Şube:
Eğitim Mah.
Ahsen Çıkmazı Sok.
14/27
Kadiköy - İstanbul

T: 0216 449 65 54
F: 0216 346 10 52

Merkez:
Merkez Mah.
Menekşe Sok. Avcılar Konakları
10 B Blok
Avcılar - İstanbul

T: 0212 420 05 15/16
F: 0212 591 99 81

İnfeksiyöz Hastalıklar / Köpek

Babesia antikorları infeksiyondan 10-14 gün sonra belirlenebilir düzeye ulaşır. Antikor titresi gelişimi 3 haftadan uzun sürebilir. Genç hayvanlarda (8 aylıktan küçük) düşük seviyelerde de olsa maternal antikorların bulunduğu unutulmamalıdır. Özellikle 3 aylık ve daha küçük bireylerde maternal antikorlardan dolayı serolojik testin yapılmaması önerilir. Maternal antikorlar köpek yavrularında 2 aya kadar koruma sağlar. Tedavi edilmemiş seropozitif köpekler infeksiyonun taşıyıcısı olarak kabul edilmelidir. Perakut-akut vakalarda, immunosupresif bireylerde yanlış negatiflikler görülebilir. Seropozitiflik subklinik ya da kronik seyri tanımlar. Köpekler klinik bulgu göstermeden de seropozitif olabilir.

IFA testi, mevcut veya daha önce gelişmiş bir infeksiyonunun tanısında kullanılır. Kronik infeksiyonlarda antikor titreleri belirlenemeyecek seviyelere gerileyebilirler. Ancak, hayvan popülasyonları içinde serolojik taramaların yapılması taşıyıcı hayvanların belirlenmesi açısından faydalıdır.

Bartonella ile infekte köpeklerde seronegatiflik görülebilir. Aktif bartonellozis bulunan köpeklerin yalnızca %50’ sinde Bartonella henselae’ ye karşı oluşan antikorların varlığı belirlenmiştir. Bu nedenle, köpeklerde antikor testi duyarsız olmasına rağmen, antikor varlığı önceden etkene maruz kalmanın bir göstergesi olarak kullanılabilir. Sağlıklı kedilerde %40 oranında seropozitiflik görülür. Köpeklerdeki seropozitiflik klinik olarak daha anlamlıdır.

Bartonella spp. gram negatif ve hücre içi bir patojen olduğu için kültür ile tespiti zaman alıcı ve kronik infeksiyon sırasında patojenin kanda az miktarda bulunması nedeniyle oldukça zordur. Bartonella spp. kan yayması ile belirlenememektedir. IFA testi Bartonellozis’ in tanısında referans test olarak gösterilmektedir.

Antikor taraması genellikle köpeklerde B. burgdorferi’ ye maruz kalmayı tanımlamak için kullanılır. Lyme aşısı ile bağlantılı olarak yanlış pozitif sonuçların alınabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca başka Spiroket etkenlerin antikorları ile çapraz reaksiyon verme olasılığı mevcuttur (örn. Leptospira spp.). IgG antikorları, klinik olarak başarılı tedaviye rağmen uzun süre yüksek seviyelerde seyredebilir. Bu yüzden, tedavi başarısını bu yöntemle izlemek mümkün değildir.

B. burgdorferi tüm dokularda bulunabildiği için, borreliyozlu köpeklerin çoğu antikor pozitiftir. Sağlıklı köpekler, klinik olarak hasta köpeklerle aynı düzeyde antikor yanıtını geliştirirler. Bundan dolayı B. burgdorferi' ye karşı serum antikorları, sadece klinik hastalığa bağlı değil, B. burgdorferi' ye (veya benzer bir antijene) maruz kalmayı belgelemektedir.

Köpeklerde, IgM antikorları infeksiyonun ilk 60 ila 90. günleri arasında saptanabilir. IgM antikor seviyesinin pik yaptığı dönemlerde klinik bulgular gelişmeye başlar. IgG yanıtı ise 90-120 günlerde pik noktaya erişir ve 1 yılı aşkın süre yüksek seviyelerde seyreder. Yüksek antikor titreleri aktif infeksiyonun göstergesi değildir.

Genel olarak, Brusellozis tanısında IgG antikorları, IgM antikorlarının saptanmasına göre daha yüksek spesifite gösterir, fakat Brusellozis’ in erken döneminde IgM antikorlarının belirlenmesi tedavide önemli derecede başarı sağlayacak bir veridir. IgM’ nin baskın olduğu infeksiyonun ilk dönemlerinde sadece IgG taraması yapmanın yanıltıcı sonuçlar verebileceği unutulmamalıdır. İnfeksiyonun 8 ila 12 haftalık dönemlerinde IgG antikor testi negatif sonuç verebilir. Antibiyotik tedavisinin titreyi düşürebileceği ve negatif sonuçlara neden olacağı unutulmamalıdır.

Özellikle subklinik taşıyıcıların tanımlanmasında yardımcı bir tanı aracıdır. Antikorlar infeksiyon gelişiminden 3-4 hafta sonra belirlenebilir düzeye ulaşır. Yavrularda akut infeksiyondan şüpheleniliyor ise 3 haftalık ara ile 2 kere test edilmesi önerilir. Akut infeksiyonların belirlenmesinde (belirtilerin başladığı dönemde kan örneği alınmak koşulu ile) IgM varlığının ortaya konması önemlidir. Taşıyıcı hayvanların belirlenmesinde ise IgG varlığının belirlenmesi esastır. Aşılamadan dolayı seropozitifliğin gelişebileceği unutulmamalıdır. Aşılama ve infeksiyon kaynaklı antikorların ayırımı mümkün değildir.

Tanı hasta geçmişi, klinik belirtiler ve pozitif seroloji (IgM ve / veya IgG) bilgilerinin tümü ile birlikte yapılmalıdır. 1:80 ve daha yüksek titre patojen ile teması ifade etmektedir.

Kedilerde; IgM titresi infeksiyondan 1-2 hafta sonra gelişir ve genellikle 12 hafta sonra azalır. Köpeklerde: IgM titresi infeksiyondan 1 hafta sonra gelişir ve 4 hafta sonra azalır. IgG titresi 2–4 hafta sonra gelişir, uzun yıllar boyunca kalıcıdır. İnfekte kedilere klindamisin uygulaması IgM yanıtını azaltır, ancak IgG yanıtını değiştirmez. Eşzamanlı FIV infeksiyonu, >12 haftalık kalıcı IgM titrelerine neden olabilir. Gizli infekte kedilere yüksek doz glukokortikoid uygulaması, IgG’ yi azaltırken, IgM’ yi artırabilir. Kedilerde maternal IgG antikorları 8-12 haftalıkken azalmaya başlar. Seroprevalans yaşla birlikte artar, çünkü zamanla maruz kalma riski artmaktadır.

Test için steril bir kap içinde taze dışkı numunesi gereklidir. Dışkı numunesi idrar ile kirlenmemiş olmalı, örnek alındıktan sonra soğuk zincir altında mümkün olduğu kadar kısa sürede laboratuvara ulaştırılmalıdır. Eski dışkı örnekleri yanlış-pozitif sonuçlar verebilir.

Bu test yönteminde yalancı pozitiflik ya da yalancı negatiflik oranları oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Fakat sulu diyare varlığı ya da hastalığın geç döneminde alınan örneklerde yanlış negatif sonuçlar olasıdır.

C. perfringens toksin varlığı, toksin nedeniyle gelişen hastalığı ifade etmeyebilir. Tam tersi olarak da toksin yokluğu, toksin üreten bakteriler nedeniyle gelişen infeksiyonun olmadığını garanti etmez. Test toksin pozitif olabilir, fakat ishal görülmeyebilir; toksin-negatif diyareli köpekler de ise antibiyotik tedavisine cevap alınabilir. Pozitif test sonuçları hem hasta hayvanlarda hem de klinik olarak sağlıklı taşıyıcı hayvanlarda alınabildiğinden; klinik bulgular, endoskopi ve kolonoskopi gibi bulguların laboratuvar bulguları ile ilişkilendirilmesi gereklidir.

Klinik bulguların görüldüğü fakat toksin testi negatif olan şüpheli vakalarda, test tekrarı yapılabilir veya amoksisilin ya da tilosin ile terapötik deneme yapılabilir.

İnfeksiyon gelişiminden 5-6 ay sonra mikrofiler antijenler belirlenebilecek düzeye ulaşır. Dişi parazitlerin üreme sisteminde bulunan antijenleri tespit edilmektedir. En az üç gebe kalp kurdunun varlığında bu test güvenilirdir. Yanlış negatif sonuçlar mümkündür (infeksiyon evresine bağlı olarak ölü kalp kurtları – tedavi uygulamaları sonucu, yalnızca erkek kalp kurtlarının varlığı gibi durumlarda).

***Antijen belirleme testleri Dirofilaria immitis infeksiyonu tanısında ya da şüpheli kalp kurdu infeksiyonu doğrulanmasında köpekler için mevcut olan en hassas yöntem olarak kabul edilir.

Şüpheli sonuçlar pozitif ve negatif eşiği arasında kalan reaksiyonu, az miktarda antijen varlığını gösterir. Klinik belirtiler var ise, tekrar test edilmesi tavsiye edilir. Böyle durumlarda daha öncesinde herhangi bir şekilde tedaviye başlanmış olabileceği de unutulmamalıdır.

Köpeklerde distemper antikorları infeksiyon gelişiminden 14-21 gün sonra tespit edilebilir. Aşılama veya infeksiyon nedeniyle gelişen antikorların birbirinden ayırımı mümkün değildir. Akut distemper vakalarında genellikle düşük antikor seviyesi gelişir. Bu durumda, 14 gün sonra tekrar test edilmesi tavsiye edilir. Aşı durumu kontrolü için, bir kere test etmek yeterlidir. Aşılanan annelerin yavrularında 6 – 10 haftalık süre ile koruma sağlayan maternal antikorlar mevcuttur. Bu yüzden antikor testi en erken olarak 6 haftalık köpeklere uygulanabilir.

İnfeksiyonun erken döneminde IgM sınıfı antikorlar gelişir, IgG seviyesi henüz gelişmez, ilerleyen dönemde IgG seviyesi artmaya, IgM seviyesi düşmeye başlar. Pozitif IgG aşı kaynaklı immünolojik yanıtı gösterebilir. 2-3 hafta sonra titrede dört kat artışın görülmesi, etkene son dönemlerde maruziyeti gösterebilir. Pozitif IgM sonucu yakın zamanda etkene maruz kalmayı veya son zamanlarda (3 hafta) uygulanan aşıyı gösterir.

Distemper antikor tayini özellikle köpek aşılama programlarından sonra bağışıklık düzeyinin değerlendirmesinde yarar sağlayabilir. Seronegatif hayvanlar 2 hafta veya daha fazla süre sonra yeniden test edilmeli, gerekirse tekrar aşılama programı uygulanmalı ya da bu bireylerin bağışıklık yanıtını etkileyen başka bir problemin var olup olmadığı araştırılmalıdır.

BOS ve serumun antikor seviyeleri ELISA ile karşılaştırılabilir. Doğal infeksiyon gelişiminde BOS örneğinde nispeten daha yüksek antikor seviyeleri görülmektedir.

Distemper ELISA antikor yönteminin sensitivitesi %75, spesifitesi %91 olarak belirlenmiştir. Canine Distemper Virüse yönelik antijen araması yapan immünokromatografik hızlı test kitleri de piyasa da bulunmaktadır. Konjuktival bezlerden alınan örneklerde yüksek duyarlılığa sahip olduğu; kan veya nazal örneklerde ise duyarlı bir yöntem olmadığı bildirilmiştir.

İnfeksiyon gelişiminden itibaren 10-14 gün sonra antikorlar belirlenebilir seviyeye ulaşır. Pozitif sonuçların klinik bulgular ve diğer laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmesi önerilir. Oluşan IgG antikorları kalıcıdır, pozitif IgG sonucu aktif bir infeksiyonu ya da geçmiş bir infeksiyonu göstermektedir.

E. canis antikorları uzun ömürlü olduklarından infeksiyon teşhisinde antikor tayini yöntemi ile tanıya gitmek daha güvenilirdir. Antikor tayininin, kan frotisinde etkenin doğrudan belirlemesine göre daha yüksek duyarlılığı olduğu bildirilmiştir.

Ehrlichia canis antikorları infeksiyon gelişiminden 3 hafta ve daha fazla zaman sonra gelişmeye başlar. Akut hastalıktan şüphelenildiği durumlarda 2-3 hafta aralık ile 2 test yapılması tavsiye edilir. Rickettsia rickettsii veya Anaplasma platys ile çapraz reaksiyon göstermezler. A. phagocytophilum (Ehrlichia equi), E. chaffeensis, E. ewingii ve Neorickettsia risticii (E. risticii) arasında serolojik çapraz reaktivite değişkenlik göstermektedir. Maternal antikorlardan dolayı 4 aylıktan küçük köpeklerin test edilmesi uygun değildir. Pozitif sonuçlar daha önceki veya mevcut infeksiyonu gösterir. İnfeksiyonun iyileşme döneminden 3-9 ay sonra negatif sonuç alınabilir. 9 ay veya daha uzun süre pozitiflik kalıcı taşıyıcılık durumunu veya tekrarlanan maruziyeti gösterir.

Klinik olarak hasta, seropozitif köpekler en az 28 gün süre ile klinik ve laboratuvar bulguları iyileşene kadar tedavi edilmelidir. Sağlıklı, seropozitif köpekler tedavi edilmesi tartışmalıdır.

Klinik olarak infekte hayvanların büyük çoğunluğunda antikorlar tespit edilebilir düzeydedir. Serolojik testler hastalığın erken safhalarında dahi teşhis koymak için tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle endemik bölgelerde taramalar yapmak için uygun bir test aracıdır.

Kuluçka döneminin uzun olmasından dolayı klinik bulgu gösteren hayvanların çoğunluğu seropozitiftir. Ancak yine de endemik bölgelerde klinik belirti göstermeyen asemptomatik taşıyıcılar da seropozitiflik gösterebilir. İnfeksiyon gelişiminden 2-3 hafta içinde IgG gelişir ve çoğu vakada yüksek seviyede seyreder, ancak tedaviden sonra 45-80 gün içinde azalmaya başlar. Negatif sonuç elde edilirse, yanlış negatifliği önlemek için 1 ay sonra tekrarı önerilir.

İnfeksiyondan 1 hafta sonra IgM antikorları saptanabilir, 2 hafta sonra pik seviyeye ulaşır ve sonra azalır. IgG antikorları 2–3 hafta sonra gelişmeye başlar, 1 ay sonra pik seviyeye ulaşır. Aşılama ya da infeksiyon kaynaklı antikor ayırımının yapılamayacağı unutulmamalıdır (Köpek karma aşıda L. canicola ve icterohaemorrhagiae yer alır, diğer serovarlara yönelik koruma oluşmaz)!

Diğer spiroket infeksiyonları veya aşılama sonrası çapraz reaksiyonlar gelişebileceği için, yanlış pozitif sonuçlar alınması mümkündür. Seroprevelans coğrafi bölgeye ve populasyona bağlı olarak değişebilir. Test sonuçlarının yorumlanması her zaman klinik verilere dayalı olmalıdır.

1:200 ve daha yüksek titre bireyin patojen ile temasını ifade etmektedir.

Hayvanlarda akut hastalık varlığında henüz antikor oluşumu gerçekleşmediğinden, seronegatiflik görülebilir. Bu durumlarda 2-3 hafta ara ile 2 örneğin test edilmesi önerilir.

İnfeksiyon başlangıcından 14 gün sonra antikor gelişimi başlar ve N. caninum' a karşı gelişen antikorlar yıllarca varlığını koruyabilir. Bu nedenle seropozitiflik her zaman klinik hastalık anlamına gelmez.

Tanı; hasta geçmişi, klinik belirtiler ve pozitif seroloji bilgilerinin tümü ile birlikte yapılmalıdır. İnfekte köpeklerin dışkısında yapılan paraziter incelemelerde neospora ookistlerinin tespit edilemeyeceği ya da çok nadir tespit edilebileceği unutulmamalıdır.

N. caninum, Toxoplasma gondii ile yakından ilişkili olduğundan Toxoplasma spp. infeksiyonu durumunda, antijenik çapraz reaksiyon ile yanlış pozitif sonuçlar görülebilir. Bu yüzden her iki testin birlikte incelenmesi tavsiye edilir.

Hayvanlarda akut hastalıkta henüz antikor oluşumu gerçekleşmediğinden, seronegatiflik görülebilir. Akut infeksiyon şüphesinde 2-3 hafta ara ile alınan 2 örneğin test edilmesi önerilir.

Taşıyıcı hayvanlardan ya da geçmişinde klinik neosporozis bulunan bireylerden yavru elde edilmemelidir. Üreme amacıyla kullanılan köpeklere tarama testi yapılması önerilir.

Seropozitif köpeklere glukokortikoid gibi bağışıklık baskılayıcı ilaçlar uygulanmamalıdır.

Virüs hastalığın başlangıç aşamasından itibaren dışkı ile saçılmaya başlar, fakat hastalığın iyileşme veya hastalık belirtileri görülmeden önceki döneminde yanlış negatif sonuçlar görülebilir. Antijenler klinik belirtilerin başlamasından 3-4 gün sonra belirlenebilir. 4 hafta içinde modifiye edilmiş canlı aşı ile aşılama mevcut ise yalancı pozitif sonuçlar alınabilir. Hastalığın çok erken döneminde yapılan testlerde yanlış negatiflik görülebilir. Bu köpeklerde, 36 ila 48 saat sonrasında test tekrar edilmelidir. Virüs saçılımı, hastalığın ilk haftasından sonra azalmaya başlar, geç dönemde uygulanan test negatif sonuç verebilir.


TurkLab Logo
tarimorman.gov.tr/TAGEM