır.

Türkiye’ de uygulanan ve piyasada mevcut olan FIP aşısı yoktur. Fakat bazı ülkelerde (sonuçları kesin olarak bilinmese de) kullanılmaktadır. Eğer bu aşı ile aşılanmış bir hayvan mevcut ise FCoV antikor testinin pozitif çıkma ihtimali unutulmamalıdır.

 

Hızlı testler: Dışkıda FCoV antijeni veya serum antikorunu tespit eden hızlı test kitleri mevcuttur. Hızlı testlerin yanlış sonuçlar verme olasılığından dolayı laboratuvarımızda bu yöntem kullanılmamaktadır, ELISA gibi daha ileri teknik testlerle teyit edilmesi önerilir.

FIP infeksiyonu oluşturan suşlar ile enterik koronavirüsü oluşturan suşların birbirinden ayırımı serolojik yöntemlerde olduğu gibi PCR yöntemi ile de mümkün değildir, fakat virüsün yerleştiği bölgenin tespit edilmesi ve viral RNA' nın sadece subgenomik formlarının saptanması ile aktif olarak replike olan virüsün tespit edilmesi teşhis için yardımcıdır. FIP virüsünün periferik kanda çoğalması ve enterik koronavirüslerin ise periferik kanda replike olamayacağı esasına dayanır. Böylece, RT-PCR testi ile kanda aktif olarak replike olan virüsler saptanarak tanıya yardımcı veriler elde edilir.

ÖNEMLİ: Serumdan gerçekleştirilen FCoV ELISA antikor verilerine göre test edilmesi ve değerlendirmenin yapılması tavsiye edilir. FCoV ELISA antikor sonucu pozitif ya da şüpheli olanlardan EDTA’ lı kan örneği alınarak FCoV RT-PCR testi uygulanabilir.

Efüzyon veya EDTA’ lı kanda FCoV' un saptanması, eş zamanlı klinik semptomlar ve diğer laboratuvar bulgularının (seroloji, biyokimya, hematoloji, patoloji) varlığında anlamlıdır.

EDTA’ lı kan numunesinde saptanan RT-PCR pozitifliği monosit / makrofaj fraksiyonunda FCoV' a ait viral RNA’ nın mevcut olduğunu göstermektedir. Bu durum, FIP infeksiyonu için spesifik bir bulgudur. Subgenomik viral RNA, kandaki virüsün aktif olarak replike olduğunu gösterir. Enterik koronavirüsler genellikle periferik kanda yer almazlar, ancak yine de enterik koronavirüsa sahip sağlıklı kedilerin kan örneklerinde virüs parçacıkları tespit edilmiştir. Nadiren de olsa, tümör nedeniyle ya da inflamatuvar süreçlerle ilgili olarak enterik koronavirüsler kanda yer alabilir.

Ayrıca dışkı numunesi kullanılarak enterik koronavirüs infeksiyonu belgelenebilir. FCoV' un dışkıda tespit edilmesi, enterik koronavirüs infeksiyonunu göstermekte, ancak FIP hastalığını belirtmemektedir. Virüsün taşıyıcı bireylerini tanımlamak adına kullanılabilir, fakat virüsün saçılmasının kesintili olmasından dolayı negatif sonuçlar alınabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle testin belirli aralıklarla tekrarlanarak yapılması tavsiye edilir (bir hafta arayla 4 örnek). Dışkı örneğinden virüsün saçıldığının belirlenmesi, diğer hayvanlara yönelik bir tehditin var olduğunu göstermektedir.

Özellikle subklinik taşıyıcıların tanımlanmasında yardımcı bir tanı aracıdır. Antikorlar infeksiyon gelişiminden 3-4 hafta sonra belirlenebilir düzeye ulaşır. Yavrularda akut infeksiyondan şüpheleniliyor ise 3 haftalık ara ile 2 kere test edilmesi önerilir. Akut infeksiyonların belirlenmesinde (belirtilerin başladığı dönemde kan örneği alınmak koşulu ile) IgM varlığının ortaya konması önemlidir. Taşıyıcı hayvanların belirlenmesinde ise IgG varlığının belirlenmesi esastır. Aşılamadan dolayı seropozitifliğin gelişebileceği unutulmamalıdır. Aşılama ve infeksiyon kaynaklı antikorların ayırımı mümkün değildir.

Tanı hasta geçmişi, klinik belirtiler ve pozitif seroloji bilgilerinin tümü ile birlikte yapılmalıdır.

Virüs, hastalığın başlangıç aşamasından itibaren dışkı ile saçılmaya başlar, fakat hastalığın iyileşme ve hastalık belirtilerinin görülmeden önceki döneminde yanlış negatif sonuçlar görülebilir. Antijenler klinik belirtilerin başlamasından 3-4 gün sonra belirlenebilir. 4 hafta içinde modifiye edilmiş canlı aşı ile aşılama mevcut ise yalancı pozitif sonuçlar alınabilir.

Ekstraselüler FeLV-p27 antijen tespiti infeksiyon gelişiminden yaklaşık 4 hafta sonra mümkündür. Latent infekte kedilerde yanlış negatif sonuçlar görülebilir. Bu gibi durumlardan şüphelenildiğinde test 6 hafta sonra tekrar edilmelidir; sonraki pozitif sonuç geçici veya kalıcı viremiyi gösterecektir. FeLV infeksiyonu sonrası iyileşme olduğu varsayılan kedilerin yaklaşık yarısında, kemik iliğinde gizli infeksiyon vardır. Bu hayvanların kanında düşük sayıda virüs bulunduğundan, kan örneklerinde standart testler ile antijen tayini yapmak mümkün değildir. Aşılama viremiye yol açmaz, aşıdan dolayı sonuçlar etkilenmez, aşı kaynaklı yanlış pozitif sonuçlar mümkün değildir. Kedi yavrularında FeLV infeksiyonu, doğumdan yaklaşık 3 ay sonrasında saptanabilir.

Rutin teşhis ve tarama testi olarak FIV Antikor ELISA testi tercih edilmektedir. İnfeksiyon gelişiminden 2-4 hafta sonra infekte kedilerin yaklaşık %95’ i seropozitiflik gösterir. İnfeksiyonun son aşamalarında herhangi bir antikor tespiti mümkün olmayabilir. 6 aylıktan küçük kedilerde maternal antikor varlığından dolayı testin yapılması tavsiye edilmez. Anneleri FIV infeksiyonu geçirmiş ise yavrularının FIV antikoru pozitif olmasına neden olabilir, yavrunun 8-12 hafta sonra yeniden test edilmesi gereklidir. Gebe bir kedide FIV infeksiyonu tespit edilmişse, yavrulardan bazılarının infekte olması muhtemeldir, >6 aylıkken hepsinin test edilmesi önerilir. Pozitif sonuçlar sadece infeksiyonu işaret eder, test aşıdan dolayı gelişen antikorları tespit etmemektedir. FIV infeksiyonu ile ilişkili pek çok fırsatçı infeksiyon gelişebilir, diğer infeksiyonların varlığı uygulanacak tedaviyi belirleyici olacaktır. Örneğin, üveit ile seyreden birçok FIV seropozitif kedide, Toxoplasma gondii infeksiyonu mevcuttur.

Kedilerde; IgM titresi infeksiyondan 1-2 hafta sonra gelişir ve genellikle 12 hafta sonra azalır. Köpeklerde: IgM titresi infeksiyondan 1 hafta sonra gelişir ve 4 hafta sonra azalır. IgG titresi 2–4 hafta sonra gelişir, uzun yıllar boyunca kalıcıdır. İnfekte kedilere klindamisin uygulaması IgM yanıtını azaltır, ancak IgG yanıtını değiştirmez. Eşzamanlı FIV infeksiyonu, >12 haftalık kalıcı IgM titrelerine neden olabilir. Gizli infekte kedilere yüksek doz glukokortikoid uygulaması, IgG’ yi azaltırken, IgM’ yi artırabilir. Kedilerde maternal IgG antikorları 8-12 haftalıkken azalmaya başlar. Seroprevalans yaşla birlikte artar, çünkü zamanla maruz kalma riski artmaktadır.


TurkLab Logo
tarimorman.gov.tr/TAGEM