Anadolu Yakası:
T: 0216 449 65 54
T: 0216 346 10 52

Avrupa Yakası:
T: 0212 420 05 15/16
F: 0212 591 99 81

Vetlab Veteriner Laboratuvarında Yapılan Analizler ile İlgili Önemli Bilgiler

VETLAB

Veteriner Tahlil Laboratuvarı Kılavuzu


 

GENEL BİLGİLER

Örnekleme ve Örnek Alma Malzemeleri

Gönderme formları

Örneklerin tanımlanması ve ambalajlama

Laboratuvar Sonuçların İletilmesi

Fatura

İptal

ÖRNEK ALIMINA DAİR TAVSİYELER

Kan Örneği Alınması

Hastanın Hazırlanması

Kan örnekleme tekniği

Sonuçları etkiyen faktörler

Bakteriyoloji testleri için örnek alınması

Mikoloji (mantar) testleri için örnek alınması

Histopatoloji ve sitoloji testleri için örnek alınması

Dışkı parazitolojisi testleri için örnek alınması

KEDİ ve KÖPEKLER İÇİN GENEL KONTROL PANELLERİ

HASTALIK PANELLERİ

ORGAN PANELLERİ

HEMATOLOJİ

BİYOKİMYA

AKTİF MADDE TESPİTİ - İLAÇ TEDAVİSİ KONTROLÜ

VİTAMİNLER

ENDOKRİNOLOJİ

OTOİMMUN HASTALIKLAR

ALERJİ TANISI

MİKROBİYOLOJİ

MİKOLOJİ (Mantar Analizleri)

DIŞKI ANALİZLERİ

İDRAR ANALİZLERİ

PARAZİTOLOJİ

PATOLOJİ

İNFEKSİYÖZ HASTALIKLAR TANISI

SEROLOJİK - İMMUNOLOJİK TESTLER HAKKINDA GENEL BİLGİLER

 

 

GENEL BİLGİLER

 

Laboratuvar bulgularının anlamlı ve geçerli yorumlamalarının yapılabilmesi için analiz ve teşhis laboratuvarlarına başvurmak gereklidir. Belirli bir zaman dahilinde sonuçların elde edilmesine dayalı hizmet alımı ile aynı zamanda laboratuvar sonuçlarında kalite de sağlanmış olunur.

Birçok klinisyen, yönetici veya veteriner hekim klinik içi laboratuvar testleri uygulaması yaparak, harici bir laboratuvara örnek gönderimini tercih etmemektedir. Klinik içi laboratuvar analizleri ile yerinde ve zamanında bir teşhis yapılması amaçlanmakta fakat doğruluk, kalite ve profesyonel destekten ödün verilmektedir.

Genel olarak tüm analiz ve teşhis laboratuvarlarında ve laboratuvarımızda bir analizin çalışılmasında şu şartların yerine getirilmesine önem vermekteyiz:

• Ekipman ve testlerin validasyonunu yapmak ve devamlılığını sağlamak,

• Laboratuvar prosedürleri tanımlamak, teknik veya yorumlama hatalarını azaltmak ve düzeltmek,

• Personelin gerekli bilgi ve beceri edinimi üzerine eğitimini sağlamak,

• Vaat edilen süre içinde hizmet kalitesini ve hizmeti sunmak,

• Sonuçları laboratuvar raporları ile belgelemek.

Hastalık tanısında doğru sonuçların elde edilmesi ve bunların doğru şekilde yorumlanması önem taşımaktadır. Klinik içi laboratuvar analizleri yapıldığında ise, test prosedürlerinin güvenilir sonuçlar üretmesi ve uygulamaların doğru ve düzenli işlemesindeki tüm sorumluluk klinisyen veteriner hekime aittir. Konusunda uzman veteriner hekim tarafından değerlendiren laboratuvar hizmetleri ile klinik ortamında elde edilen laboratuvar sonuçlarının eşdeğer olmayacağı aşikardır. Böylece test yorumlamaları arasında gelişebilecek farklılıklardan kaçınmak ve elde edilen sonuçların geçerli ve yararlı şekilde yorumlanabilmesi için konusunda uzmanlaşmış teşhis ve analiz laboratuvarlarından hizmet anlaşması yapılmasını öneririz.

Genel anlamda, teşhis ve analiz laboratuvarları ile klinik içi analiz maliyetleri karşılaştırıldığında laboratuvarlar son derece geniş yelpazede test olanağını daha uygun maliyetler ile sağlamaktadır. Laboratuvar profillerinde önemli fiyat avantajı sağlanmaktadır.

 

Örnekleme ve Örnek Alma Malzemeleri

Örnek tüpü ya da kabı, kan tüpü, svab ve gönderme formu gibi çeşitli örnek gönderme malzemelerini sizlere ücretsiz olarak temin etmekteyiz. Malzeme talepleriniz kurye hizmetimiz tarafından sağlanmaktadır, fakat kurye hizmeti dışında kalan bölgelerimize kargo ücreti karşılığında bu hizmet sunulmaktadır. Kendi malzemelerinizi kullanarak örnek gönderecekseniz, cam ve kırılabilir örnek kapları kullanmamaya özen gösteriniz.

 

Gönderme formları

Testleri tanıma kolaylığı sağlaması için size gönderme formlarımızı analiz listesi şeklinde sunuyoruz. http://vetlab.com.tr/pdf/ev-hayvanlari-ornek-gonderme-formu.pdf

Başvuru formunu tamamen doldurmaya lütfen özen gösteriniz. Gönderen hekim ya da klinik isminin açık ve anlaşılır şekilde yazılması, hasta sahibi ve hayvana ait bilgilerin tümünün bildirilmesi, gönderilen materyal ve materyalin alındığı bölgenin bildirilmesi, test edilmesi istenen parametrenin eksiksiz olarak işaretlenmesi, gönderme formunun veteriner hekim tarafından imzalanması (klinik damgası dahil) testlerin doğru olarak çalışılmasında önemli olduğu unutulmamalıdır.

NOT: Kurye talebinizi materyal ve gönderme formu hazır olduktan sonra yapmanızı önemle rica ederiz.

 

Örneklerin tanımlanması ve ambalajlama

Alınan örneklerin bulunduğu tüp / kap / svab / petri vs. üzerine mutlaka örneğin kimliğini tanımlayacak bilgileri yazmaya gayret gösterin. Örneklerin paketlenmesinde lütfen aşağıda belirtilen kurallara uyunuz:

- Laboratuvara gönderilen örneklerin biyolojik içerikli olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden örneklerin hazırlanma ve muhafaza ortamı ya da ambalajlamada kullanılan malzemelerin insan ve hayvan sağlığı üzerinde tehlike oluşturmayacağından emin olunmalıdır. Çevrenin ve toplumun korunmasının yanı sıra ayrıca alınan örneklerin de kontaminasyonu engellenmelidir.

- Kan, vücut sıvısı ve diğer bulaşıcı sıvıları içeren keskin uçlu madde bulunduran örnekler, sızıntı geçirmez, kırılmaz, delinmeye dayanıklı koruyucular içine konmalıdır.

- Kurye hizmetinden faydalanan kurumlarımız; kurye aracılığı ile örneklerini laboratuvarımıza iletebilirler. Gönderen veteriner hekim, kuryenin birime ulaşma ve örneği alma süresine dek test örneğini uygun koşullarda muhafaza etmekle sorumludur.

- Şehir dışı ve kurye hizmetinden muaf olan kurumlarımız; test örneklerini anlaşmalı kargo firması ile laboratuvara ulaştırabilirler. Bu şekilde örneklerin en az 24 saat içinde laboratuvara ulaştırılması sağlanır (Bu süreden daha önce test edilmesi zorunlu olan parametreler göz önünde bulundurulmalıdır). Strafor (köpük kutular) içine buz aküleri ile soğuk zincir sağlanması önemlidir. Adres ve telefon bilgileri mutlaka bildirilmiş olmalıdır.

 

Laboratuvar Sonuçların İletilmesi

Laboratuvar sonuçlarınız iki farklı yol ile sizlere ulaştırılır.

Faks veya E-posta: PDF eki

Bütün sonuçlarınız, her zaman iletişimde kullanılmasını tercih ettiğiniz seçenek ile gönderilir. Başka bir talebiniz olursa, telefon, faks veya e-posta yoluyla bize ulaşın.

E-posta seçeneğinde kullanılan PDF eki Adobe Acrobat Reader kullanılarak okunabilir.

Fatura bilgileri, adres, telefon numarası, faks veya e-posta adresinizde herhangi bir değişiklik olduğunda bize bildiriniz.

 

Fatura

Bir aylık oluşturulan faturalar ayın son gününe kesilerek, 10 gün içerisinde kurumlara ulaştırılmaktadır. Fatura bilgileri, adres, telefon numarası, faks veya e-posta adresinizde herhangi bir değişiklik olduğunda bize bildiriniz.

 

İptal

Talep edilen test yapılmadan önce bilgi verilirse iptali mümkündür. Eğer bir iptal isteğiniz olursa en kısa zaman içinde bize ulaşıp durumu bildiriniz. Aksi takdirde işleme alınan testler tahsil edilecektir.

 

ÖRNEK ALIMINA DAİR TAVSİYELER

 

Kan Örneği Alınması

Hastanın Hazırlanması

İdeal kan sonuçlarının alınması hastanın uygun hazırlığına bağlıdır. Hayvan sahibinin de yardımı ile hasta kan örneği alımından 10-12 saat öncesinde aç bırakılması gereklidir. Aksi takdirde birçok kan parametresinde yanlış sonuçlar alınabilir. Örn; TLI, amonyak ve safra asidi testlerinden önce hastanın mutlaka aç olması gerekmektedir. Hasta örneklemeden önce ağır egzersiz yapmış olmamalı, stres oluşumunun engellenmesi için prosedür hızlı ve sakince gerçekleştirilmelidir. Efor ve stres; CK, LDH, glikoz ve kortizol seviyelerinde ve lenfosit sayısında artışa neden olmaktadır.

 

Kan örnekleme tekniği

Gerekli kan miktarı ve mevcut damarların kalitesine göre örneğin alınacağı damar seçilmelidir. Genellikle 2 ml' den daha fazla kan gerektiğinde juguler damar kullanılır. Alternatif olarak, eğer hasta mücadele ediyorsa, köpeklerde lateral safenöz damar ve kedilerde medial safenöz damar seçilebilir (arka ayak). Az miktarda kan gerekliyse (<2 ml), sefalik ven (ön ayak) kullanılabilir. Alkol ile temizlik yapılır ve damarın şişmesine olanak sağlamak için bölgeye proksimal olarak sıkıştırma uygulanır. Damar palpasyona tabi tutulur, iğne deri üzerinden damara ve daha sonra damar lümenine doğru ilerletilir ve şırınga pistonu geri çekilerek uygun miktarda kan alınır. Damar serbest bırakılır ve kan uygun toplama tüplerine yerleştirilir.

Kan örneği, hemolizi önlemek için toplardamara girildikten sonra hemen alınmalıdır. Damardan kan 'pompalanması' sonuçları etkileyebilir. Enjektörde yüksek negatif basıncın oluşmasından kaçınılmalıdır, bu durum eritrositlerin hemolizine neden olabilir. Tüp içine kanı zorla fışkırtmaktan kaçınılmalıdır. Bunun yerine, tüp duvarından aşağı yavaşça akmasına izin verilmelidir. Enjektör iğnesinde kalan son damlayı almaya çalışmayın. Antikoagülanlı bir tüp kullanıldığında, örnekleme tamamlandıktan sonra içeriği sallamadan hafifçe birkaç kez ters yüz ederek karıştırılmalıdır.

 

Uygun kan tüpü seçimi

Genel olarak, çoğu laboratuvar testleri serum veya plazmadan gerçekleştirilmektedir. Fakat bazı testlerde kesin olarak kabul edilebilecek tek bir örnek tipinin olduğu unutulmamalıdır.

SERUM: Fibrin ve kan hücrelerinin koagülasyon ile çıkarılması sonucu ortaya çıkan kanın akışkan kısmıdır. Serum ayrılmak isteniyorsa yavaşça tüp duvarında oluşan pıhtı gevşetilir ve 5-10 dakika (3500 devir) santrifüj edilir. Hemen kuru bir tüp içine transfer edilir. Santrifüj cihazı yoksa pıhtılaşma işlemi tamamlanana kadar pıhtılaşma inhibitörü olmayan bir tüp içinde kan örneği dik bir şekilde bekletilerek de serum ayrılması sağlanabilir. Özellikle hemolitik örneklerde, serum ve kan pıhtısının tamamen ayırılmasının çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

PLAZMA: Bir pıhtılaşma önleyici antikoagülan ile koagülasyonu önlenmiş kanın akışkan kısmıdır. Kan ve antikoagülanın karışım oranı doğru şekilde olmalıdır, bunun aksi durumlarda hemoliz olabileceği unutulmamalıdır. Kan miktarı tüplerde belirtilen alt veya üst seviye dışında bir miktarda olmamalıdır.

Kan alımından hemen sonra, kan örneği tüpü hafifçe antikoagülan ile karışması için birkaç kez ters yüz edilmelidir. Plazma ayırılması planlanıyorsa 5-10 dakika (yaklaşık 3500 devir) santrifüj edilmeli ve kuru bir tüpe plazma aktarılmalıdır.

Aşağıdaki parametrelerin EDTA-plazmadan tespit edilmeyeceğini lütfen unutmayın:

  • Potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, alkalen fosfataz (ALP), glikoz.
  • Pıhtılaşma parametreleri (Sitratlı Plazma gerektirir).

EDTA’ lı kan: Kan ve trombosit sayımı, kan grubu testleri ve kan parazitleri analizlerinde EDTA’ lı kan alınmalıdır. Örnek gönderilene kadar buzdolabında muhafaza edilmelidir. Uzun süre depolanması MCV ve hematokrit değerlerinde artışa yol açabilir.

 

Kan frotisi

Kan örneklemesinden 4-6 saat sonrasında gerçekleşen hücre yaşlanması, sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle, mikroskobik sayım ve etken incelemelerinde EDTA’ lı kana ek olarak kurutulmuş kan frotisi gönderilmesi önerilir. Kan frotileri lökosit morfolojisindeki değişiklikler, trombosit sayımı, kan parazitlerinin ve hemotropik bakterilerin saptanması için kullanılır.

 

  • Bir pipet yardımı ile bir lama 1 damla kan yerleştirin.
  • 45°' lik açıyla lameli tutarak lam üzerindeki kan damlasına değdirin.
  • Lam üzerinde 30-45°’ lik açı ile lameli itin. Froti lamın 2 / 3' ünün üzerinde, boşluk kalmadan sorunsuz olarak dağılması gerekmektedir.
  • Yayma froti lamın ucuna doğru giderek daha ince olması gerekmektedir. Tamamen kurumasını bekleyin.

 

Sonuçları etkiyen faktörler

Hemoliz: hemolitik anemi veya örnekleme hatası nedeniyle gerçekleştiği ve değerlerin etkilenebileceği unutulmamalı, sonuçlar dikkatle incelenmelidir. Nedenleri;

- Dar enjektör ucu kullanımı,

- Enjektöre aşırı derecede vakumlama, örnek alınırken damar pompalama yöntemi uygulanması,

- Kan örneğini tüp içinde aşırı veya hızla karıştırma,

- Uzun süre depolama, yüksek sıcaklıklarda depolama, dondurma.

Lipemi: Kan serumu veya plazmanın yağı nedeniyle süt beyazı bir renk alması ve akışkanlığını kaybetmesi.

Nedenleri: Trigliseridler, besleme, obezite. Beslemeden kaynaklanan lipemiyi önlemek için kan örneği alımından 12 saat öncesinde hasta aç olmalıdır.

İkterus: Bilirubin, Albümin, protein, kolesterol, Glikoz testlerini etkiler.

Gün Işığına maruz kalma: Kan örneğinin gün ışığına maruz kalması bilirubini etkiler.

Postürün Etkisi: Ayakta duran bireyde kan hacmi, yatan bireye göre kadar daha azdır. Yatar durumdan dik duruma geçildiğinde plazma sıvısı hücre içine girer. Kan dik durumda alındığında tüm proteinler ve bunlara bağlı olarak taşınan maddelerin (ilaçlar da dahil) konsantrasyonları artar. Sonuçlarda karşılaştırma yapabilmek için kan her zaman aynı pozisyonda alınmalıdır.

Egzersiz: Aktivite süresi ve derecesine bağlı olarak AST, LDH, CK, üre, kreatinin, transferin, Serbest T4 değerlerinde artış; Hematüri ve proteinüri; glikozda değişimler; plazma renin aktivitesi, aldosteron, büyüme hormonunun patolojik düzeylere ulaşabileceği unutulmamalıdır.

Açlık ve gıda etkisi: Glikoz, Lipidler (özellikle trigliserid), Demir, Ürik asit, Vitamin B12, Folik asit açlık süresinin az olmasından en çok etkilenen testlerdir. Açlık süresi uzadığında Bilirubin, Trigliserid, Glikoz sonuçlarında hatalar görülebilir.

İlaç uygulamaları: Test yorumlarken kullanılan ilaçların etkisi göz önüne alınmalıdır.

Ateş: Serum hormon düzeyleri, lipidler, kalsiyum, ürik asit gibi birçok parametreyi etkiler.

Transfüzyon: Verilen kan miktarına bağlı olarak plazma protein konsantrasyonu yükselir. Glikoz çözeltilerinin infüzyonu, plazma fosfor ve potasyum konsantrasyonları azalır.

Yaş, Cinsiyet, Tür / Irk: Farklı referans değerlerin mevcut olabileceği unutulmamalıdır.

Gebelik: Tüm laboratuvar test sonuçlarını yorumlarken dikkate alınmalıdır.

Diurnal Ritm (Günlük ritim): Gün içerisinde bazı analitlerin salınımı, metabolizması ya da dolaşıma geçişinde değişiklikler görülebilir. Demir, kortizol, glikoz tolerans testi gibi.

Mevsimsel Değişiklikler: Yaz ve kış mevsimi arasında vitamin D, trigliserid ve total kolesterol düzeyleri farklılık gösterebilir.

Rakım: Yüksek rakımlarda Hemoglobin, hematokrit ve CRP artışı görülür.

Hospitalizasyon: Uzayan hospitalizasyonda kan plazması azalır; Hematokrit artar; total protein ve albümin azalır; kalsiyum, sodyum, potasyum, fosfor ve sülfat artar; kortizolün ritmi değişir.

 

Hemolizli ya da lipemik örneklerde görülen değişiklikler

 

Sonucu etkiyen faktörler
Hemoliz
Lipemi
İkterus
Albumin
Artma
Azalma
 
ALP
Artma
Artma
 
ALT
Artma
Artma
 
Amilaz
Değişken
Azalma
 
AST
Artma
Artma
 
Bilirubin
Değişken
Artma
Artma
CK - Kreatin kinaz
Artma
 
 
Çinko
Artma
 
 
Demir
Artma
 
 
Folik asit
Azalma
 
 
Fosfor
Artma
Artma
 
Fruktozamin
Artma
 
 
GGT
Değişken
Değişken
 
Glikoz
Azalma
Artma
 
Hematokrit
Azalma
 
 
Kalsiyum
Değişken
Artma
 
Kolesterol
Artma
Artma
 
Kreatinin
Azalma
Artma
 
LDH
Artma
 
 
Lipaz
Azalma
Azalma
 
Magnezyum
Artma
 
 
MCHC
Artma
Artma
 
Potasyum
Artma
 
 
RBC sayımı
Azalma
 
 
Safra asitleri
Azalma
Artma
 
Selenyum
Artma
 
 
Sodyum
 
Azalma
 
Total protein
Artma
Artma
 
Trigliserid
 
Artma
 

ÖNEMLİ: Hormonal analizler ya da serolojik testler de hemoliz ve lipemiden etkilenebilir. Biyokimya ve hormon testleri için gerekli minimum serum miktarının 0,5 ml olduğu unutulmamalıdır.

 

Bekletilen idrarda görülen değişiklikler

 

 
Değişiklikler
Nedeni
Renk ve berraklık
Koyu ve bulanık
RBC lizisi; bakteri üremesi
pH
Artma
Üreaz üreten bakteri çoğalması, amonyağın üreye parçalanması
Bilirubin
Azalma
Güneş ışığı etkisi
Silendir
Dağılma
Düşük dansite; düşük pH; yüksek sıcaklık; kuvvetli sarsılma
Sediment
Kristal ve amorf içerik artışı
Düşük sıcaklıkta depolama; buharlaşma; pH değişimi
Epitelyal hücreler
Morfolojik değişimler, dağılma
Düşük dansite ve osmolalite
Lökositler
Şişme, lizis, vakuolleşme
Düşük dansite ve osmolalite
Eritrositler
Çentiklenme, lizis
Düşük dansite ve osmolalite
Bakteri
Üreme
Yüksek sıcaklık
 

 

Bakteriyoloji testleri için örnek alınması

Örnek alma zamanı

Örnekler antibiyotik tedavisinden önce alınmalıdır. Antibiyotik uygulaması yapıldıysa yeterli süre sonunda (parenteral uygulamalar için 72 saat) örneğin alınması tavsiye edilir.

 

Örnek alma yeri

Örnekler, sağlıklı ve iltihaplı doku sınırlarından alınmalıdır. Patojen mikroorganizmaları içeren bölgeler bu bölgelerdir. Diğer örnek alınacak bölgeler; irinli lezyonlar, kulakta inflamatuvar alanlar ve apsedir (irin oluşumlarından genellikle bakteri üremeyebileceği unutulmamalıdır).
 

Örnekleme tekniği

Bakteriyoloji için örnek toplarken yabancı maddelerle kontaminasyonu önlenmelidir. Ayrıca, örnek hazırlanması veya ulaşım sırasında da oluşabilecek kontaminasyon önlenmelidir.

Svablar: Farklı bölgelerden örnek toplamak için pamuklu svablar kullanılabilir. Mümkünse besiyerli svablar tercih edilmelidir. Kuru svabların kullanıldığı durumlarda bakterilerin ortamda var olsalar bile üretilememe riski vardır. Eğer lezyon yüzeyi çok kuruysa, svabın ucunun steril bir sıvı ile nemlendirilmesi yararlı olabilir.

İdrar: Kimyasal madde ile kaplanmamış kap ya da tüplerde idrar örneği gönderilmesi gereklidir. Sitosentez veya kateter ile alınan idrar tercih edilmelidir. Doğal yollardan alınan idrar vücut yüzeylerinden veya çevreden kaynaklanan mikroorganizmaları içerebilir. Çevre örneklerinden alınan idrar örnekleri testler için uygun değildir. Steril idrar kapları ile gönderim yapılmalıdır.

Biyopsi: Steril kapaklı kaplarda gönderilmelidir. Taşınma süresi uzun olacağı biliniyorsa, dondurulmuş olarak gönderilmesi tercih edilmelidir.

Biyolojik sıvılar: Sinoviyal sıvı, beyin omurilik sıvısı, aspirat, süt vs. sıvılar; steril, kimyasal madde ile kaplanmamış kap ya da tüplerde gönderilmesi gerekmektedir. Eğer anaerobik kültür talebiniz olacaksa, atmosferik oksijen ile örneğin temasını sınırlandırmaya özen gösteriniz. Materyalin 0,5-2 ml olması yeterlidir.

Kan kültürü: Kandan bakteri kültürü; laboratuvarımızdan edinilebilecek özel kültür şişeleri gerektirir. Rutin olarak kullanılan kan tüpleri kan kültürü için uygun değildir. Örnekler tamamen steril koşullarda alınmalıdır. Kan örneği enjektör ile alındığı sırada kan kültürü şişeleri hazır olarak bulunmalıdır. Kan şişesine aseptik koşullara dikkat ederek minimum 5 ml kan örneği aktarılmalı ve yavaşça karıştırılmalıdır. Kan örneği içeren şişeler, oda sıcaklığında muhafaza edilmeli ve mümkün olduğunca kısa sürede laboratuvara gönderilmelidir.

 
NOT: Svab, idrar, biyolojik sıvı örnekleri; gönderme zamanı gecikecek ise, örnek dondurulabilir, ertesi gün gönderilecek ise, 2 ila 8 ° C saklanabilir. Strafor paket içinde kuru buz ile birlikte soğuk zincir bozulmadan gönderilmelidir.

 

Mikoloji (mantar) testleri için örnek alınması

Maya veya dermatofit kültürü için örnek alınırken bakteriyoloji testlerinde uygulanan sterilite koşullarına dikkat edilmelidir.

Mayalara yönelik mantar kültürü svab ile gönderilmelidir. Mukozal membranlardan örnek toplanırken membranöz ve irin içeren bölgelerden alınmasına dikkat edilmelidir.

Dermatofitlerin izolasyonunda, %70’ lik alkol ile bölgenin dezenfekte edilmesi patojen mantarların ve bakterilerin arındırılmasında yararlıdır; bu işlem mikolojik kültürde baskın olarak görülecek patojen olmayan herhangi bir etkenin gelişmesini önler.

En iyi örnek deri kazıntısı veya tüylerin kökünü içeren örnektir. Makasla kesilmiş kıllar, mikolojik test için uygun değildir. Örnek sağlıklı ve lezyonlu doku sınırlarından alınmalı ve kuru bir kap ya da tüp içinde yeterli miktarda gönderilmelidir.

Dışkı svabı mantar kültürü için uygun değildir, dışkıda mantar testi için dışkı örneği gönderilmesi gerekir.

Mikolojik örnek alırken Wood lambasından da faydalanılabilir. In vivo olarak belirli mor ötesi (UV) ışık altında dermatofitlerin (Microsporum canis için %50-70 oranında pozitiflik) floresan vermesi ile karakterizedir. Köpeklerden çok kedilerde kullanımının daha uygun olduğu belirtilmiştir. Diğer dermatofitler; M. equinum, M. audouini, M. distortum ve Trichophyton schoenleinii’ in de floresan özelliği bulunmaktadır. Lamba üzerinde bulunan bir büyüteç yararlıdır. Kabuklar ve topikal ilaçlar donuk sarı yeşil parlama yaratır. Lambaların 5-10 dakika ısıtılması gerekebilir, floresan 5 dakika gecikmeli olarak belirebilir.

Bir lezyondan bakteriyolojik ve mikolojik inceleme yapılması isteniyorsa, önce bakteriyolojik örnek alınmalı ve besiyerli svab içine konmalı, bunu takiben, %70 alkol ile dezenfekte ederek steril bir kaba mikolojik örnek alınmalıdır.

NOT: Deri kazıntıları; soğuk zincir ile değil, oda ısısı sıcaklığında gönderilmelidir. Alınan örnekler karanlık bir yerde, oda sıcaklığında saklanmalı ve bakteriyel üremenin önlenmesi için 1 gün içinde laboratuvara gönderilmedir.

Svab, idrar, biyolojik sıvı örnekleri; gönderme zamanı gecikecek ise, örnek dondurulabilir, ertesi gün gönderilecek ise, 2 ila 8 ° C saklanabilir. Strafor paket içinde kuru buz ile birlikte soğuk zincir bozulmadan gönderilmelidir.

 

Histopatoloji ve sitoloji testleri için örnek alınması

Aşağıda belirtilen örneklerin histopatoloji ve sitoloji testleri yapılmaktadır:

• Neoplazi, deri biyopsileri (punch), organ biyopsileri, aspiratlar, dokularda bulunan herhangi spesifik olmayan değişiklikler histopatolojisi, doku veya organlara ait ameliyat veya otopsi sırasında alınan örnekler.

• Vücut sıvıları (örn. kan, eklem veya pleura sıvıları, idrar) veya organlardan alınan aspirasyon sitolojisi (örn. meme bezi, böbrek, karaciğer, tiroid bezi veya lenf bezleri)

• Vajinal yayma sitolojisi (vajinal sitoloji)

İdeal örnek hazırlamada önemli kurallar

• Açık bir şekilde patoloji formu doldurulmalıdır.

• Tüm örnekler tamamen fiksatif kaplı şekilde teslim edilmelidir. Örneğin yeterli miktarda olmasına ve örneğin tamamen fiksatif içinde olduğundan emin olun. Otolitik süreçlerden kaçınmak için bu aşama son derece önemlidir.

• Geniş ağzı olan kapları kullanmaya özen gösterin. Fikzatifler örneğin sertleşmesine yol açar ve eğer açıklık çok küçükse örnek çıkarılırken yaşanan ezilmelerden dolayı artifaktlar oluşabilir.

 

Dışkı parazitolojisi testleri için örnek alınması

Örnek toplama ve gönderme

Dışkı örnekleri ideal olarak doğrudan rektumdan alınmalıdır. Rektal bir örnek toplanamıyorsa, taze dışkı toplandığından emin olunmalıdır. Yerden toplanan dışkı örneklerinde kısa süre içinde serbest yaşayan nematodlar ile kontamine olma riski vardır.

Güvenilir sonuçların alınması için ceviz büyüklüğünde dışkı alınması gereklidir. Örnekler, sıkıca kapatılmış ve korumalı kaplar içine konulmalı, soğutulduktan sonra doğrudan laboratuvara gönderilmelidir. Örnek gecikmeli olarak gönderilecek ise, buzdolabında muhafaza edilmelidir. Parazit larvaları bu süreçte zarar görmezler, fakat ookist ve yumurta gelişimi engellenebilir.

Parazitler veya parazit parçaları fekal örnekten ayrı ise, (formalin olmadan) fizyolojik tuzlu su çözeltisi içinde düz tüp içinde gönderilebilir.

Parazitoloji testleri sonuçları

Her tanı yönteminin bazı sınırlamaları vardır. Pozitif sonuçlar doğrudan parazit infeksiyonuna işaret ederken negatif sonuçlar parazit enfestasyonu tanısını ekarte etmeye yetmeyebilir. Birçok farklı test uygulaması parazitlerin varlığını doğrulamak için gerekebilir.

Parazit infeksiyonlarının çeşitli aşamalarında sürekli olarak parazit atılımı olmadığından, 3 gün aralıklarla toplanan dışkı örneklerinin test edilmesi tavsiye edilir. Hayvan sürüleri test edilecekse, tek bir hayvandan değil, rasgele alınan örnekler bir araya getirilebilir.

 

Not: Ayrıntılı bilgiler için lütfen ilgili bölümleri inceleyiniz.

 

 

KEDİ ve KÖPEKLER İÇİN GENEL KONTROL PANELLERİ

 

Genel tarama ve kontrol panelleri hastanın sağlık durumu hakkında geniş bilgi sağlar. Klinik belirtilere göre; panellere sizin ekleyeceğiniz ek testler uygulanabilir veya özelleştirilebilir.

 

Geniş Check-up (1 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan)

Böbrek

Üre (BUN), kreatinin, sodyum, potasyum, fosfor

Karaciğer

Bilirubin (total), ALT (GPT), ALP, γ-GT (GGT), AST (GOT), total protein, albumin

Pankreas

Glikoz, amilaz, lipaz, kolesterol, fruktozamin, pankreatik amilaz

Kas

CK, LDH, kalsiyum, magnezyum

Metabolizma

Trigliserid

Hematoloji

Geniş kan sayımı (Tam kan sayımı + formül lökosit + retikülosit)

 

Rutin Kontrol (1 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan)

Tam Kan sayımı, Glikoz, Üre (BUN), Kreatinin, Kolesterol, Total Protein, Albumin, AST, ALT, ALP, GGT, Kalsiyum (Ca), Fosfor (P)

 

Basit Check-up (1 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan)

Tam Kan Sayımı, Üre (BUN), Kreatinin, Total Protein, Sodyum (Na), Potasyum (K), Fosfor (P), Bilirubin (total), ALT, ALP, AST, Glikoz, α-Amilaz, Kolesterol, CK (kreatinin kinaz), LDH (Laktik Dehidrogenaz), Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg)

 

Anestezi Paneli (1 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan)

Hemogram, Glikoz, Üre (BUN), Kreatinin, AST, ALT

 

 

HASTALIK PANELLERİ

 

Anemi paneli (1 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan)

Hemogram, formül lökosit, retikülosit, total protein, bilirubin, Demir-Demir Bağlama, Ferritin, LDH, Antinüklear Antikor (ANA)

 

Diyabet Paneli (2 ml EDTA' lı kan + idrar + 0,5 ml Serum)

Glikoz, insülin, fruktozamin, HbA1C, tam idrar analizi

 

İnfeksiyon Paneli Genel (2 ml EDTA' lı kan + İdrar + Svab)

Hemogram, tam idrar analizi, AST, ALT, kültür antibiyogram, CRP

 

Kan Hastalıkları Paneli-Köpek (1 ml Serum)

Babesia spp. IgG / IgM – IFA, Ehrlichia spp. IgG / IgM – IFA, Dirofilaria immitis Ag – ELISA, Leishmania spp. IgG / IgM – IFA, Borellia burgdorferi IgG / IgM – IFA

 

İnfeksiyon Paneli-Kedi (0,5 ml Serum)

FeLV Ag – ELISA, FIV Ab – ELISA, FCoV Ab – ELISA

 

Feline İnfeksiyöz Peritonitis Paneli (FIP) (2 ml EDTA' lı kan + 1 ml Serum/Periton Sıvısı)

Serum örneği (+ EDTA’ lı kan örneği)' nden; Total Bilirubin, Total Protein, Albumin, AST, FCoV Ab – ELISA (+ Hemogram, Formül Lökosit)

Periton Sıvısı (+ EDTA’ lı kan örneği)' nden; Rivalta testi, Total Protein, Albumin, FCoV Ab – ELISA, Lökosit ve Eritrosit sayımı, dansite (+ Hemogram, Formül Lökosit)

 

Nörolojik Panel (Köpek) (1 ml Serum)

Bartonella henselae IgG / IgM – IFA, Borrelia burgdorferi (Lyme) IgG / IgM – IFA, Distemper Virus IgG / IgM – ELISA, Neospora caninum IgG / IgM – IFA, Toxoplasma spp. IgG / IgM – IFA

 

Geriatrik Panel (1 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan)

Geniş Check-up + T4 + free T4

 

Polidipsi-Polyüri Paneli (2 ml EDTA' lı kan + 1 ml Serum)

Üre, Kreatinin, Glükoz, Fruktozamin, Kolestrol, ALP, ALT, Ca, Fosfor, Total T4, Hemogram

 

Pıhtılaşma Bozuklukları Paneli (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat])

APTT, D-Dimer, Faktör VIII, Fibrinojen, PT

 

ZOONOTİK HASTALIK PANELLERİ

 

Panel 1 – Kedide Kan ve Dışkıdan Bulaşan Zoonoz Hastalıklar

20 gr. Dışkı ve 1 ml Serum

Kanda İncelenen Etkenler:

- Kist Hidatik - Echinococcus granulosus (Antikor) IgG – IFA

- Toksoplazmozis - Toxoplasma gondii (Antikor) IgG – ELISA / IgM – IFA

Dışkıda İncelenen Etkenler:

- Toxocara spp., Isospora spp. Ancylostoma spp., Taenia spp., Entamoeba histolytica, Trichomonas spp. – Gaitada Parazit İncelemesi

- Helicobacter pylori (Antijen) – Hızlı Test

- Giardia spp. (Antijen) – Hızlı test

 

Panel 2 – Kedide Deri Yoluyla Bulaşan Zoonoz Hastalıklar

Deri Kazıntısı

- Deri Parazitleri - Sarcoptes spp., Demodeks spp., pire

- Mantar Kültürü – Microsporum spp., Trichophyton spp.

- Deriden Kültür ve Antibiyogram

 

Panel 3 – Kedide Ağız, Solunum ve Vücut Sıvıları ile Bulaşan Zoonoz Hastalıklar

Boğaz-Burun-Ağız Bölgesi Svabı, 1 ml Serum

Kültür ve Antibiyogramda İncelenen Etkenler:

- MRSA (Metisilin Dirençli Stafilokoklar), GSBL (Geniş Spektrumlu Beta Laktamaz Dirençli Enterobacteriaceae üyeleri), Pasteurella multocida, Salmonella spp.)

Kanda İncelenen Etkenler:

- Bartonella henselae (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Leptospira spp. (Antikor) IgG / IgM – IFA

 

Panel 4 – Köpekte Kan ve Dışkıda Buluşan Zoonoz Hastalıklar

20 gr. Dışkı ve 1 ml Serum

Kanda İncelenen Etkenler:

- Kist Hidatik - Echinococcus granulosus (Antikor) IgG – IFA

- Toksoplazmozis - Toxoplasma gondii (Antikor) IgG – ELISA / IgM – IFA

- Neospora caninum (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Kalp kurdu (Heartworm – Dirofilaria immitis) (Antijen) – ELISA

Dışkıda İncelenen Etkenler:

- Toxocara spp., Isospora spp. Ancylostoma spp., Taenia spp., Entamoeba histolytica, Trichomonas spp. – Gaitada Parazit İncelemesi

- Helicobacter pylori (Antijen) – Hızlı Test

- Giardia spp. (Antijen) – Hızlı test

 

Panel 5 – Köpekte Deri Yoluyla Bulaşan Zoonoz Hastalıklar

Deri Kazıntısı

- Deri Parazitleri - Sarcoptes spp., Demodeks spp., pire

- Mantar Kültürü – Microsporum spp., Trichophyton spp.

- Deriden Kültür ve Antibiyogram

 

Panel 6 – Köpekte Ağız, Solunum ve Vücut Sıvıları ile Bulaşan Zoonoz Hastalıklar

Boğaz-Burun-Ağız Bölgesi Svabı, 1 ml Serum

Kültür ve Antibiyogramda İncelenen Etkenler:

- MRSA (Metisilin Dirençli Stafilokoklar), GSBL (Geniş Spektrumlu Beta Laktamaz Dirençli Enterobacteriaceae üyeleri), Pasteurella multocida, Salmonella spp.)

Kanda İncelenen Etkenler:

- Brucella canis (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Leptospira spp. (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Lyme – Borrelia burgdorferi (Antikor) IgG / IgM – IFA

 

KAN NAKLİ İLE BULAŞAN HASTALIK PANELLERİ

 

Panel 7 – Kedide Kan Nakli Öncesi Taraması Önerilen Hastalıklar

2 ml EDTA’ lı tam kan, 2 ml Serum

Kan parazitlerinin kanda aranması (yayma froti): Cytauxzoon felis, Haemobartonella felis (Mycoplasma haemofelis), Anaplasma spp.

Serolojik testler:

- Bartonella henselae (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Toxoplasma spp. (Antikor) IgG / IgM – IFA

- FeLV (Antijen) – ELISA

- FIV (Antikor) – ELISA

 

Panel 8 – Köpekte Kan Nakli Öncesi Taraması Önerilen Hastalıklar

2 ml EDTA’ lı tam kan, 2 ml Serum

Kan parazitlerinin kanda aranması (yayma froti): Haemobartonella canis, Anaplasma spp., Babesia spp., Ehrlichia spp. ve Theileria spp.

Serolojik testler:

- Babesia spp. (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Leishmania spp. (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Ehrlichia spp. (Antikor) IgG / IgM – IFA

- Kalp kurdu (Heartworm - Dirofilaria immitis) (Antijen) – ELISA)

 

 

ORGAN PANELLERİ

 

Aspirat Paneli (Aspirasyon sıvısı)

Sitoloji, total protein, dansite

 

Elektrolit Paneli (0,5 ml Serum)

Na, K, Ca, Cl, Mg, P

 

Dermatoloji Paneli I (2 ml EDTA' lı kan + 0,5 ml Serum + deri kazıntısı)

Hemogram, ALT, AST, T4, östrojen, testesteron, mantar ve parazit direk inceleme

 

Dermatoloji Paneli II (0,5 ml Serum + deri kazıntısı)

Mantar ve parazit direk inceleme, Antinüklear Antikor (ANA)

 

Gastrointestinal Panel (Köpek) (2 ml EDTA' lı kan + 0,5 ml Serum + dışkı)

Hemogram, lipaz, amilaz, dışkıda gizli kan – parazit, Parvovirus Ag – ELISA, Distemper Virus Ab – ELISA

 

Gastrointestinal Panel (Kedi) (2 ml EDTA' lı kan + 0,5 ml Serum + dışkı)

Hemogram, lipaz, amilaz, dışkıda gizli kan – parazit, FCoV Ab – ELISA, FIV Ab – ELISA

 

Geniş Kan Tablosu (2 ml EDTA' lı kan)

Hemogram, Formül Lökosit, Kan sitolojisi

 

Kardiyak Panel (1 ml Serum + 2 ml EDTA' lı kan + 2 ml Lityum Heparinli kan)

Ck-MB, troponin İ, troponin T, NT-pro-BNP

 

Karaciğer Paneli (2 ml EDTA' lı kan + idrar + 0,5 ml Serum)

Hemogram, ALT, AST, ALP, bilirubin, total protein, glikoz, trigliserid, üre, tam idrar analizi

 

Kas paneli (0,5 ml Serum)

CK, LDH, AST, Ca

 

Pankreas Paneli (2 ml EDTA' lı kan + 0,5 ml Serum)

Hemogram, amilaz, lipaz, Canine TLI

 

Böbrek Paneli (2 ml EDTA' lı kan + 0,5 ml Serum + idrar)

Hemogram, tam idrar analizi, idrar kültürü, üre (BUN), kreatinin, Na, K, Ca, P, Cl

 

Serobrospinal Sıvı Paneli (CSF) (Beyin-omurilik sıvısı)

Hücre sayısı, total protein, dansite, bakteriyolojik inceleme, sitoloji

 

Tiroid Paneli (Köpek) (1 ml Serum)

Total T4, Free T4, TSH, Total T3, Free T3

 

Tiroid Paneli (Kedi) (1 ml Serum)

Total T4, TSH, Total T3

 

 

HEMATOLOJİ

 

Tam kan sayımı (2 ml EDTA’ lı kan) Cell counter

Eritrosit (RBC), Ort. hücre hacmi (MCV), Ort. hücre hemoglobini (MCH), Ort. hücre hemoglobin konsantrasyonu (MCHC), Hemoglobin (Hgb), Hematokrit (Hct), Lökosit (WBC), Trombosit (PLT)

Eritrosit (RBC): RBC' ler eritropoietin uyarımı ile kemik iliğinde üretilir. Normalde, dolaşımda birkaç ay boyunca bulunurlar (köpek, 120 gün; kedi, 70 gün) ve dalak makrofajları tarafından kaldırılırlar. Otomatik hücre sayıcılar en doğru RBC sayılarını bildirir. Manuel sayımlarda hata olasılığı artar. RBC sayısı, hemoglobin konsantrasyonu ve PCV tüm eritrosit kitlesinin total ölçümüdür ve genellikle birlikte artar ve azalır.

Artma (polisitemi, eritrositoz):

Hemokonsantrasyon

Dalak kasılması

Hipoksi (kalp ya da akciğer hastalığı)

Yüksek rakım

Eritropoietin üreten tümörler

Azalma (anemi):

Kronik hastalıklara bağlı anemi

Eritropoietin eksikliği (kronik böbrek yetmezliği)

Kan kaybı (Travma, ameliyat, GI ülserasyon, neoplazma, Parazitizm)

Hemoliz

İmmün aracılı (primer veya sekonder)

RBC parazitleri

Çinko veya bakır toksisitesi, Yılan zehirlenmesi

Parçalanma (Tromboz, neoplazma, kalp kurdu)

Endokrinopati (örn. Hipotiroidizm)

Demir eksikliği

Kemik iliği hastalıkları

İnfeksiyon (örn. FeLV, FIV, panleukopenia, parvovirus, Ehrlichia canis)

Zehirin neden olduğu kemik iliği hasarı

Eritroid miyeloproliferatif veya miyelodisplastik hastalıklar

Sonucu etkiyen faktörler:

Kemik iliğine zarar veren ilaçlar (albendazol, sülfonamid, östrojen, fenobarbital [köpek], griseofulvin ve kloramfenikol [kedi]); RBC’ yi azaltır.

Kronik yüksek doz glukokortikoid kullanımı RBC sayısını artırabilir.

Aşırı hidrasyon nedeniyle azalabilir, Dehidrasyon nedeniyle artabilir.

Hemoliz ve donma etkisi ile azalma meydana gelir.

Pıhtılaşan kan örneklerinde trombosit, RBC ve WBC sayıları yapay olarak düşük görülebilir.

Örneğin tekrar işleme alınması yapay olarak azalmış RBC sayımına neden olabilir.

Bazı ırkların (Greyhound, Dakhund) RBC sayımları ortalamanın üzerindedir.

Genç hayvanlar düşük RBC sayımlarına sahip olabilir.

Gebeliğe bağlı plazma hacmi genişleyerek ve RBC konsantrasyonu düşebilir.

Lütfen dikkat: Kemik iliği hastalıklarında sıklıkla anemiden önce lökopeni ve trombositopeni görülür (RBC’ lerin yaşam süresinin uzun olmasından dolayı).

Hem Hct hem de total proteinin azalması kan kaybını işaret eder, fakat stresli köpeklerde dalak kasılması nedeniyle Hct' in azalması maskelenebilir. Hem Hct hem de total proteinin artması hemokonsantrasyonu (dehidrasyon) işaret eder.

 

Ortalama hücre hacmi (MCV), [PCV (%) × 10 / RBC sayısı = MCV fL (10−15 L)], ortalama RBC boyutunu ifade eder. Artan MCV' ye makrositoz denir ve ortalamadan büyük olan RBC' leri gösterir. Azalan MCV' ye mikrositoz denir ve ortalamadan küçük olan RBC' lerin varlığını gösterir.

Ortalama hücre hemoglobin konsantrasyonu (MCHC), [Hgb (g / dL) × 100 / PCV (%)], ortalama bir RBC içindeki Hgb seviyesini gösterir. Azalan MCHC, hipokromazi olarak adlandırılır ve örnekte eritrositlerin hacim başına daha az Hgb içerdiğini gösterir. Artan MCHC hiperkromazi olarak adlandırılır ve genellikle yapay olarak gelişir, çünkü Hgb sentezi optimal bir Hgb seviyesine ulaştığında durur. Gerçek bir hiperkromazi, Hgb kaybı olmadan gelişen hücre hacmi kaybı nedeni ile (örn. Sferositler, eksantrositler, piritler) nadiren görülebilir.

Ortalama hücre hemoglobini (MCH), [Hgb (g / dL) x10 / RBC sayısı], MCHC' ye ek bilgi sağlamaz ve yorumlanamaz. MCHC, RBC başına Hgb seviyesinin daha doğru bir tahminidir.

 

MCV

Artma:

Retikülositoz

FeLV infeksiyonu

Konjenital poodle makrositozis

RBC aglütinasyon

Azalma:

Demir eksikliği

Portosistemik venöz şantlar

Karaciğer yetmezliği

 

MCHC

Artma:

Şiddetli lökositoz

İşaretli sferositoz

Azalma:

Retikülositoz

Demir eksikliği

Karaciğer yetmezliği (nadir)

Sonucu etkiyen faktörler:

İatrojenik veya patolojik hemoliz / lipemi MCHC' yi artırır.

Eritrositlerin aglütinasyonu MCV' yi artırabilir.

Kedilerin trombositleri büyük ve RBC' leri küçüktür, otomatik analizörler bu hücreleri ayırt etmekte zorlanabilir; Trombositlerin RBC olarak sayılması MCV' yi azaltır, MCHC’ yi artırır.

Hiperozmolarite, RBC şişmesine yol açar, artan MCV ve azalan MCHC ile sonuçlanır. Hipoozmolaritede ise, RBC’ ler büzülerek tam tersi sonuçlar alınır.

Uygun olmayan numune alma, kullanma veya depolama nedeniyle RBC’ lerin şişmesi veya kasılması; sırasıyla artan veya azalan MCV ile sonuçlanır.

EDTA tüpüne yetersiz kan alınması, kanın yoğun miktarda EDTA’ ya maruz kalmasına yol açar; MCV azalır, MCHC artar.

Kedi RBC' leri, köpek RBC' lerinden daha küçüktür ve daha düşük MCV' ye neden olurlar.

Sağlıklı Shiba Inu, Akita, Jindo ve diğer Asya kökenli köpekler daha düşük MCV' ye sahiptir, Greyhoundlar daha yüksek MCV' ye sahiptir.

Genç hayvanlar (<3-4 aylık) düşük MCV' ye sahiptir.

Lütfen dikkat: Makrositik-hipokromik anemi, çoğunlukla büyük ve az hemoglobin içeren çok sayıda olgunlaşmamış dolaşımdaki retikülositlerden kaynaklanır. Tipik olarak akut hemoraji veya hemolizi gösterirler.

Normositik-normokromik anemi, tipik olarak non-rejeneretiftir; kronik hastalık anemisi, eritropoietinin eksikliği (kronik böbrek hastalığı), endokrinopati (hipotiroidizm) veya kemik iliği hastalığı / hasarına bağlı gelişebilir. Genellikle, azalan WBC ve / veya trombosit eşlik eder.

Hipokromazik olan veya olmayan mikrositik anemi, tipik olarak kronik dış kanama (sıklıkla GI kanal) sonucu olarak gelişebilecek demir eksikliğine bağlıdır.

Artan MCHC' nin en yaygın nedeni hemoliz veya lipemidir.

 

Hemoglobin (Hgb): Hgb seviyesi, RBC sayısı ve PCV; RBC kitlesi ölçümleridir ve genellikle birlikte artar ve azalır. Hgb, kanın oksijen taşıma kapasitesinin ölçüsüdür, ancak bu ölçüm, PCV veya RBC sayımından daha fazla bilgi sağlamamaktadır. RBC boyutu normal sınırlar içinde ise, Hgb, belirlenen Hct veya PCV' nin yaklaşık üçte biri olmalıdır.

Artma:

Hemokonsantrasyon

Dalak kasılması

Hipoksi (Kalp ya da akciğer)

Yüksek rakım

Eritropoietin üreten tümorler

Primer eritrositoz

Azalma:

Kronik hastalık anemisi

Eritropoietin eksikliği (kronik böbrek hastalığı)

Kan kaybı (Travma, Neoplazma, Cerrahi müdehale, GI ülserasyon, Parazitizm)

Hemoliz

İmmün aracılı (primer veya sekonder)

RBC parazitleri

Çinko veya bakır toksisitesi

Parçalanma (Tromboz, neoplazma, kalp kurdu)

Yılan zehirlenmesi

Demir eksikliği

Endokrin bozukluklar (Hipotiroidizm)

Kemik iliği hastalığı (üretimin azalması)

İnfeksiyonlar (FeLV, FIV, panlökopeni, parvovirus, Ehrlichia canis)

Zehirin neden olduğu kemik iliği hasarı

Eritroid miyeloproliferatif veya miyelodisplastik hastalıklar

Beslenme eksiklikleri (nadir)

Sonucu etkiyen faktörler:

İatrojenik veya patolojik hemoliz / lipemi artışa neden olabilir.

Uygun olmayan kan örneği alma teknikleri ve bu örneklerin işleme alınması, hemoliz nedeni ile sonuçların artmasına neden olur.

Bazı ırkların Hgb seviyeleri (Greyhound ve Dakhund), ortalamadan daha yüksek olabilir.

Gebe köpeklerde hemoglobin konsantrasyonu azalabilir.

Yenidoğan hayvanlar (<6 aylık) yetişkinlere göre az Hgb konsantrasyonlarına sahiptir.

Kediler köpeklerden daha düşük hemoglobin konsantrasyonlarına sahiptir.

Lütfen dikkat: Plazma hacmindeki değişimler PCV ve Hgb konsantrasyonlarını etkileyeceğinden, yorumlama hastanın hidrasyon durumu ile birlikte yapılmalıdır.

 

Hemotokrit (Hct): Hücre hacmi (PCV) ve hematokrit (Hct) terimleri eş anlamlı olarak kullanılsa da değerleri farklıdır. PCV, tam kandaki RBC' lerin yüzdesini temsil eder. Kanla dolu mikrokapiler tüp santrifüj edilir ve RBC’ nin yüksekliği ölçülür. Hct, otomatik hematolojik analizörlerin hesapladığı bir sayıdır. Hematolojik analizörler RBC ve MCV’ yi ölçer ve

Hct%= RBCs × 106 / μL × MCV (fL) / 10 formülü ile Hct hesaplanır.

PCV azalırsa anemi, artarsa polisitemi veya eritrositoz mevcut olduğu anlaşılır. PCV, eritrosit kütlesindeki anormalliğin varlığını belirler, ancak altında yatan nedeni belirleyemez. PCV ölçümü ve otomatik analizör tarafından üretilen Hct’ nin karşılaştırılması ile analizörün kalite kontrolü yapılır. İki yöntem arasında %3-5' in üzerinde varyasyon varsa yöntemlerden birinde teknik bir sorun olduğu kabul edilir.

Artma:

Hemokonsantrasyon

Dalak kasılması

Hipoksi (Kalp ya da akciğer)

Yüksek rakım

Eritropoietin üreten tümorler

Primer eritrositoz

Azalma:

Kronik hastalık anemisi

Eritropoietin eksikliği (kronik böbrek hastalığı)

Kan kaybı (Travma, Neoplazma, Cerrahi müdehale, GI ülserasyon, Parazitizm)

Hemoliz

İmmün aracılı (primer veya sekonder)

RBC parazitleri

Çinko veya bakır toksisitesi

Parçalanma (Tromboz, neoplazma, kalp kurdu)

Yılan zehirlenmesi

Demir eksikliği

Endokrin bozukluklar (Hipotiroidizm)

Kemik iliği hastalığı (üretimin azalması)

İnfeksiyonlar (FeLV, FIV, panlökopeni, parvovirus, Ehrlichia canis)

Zehirin neden olduğu kemik iliği hasarı

Eritroid miyeloproliferatif veya miyelodisplastik hastalıklar

Beslenme eksiklikleri (nadir)

Sonucu etkiyen faktörler:

MCV ya da RBC sayımında gerçekleşen hatalar Hct’ i de etkiler.

RBC’ lerin aglütinasyonu Hct’ in azalmasına neden olabilir.

Kedilerin trombositleri büyük ve RBC' leri küçüktür, otomatik analizörler bu hücreleri ayırt etmekte zorlanabilir; Trombositlerin RBC olarak sayılması Hct' in artmasına neden olur.

EDTA tüpüne yetersiz kan alınması, kanın yoğun miktarda EDTA’ ya maruz kalmasına yol açar.

Kediler köpeklere göre daha düşük PCV' ye sahiptir.

Bazı köpek ırklarının PCV' si (Greyhound ve Dakhund) ortalamanın üstünde olabilir.

Yenidoğan hayvanların (<6 aylık) yetişkinlerden daha düşük PCV değerleri bulunur.

Gebe köpeklerde artan plazma hacmi nedeniyle PCV %29-35' e düşebilir.

Lütfen dikkat: Azalan Hct (PCV) değerlerinin kategorizasyonu;

Köpek: hafif, %30-37; orta, %20-29; şiddetli, %13-19

Kedi: hafif, %20-26; orta, %14-19; şiddetli, %10-13

Plazma hacmindeki değişimler PCV ve Hgb konsantrasyonlarını etkileyeceğinden, yorumlama hastanın hidrasyon durumu ile birlikte yapılmalıdır. Aynı zamanda Hct ve Total Protein (TP)’ in birlikte yorumlanması faydalı olabilir. Hem Hct hem de total proteinin azalması kan kaybını işaret eder, fakat stresli köpeklerde dalak kasılması nedeniyle Hct' in azalması maskelenebilir. Hem Hct hem de total proteinin artması hemokonsantrasyonu (dehidrasyon) işaret eder.

 

Lökosit (WBC): Tüm hücre tipleri kemik iliğindeki pluripotential hücreden köken alır. Sitokin ve büyüme faktörlerinin etkisiyle lökosit üretimi artar; infeksiyon, doku hasarı, alerjik reaksiyonlar ve immün aracılı hastalıklar gibi çeşitli koşullarda üretimi tetiklenir. Ayrıca, lenfoma veya lösemide hematopoietik hücreler kontrolsüz çoğalırlar.

WBC' ler granülosit ve agranülositlere ayrılabilir. Granülositler (Nötrofil, eozinofil ve bazofil) sitoplazmik granüller ve multiloid çekirdeklere sahiptir. Agranülositler, monosit ve lenfositleri içerir. Bu hücreler sitoplazmik granüllerden yoksundur ve genellikle düzensiz yuvarlak, fasulye şekilli çekirdeğe sahiptir.

Endikasyon:

İnflamasyon veya alerjik reaksiyonlar

Hematopoetik neoplazi / lösemi

İmmun sistemin baskılanmasının değerlendirilmesi

İlik fonksiyonunun değerlendirilmesi

Artma:

İnflamasyon / Doku nekrozu

Kortikosteroid etkileri

Hiperadrenokortisizm

Glukokortikoid tedavisi

Strese bağlı endojen kortizol salınımı

Epinefrin etkileri

Akut lenfoblastik / miyeloid-Kronik lenfositik / miyeloid lösemi

Lenfoma

Lökosit adezyon molekülü eksikliği

Azalma:

Aşırı periferik ihtiyaç durumu (Şiddetli inflamasyon ve / veya endotoksemi)

Azalan üretim

Aşırı kansızlık

İmmün aracılı prekursör hücre yıkımı

Akut lösemi

İnfeksiyöz hastalıklar (Parvovirüs, FeLV, FIV, Distemper, Histoplasma capsulatum, Cryptococcus neoformans, Rickettsial hastalıklar)

Sonucu etkiyen faktörler:

Glukokortikoid kullanımı lökositoza neden olabilir.

Lökopeni / pansitopeni ile ilişkili ilaçlar; albendazol, sefalosporinler, kloramfenikol, simetidin, östrojen, griseofulvin, fenobarbital, fenilbutazon, propranolol, sülfonamid ve kemoterapi ilaçları.

WBC sayısı, hiperlipidemi veya kümelenen trombositler tarafından artabilir.

Antikoagülan ile kötü karıştırılmış veya pıhtılaşmış kan kullanımı WBC sayısını azaltır.

Saklama süresinin artması veya uygun olmayan depolama koşulları WBC sayımını etkiler.

Belçikalı Tervuren ve Greyhoundlarda düşük WBC sayımları normaldir.

2 aylıktan küçük bireylerde WBC sayısı yükselebilir. Genç hayvanlar aşılama gibi antijenik uyarılara belirgin bir lenfositoz gösterebilirler. Bu gibi durumlarda klinik belirti görülmez ve zamanla normal aralıklarda sonuç alınır.

WBC sayımı gebelik sırasında hafifçe artabilir.

Lütfen dikkat: WBC sayımındaki anomaliler patolojik bir süreci gösterir, ek testler olmadan spesifik bir tanı sağlanamaz.

İnfeksiyöz, inflamatuvar ve ilaca bağlı değişimler; kalıtsal ve neoplastik vakalardan daha yaygındır.

WBC sayısında ciddi bir azalma kemik iliği yetmezliğine işaret edebilir.

Sürekli WBC sayımı yapılması ve formül lökosit uygulanması prognostik değere sahiptir.

 

Trombosit (PLT): Trombosit sayısı tayini ile trombosit üretmek üzere kemik iliğinin yeterliliği ile ilgili önemli bilgiler sağlanır ve trombosit tüketimi veya yıkımı gibi sürecin varlığı ortaya konur. Trombosit sayımı genellikle otomatik analizörlerle, hemositometre ile manuel olarak sayılarak veya kan smearleri ile tahmin edilerek yapılır.

Endikasyon:

Birçok hastalık ile ilgili veritabanı oluşturmak üzere

Primer hemostazis bozukluklarını gösteren bulgular (peteşiler, ekimozlar, mukozal kanama, burun kanaması)

Cerrahi müdehale veya organ biyopsi alımından önce

Artma:

İnflamasyon

Demir eksikliği

Neoplazmalar

Cerrahi müdehale / travma

Hiperadrenokortisizm

Splenektomi

Akut megakaryositik lösemi

Diğer miyeloproliferatif bozukluklar

Azalma:

Bağışıklık sistemin yıkımlanması

Trombosit tüketimi

Kanama

İnfeksiyon (Babesia spp., Ehrlichia canis, Anaplasma spp., Histoplasma spp., Rocky Dağı ateşi, Leishmania spp.)

Tromboembolik hastalıklar (DIC)

Hemodilüsyon

Bozulmuş üretim (kemik iliği hastalığı)

Sonucu etkiyen faktörler:

Kemik iliği supresyonu yoluyla trombositopeniye neden olan ilaçlar; kemoterapötik ajanlar, östrojenler (köpeklerde), fenilbutazon, sülfonamidler ve griseofulvin’ dir. Sekonder immün aracılı trombositopeni (IMT)’ ye neden olan ilaçlar; altın tuzları ve sülfonamidlerdir.

Şiddetli lipemi sonucu örnekte lipit damlacıkları mevcutsa PLT yapay olarak artabilir.

Kan ile antikoagülanın uygun olmayan bir oranı sonuçları etkiler.

12 saatten fazla süre bekletilmiş kan örneğinde trombosit yığınları görülür.

Kan örneği alınırken yaşanan problemler, trombositleri aktive eder, pıhtılaşmaya neden olur.

Travma ve / veya uzun süren kan alım süreçleri trombosit kümelenmesini tetikleyebilir.

Greyhoundlarda daha düşük PLT bulunur (80,000–148,000 / μL). Cavalier King Charles Spaniel ırkında da düşük sayımlar elde edilir. Otomatik analizörlerde genellikle bu ırkların bireylerinde bulunan dev trombositler ekarte edilir.

Otterhound (Su Samuru Tazısı) trombopatisi, genişleyen trombosit hacmi ile ilişkilidir.

Gebeliğe bağlı, plazma hacmi genişler, trombosit sayısı azalır.

Lütfen dikkat: Dalak hastalıkları ve neoplaziler ve trombosit sayılarını önemli ölçüde azaltabilir, inflamatuvar bozukluklar ise artırabilir.

Hafif trombositopeni (<100,000 / μL), üretim veya tüketimi etkileyen trombositopeniyi gösterir.

Orta trombositopeni (50,000–100,000 / μL), tüketimi (Hemoraji, tromboz, vaskülit, infeksiyon) göstermektedir.

Ağır trombositopeni (<20,000 / μL) tipik immün aracılı trombositopeni (IMT)’ dir.

Kemik iliği hastalığına bağlı trombositopenide, eş zamanlı olarak diğer sitopeniler de mevcuttur.

Trombosit sayısı >800.000 / μL olduğunda, genellikle trombositin aşırı üretimi veya kemik iliği stimülasyonunun bulunduğunu gösteren anlamlı bir trombositozu işaret eder.

Trombosit kümelerinin varlığında trombosit sayısı anlamlı bir biçimde düşük görülür. Küçük trombosit kümeleri veya fazla sayıda geniş hacimli trombosit mevcutsa, manuel sayım önerilir. Büyük trombosit kümeleri mevcut ise, herhangi bir yöntemle doğru bir sayım mümkün değildir.

 

Formül Lökosit (2 ml EDTA’ lı kan) Cell counter, Mikroskobi

Bazofil, Eozinofil, Lenfosit, Nötrofil, Monosit, Trombosit, Atipik hücreler; Anizositoz, Polikromazi

Formül lökosit testi ile; lökosit ve trombosit sayıları belirlenerek acil durumlarda kritik bilgiler sağlanmıl olunur ve analizörün sayısal sonuçlarının kontrolü olarak kullanılır. Herhangi bir hematolojik analizörün gözden kaçırılabileceği çeşitli hücreleri (bazofiller, blast hücreleri) ve morfolojik bulguları (polikromazi, toksik nötrofiller, reaktif lenfositler) belirleyebilir.

Endikasyon:

Hematoloji analizörü sonuçlarının doğruluğunu belirlemek,

Anemi nedeninin belirlenmesine yardımcı olmak,

İnflamasyon, hematopoietik neoplazi, kemik iliği hastalığı tanısı koymak,

Trombosit sayılarının değerlendirilmesi ile koagulopati incelemeleri yapmak.

 

Bazofil: Bazofiller, immün yanıtın düzenlenmesinde, özellikle hipersensitivite reaksiyonlarında görev alır. Bazofiller nötrofillerden daha büyük, bölümlere ayrılmış çekirdeklere sahiptir ve türlere göre farklı şekil ve boyanma özelliklerine sahip sitoplazmik granüller içerir. Kedilerin bazofilleri, soluk lavanta renkli granüle sahiptir. Köpek bazofillerinde az sayıda koyu mor (metakromatik) granüller bulunur. Her iki türün bazofilleri monositler ile kolaylıkla karışabilir.

Artma:

Aşırı duyarlılık reaksiyonları

Parazitizm

Mast hücresi tümörü

Timoma

Bazofilik lösemi

*Diğer miyeloproliferatif hastalıklarla ilişkili

Azalma:

Bazopeni klinik olarak anlamlı değildir

*Bazofili genellikle eozinofili ile birlikte görülür. Eozinofilinin olmadığı anlamlı bazofili, miyeloproliferatif bir bozukluğu düşündürmelidir.

 

Eozinofil: Eozinofiller kimyasal sinyallere yanıt olarak dokulara göç eder ve uzun süre boyunca dokularda kalabilir. Bu nedenle, dolaşımdaki eozinofil sayısı, doku konsantrasyonları ile her zaman paralel değildir. Eozinofiller genellikle deri ve mukozal yüzeylerde bulunur. Dolaşımda sayısının artması, parazitlere karşı bağışıklık yanıtı, mast hücre tümörü, lenfoma gibi neoplazmalar ve hipersensitivite bozuklukları ile ilişkilidir.

Eozinofiller nötrofillerden daha büyük; özel morfolojik ve boyanma özelliklerine, parçalanmış çekirdeğe ve karakteristik kırmızı-turuncu granüllere sahiptirler. Köpek eozinofillerinin boyutları değişkendir ve yuvarlak granüllere sahiptir. Kedilerin eozinofil granülleri küçük ve hafif çubuk şeklindedir. Greyhound ve Golden retrieverler, özellikle hızlı boyama teknikleri ile boyanmaya direnç gösteren anormal eozinofil granüllerine sahiptir.

Artma:

Aşırı duyarlılık reaksiyonları

Parazitizm (Endo / Ektoparazitler)

Kalp kurdu

Lenfoma

Hipoadrenokortisizm

Mast hücresi tümörü

İdiopatik eozinofilik sendromlar

Eozinofilik lösemi

Azalma:

Eozinopeni kedilerde anlamlı değildir.

Köpeklerde eozinopeni; kortikosteroid kullanımı, kemik iliği hipoplazisi / aplazisi ile ilişkilidir.

 

Lenfosit: Lenfosit sayısı lenfoid dokular arasında geçiş yapan lenfosit sayılarını yansıtır. Nötrofiller gibi, kanda bulunan lenfositler dolaşım ve dokularda bulunan lenfosit havuzları arasında dağılır ve bu odaklar arasındaki geçişler, periferik hücre sayımına yansıyabilir. Lenfositoz; heyecan (epinefrin), lenfoid hiperplazi ya da lenfositik neoplazmaya (Lenfoma veya lösemi) neden olan kalıcı antijenik uyarımdan kaynaklanabilir. Lenfopeni, lenfositlerin vücut bölümlerine dağılmasından (Kortizol sekresyonu veya antijenik uyarım ile), lenf dokusu kaybından veya lenfositlerin lize olmasından (Viral infeksiyon, kortizol) kaynaklanabilir.

Lenfosit morfolojisindeki değişiklikler; lenfosit sayısındaki değişiklikler gibi tanısal olarak anlamlıdır. Tipik olgun lenfositler, nötrofillerden daha küçük, soluk mavi sitoplazmalı ve yuvarlak çekirdeklidir. Antijenik uyarım sonucu gelişen (reaktif lenfositler) veya neoplastik olan (lenfoma, akut lenfoblastik lösemi) atipik lenfositler; genellikle nötrofillerden daha büyük, çekirdek boyutu daha fazla (köpek eritrositinden daha büyük çekirdek çapına sahiptir), sitoplazma hacmi artmıştır. Çekirdekler, kromatinin dağınık olması nedeniyle daha az boya alır. Bazı atipik lenfositler, yarılmış ve hafif lobüler çekirdeğe sahiptir. Reaktif lenfositler genelde küçük ila orta büyüklüktedir, ancak şiddetli antijenik uyarım ile büyük lenfositler görülebilir. Morfolojik özellikler bakımından neoplastik lenfositer ile reaktif lenfositler güvenli bir şekilde ayırt edilemez; hayvanın yaşı, inflamasyon varlığı veya immün aracılı hastalıklar gibi diğer bulgularla birlikte yorumlanmalıdır.

Artma:

Kronik antijenik uyarım

İnfeksiyonlar (Erlişiyozis, Leismaniyazis, Brusellozis, Kronik mantar infeksiyonu)

İnfeksiyöz olmayan ajanlar

Lenfoid olmayan neoplazma

İmmün aracılı hastalıklar

Fizyolojik değişimler (epinefrin vs.)

Heyecan (özellikle genç kediler)

Ağrı

Egzersiz etkisi

Hipoadrenokortisizm

Neoplazi (Lenfoma /Lösemi)

Azalma:

Glukokortikoid salınımı / tedavisi

Viral infeksiyonlar (Distemper, Parvovirüs, FeLV, FIV, Canine Hepatitis, Coronavirüs (enterit)

Akut inflamasyon (lenfositlerin dağılması)

İmmunosupresyon

Kemoterapötik ilaçlar

Radyasyon

Lenf kaybı

Konjenital immün yetmezlik

Sonucu etkiyen faktörler:

Bazı Basset Hound ırkı bireylerde, lenfopeni ile ilişkili kombine immün yetmezlik bulunabilir.

Yavru hayvanlar, yetişkinlerden daha fazla lenfosit sayısına sahip olabilir.

Özellikle aşılama sonucu antijenik uyarım alan yavru ve genç hayvanlarda reaktif lenfositler yaygın görülebilir. Antijenik stimülasyon, periferik kanda belirlenemeyecek şekilde doku lenfosit değişikliklerine neden olabilir. Lenfositler, referans aralıkta seyredebilir.

Lütfen dikkat: >20.000 lenfosit / μL kronik lenfositik lösemi düşündürmelidir. Köpeklerde kronik erlişiyozis (Ehrlichia canis)’ te, >40.000 lenfosit / μL' ye kadar şiddetli lenfositozis görülebilir.

Atipik lenfositler veya blast hücreleri lenfoma veya akut lösemi düşündürmelidir.

Lenfopeni, yetişkinlere kemik iliği supresyonu olarak yorumlanmamalıdır, çünkü yetişkinlerde lenfoid proliferasyonu büyük ölçüde periferik lenfoid dokularda gelişir.

Stresli veya hasta bir hayvanda lenfopeni görülmemesi, hipoadrenokortizmi düşündürmelidir.

Antijenik uyarım veya stres, yavrularda kronik lenfositik lösemiden çok daha olası bir sebeptir.

Lenfopeni, lenfomalı hayvanlarda lenfositozdan daha yaygındır (dolaşımdaki lenfositler, yayılmış tümör dokusundan dolayı göç edemez).

 

 

Nötrofil: İnfeksiyonlar (bakteriyel) ve doku hasarı nedeni ile nötrofil üretimi artar. Nötrofil sayımı, kemik iliği üretimi ile doku tüketimi arasındaki dengeyi, dolaşım ile doku arasındaki kaymalarını yansıtmaktadır. Nötrofil sayısı sadece dolaşımdaki nötrofilleri ifade eder. Glukokortikoid ve epinefrin, dokulardan dolaşıma doğru kaymaya neden olur, dolaşımdaki nötrofil sayısı belirgin derecede artar; endotoksinler ise tam ters etkiye sahiptir.

Nötrofil morfolojisi tanısal olarak anlamlıdır. Nötrofil için doku talebi artarsa; tam olarak bölünmemiş çekirdeğe sahip olgunlaşmamış nötrofiller sayısı artar (sola kayma). Nötrofillerin morfolojik anomalileri; kalıtsal bozukluklar (Pelger-Huetet anomalisi, mukopolisakkaridoz, Chediak-Higashi sendromu) ve infeksiyöz ajanlardır (Distemper, Ehrlichia spp., Anaplasma spp.).

Artma:

İnflamasyon

Kortikosteroid etkileri

Hiperadrenokortisizm

Glukokortikoid tedavisi

Hastalık stresine bağlı

Endojen kortizol salınımı

Epinefrin etkisi

Kronik miyeloid lösemi

Azalma:

Aşırı periferik talep (Ciddi inflamasyon / endotoksemi)

Azalan üretim

Aplastik anemi

İmmün aracılı prekursör hücre yıkımı

İnfeksiyon (Parvovirüs, FeLV, FIV, Distemper, Canine hepatitis, Cryptococcus neoformans)

Akut lösemi

Miyelodisplastik sendrom

Sonucu etkiyen faktörler:

Glukokortikoidler segmente olmuş nötrofil artışına neden olur.

Nötropeni veya pansitopeni ile ilişkili ilaçlar; albendazol, sefalosporinler, kloramfenikol, simetidin, östrojen, griseofulvin, hidralazin, fenobarbital, antikonvülsan, propranolol, sülfonamid ve çok sayıda kemoterapi ilacı.

Belçikalı Tervuren veya Greyhoundlarda düşük nötrofil sayıları normal olabilir.

2 aylıktan küçük bireylerde ve gebelerde daha yüksek nötrofil değerleri görülür.

 

Monosit: Monosit / makrofajlar; infeksiyöz ajanları ve kalıntıları temizleme, hematopoezin düzenlenmesi, inflamasyon ve dokunun yeniden biçimlenmesinde önemli görevleri bulunur. Monositler de dolaşım ve dokuda bulunur ve kaymaları monosit sayımını değiştirebilir.

Periferal kan yaymalarında, monositler en büyük hücrelerdir. Çekirdeği pleomorfik; ince kromatin yapılı; yuvarlak, oval veya fasulye şeklinde parçalıdır. Büyük toksik nötrofillerle karışma ihtimali vardır. Oval nükleuslu monositler reaktif veya atipik lenfositlere benzeyebilir.

Artma:

İnflamasyon

Septisemi

Bakteriyel endokardit

Hemoliz

İmmün aracılı hastalık

Travma veya doku nekrozu

Glukokortikoid etkileri

Kronik hastalık stresi

Hiperadrenokortisizm

Kortikosteroid tedavisi

Neoplazi

Hematopoetik olmayan neoplazmalar

Monositik lösemi

Malign histiyositoz

Azalma:

Monositopeni klinik olarak anlamlı değildir

 

Retikülosit sayımı (2 ml EDTA’ lı kan) Cell counter, Mikroskobi

Endikasyon:

Anemik hayvanlarda kemik iliğinin rejeneratif yeteneğini belirlemek

Kan yaymasında, restikülositler eritrositlerden daha büyüktür, hem eozinofilik hemoglobin ve dağılmış bazofilik ribozomları içerdiği için polikromatofilik olarak ifade edilir. Polikromatofil ve retikülosit terimleri eş anlamlıdır ve artan retikülosit sayısı retikülositoz olarak adlandırılır.

Köpek ve kedilerin retikülosit sayısının artması, en az 3-4 hafta öncesinde başlayan anemiye karşı aktif bir rejeneratif yanıtı gösterir. Sonuç olarak daha az hemoglobin içeren, daha büyük ve olgunlaşmamış eritrositlerin salınması nedeniyle makrositik ve hipokromik anemi gelişir. Retikülositlerin yokluğu, aneminin azalan eritrosit üretimine bağlı olduğunu düşündürür. Bununla birlikte, kemik iliğinin anemiye cevap vermesi için 3-4 gün gereklidir, akut hemoraji veya hemolizden hemen sonra retikülositler görülmeyebilir.

Tek başına retikülosit yüzdesinin yorumlanması önerilmez, çünkü anemi derecesi belirlenemez, olgunlaşmış eritrositlerin azalması nedeniyle yükselir. Tüm türlerin retikülosit olgunlaşma süreleri bilinmediği için, retikülosit yorumlamalarına daima şüphe ile yaklaşılmalıdır.

Artma:

Akut kan kaybı

Travma

Neoplazmalar

Cerrahi müdehale

GI ülserasyonu

Hemostazis defektleri

Hemoliz

İmmün aracılı (primer / sekonder)

Kan parazitleri

Oksitleyiciler (örn. Asetaminofen, soğan)

Çinko veya bakır toksisitesi

Parçalanma (örn. DIC, neoplazma, kalp kurdu)

Yılan zehirlenmesi

Azalma:

Kemik iliğinin yanıt vermeden önce akut hemoraji veya hemoliz (<1–2 gün)

Kronik hastalık anemisi

Eritropoietin eksikliği (kronik böbrek hastalığı)

Endokrinopatil (örn. Hipotiroidizm)

Demir eksikliği (sekonder olarak kronik eksternal hemoraji ve mikrositer)

Kemik iliği hastalıkları (üretimin azalması)

İnfeksiyonlar (örn. FeLV, FIV, panlökopeni, parvovirus, Ehrlichia canis)

Zehir kaynaklı kemik iliği hasarı

Saf RBC aplazisi

Eritroid miyeloproliferatif veya miyelodisplastik hastalıklar

Beslenme eksiklikleri (nadir)

Sonucu etkiyen faktörler:

Çoğu mikoplazma etken veya büyük miktarda leke çökeltisi varlığı, retikülositlerin algılanmasını zorlaştırabilir.

Sağlıklı kedilerin dolaşımında çok sayıda retikülosit bulunabilir.

Köpeklerin kedilere göre daha fazla retikülosit cevabı vardır.

Lütfen dikkat: Altta yatan nedenin bulunamaması halinde; kronik non-rejeneratif, normositik, normokromik anemi vakalarında kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi, Demir eksikliği anemisi göz önüne alınarak demir analizleri, Kan kaybı kaynağını aramak için dışkıda gizli kan testi, İmmun aracılı hemolitik anemi tanısı için Coombs testi ek olarak yapılmalıdır.

 

Pıhtılaşma parametreleri

 

 

PT (Tromboplastin zamanı, Protrombin zamanı)

(1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Ekstrinsik pıhtılaşma bozuklukları şüphesine yönelik tarama testidir. PT sonucu, faktör VII' nin aktivasyonu ile pıhtılaşma sürecinin başladığı süresidir.

Endikasyon:

Koagülasyon faktörü (Faktör VII) eksiklikleri (kalıtsal / edinilmiş) taraması,

K vitamini antagonisti zehirlenmesi, K vitamini yetersizliği,

Hepatopati, Kolestatik hastalık,

DIC tanısı ve takibi,

Koumadin tedavisini izlemek

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz ve lipemi

Geçerli sonuçların alınmasında kanın sitrat ile oranı (9 kısım: 1 kısım) kritik öneme sahiptir

Koumadin, Antikoagülant ilaç veya rodentisitler PT' yi uzatabilir

Heparin, EDTA, düz cam tüp, serum-ayırıcı veya pıhtı aktivatörü içeren tüplere kan alınması

Yüksek veya düşük Hct, yetersiz kan alınması, sitratın fazla ya da yetersiz kullanılması

Damara girme tekniğinde yaşanan problemler nedeni ile oluşan ex vivo faktör aktivasyonu

Kalıcı kateterle alınan örneklerde heparin kontaminasyonu

Herediter faktör VII eksikliği; Beagle, Alaska Kurdu, Alaska Klee Kai, İskoç Geyik Tazısı ve domestik kısa tüylü kedilerde otozomal bir özellik olarak rapor edilmiştir.

Lütfen dikkat: Erken dönem K vitamini eksikliğinde aPTT' den önce PT süresi uzar. K vitamini eksikliğinin neden olduğu aktif kanamalı köpek ve kedilerde tipik olarak uzun süreli aPTT ve PT bulunur. Trombin zamanı ve fibrinojen, K vitamini eksikliğine karşı duyarsızdır.

aPTT, PT ve Trombin zamanı (düşük fibrinojen ile birlikte), sıklıkla şiddetli karaciğer yetmezliği veya hemorajik dissemine intravasküler koagülasyon (DIC) ile uzar.

Kalıtsal faktör VII eksikliği olan köpek ve kedilerde uzamış PT, fakat normal aPTT bulunur.

 

aPTT (Aktif parsiyel tromboplastin zamanı) 

(1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

İntrinsik (Faktör VIII, IX, XI, XII) ve ortak (Faktör II, V ve X) pıhtılaşma faktörlerinin aktivite testidir. Faktör eksikliği, koagülasyon inhibisyonu ve antikoagülan tedavisi izlemede kullanılır. Spesifik Koagülasyon inhibitörleri, bir pıhtılaşma faktörü üzerindeki antijenik bölgeye yönelik immünoglobulinlerdir. Bunlar genellikle immün aracılı hastalıklarla (örn. Sistemik lupus eritematozus), lenfoproliferatif hastalıklarla veya transfüzyondan sonra gelişebilir. Spesifik olmayan koagülasyon inhibitörleri, faktör eksikliği, hayvan zehirleridir.

Endikasyon:

Koagülasyon faktörü eksikliklerini tespiti için tarama testi

Akut veya kronik kanama, özellikle vücut boşluğu kanaması, büyük hematom ve / veya eklem içi kanaması bulunan hayvanların değerlendirilmesi

Koagülasyon inhibitörü tespiti için tarama testi

Fraksiyone olmayan heparin tedavisinin izlenmesi

Azalma:

Klinik olarak anlamlı değildir, uygun olmayan örnek alımından kaynaklanır.

Artma:

• Edinilmiş faktör eksiklikleri

K vitamini eksikliği (Malabsorpsiyon, maldigestion, kronik oral antibiyotik)

Koumadin tedavisi (hedef terapötik aralığın fazlasında doz aşımı)

Kolestatik hastalık

Karaciğer yetmezliği

Antikoagülan rodentisit yutulması (örn., K vitamini antagonizması)

Tromboembolik hastalık (lokal veya yaygın; faktör tüketimi)

Heparin tedavisi

• Kalıtsal faktör eksiklikleri

Faktör VIII eksikliği (hemofili A): en yaygın koagülopati; sporadik olgular, X'e bağlı resesif

Faktör IX eksikliği (hemofili B): sporadik olgular, X'e bağlı resesif

Faktör XI eksikliği: Domestik kısa tüylü kedi; Kerry Blue Terrier ve Springer Spaniel

Faktör XII eksikliği (Hageman özelliği): Domestik kısa tüylü kedi, Siyam ve Himalaya; Shar-Pei ve Minyatür Poodle; kanama eğilimi göstermeyebilir

K vitaminine bağlı faktör eksikliği: Devon Rex; Labrador Retriever; PT uzaması ile birlikte

• Edinilmiş koagülasyon inhibitörleri

Pıhtılaşma faktörlerine karşı gelişen antikorlar

Artan fibrin ve fibrinojen bozunma ürünleri

Yılan zehiri

Sonuçları etkiyen faktörler:

Hemoliz veya lipemi

Antikoagülant ilaçlarla yapılan tedaviler aPTT'yi uzatabilir.

Uygun örnek toplama koşulları, geçerli aPTT (ve diğer pıhtılaşma testleri) sonuçları için kritik öneme sahiptir. Sodyum sitrat antikoagülant olarak kullanılmalıdır. Yüksek veya düşük Hct, yetersiz kan alınması, aşırı veya yetersiz sitrat kullanımı hatalı sonuçlara neden olmaktadır.

Lütfen dikkat: Hemofili A (faktör VIII eksikliği) ve hemofili B (faktör IX eksikliği) hem X'e bağlı resesif özelliktedir ve bu nedenle erkek köpeklerde daha yaygındır.

 

Trombin zamanı (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Endikasyon: Koagulopati değerlendirilmesi için tarama testi, Vücut boşlukları, eklemler veya cilt altı dokularında kanama, Travma veya ameliyat sonrası kanamanın uzaması, Antikoagülant geçmişi [protrombin zamanı (PT) ile birlikte], Ameliyat öncesi değerlendirme, Karaciğer hastalığı, neoplazi veya DIC’ de olası koagülopatinin değerlendirilmesi, Fibrinojen eksikliği şüphesi ya da rahatsızlıkları, Fibrinojen üretimi, Heparin tedavisi izleme.

Faktör VII dışındaki faktörlerin değerlendirilmesine yarar. Kalıtsal veya edinilmiş pıhtılaşma bozuklukları için tarama testidir. Genellikle ön tanı elde edilebilir. Hasta stabilize edildikten sonra, daha hassas testlerle spesifik hastalık tanısı koymak üzere faktör eksikliğini daha ayrıntılı olarak tanımlamak için faktör analizleri yapılmalıdır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Heparin kullanımı sonuçları değiştirir.

<10,000 trombosit sayısı, pıhtı oluşumunu geciktirir.

Lütfen dikkat: Bazı kedilerde XII faktörü eksikliği, uzayan trombin zamanına neden olur, ancak klinik bulgulara neden olmaz. Normal trombin zamanı olan hastada koagülopati şüphesi varsa faktör analizi için diğer testler düşünülmelidir.

 

Antitrombin III (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Antitrombin III (ATIII) karaciğerde sentezlenen ve glomerüler hastalıklarda idrardan atılımı artan globulindir. Koagülasyonun en önemli faktörlerindendir. Normal hemostazda ATIII, vasküler hasar alanının çevresindeki pıhtılaşma sürecini kontrol eder. ATIII, koagülasyon faktörlerine bağlanarak, VIIa, IXa, Xa ve XIa' nın etkisini inhibe eder. ATIII-faktör kompleksleri daha sonra dolaşımdan hızla temizlenir. Endojen ve tedavi edici heparin ATIII' ün antikoagülan etkisini büyük ölçüde artırır.

Endikasyon:

Trombozun nedenini araştırma amacıyla,

Hiperkoagülasyon durumunu belirlemek amacıyla,

Karaciğer fonksiyonunu değerlendirmek amacıyla,

DIC teşhisi koymak amacıyla.

Azalma:

Sentezin azalması

Karaciğer hastalıkları

Artan tüketim

DIC

Heparin tedavisi

Protein kaybettiren nefropatiler / enteropatiler

Lütfen dikkat: DIC teşhisinde; anormal pıhtılaşma testleri (aPTT, PT, fibrinojen), düşük ATIII, D-dimer, düşük trombosit sayısı ve şistositoz bulguları mevcut olmalıdır.

 

D-Dimer (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Türbidimetri

D-dimer bir fibrin bozunma ürünüdür. Bu test fibrinolitik aktivasyonunun testi için kullanılır. Artan D-dimer konsantrasyonu DIC, tromboembolizm olan köpeklerde ve aynı zamanda, akut böbrek yetmezliği, neoplazi, immün aracılı anemi ve başka hastalıklarda görülür.

Artma:

Tromboz

DIC

Hiperadrenokortisizm, kortikosteroid tedavisi

Protein kaybettiren nefropati veya enteropati

Neoplazi

Amiloidoz

Vaskülit

Fizyolojik pıhtılaşma ve fibrinoliz

Yara iyileşmesi

Cerrahi müdehaleler

Patolojik koagülasyon ve fibrinoliz

Kalp yetmezliği, Kedilerde kardiyomiyopati

Karaciğer hastalığı

Akut ve kronik böbrek yetmezliği

Ekstravasküler fibrinoliz

Vücut boşlukları veya dokularda kanama; örneğin travma

Azalma:

Kronik veya lokalize tromboz

Kedilerde arteriyel tromboembolizm

DIC tanısı (Duyarlılık: %77-100; Özgüllük: %47-95): D-dimer DIC için duyarlı olmasına rağmen, tek başına yüksek D-dimer sonuçları ile DIC tanısı koyulmamalıdır, çünkü tromboz veya fibrinolizin herhangi bir nedeni de konsantrasyonu artırabilir. DIC tanısı klinik ve laboratuvar bulgularla bağlantılı olarak koyulabilir.

Tromboz tanısı = >0,25 μg / ml (Duyarlılık: %83-100; Özgüllük: <%50): Hassas bir test olmasına rağmen, özgüllüğü düşüktür. Çünkü trombozdan bağımsız, koagülasyon ve fibrinoliz (örn. Karaciğer hastalığı, kanama) ile ilişkili durumlara sahip köpeklerde artan seviyeler görülür.

D-dimer testi kedilerde valide edilememiştir. Bununla birlikte, DIC' li kedilerde (örn. FIP infeksiyonuna sekonder olarak) ve kardiyomiyopatide (akut aortik tromboemboli) yüksek konsantrasyonlar görülür ve bu testin bu konularda faydalı olabileceği düşünülmektedir.

 

Fibrinojen (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Endikasyon:

Pıhtılaşma bozukluklarının değerlendirilmesi (DIC, hepatopati, fibrinojen eksikliği, koagülopati tüketimi veya hiperfibrinolizis)

İnflamasyon varlığı (İnflamasyon sırasında akut faz proteinleri markeri olarak)

Artma:

İnflamasyon, Doku nekrozu

Azalma:

Dissemine intravasküler koagülasyon (DIC)

Şiddetli karaciğer hastalığı

Şiddetli malnütrisyon

Konjenital afibrinojenemi (nadir)

Transfüzyondan sonra fibrinojen antikor oluşumu

Yılan zehirlenmeleri

Sodyum valproat uygulaması (nadir)

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz ve lipemi sonuçları değiştirebilir.

Heparinli tüp kullanımı fibrinojen değerini azaltabilir.

Fenobarbital, asparaginaz ve fibrinolitik ilaçlar (örn., Streptokinaz, ürokinaz) fibrinojeni azaltabilir.

Köpeklerde fibrinojen, diğer akut faz proteinleri gibi gebeliğin 30-50. günlerinde artmaktadır.

Lütfen dikkat: DIC' de görülen fibrinojen tüketiminin artması, fibrinojen üretimini daha fazla artıran eşzamanlı inflamasyon tarafından maskelenebilir. Bu nedenle DIC' li hastalarda normal veya artmış fibrinojen değerleri görülebilmektedir. Fibrinojenin azalması karaciğer hastalıklarından kaynaklanırsa; safra asidi artışı ve albumin, üre ve diğer pıhtılaşma faktörlerinin azalması gibi diğer göstergelerin varlığı araştırılmalıdır.

 

Pıhtılaşma Taraması (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Fibrinojen, aPTT, PT, D-Dimer, Faktör VIII

Pıhtılaşma faktörleri, fibrin pıhtısı oluşturmak için fibrinojen dönüşümünü katalize ederek etkileşime giren plazma proteinleridir. Faktörler plazmada pro-enzimler veya yardımcı faktörler olarak dolaşırlar, kan damarı ve doku hasarında hızla aktive olurlar. Pıhtılaşma proteini eksiklikleri tipik olarak derin doku kanaması, hematom oluşumu ve cerrahi veya travma alanlarından uzun süre kanama şeklinde ortaya çıkar. Çoğu durumda, faktör eksiklikleri altta yatan bir hastalık sonrasında sekonder olarak gelişir ve hastalığa müdahele edilirse düzelir. Hemofili gibi kalıtsal faktör eksiklikleri köpeklerde ve kedilerde görülebilir.

 

Edinilmiş faktör eksiklikleri

Hastalık durumu

Anormal test sonuçları

Faktör eksiklikleri

Karaciğer yetmezliği

aPTT, PT, Trombin zamanı, fibrinojen

Tüm faktörler ve fibrinojen

Vitamin K eksikliği (antikoagülan, rodentisit, kolestaz, koumadin tedavisi)

aPTT, PT

Faktörler II, VII, IX, X

Şiddetli veya hemorajik DIC

aPTT, PT, Trombin zamanı, fibrinojen

Tüm faktörler ve fibrinojen

Yılan sokması zehirlenmeleri

aPTT, PT, Trombin zamanı, fibrinojen

Fibrinojen (diğer faktörleri etkileyebilir)

Heparin tedavisi

aPTT, Trombin zamanı

Faktörler II, IX, X, XI, XII

 

Kalıtsal faktör eksiklikleri

Faktör

Anormal test sonuçları

Yorumlar

Fibrinojen (faktör I)

aPTT, PT, Trombin zamanı, fibrinojen

Otozomal özellikler: Domestik kısa tüylü kedi

Prothrombin (faktör II)

aPTT, PT

Otozomal özellikler: nadir

Faktör V

aPTT, PT

Hayvan vakaları bildirilmedi

Faktör VII

PT

Otozomal nitelik: Beagle, husky, Klee Kai, Geyik Tazısı; Domestik kısa tüylü kedi

Faktör VIII

aPTT

Hemofili A, en sık görülen faktör eksikliği: saf ve karışık ırklar

Faktör IX

aPTT

Hemofili B: saf ve karışık ırklar

Faktör X

aPTT, PT

Otozomal özellikler: Cocker Spaniel, Jack Russell teriyer; Domestik kısa tüylü kedi

Faktör XI

aPTT

Otozomal özellikler: Springer spaniel, Kerry blue teriyer; Domestik kısa tüylü kedi

Faktör XII

aPTT

Kedilerde yaygın

 

Faktör VII (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Karaciğer yetersizliği ve K vitamin yetersizliği, ameliyat öncesi (Eksikliği yaralanma veya ameliyat sonrası uzun süreli kanamaya neden olan bir kanama bozukluğudur).

 

Faktör VIII (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Hemofili A tanısı (Faktör VIII eksikliği)

 

Faktör IX (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Hemofili B tanısı (Faktör IX eksikliği)

 

Faktör X (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri/

K vitamin yetersizliği ve genetik defekt

 

von Willebrand hastalığı (1 ml Sitratlı Plazma [1.8 ml kan + 0.2 ml Sitrat]) Koagülometri

Von Willebrand faktörü (vWF), trombosit kümelenmesi ve kılcal damar kanama kontrolünde rol alan adezif bir glikoproteinidir. Ayrıca faktör VIII için taşıyıcı protein olarak görev alır, böylece trombosit oluşumu ve aktivasyonunu sağlar. Kalıtsal vWF eksikliği köpeklerde yaygın bir kanama bozukluğudur, kedilerde nadir olarak görülür.

Endikasyon:

Kalıtsal Von Willebrand faktör eksikliğini teşhis etmek

vWF eksikliği olan hastalarda tedavinin etkinliğini belirlemek

Bazı ırklarda tarama yapılması tavsiye edilir; İskoç Teriyeri, Hollanda Kooikerhondje, Bernese dağ köpeği, Dobermann Pinscher, Dakhund, Minyatür Pinscher, Schnauzer, King Charles Spaniel.

vWF eksikliğinin tipik bulguları; mukozal hemoraji (epistaksis, dişeti kanaması, GI kanama) ve uzayan travma veya cerrahi sonrası kanamadır.

Artma: Sistemik inflamatuvar sendromlar (vWF bir akut faz proteinidir) ve gebelikte yüksek değerler elde edilebilir.

Azalma: Endokrinopati (hipotiroidizm), immün aracılı hastalıklar, azalan sentez veya artan vWF klerensi ile ilişkili kardiyak kapak defektleri gibi vakalarda düşük değerler elde edilebilir.

 

Kan sitolojisi (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

Periferal kan yayması ile kan hücre tiplerini etkileyen koşulları kategorize ve / veya identifiye etmek için ve ayrıca bu koşullara yönelik tedavi gören bireyleri izlemede kullanılır. Kan hücrelerinin sayısı, tipleri ve fonksiyon türlerini etkileyebilecek birçok hastalık, bozukluk ve eksiklik vardır. Örn. anemi, neoplazi, kemik iliği bozuklukları ve lösemi. Bknz. Patoloji bölümü

 

Kan parazitleri ve hemotropik bakteriler (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

Kan yayması mikroskobisinde; Haemobartonella spp. (Mycoplasma spp.), Babesia spp., Ehrlichia spp., Cytauxzoon felis, Anaplasma spp. yönünden inceleme yapılır. Direkt patojen tespiti sadece parazitemi veya bakteriyemi aşamasında mümkündür; bu nedenle hastalık şüphesini tamamen ortadan kaldırmak için çoklu testler gerekli olabilir. Kan frotisi örneğinin kılcal damarlardan alınması yararlıdır. Sonucun negatif çıkması parazit infeksiyonun olmadığı anlamına gelmez. Yalnızca paraziteminin bulunmadığı anlamını taşıyabilir. Bknz. Parazitoloji bölümü

 

Kan Grupları (köpek, kedi) (2 ml EDTA’ lı kan) Aglütinasyon testi

Köpekler

Köpeklerde bilinen 13 kan grubu bulunmaktadır. Bunlar DEA (köpek eritrosit antijen) 1.1,1.2, vs. olarak bilinir. Köpeklerde klinik olarak önemli antikor içeren kan grubu bulunmamaktadır. İlk kan transfüzyonunda transfüzyon reaksiyonunun (hemoliz) gelişmemesinin nedeni budur. Güçlü antijenik potansiyeli olan kan grubu DEA 1.1 ve DEA 1.2’ ye ait testler kullanılmaktadır.

Daha önce kan transfüze edilmemiş bir hayvanda, klinik açıdan anlamlı antikorlar meydana gelmemiştir. DEA 3, 5 ve 7 antikorlarının prevalansı düşüktür ve bu hayvanlarda gecikmeli hafif, akut olmayan transfüzyon reaksiyonları gelişir. DEA 4 köpeklerin çoğunda mevcut olabilir fakat doğal olarak gelişen antikor içermezler. Ancak bir DEA 1.1 negatif hayvana, DEA 1.1 pozitif hayvandan transfüzyon yapılmış ise, bu hayvana tekrar DEA 1.1 pozitif transfüzyon yapılması akut hemolitik reaksiyona neden olabilir.

Daha önce transfüze edilen bir Dalmaçyalının birçok donöre tepki göstermesi ile ek bir kan grubu antijeni (dal) keşfedilmiştir. Bu antijen, çoğu köpekte ortak olarak bulunurken bazı Dalmaçyalılarda eksiktir. Dal negatif bir Dalmaçyalıya ikinci transfüzyonda yalnızca Dal negatif donörden transfüzyon yapılması gereklidir.

Kediler

Kedilerde A, B ve AB kan grupları vardır. En yaygın kan grubu A (%96)' dır. A grubu Domestik Kısa tüylü kedilerde yaygındır. B kan grubu, ırklara göre yatkınlık gösterir (Devon Rex, Cornish, Birman Kedileri ve British Shorthair). AB kan grubu ise son derece nadirdir. Kedilerde doğal olarak diğer kan gruplarına karşı antikorlar mevcuttur, bu nedenle donör ve alıcının kan grubu, herhangi bir transfüzyon öncesi kontrol edilmelidir. Kan grubu testi üreme öncesinde test edildiğinde, yeni doğanlarda eritroliz gerçekleşme olasılığı azalır. Örn. B kan grubu anneden doğmuş, A (veya AB) kan grubundaki bir yavruda eritroliz oluşma riski çok fazladır. Köpeklerin aksine kediler, eksik olan kan grubuna karşı doğal olarak bulunan alloantikorlara sahiptirler. Tüm B tipi kedilerde doğal anti-A antikorları yüksek seviyede mevcuttur. B tipi kediye, A tipi kediden kan transfüzyonu yapılırsa, hayatı tehdit eden reaksiyonlar gerçekleşir. A tipi kedilerin bir kısmı doğal anti-B antikorları taşır, bu özelliği taşıyan A tipi kediye, B tipi kan verilirse hafif / gecikmeli transfüzyon reaksiyonu gelişir.

Lütfen dikkat: Şiddetli anemi, yanlış negatif sonuçlara neden olabilir, çünkü RBC' lerin az olması antiseruma yanıt olarak gelişen aglütinasyonun yetersiz olmasına yol açar. Hemolitik anemi gibi otoaglutinasyon problemleri, test sonucunu etkiler, bu örnekler her zaman pozitif görünür.

 

Cross match testi

(Hasta: 0,5 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan,

Donör: 0,5 ml Serum + 2 ml EDTA’ lı kan) Aglütinasyon testi

Kan transfüzyonu öncesi bireylerin serolojik uyumluluğu değerlendirilir. Aglütinasyon ve hemoliz gelişmesi donörün hasta ile uyumsuzluğunu gösterir.

Lütfen dikkat: Hemoliz, hemolitik anemi çapraz eşleşmeyi önler, bu örnekler her zaman uyumsuz görünürler.

Köpek: İlk transfüzyondan önce cross-match gerekli değildir. Köpekler oluşabilecek alloantikorlara sahip olmadıklarından, her zaman kan transfüzyonu yapılmamış 2 köpek arasında çapraz eşleşme uyumlu olacaktır.

Kedi: İlk transfüzyondan önce yapılan cross-match, kedilerde doğal olarak bulunan allo-antikorlar nedeniyle uyumsuz olabilir. Güçlü anti-A alloantikorların oluşma riskinden dolayı testin yapılması gereklidir.

Uyumlu bir cross-match gecikmiş transfüzyon reaksiyonlarının gelişmeyeceği anlamına gelmez. Sadece şu anda, RBC' ye karşı önemli bir antikorun olmadığını gösterir. Daha önce bir kan nakli yapılan köpek ve kediler, aynı verici kullanıldığında dahi çapraz uyuşmalıdır. Alloantikorlar 4 gün içinde gelişir ve uzun yıllar kalıcı olabilir.

 

Kan transfüzyonu öncesi infeksiyöz etken taraması önerileri

Köpek: Babesia spp. (özellikle Pitbull), Leishmania spp. (özellikle Foxhound–Tilki tazısı), Ehrlichia spp., Haemobartonella canisAnaplasma spp., Theileria spp. ve Kalp Kurdu – Heartworm (Dirofilaria immitis).

(Kan paraziti – yayma froti, Babesia spp. IgG / IgM – IFA, Leishmania spp. IgG / IgM – IFA, Ehrlichia spp. IgG / IgM – IFA, Dirofilaria immitis Ag – ELISA)

Kedi: Haemobartonella felis (Mycoplasma haemofelis), Anaplasma spp.Bartonella henselae, Toxoplasma spp., Cytauxzoon felis ve FeLV, FIV.

(Kan paraziti – yayma froti, Bartonella henselae IgG / IgM – IFA, Toxoplasma spp. IgG / IgM – IFA, FeLV Ag – ELISA, FIV Ab – ELISA)

 

 

BİYOKİMYA

 

Açlık Kan Şekeri (Glikoz) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Diyabetes mellitus

İnsulinoma

Artma:

Primer artış

Diyabetes mellitus

Sekonder artış

Besleme sonrası

Stres (özellikle kedilerde)

Hiperadrenokortisizm

Hipertiroidizm

Akromegali (Büyüme hormonunun fazla salgılanması)

Merkezi sinir sistemi hastalıkları

Konvülsiyonlar

Pankreatit

Travma

İlaçlar (örn. glikoz, glukokortikoid, ACTH, Progestagen, morfin, adrenalin, tiazid gibi diüretikler)

İnsülin eksikliği / direnci

Azalma:

Primer azalma

Hiperinsülinizm, insulinoma

Sekonder azalma

Renal glikozüri

Hepatopati

Glikojen depolama hastalığı

Malabsorbsiyon

Açlık

İdiopatik hipoglisemik sendrom (küçük ırklar)

Hipotiroidizm

Septisemi

Hipoadrenokortisizm (Addison hastalığı)

Şiddetli polisitemi (Eritrosit sayısının aşırı artışı)

Yeni doğan hipoglisemisi

Av köpeği hipoglisemisi

Paraneoplastik sendrom

İlaç (örn. beta-bloker, antihistaminikler, insülin doz aşımı)

İnsülinoma

Sonucu etkiyen faktörler: 

Hemoliz, tam kan

β-Adrenerjik blokerler, antihistaminik, etanol, salisilat ve anabolik steroidler glikozu azaltabilir. Diyabetik hastalarda yeni uygulanan insülin tedavisi hipoglisemiye neden olabilir.

Hiperglisemi; L-asparaginaz, β-adrenerjik blokerler, kortikosteroid, α2-agonist sakinleştiriciler (örn. Ksilazin, detomidin), ketamin, diazoksit, furosemid ve tiazid diüretikleri, asetazolamin, fenotiyazinler, morfin, megestrol asetat ve heparin nedeni ile görülebilir. Parenteral beslenen hastalarda hiperglisemi gelişebilir.

Serum veya plazma ayrılmasının gecikmesi glikoz seviyesini yanlışlıkla düşürebilir. Aşırı lökositoz veya numunenin bakteriyel kontaminasyonu, glikoz tüketimini hızlandırır.

Örnek toplama sırasında özellikle de kedilerde stres ve korku nedeni ile katekolamin salgılanmasından dolayı geçici hiperglisemi görülebilir.

Lütfen dikkat: Hemolitik olmayan-tamamen eritrositlerden ari olan serum örneği gönderilmelidir. Açlığa dikkat ediniz.

 

Albumin (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Hepatopati, Nefropati,

Albumin / globulin oranı* (FIP teşhisinde yardımcı)

Azalma:

Protein eksikliği (besleme), kalsiyum eksikliği- azalan üretim

Kan kaybı, kilo kaybı, anoreksi

Malasimilasyon (emilme ve sindirilme problemleri)

Hepatopati - hepatik yetmezlik

Ekzokrin pankreas yetmezliği

Böbrek, glomerüler yetmezlik (nefrit, nefrotik sendrom)

Protein kayıplı enteropati, nefropati

İnce bağırsak mukoza hastalığı (inflamasyon, neoplazi)

FIP (ya da inflamatuvar hastalıklar)

Bağırsak kanaması (bağırsak parazitleri)

Vaskülit

Yanıklar

Vücut boşluğu efüzyonları / ödem: konjestif kalp yetmezliği

Aşırı IV sıvı uygulamaları

Hipoadrenokortisizm

Merkezi sinir sistemi hastalıkları

Artma:

Dehidrasyon

*Albumin / Globulin oranı: Hipogammaglobulinemi (yeni doğanların yetersiz kolostrum alması) durumunda oran artar,

Konjenital ya da edinilmiş bağışıklık yetersizliğinde (örn. Distemper, parvovirus, FeLV, FIV infeksiyonları vs.) globulin artar, albumin azalır-albumin / globulin oranı azalır.

Feline İnfeksiyöz Peritonit (FIP) vakalarında Albumin / globulin oranı oldukça yararlı bir diyagnostik araçtır. Serum albumin değeri düşer ve üretiminde de azalma meydana gelir. Düşük albumin, genellikle sekonder immün kompleks birikiminin neden olduğu glomerülopati ya da vaskülit sonucu gelişen protein kaybı ile ilişkilidir. 0,8 optimum eşik değer olarak belirlenmiştir. Ayırıcı tanıda inflamatuvar karaciğer hastalıkları, lenfoma, kalp yetmezliği, bakteriyel peritonit veya plörit, diğer viral hastalıklar mutlaka yer almalıdır.

Hesaplanması: Albumin / Globulin = Albumin / (Total protein – albumin)

Yorumlama:

Oran; > 0,8 → FIP olasılığı yok,

< 0,8 → FIP olasılığı mevcuttur

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz veya hemoglobinemi yanlış artışlara neden olabilir.

Lipemi veya hipertrigliseridemi yanlış azalmalara neden olabilir.

Asetilsalisilik asit (aspirin)’ in yüksek terapötik dozlarda kullanımı albümin seviyesini azaltır.

Yüksek doz glukokortikoid, testosteron, östrojen ve büyüme hormonu hafifçe artırır.

Yavru kedi ve köpekler, buzağı ve tayların yetişkin hayvanlardan daha düşük albumin konsantrasyonları olabilir.

Yetişkin hayvanlarda yaş ilerledikçe albumin az miktarda azalır.

Hamilelik ve laktasyonda azalmalar görülür.

 

ALP (Alkalen fosfataz) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Hepatopati, Osteopati

Hiperadrenokortisizm

Oluşum:

Karaciğer (safra), ince bağırsak mukozası, kemikler, böbrekler, plasenta, karaciğer, dalak, lökosit ve eritrositlerde bulunur.

Artma:

Fizyolojik olarak

Büyüme

Karaciğer spesifik

Kolestazis (kedi / ruminantlarda yavaş tepki gösterir)

Karaciğer neoplazi / lipidozis

Hepatotoksisite

Pankreatit / kolangiohepatit / safra taşı

Spesifik olmayan

Endokrin hastalıklar; Hiperadrenokortisizm (özellikle köpek), Hipertiroidizm, Diyabetes mellitus

Hiperparatiroidizm

Kemik iyileşmesi (Kırık ameliyatı sonrası, kemik neoplazileri)

Kemik kırıkları; Osteopati / osteomiyelitis

Kemik neoplazi

Gebelik (özellikle kedi)

Genç hayvanlarda gelişme dönemi

Bakır depolama hastalığı

İlaç (örn. glukokortikoid, antikonvülsan, barbitürat, antibiyotik)

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, EDTA, şiddetli lipemi ve bilirubinemi

Köpeklerde kortikosteroid tedavisi (topikal veya oftalmik tedaviler) ALP düzeyini artırır. İlaç kesildikten sonra dahi, "depo" tipi formülasyonların etkileri haftalarca sürebilir.

Antikonvülzanlar ve barbitüratlar (fenobarbital, fenitoin, primidon) ALP artışına neden olabilir.

Geriatrik köpeklerde hepatik hiperplazi nedeniyle sıklıkla ALP yüksektir.

Gebe, laktasyon dönemindeki hayvanlarda ALP artmış olabilir.

Genç hayvanlarda (<12-15 ay) kemik büyümesi gerçekleştiğinden, yetişkinlere göre yüksek ALP değeri görülür.

Bazı Sibirya huskyleri ve İskoç teriyerlerinde hepatik anormallik veya kortizol artışı bulgusu olmadığı halde ALP seviyesi normalin 1,5 ila 17 katıdır.

 

ALT (Alanin Aminotransferaz) (GPT) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik 

Endikasyon:

Hepatopati

Oluşum:

Karaciğer (köpek / kedi), böbrek, kalp ve iskelet kası (sığır / koyun)

Artma:

Hipoksik hasar (anemi, kardiyovasküler hastalıklar)

İnflamatuvar hastalıklar (FIP, İnfeksiyöz canine hepatitis)

Ekstrahepatik safra kanalı tıkanıklığı

Kolanjit, kolanjiyohepatitis

Karaciğer yağlanması / fibroz / siroz / amiloidozu

Karaciğer pıhtıları

Sınırlı venöz akım

Hepatik ya da biliyer neoplazi, apseler

Şiddetli kas hasarı

Pankreatit

Gastrointestinal hastalık

Endokrin hastalıklar (örn. diyabetes mellitus, hipertiroidizm, Hiperadrenokortisizm)

Konjestif kalp yetmezliği

Toksin veya ilaç tedavisinden kaynaklanan akut nekroz

İlaçlar (antikonsülvan, glukokortikoid)

Ateş (az miktarda artış)

Travma ya da aşırı yorgunluk

Bakır depolama hastalığı

Azalma:

Hepatik atrofi (kronik kongenital portosistemik şant gibi)

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (artış), lipemi (artış)

Kortikosteroidler, çeşitli hepatotoksik ilaçlar (örn. Eritromisin, rifampin, sülfonamidler, asetaminofen (parasetamol), kaparsolat) ALT' yi artırabilir.

Fenobarbitol tedavisi ALT’ yi artırabilir.

Düşük B6 vitamin seviyeleri, ALT aktivitesini düşürebilir.

İntravasküler hemoliz özellikle de kedilerde ALT' yi artırabilir.

Lütfen dikkat: Serum ALT seviyeleri, normalin 2-3 katı olmadıkça, genel olarak anlamlı sayılmaz. ALT' nin köpeklerde serumda yarı ömrü yaklaşık 5 gündür. Enzim seviyesi, hepatoselüler hasardan 12 saat sonra artar ve 1-2 gün içinde zirveye ulaşır ve karaciğer yetmezliği iyileşirse, 1-3 hafta içinde normale döner. ALT ciddi kas hasarına sahip olan köpeklerde artar ve bu durum kedilerde de ortaya çıkabilir, ancak kedilerin kas kütleleri yüzünden belirgin olmayabilir. AST ve kreatin kinaz yükselir ancak ALT artışı, AST artışından daha azdır. ALT, böbrek üstü epitellerden idrara sızabilir, ancak serum düzeylerini etkilemez.

 

α-Amilaz (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Köpek pankreatiti (kusma, anoreksiya, karın ağrısı, sarılık)

Nonseptik, inflamatuvar abdominal eksüdat

Artma:

Akut pankreatit, Pankreas nekrozu / neoplazi / kanal tıkanması

Nefropati

Azalan glomerüler filtrasyon hızı, idrar yolu tıkanıklığı

Hepatopati (karsinom)

İleus, peritonit, kolesistit, ince bağırsak hastalıkları

Hiperadrenokortisizm

İlaçlar (glukokortikoid)

Şiddetli dehidrasyon

Lütfen dikkat: Değerler pankreas hastalığının şiddetiyle orantılı değildir. Şiddetli akut pankreatitli hastalarda normal amilaz seviyeleri görülebilir.

Amilaz böbrek yoluyla atılır; bu nedenle, değerler glomerüler filtrasyon hızından etkilenir.

Amilaz böbrek veya bağırsak gibi pankreatik olmayan dokularda da üretildiğinden, bu dokuların hastalıkları amilaz aktivitesini artırabilir.

Kedilerdeki pankreatit olgularında amilaz seviyelerinde artış görülmez.

Pankreatiti indükleyebilen ilaçlar: Glukokortikoid, Metronidazol, sülfonamid ve tetrasiklin gibi antibiyotikler, Furosemid ve tiazid diüretikleri, Asparaginaz ve azotiaprin vs.

 

α-Amilaz – Pankreatik (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Evcil hayvanların sindirim ve emilim fonksiyonları farklı olduğundan diyetlerinde bulunan çok çeşitli karbonhidratların sindirimine uyum göstermede zorluklar yaşarlar. Nişastanın sindirimini ilk olarak başlatan Tükürük amilazı kedi ve köpeklerde yoktur, bunun yerine pankreastan salınan bağırsak amilazı görev alır. Bu enzimler az nişasta içeriği bulunan diyetle beslenen (avlanan) hayvanlarda önem taşımaz. Gıdalar ince bağırsağa ulaşmadan ve pankreatik amilaz salınmadan nişastanın sindirimi başlamaz.

α-amilaz; pankreas, bağırsak ve hatta ovaryum ile testislerden salgılanır. Pankreatik amilaz testi sadece pankreastan salınan amilazı tanımlar ve aktivitesi normal sınırlarda ise, pankreas hastalıkları ekarte edilebilir.

 

Amonyak (NH3) (2 ml EDTA’ lı Kan) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Hepatopati, Hepatik ensefalopati

Oluşum:

Protein metabolizması metaboliti (Toksik), bağırsak ve karaciğerde sentezlenir. Azalan hepetoselüler fonksiyon, portal kan akışı sistemik dolaşıma geçtiği ve normal üre siklüs enzim fonksiyonu bulunmadığı durumlarda plazmaya geçer.

Artma*:

Portosistemik şant

Şiddetli kronik hepatopati (fibroz, siroz, neoplazi, lipidozis)

Şiddetli akut hepatopati (akut hepatit, akut karaciğer nekrozu)

Üremi

Böbrek fonksiyon bozukluğu, idrar tıkanıklığı

Metabolik alkaloz

*Hiperamonyemi: Sinir sistemi, kan beyin bariyerinin anormal fonksiyonuna, serebral kan akışının bozulmasına, anormal nöronal eksitabiliteye, bozulmuş nörotransmiter metabolizmaya, denge kaybına, nöroreseptörlerle etkileşime ve dejeneratif nöronal değişikliklere neden olur.

Sonucu etkiyen faktörler:

Plazma ayrılarak gönderilmeli! Örnekleme öncesinde 12 saat açlık olmalıdır!

Kan nakli, Parenteral amino asit çözeltileri, Narkotik ajanlar, Valproik asit, Metabolik alkaloz, amonyak gelişimini artıran diüretikler, Yüksek proteinli diyetler amonyak seviyesini artırır.

Hemoliz, yanlış yüksek değerlere neden olur.

Zayıflayan hastalarda iskelet kası kütlesindeki azalma, amonyak seviyesini artırabilir.

Lütfen dikkat: Maltese teriyerlerinde safra asidi tahlilleri güvenilmez olduğu için, karaciğer veya portosistemik vasküler anomalilerin saptanması için amonyak tolerans testi gereklidir.

 

AST (GOT) (Aspartat aminotransferaz) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Oluşum:

İskelet kasları, kalp kası ve karaciğer

Artma:

Hepatopati (infeksiyon, inflamasyon, neoplazi, travma, anoksi / hipoksi, hepatotoksik bileşikler, siroz, karaciğer kurtları)

Miyopati (Kardiyomiyopatiden ayırmak için CPK ve ALT testleri uygulanmalıdır / kas hasarı ve nekrozu / İntravasküler hemoliz)

İlaçlar (örn. Kortikosteroid, antikonvülsan, östrojen)

Efor

Pankreatit

Travma

Bakır depolama hastalığı

İmmün aracılı hemolitik anemi

RBC parazitleri

Azalma:

Hepatik atrofi (kronik doğumsal portosistemik şant)

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (CK seviyesi artar, bu da yükselmiş AST yorumlamasını değiştirebilir), lipemi

Metronidazol, sefalosporin, siklosporin, izoniazid AST aktivitesini düşürebilir.

Çeşitli hepatotoksik ilaçlar (örn. Eritromisin, rifampin, sülfonamidler, asetaminofen (parasetamol), kaparsolat) AST aktivitesini artırabilir.

Antikonvülzanlar, enzim sentezini indükleyebilir veya hepatotoksisiteye neden olabilir.

Düşük B6 vitamini seviyeleri (idiopatik veya hemodiyaliz sonrası) AST aktivitesini düşürebilir.

2 aylık yenidoğan kedi yavrularında daha yüksek seviyeler görülür.

Lütfen dikkat: AST; ALT gibi karaciğer spesifik değildir, geniş doku dağılımı (kas, eritrositler) nedeniyle, AST artışı karaciğer hasarına özgü değildir. Her iki enzimde önemli artış karaciğer kökenli olduğunu gösterir.

AST' nin yarılanma ömrü, köpeklerde yaklaşık 5-12 saat, kedilerde 1-2 saattir ve yaralanma ömründen yaklaşık 3-4 gün sonra normal seviyelere geri döner.

RBC' lerde de AST bulunur, bu nedenle intravasküler hemolitik hastalıklarda seviyeleri artabilir.

 

Bakır (Cu) (1 ml Serum) Atomik Absorbsiyon Spektroskopisi (AAS)

Endikasyon:

Hepatopati, Hemolitik anemi

Artma:

Bakır depolama hastalığı (Bedlington Teriyer, West Highland Beyaz Teriyer, Cocker Spaniel ve Dobermann Pinscher)

Safra kanalı tıkanıklığı

Besleme / bakır zehirlenmesi

Azalma:

Besleme / Cu antagonistleri nedeniyle emilim bozukluğu

 

Bikarbonat (HCO3) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Asit-baz dengesi değerlendirilerek, dengesizliğinin nedeni ve ciddiyeti araştırılır.

Azalma:

Asidozis-İshal, renal yetmezlik, Diyabetik ketoasidozis, endojen veya ekzojen asit (örn. Etilen glikol, laktik asidoz, ketoasidoz) birikimi veya böbrek yetmezliği sonucu asitlerin uygun bir şekilde atılamaması dolayısı ile, hipoadrenokortisizm

Artma:

Alkalozis-Kusma, asit kaybı, alkali uygulamalar (diüretikler, sodyum bikarbonat, antasitler, fosfat bağlayıcıları, sitrat, glukonat, asetat), hiperadrenokortisizm, primer hiperaldosteronizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Asetazolamid ve amonyum klorür kullanımı asidozise ve bikarbonatın azalmasına neden olur.

Furosemid, tiazid diüretik ve sodyum bikarbonat uygulaması metabolik alkaloz oluşturur.

Nefrotoksik ilaçlar (örn. Aminoglikozidler, amfoterisin B), bikarbonatı azaltabilir ve metabolik asidozu indükleyebilir.

Lütfen dikkat: Kediler, köpeklerden daha düşük bikarbonat seviyesi görülür.

 

Bilirubin (total) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Kolestazis (ALP ve γ-GT artışı kolestazis için daha duyarlıdır)

Hepatopati

Anemi, hemolitik hastalıklar

Artma:

Hemolitik-prehepatik (anemi [immun aracılı], çinko toksisitesi, kan parazitleri, hipofosfatemi, transfüzyon reaksiyonları, iç kanama vb.)

İntrahepatik (siroz, hepatik lipidoz, infeksiyon, neoplazi, hepatit veya kolanjiyohepatit, toksin veya ilaç reaksiyonları, kortikosteroid hepatopati, kronik portosistemik şant, bakır depolama hastalığı)

Post-hepatik (pankreatitis, kolanjitis, adezyon, neoplazi, safra kesesi hastalıkları, safra peritonu, kolesistit vb.)

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (artma), lipemi (artma), gün ışığı (azalma)

Propranolol, asetaminofen (parasetamol) uygulaması bilirubin ölçümünü artırabilir.

 

Bilurubin (direkt) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Artma:

Safra kanalı hastalıkları, hepatoselüler hastalıklar (hepatit, siroz ve neoplazi) ve hemolitik hastalıklar

 

Bilurubin (indirekt) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

İndirekt bilirubin (konjuge edilmemiş, dolaylı):

Albüminle ilişkili ve kandaki toplam bilirubinin baskın formudur. Hemoglobin, miyoglobinin makrofajlarca parçalanması ile üretilir. Karaciğerde indirekt bilirubin ürünleri toplanır ve konjuge edilir. Konjuge olmayan bilirubin güçlü hidrojen bağlarına sahip olup suda çözünmeme özelliğine sahiptir. Plazmada albumin' e bağlanarak suda çözünebilir hale gelir.

Kanda total bilirubin / direkt / indirekt bilirubinin ayrı ayrı ölçümü (ve idrarda bilirubin saptanması) test sonuçlarını yorumlamada yardımcıdır. Örneğin, hemoglobin parçalanması (örn. Ağır hemolitik anemi), karaciğerde aşırı miktarda bulunan indirekt bilirubin üretimini ve ​​kandaki toplam bilirubini artırır. Ayrıca, safra akışı engellendiğinde, hepatositlerin içindeki direkt bilirubin artar ve daha sonra kan dolaşımında (ve idrarda) direkt bilirubin artar.

"Pre-hepatik" hiperbilirubinemi: hemoproteinlerinin parçalanmasından kaynaklanan bilirubin üretimi artışı (hemolitik anemi gibi nedenlerle), indirekt bilirubinin direkt bilirubin konsantrasyonundan fazla olmasına ya da referans aralıklar içinde kalmasına neden olur.

"Hepatik" hiperbilirubinemi: hepatosit tarafından kusurlu konjugasyon veya bilirubin alımı nedeniyle ortaya çıkar, fakat aynı zamanda yapısal veya "işlevsel" kusurlardan kaynaklanan biliyer kanala azalmış atılım, diğer bir deyişle intrahepatik şişme sonucu ortaya çıkan kolestaz nedeni ile gerçekleşebilir. Burada, kusura bağlı olarak, direkt bilirubinde görülen artış ile birlikte, indirekt bilirubinin de yüksek olması beklenir.

"Post-hepatik" veya "ekstrahepatik" hiperbilirubinemi: Safra kesesi, safra kanalı veya duodenumdaki biliyer papiller, safra akışını etkileyen karaciğer dışında ortaya çıkan anormalilerden kaynaklanır. Direkt bilirubin, indirekt bilirubinden fazla olması beklenir.

 

CK (kreatinin kinaz) (CPK) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Miyopati – Kas hasarından 6-12 saat sonra pik seviyeye ulaşır, kas hasarı derecesi ile orantılıdır. CK aktivitesi, hasarın kesilmesinden 24-48 saat sonra azalır. Bu yüzden, CK akut kas hasarı testidir.

Oluşum:

İskelet kası, kalp kası, beyin, idrar kesesi (kedi)

Artma:

Travmatik kas hasarı (Fiziksel travma, IM enjeksiyon, Postoperatif yaralanma)

İnfeksiyöz (Hepatozoon spp., Neospora caninum, Toxoplasma gondii, Sarcocystis spp.) ve / veya inflamatuvar kas hastalığı (Çiğneme kasları miyoziti-köpek, İmmun aracılı polimiyozit)

Çeşitli kas hastalıkları (Nöbet, ağır egzersiz, dirofilaria, Bakteriyel endokardit)

Metabolik kas hastalığı (Egzersiz rabdomiyoliz [yarış tazıları], Hipertiroidizm [kedi], Hipotiroidizm [köpek], Malign hipertermi [köpek], Anoreksiya [kedi])

Kalıtsal / konjenital kas hastalığı (Kas distrofisi, Birmanya kedilerinde hipokalemik miyopati, Miyotoni [köpek], Fosfofrüktokinaz eksikliği [köpek])

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (artma), bilirubinemi

Kortikosteroid, İnsülin, Amfoterisin B, penisilin, sülfonamidler ve fenitoin ve streptokinaz uygulamaları değerleri artırır.

Lütfen dikkat: Yeni doğan köpeklerde CK erişkinlerden beş kat yüksek olabilir.

Kediler diğer türlerden daha az CK' ya sahiptir. Bu nedenle, CK’ da hafif artışlar teşhis açısından önemlidir.

 

CK-MB (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

CK’ nın MB izoenzimi, kalp kasında yüksek konsantrasyonda bulunur, iskelet kasında ise az miktarda yer alır. Serum CK artışı, sıklıkla iskelet kası hasarı tanısında kullanılır, kardiyak hasarında serum CK aktivitesi artmaz, CK-MB değeri artar.

 

Çinko (Zn) (1 ml Serum) Spektrofotometrik

Çinko (Zn), çeşitli enzim sistemlerinin işlevi için gerekli olan bir mineraldir. Zn dengesizlikleri nedeniyle çinko duyarlı dermatoz veya toksikozis gelişebilir. Köpeklerde rapor edilmiş olan çinko duyarlı dermatozlar çinko takviyesi ile tedavi edilir. Serum Zn konsantrasyonları Zn duyarlı dermatozlarda tanı aracı olmayabilir; bu nedenle, bu hastalığı ekarte etmek için tedavi ve deri biyopsisi gerekli olabilir. Çinkonun yüksek dozları toksiktir ve toksikozis genellikle yabancı cisim yutulmasından kaynaklanır. Metal para, metal düğmeler, vida, çivi, somun, pul ve oyuncak gibi yabancı maddeler; endüstriyel alanlarda Zn tozu maruziyeti çinko zehirlenmesini düşündürmelidir. Toksikozisde çoklu organ yetmezliği gelişir.

Endikasyon:

Derinin Para- ve Hiperkeratozu

Performans, fertilite ve büyüme bozukluğu

Yara iyileşmesi bozukluğu

Yetersiz bağışıklık

Nal, ayak pedi gibi basınç noktalarının kabuklanması veya pullanması

Zn içeren yabancı cisim yutulması şüphesi

Azalma:

Besleme (diyet)

Çinko antagonistleri

Azalan çinko emilimi

Hepatopatiler

Hipotiroidizm

İnflamasyon

Stres

Sonucu etkiyen faktörler:

Şelasyon tedavisi serum Zn konsantrasyonlarını azaltabilir.

Hemoliz, dehidrasyon nedeni ile sonuçlar artabilir.

Yenidoğanlarda serum Zn konsantrasyonları erişkinlerden daha yüksek olabilir.

7 yaşından büyük köpeklerde serum Zn düzeyi azalmış olabilir.

Dişi köpekler daha yüksek serum Zn konsantrasyonlarına sahip olma eğilimindedir.

Gebelerde azalan serum Zn düzeyleri bildirilmiştir.

Lütfen dikkat: Çinko duyarlı dermatozlar köpeklerde; >1 yaşından büyüklerde daha sık bildirilmiştir. Yatkın olan ırklar; Sibirya husky, Alaska kurdu ve Samoyedlerdir. Dişi köpeklerde çinko duyarlı dermatoz belirtileri ovariyositektomi sonrası düzelebilir.

Normal referans aralığında bulunan Zn seviyeleri çinko duyarlı dermatozları ekarte etmez.

200 µg / dl’ nin üzerindeki değerler çinko zehirlenmesi şüphesini gösterir.

Klinik çinko toksikozisi, GI sistem, karaciğer, böbrek ve pankreas dahil olmak üzere birçok organı etkileyebilir.

 

Demir (Fe) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Anemi için ayırıcı tanı, demir eksikliği hastalıkları

Oluşum:

Besleme, hemoglobin katabolizması

Artma:

Yakın zamanda yapılan transfüzyon, glukokortikoid kullanımı

Hepatopati, Hemolitik anemi (Dokulardan Fe salınması yoluyla)

Hemokromatozis-hemosiderozis

Azalma:

Şiddetli kronik kan kaybı

Genç hayvanlarda sadece süt ile besleme

İnfeksiyonlar / inflamasyon

Neoplaziler

Nefropati

Hipotiroidizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, lipemi, EDTA, şiddetli hiperproteinemi

Köpeklerde kortikosteroid kullanımı Fe düzeyini arttırır.

5 haftalıktan küçük kedi yavrularında geçici Fe eksikliği gelişebilir.

Gebeliğin geç dönemlerinde Fe düşük seyredebilir.

 

Demir Bağlama (1 ml Serum) Spektrofotometrik

Demir bağlama, serumda transferrinin seviyesidir. Transferrinin yaklaşık 1/3’ ü demire bağlanır.

Artma:

Artifakt: lipemi

Fe eksikliği

Köpeklerde nekrotizan hepatit: hepatositlerde depolanan demirin yüksek konsantrasyonda serbest kalması

Gebeliğin geç dönemleri

Azalma:

Karaciğer tarafından üretimin azalması;

İnflamasyon (akut dönem)

Karaciğer yetmezliği veya portosistemik şantlar

Hipoproteinemi

Transferrin kaybı: protein kaybettiren nefropati, protein kaybettiren enteropati, yanıklar (Düşük albumin ile seyreder)

Hemolitik anemi

 

Eritropoetin (1 ml Serum) ELISA

Böbrekler tarafından üretilen ve eritropoezi teşvik etmek için kemik iliğine etki eden bir hormondur. Ayrıca karaciğer ve kemik iliği makrofajlarından da salgılanır. Üretimi doku hipoksisi tarafından uyarılır, hipoksemi ve anemiye yanıt olarak artar. Kronik böbrek hastalığına eşlik eden anemiye yanıt olarak artış göstermemesi önemli bir istisnadır (üretimi azalır). Kemik iliği aktivitesi düşük olan hastalıklarda eritropoetin en yüksek seviyededir.

Endikasyon:

Açıklanamayan eritrositoz

Kronik böbrek yetmezliğinin neden olduğu anemi

Artma:

Eritrositoz

Hipoksemi ile seyreden sekonder eritrositoz

Yüksek rakım

Kronik pulmoner hastalık

Kanın sağdan sola şantı bulunan-kardiyovasküler anomaliler 

Uygun Eritropoetin üretimi olmayan sekonder eritrositoz 

Renal lezyonlar

Neoplazi

Kalıtsal methemoglobinemi

Anemi

Hemoliz

Hemoraji

İlik anormalileri

Aplazi

Miyelofibrozis

Miyelodisplazi

Neoplazi

İnflamatuvar / kronik hastalık anemisi

Azalma:

Eritrositoz

Primer eritrositoz (Normal veya azaltılmış Eritropoetin)

Anemi

Kronik böbrek hastalığı

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, lipemi, ikterus

Lütfen dikkat: Eritropoetin düzeyini; Androjenler artırır, Östrojen ve kortikosteroidler azaltır.

1-2 aylık köpeklerde, 1-7 yaş arası köpeklere göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir.

8 yaşından büyük köpeklerde, 1-7 yaş arası köpeklere göre daha düşük olduğu bildirilmiştir.

 

Ferritin (1 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

Demir eksikliği ya da aşırı demir yükünü teyit etmek

Azalma:

Demir eksikliği: depolanan demir azlığı. Kedilerde, köpeklere göre demir depolarının daha iyi bir göstergesidir.

Kronik kan kaybı

Hemodiyaliz

Artma:

İnflamasyon: Ferritin bir akut faz proteinidir.

Neoplazi: Bazı tümörler, örn. köpeklerde histiositik sarkoma

Aşırı demir yükü: Fazlaca kan transfüzyonu

Kronik hastalıklar

Karaciğer hastalıkları

Sonuçları etkiyen faktörler: Hemoliz, hemolitik hastalıklar, transfüzyonlar ferritini artırabilir.

 

Fosfor (P) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Rutin biyokimya profillerinde

Osteopati, Nefropatiler, Hipo / hiperparatiroidizm

Hipofosfatemi olan hayvanlar (Hemolitik anemi / hemoglobinüri, kas zayıflığı / ağrı, hızlı soluma, intestinal ileus ile ilişkili anoreksiya, kusma ve bulantı)

Hiperfosfatemi olan hayvanlar (üremi, böbrek yetmezliği bulguları, poliüri-polidipsi, kilo kaybı, anoreksiya, letarji, kusma, oral ülserasyon)

Oluşum:

Özellikle iskelet sistemi ve eritrositlerde: Kalsiyum, PTH, kalsitonin ve D vitamini seviyelerine bağlı olarak düzenlenir. Kalsitonin, fosforun renal atılımını artırmaya yardımcıdır ve D vitamini fosforun bağırsak emilimini artırır.

Artma:

Genç hayvanlar

Nefropati (azalan glomerüler filtrasyon hızı)

Primer hipoparatiroidizm

Vitamin D toksisitesi (Beslenme)

Osteolitik tümörler ve kemik lezyonları / Tümör lizis sendromu

Hipertiroidizm (kedilerde)

İlaç (örn. anabolikler, furosemid)

Yumuşak doku travması, Kas nekrozu, rabdomiyoliz

Asidoz

İdrar kesesi rupturu

Fosfat içeren sıvı veya lavmanların uygulamaları

Kalsiferol rodentisitler

Bitki toksisitesi (örn. Yasemin)

Akromegali

Azalma:

Primer hiperparatiroidizm

Malabsorbsiyon veya açlık

İlaç (örn. glukokortikoid, insülin, Fosfat bağlayıcı antasitler, diüretik, bikarbonat, uzun süreli diürez veya glukoz infüzyonu)

Malign hiperkalsemi

Vitamin D eksikliği (malabsorbsiyon, besleme eksikliği)

Osteomalazi

Doğum sonrası hiperkalsemik parezi / Eklampsi (köpek)

Fanconi sendromu (renal tübüllerin işlev bozukluğu)

Hiperadrenokortisizm

Alkalozis

Uzayan anoreksi

Diyabet mellitus ile gelişen Ketozis (diyabetik ketoasidoz) ve hiperinsülinizm

Diyet kalsiyum eksikliği

Hipomagnezemi

Sonucu etkiyen faktörler: Hemoliz, lipemi

Fenotiyazin, sefotaksim, sitrat, oksalat, prometazin, aminosalisilik asit, rifampin, asetazolamid, albuterol, alüminyum içeren antasitler, anestetik ajanlar, antikonvülsanlar, kortikosteroidler, epinefrin, östrojen, fruktoz, glikoz, mannitol, hidroklorotiyazid, insülin, magnezyum, anabolik steroidler, androjenler, β-adrenerjik blokerler, ergokalsiferol, furosemid, büyüme hormonu, progesteron, minosiklin, fosfatlar, D vitamini, aminoglikozid antibiyotikler, amfoterisin B, tetrasiklin kullanımı test sonuçlarını etkiler.

Lütfen dikkat: Genç hayvanlar yetişkinlere oranla daha yüksek fosfor düzeylerine sahiptir (kemik büyüme döneminden dolayı).

 

Fruktozamin (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Fruktozamin kedi ve köpeklerde glikoz metabolizmasını gösteren yararlı bir parametredir. Test son 1-3 hafta içinde kanda ortalama glikoz konsantrasyonu ile enzimatik olmayan glikolize protein komplekslerini ölçer. Örnek alınırken gelişen stresle ilişkili akut hiperglisemi fruktozamini etkilemez, bu da diyabet teşhisini doğrulamada ve kan glukozunun terapötik kontrolünü izlemede yararlıdır. Tedavi gören diyabet hastalarında çok düşük seviyede olduğu için, referans aralığın kullanılmaması gereklidir. Diyabetik tedavi gören hayvanlarda referans aralık seviyesinde seyrediyorsa, bu hastanın belirgin olarak hipoglisemik aşamadan geçtiği olasılığı düşünülmelidir! Diyabetik kedilerde 550 μmol / l, köpeklerde 450 μmol / l’ un üzerindeki fruktozamin seviyesi diyabet yönünden kontrol edilmelidir. Fruktozamin konsantrasyonu klinik bulgular ile birlikte yorumlanmalidir.

Endikasyon:

Geçici ve uzun vadeli hiperglisemi değişimleri

Diyabet tedavisinin takibi

Oluşum:

Fruktozamin insülinden bağımsız bir proteinidir. Oluşumu bir ila üç hafta önceki kan glikoz konsantrasyonu ile doğrudan orantılıdır.

Artma:

Diyabetes mellitus

Diğer kalıcı hiperglisemi nedenleri

Hiperalbuminemi

Hiperadrenokortisizm

Azalma:

Açlık, karaciğer yetmezliği, insülinoma gibi neoplaziler, uygun olmayan insülin terapisi, Protein kaybeden nefropati-enteropati

Hipertiroidizm (kedilerde)

Sonucu etkiyen faktörler: 

Hemoliz (artma), şiddetli bilirubinemi

Kortikosteroid, progestin, östrojen ve megestrol asetat kullanımı sonuçları etkiler.

Lütfen dikkat: Hipoalbuminemi, fruktozamin düzeyini azaltabilir. Eşzamanlı olarak bulunan hipotiroidizm, yanlış yüksek fruktozamin değerlerine yol açabildiği gibi, hipertiroidizm yanlış düşük fruktozamin değerlerine yol açabilir.

 

γ-GT (GGT) (Gama Glutamil Transferaz) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Hepatopati, kolestazis

Oluşum:

Karaciğer (safra kanalı), böbrek, pankreas, ince bağırsak

Artma:

Spesifik artış

Kolestazisli Hepatopati (intra ve ekstrahepatik)

Spesifik olmayan artış

Karaciğer tutulumu ile pankreatit / enterit

Kolit (atlar)

Diyabet

Sağ taraflı kalp yetmezliği

Leukozis

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, lipemi, örneğin uzun süre beklemesi veya ısıtılması GGT aktivitesini düşürebilir.

Kortikosteroid kullanımı köpeklerde GGT artışına neden olur.

Fenobarbital kullanımı GGT’ de hafif artışlara neden olur.

Halotan kullanımında anesteziden 2-7 gün sonra GGT aktivitesi artabilir.

Lütfen dikkat: Kedilerde çok daha yavaş tepki alınır: GGT kedilerde kolestatik hastalığın ALP' den daha hassas bir göstergesidir (ALP köpekler için daha hassastır, ancak kolestatik olmayan faktörlerden daha az etkilenir). Kolestatik hastalıkta diğer göstergeler de (ALP, bilirubin) artarken, hepatik lipidozlu kedilerde GGT artmayabilir veya hafifçe artabilir.

1 ila 3 günlük köpeklerde GGT seviyeleri, kolostrumda fazla miktarda GGT olması nedeniyle yetişkinlere göre 100 kat daha yüksek olabilir. ~10 gün sonra yetişkin seviyesine düşer.

 

Hemoglobin A1C (2 ml EDTA' lı kan) Türbidimetrik

Diyabet hastalığında tedavinin etkinliğini ölçmek ve diyabet regülasyonunu belirlemek için kullanılır. Test sonuçları 2 - 3 aylık süre için glikoz kontrolünü yansıtır. Diyabetin daha iyi kontrol edilmesine, hastalığa bağlı komplikasyonların gelişmesini azaltmaya yardımcıdır. Fruktozamin düzeyi ile birlikte incelenmesi tavsiye edilir.

 

IgA (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Artma:

İnfeksiyöz veya inflamatuvar hastalık (Özellikle mukoza)

Karaciğer hastalıkları

Plazma hücresi neoplazisi (Belirgin şekilde artış, IgA üreten miyelomu gösterebilir)

Azalma:

Yenidoğan immun yetmezlik sendromları

Altı aylıktan büyük köpeklerde IgA eksikliğini gösterir

Alman Çoban, Beagle, İrlanda kurt köpeği, Rottweiler, Weimaraners, Minyatür Dakhund ve İngiliz Bull Teriyerlerin farklı klinik sendromlarla ilişkili IgA eksiklikleri bildirilmiştir.

 

IgE (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Atopik köpeklerde tanı amacıyla kullanılabilir, fakat ebeveynlerinin kapsamlı genetik verileri gereklidir. Bu nedenle iyi tanımlanmış köpek popülasyonlarında araştırma amaçlı kullanılabilir.

Köpeklerde atopi, antijenlere karşı oluşan aşırı IgE bağışıklık tepkisidir. Atopik dermatit, atopik sendromun en iyi tanımlanmış klinik görünümünü oluşturur. Atopi teşhisinde daha çok veriye ulaşmak ve hangi antijenlere karşı IgE oluştuğunu belirlemek üzere;

bknz. Allerji Testleri

 

IgG (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Artma:

İnfeksiyöz veya inflamatuvar hastalık

Karaciğer hastalıkları

B veya Plazma hücresi neoplazisi (lenfoma, myeloma)

Azalma:

Yenidoğan immun yetmezlik sendromları

Basset Hound, Cardigan Welsh Corgi ve Jack Russell Teriyerlerinde kombine bağışıklık yetersizliği bildirilmiştir. Bu köpeklerin Ig düzeyleri düşüktür.

Cavalier King Charles Spaniel, Weimaraners, Rottweiler ve Minyatür Dakhundlarda IgG eksikliği bildirilmiştir.

 

IgM (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Artma:

İnfeksiyöz veya inflamatuvar hastalık

Karaciğer hastalıkları

B hücresi neoplazisi (lenfoma, myeloma)

Azalma:

Yenidoğan immun yetmezlik sendromları

 

İyonize Kalsiyum (Ca+2) (0,5 ml Serum) İyon seçici elektrot (ISE)

Endikasyon:

Total kalsiyum ve PTH testlerinin yorumlanmasına yardımcı olarak

Artma:

Primer hiperparatiroidizm

D vitamini toksisitesi

Azalma:

Doğum sonrası tetani

Böbrek veya besleme kaynaklı (sekonder) hiperparatiroidizm

Primer hipoparatiroidizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Havaya ile temas eden örneklerde, Ca (+2) düzeyi düşük görülebilir.

 

Kalsiyum (Ca) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Ca homeostazı; bağırsak, kemik, böbrekler ve paratiroid bezleri ile PTH, kalsitonin ve D vitamininin etkileşimleri ile kontrol edilir. PTH' ın etkisi; kemikten Ca' nın serbest bırakılmasına, bağırsak emiliminde ve böbrek tübül resorpsiyonunda artışa neden olarak, hipokalsemi durumunda Ca düzeyi artırmaktır. D vitamini, Ca' un bağırsak emilimini artırır. Hiperkalsemiye yanıt olarak; kalsitonin, PTH' ın kemik üzerindeki etkilerini inhibe ederek Ca' u düşürür. Asit-baz dengesi; proteinler üzerindeki anyonik bölgelere bağlı Ca miktarını etkiler. Asidozda daha fazla Ca bağlanmaz, böylece iyonize Ca artar. Alkalozda, Ca' un proteinlere bağlanması arttığı için iyonize Ca seviyesi azalır. Protein konsantrasyonu, özellikle albümin ve toplam Ca seviyesini etkiler. Hipoalbüminemi, toplam Ca’ u düşürür. Hiperalbuminemi' nin ters etkisi vardır.

Endikasyon:

Rutin biyokimya profillerinde

İyonize Ca ile birlikte, hiper-hipoproteinemi, böbrek hastalığı, asit-baz dengesizlikleri veya hiperparatiroidizm

Hipokalsemi semptomları, kas seğirmesi, tetani veya nöbetler

Poliüri / Polidipsi, zayıf veya kardiyak aritmili hayvanlar

Artma:

Primer hiperparatiroidizm

D vitamini toksisitesi / bitki toksisitesi

Hipoadrenokortisizm

Asidoz

Neoplazi (lenfoma, adenokarsinoma, multiple myeloma)

Osteolitik tümörler / Osteomiyelit / Osteoporoz

Akut-Kronik böbrek yetmezliği / genetik renal hastalık (Lhasa apso)

Hiperalbuminemi (dehidrasyon) / Aşırı kalsiyum takviyesi

Gelişme çağındaki hayvanlarda

Azalma:

Hipoparatiroidizm (tiroidektomiyi takiben, lenfositik paratiroid)

İkincil (böbrek) hiperparatiroidizm

Nefropati

Hipoalbuminemi; protein kaybettiren enteropati, glomerulopati

D vitamini eksikliği

Alkaloz

(Nekrotik) Pankreatit

Tetanoz

Doğum sonrası laktasyon tetanisi

Transfüzyon sonrası (aşırı antikoagülan nedeniyle)

Malabsorbsiyon (köpek)

Hiperkalsitonizm

Etilen glikol zehirlenmesi (örn. antifriz)

Akut ve kronik böbrek yetmezliği, üretral tıkanıklık (özellikle kedi)

Yumuşak doku travması

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi (artma), hemoliz (artma), belirgin bilirubinemi (azalma)

Asetaminofen (parasetamol), sefotaksim, Alkali veya Ca’ lu antasitler, alüminyum hidroksit, anabolik steroidler ve androjenler, Ca tuzları ve parenteral Ca uygulaması, kolekalsiferol rodentisitler, diüretikler (kronik uygulananlar), östrojen, oral fosfat bağlayıcıları, propranolol, progesteron, testosteron, teofilin, A vitamini (zehirlenme) ve D vitamini Ca’ u artırır.

Albuterol, antikonvülsanlar, asparaginaz, aspirin, sisplatin, sitrat, mikrosimid, diüretik (furosemid), EDTA, florür, gastrin, glukagon, glukokortikoidler, glikoz, insülin, isoniazid, magnezyum tuzları, fenobarbital (uzun süreli), fosfat içeren lavmanlar, IV fosfat uygulaması (potasyum fosfat) ve tetrasiklin (gebelikte) Ca' da azalmalara neden olur.

Kan alma sırasında damara uzun süre baskı uygulamak (2-3 dk), Ca' u hafifçe artırır.

Uygun olmayan bir antikoagülan kullanılması sonuçları etkiler.

6-24 haftalık yavrular, yetişkinlerden daha yüksek serum Ca düzeyine sahiptir.

Küçük ırk dişi köpekler doğum sonrası 3 hafta boyunca emzirirken hipokalsemi riski altındadır.

 

Klor (Cl) (0,5 ml Serum) İyon seçici elektrot (ISE)

Klor homeostazı böbrekler ve az da olsa GI sistem tarafından düzenlenir. İleum ve kolondan emilen Cl, Na ve suyun yeniden emilimi için itici güç oluşturur. Böbreklerde süzülen Cl proksimal tüplerde yeniden emilir. Cl, aynı zamanda, aldosteron etkisi altında distal nefronda emilir. Serumdaki Cl değişiklikleri sıklıkla Na ile paraleldir. Cl ayrıca kan tampon sistemi ve asit-baz dengesinde önemli rol oynar. Cl' deki değişiklikler genellikle hiperkloreminin metabolik asidoz ile ilişkili serum HCO3' e karşı gelişirken, hipokloremi metabolik alkaloz ile ilişkilidir.

Endikasyon:

Elektrolit bozuklukları (Normal koşullarda serum klorür düzeyi sodyum düzeyine eşittir)

GI belirtiler

Poliüri ve polidipsi

Asit-baz dengesi bozuklukları

Diüretik, parenteral beslenme, Na veya Cl içeren tedavilerin izlenmesi

Artma:

Dehidrasyon (sıvı kaybı, azalan sıvı alımı, ishal)

Aşırı sodyum klorür alımı

Diyabet insipidus / mellitus (insülin tedavisini takiben)

Nefropati

Asidoz

Hipoaldosteronizm

Azalma:

Aşırı su alımı

Sodyum klorürün yetersiz alımı ve diüretik kullanımı

Artan sodyum klorür kaybı (kusma, ishal, terleme, yanıklar)

Hipoadrenokortisizm

Konjestif kalp yetmezliği (ödem)

Nefropati

Hiperaldosteronizm

Aldosteron antagonistleri (spironolakton)

Metabolik alkaloz (Kusma) / Laktik asidozis

Sonucu Etkiyen Faktörler:

Lipemi (psödohiperkloremi), hiperproteinemi (psödohipokloremi).

Potasyum bromür içeren ilaçlar psödohiperkloremiye neden olabilir.

Tiyazid diüretikler ve sodyum bikarbonat hipokloremiye neden olabilir.

Asetazolamid, amonyum klorür, glukokortikoidler ve böbrek konsantrasyon yeteneğini azaltan ilaçlar (örn. Amfoterisin) hiperkloremiye neden olabilir.

 

Kolesterol (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Hiperlipidemi; tiroid, karaciğer ve böbrek bozukluğu

Oluşum:

Beslemeye bağlı veya karaciğerde sentezi (Steroid hormonlar ve safra asitleri ile)

Artma:

Besleme

Hipotiroidizm

Diyabetes mellitus

Hiperadrenokortisizm

Hepatopati

Ekstrahepatik kolestazis

Hiperlipemi sendromu (Minyatür Schnauzer ve Beagle ırklarında kalıtsal olabilir)

Akut pankreatit, pankreas nekrozu

Dobermann ve Rottweiler ırklarında İdiopatik hiperkolesterol

Midillilerde lipidozis

İlaç (örn. glukokortikoid)

Protein kaybına neden olan enteropati - Nefrotik sendrom

Hiperlipidemi

Azalma:

Malabsorbsiyon

Azalan karaciğer fonksiyonları (örn. siroz, portosistemik şant)

Kaşeksi

Ekzokrin pankreas yetmezliği

Protein kaybına neden olan enteropati

Hipertiroidizm, hipoadrenokortisizm

Lipoprotein sınıfları; çok düşük yoğunluklu lipoproteinler (VLDL), kolesterol açısından zengin-düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) ve yüksek yoğunluklu lipoproteinler (HDL)' den oluşur.

VLDL, karaciğerde oluştuktan sonra taşıdığı trigliseritleri dokulara aktarırlar, bu sürecin sonunda LDL' ye dönüşürler. Yüksek düzeyde VLDL, aterosklerozun artmasına yol açabilir, yüksek insülin ve düşük glukoz seviyelerinde LDL baskılanır ve hiperinsülinemi durumunda (insülin direnci) VLDL artar. VLDL' deki artışlar lipemi ile ilişkilidir.

LDL ile kalp hastalıkları arasındaki bağlantıdan dolayı "kötü" kolesterol olarak anılır. LDL' in başlıca işlevi, kolesterol ve trigliserid üreten hücre ve dokulardan bu molekülleri alıp, bunlara gereksinimi olan hücre ve dokulara taşımaktır. LDL' nin kandaki seviyesi; ateroskleroz ve dolayısıyla koroner arter hastalığı, felç ve periferal damar hastalıkları ile ilişkilidir.

HDL, dokulardan karaciğere kolesterol taşıyan lipoprotein sınıfıdır. HDL arterlerde oluşan kolesterolü vücuttan atmak üzere karaciğere taşıdığı için "iyi kolesterol" olarak anılır. Yapılan çalışmalarla 60 mg / dL üstünde HDL düzeyinin kardiyovasküler hastalıklara (koroner arter hastalığı ve felç) karşı koruyucu etkisi olduğu görülmüştür.

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, lipemi

Örneklemeden önce hastanın 12 saat aç olması gereklidir!

Kortikosteroidler artışa neden olabilir.

IV heparin uygulaması lipoprotein, lipaz ve hepatik lipaz salgısını artırır.

Lütfen dikkat: Hiperkolesterolemi; anlamlı bir renal proteinüri ile ilişkiliyse nefrotik sendromu düşündürür, alopesi veya poliüri / polidipsi ile ilişkili ise endokrinopati ekarte edilir.

Portosistemik şant durumunda, bulgular içinde tek anormallik hipokolesterolemi olabilir.

Obez hayvanlarda belirgin olarak yüksek kolestrol seviyeleri görülür.

 

Kreatinin (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Nefropati / glomerüler filtrasyonun değerlendirilmesi

Oluşum:

Endojen kas metabolizmasının bir ürünüdür (genç hayvanlarda yetişkin hayvanlara kıyasla kas yoğunluğuna bağlı olarak, daha düşük serum kreatinin konsantrasyonu vardır) Atılımı glomerüler filtrasyon yoluyla gerçekleşir.

Artma:

Prerenal

Glomerüler filtrasyon hızı / renal kan akışında azalma

Hipovolemi: Kan hacminin azalması

Kardiyak yetmezlik

Şok

Artan kreatinin üretimi (hafif artış)

Kırmızı et tüketimi

Artan protein katabolizması

Renal

Akut ve kronik böbrek yetmezliği

İnflamasyon / infeksiyon: nefrit, leptospiroz vb.

Toksin: etilen glikol, aminoglikozit, ağır metaller, bitki (örn. Paskalya zambağı, üzüm, kuru üzüm)

Hiperkalsemi

Amiloidoz

Konjenital hipoplazi veya aplazi

Postrenal

Alt üriner sistem tıkanıklığı

İdrar yolundan idrar kaçağı: mesane rüptürü, üretra travması

Azalma:

Zayıflama, kas kütlesinin azalması

Glomerüler filtrasyon hızı / renal kan akışında artma

Hipertiroidi

Sonuçları etkiyen faktörler:

Hemoliz

Lidokain, Nitrofurantoin, Sefoksitin (artma); Kaşeksi / kas kaybı (azalma); Aminoglikozit antibiyotikler, amfoterisin B, sisplatin, fenilbutazon, polimiksin B, sefalosporinler ve sülfametoksazol gibi nefrotoksik ilaçlar kreatinin değerlerini etkileyebilir.

Greyhound, yüksek kreatinin değerine sahiptir.

2 aylıktan küçük kedi yavruları, yetişkinlere oranla daha yüksek kreatinin değerine sahiptir.

Gebelikte kreatinin seviyesi düşük olabilir.

 

İdrarda Kreatinin: Kreatinin kas ve karaciğerde üretilerek, glomerulus tarafından filtre edilir ve emilimi gerçekleşmez. Glomerüler filtrasyon hızı (GFR) azalması, idrarda kreatinin değerini artırır. Konsantrasyonu, böbrek dışı faktörlerden daha az etkilenir; GFR' nin belirlenmesi için üreden daha güvenilir bir göstergedir.

 

Kurşun (Pb) (2 ml EDTA' lı kan) Atomik Absorbsiyon Spektroskopisi (AAS)

Endikasyon:

Kurşun zehirlenmesi: 35 µg / dl' dan yüksek seviyeler kurşun toksisitesini gösterir.

- İshal ve kusma gibi GI bulgular,

- Körlük, nöbet, yürüme zorluğu, titreme veya olağan dışı davranışlar gibi nörolojik belirtiler,

- Anemi, genellikle hafif seyreder ve anormal yapılı çok sayıda çekirdekli RBC eşlik edebilir.

Lütfen dikkat: Kediler ve genç hayvanlar kurşun zehirlenmesine karşı daha hassastırlar.

Kan Pb seviyesi doğrudan klinik bulgularla korelasyon göstermez.

 

LDH (Laktik Dehidrogenaz) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Miyopati

Hepatopati

Oluşum:

Bütün dokular, özellikle kas, karaciğer, eritrositler (Enzim çoğu hücrede bulunduğu için organ spesifik değildir)

Artma:

İskelet kasları ve kalp kası miyopatisi

Hücre nekrozu

Malign neoplazi

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (artma)

 

Lipaz (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Pankreas hastalıkları (Köpekte pankreatit-kusma, anoreksiya, karın ağrısı, ikterus gibi belirtiler)

Nonseptik, inflamatuvar abdominal eksüdat

Oluşum:

Pankreas, mide mukozası

Artma:

Akut pankreatit / nekroz / neoplaziler

Nefropati / idrar yolu tıkanıklığı

Hepatopati (karsinomları)

İleus, peritonit, kolesistit

Hiperadrenokortisizm

Şiddetli dehidrasyon

Glukokortikoid kullanımı

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, bilirubinemi, lipemi

Kortikosteroid kullanımı, serum lipaz seviyesini üst sınırın 5 katına kadar artırabilir.

Lütfen dikkat: Akut pankreatitli kedilerde normal lipaz değerleri bulunabilir.

Lipaz seviyesi, pankreatitin şiddeti ile orantılı değildir.

Çok yüksek lipaz seviyeleri pankreas veya karaciğer neoplazmaları ile ilişkili olabilir.

Böbrek veya bağırsak bozuklukları gibi diğer hastalıklardan da etkilenebilir.

 

Lityum (1 ml Serum) Spektrofotometrik

Lityum karbonat gibi lityum tuzları, insan hekimliğinde şizoaffektif bozukluklar ve siklik depresyon için sıklıkla kullanılmaktadır. Evcil hayvanlarda, bu nedenlerle ya da klinik olarak normal köpeklerde trombopoezi uyarmak için bazı uygulamaları vardır.

Lityum, köpeklerde trombositopeni tedavisinde kullanılmaktadır.

Köpeklere lityum uygulamalarında, serum lityum seviyesinin 0,5-1,8 mmol / L' lik optimum terapötik seviyelere ulaşıp ulaşmadığını görmek için haftalık olarak ölçülmesi gerekir.

 

Magnezyum (Mg) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Elektrolit dengesizliği

Oluşum:

Özellikle kemik ve dokuların enerji metabolizmasında ve nöromusküler impuls iletiminde önemlidir (azalması konvülsiyonlara yol açar, artışı felce neden olur)

Artma:

Hipoadrenokortisizm

Pre-renal, renal, post-renal böbrek yetmezliği / tıkanıklıklar

Bağırsak hipomotilite bozuklukları

Hipotiroidizm

İatrojenik uygulamalar – laksatif ya da iv sıvı uygulamaları

Azalma:

Malabsorpsiyon (ekzokrin pankreas yetmezliği, bağırsak yangısı)

Tetani

Bozulmuş renal fonksiyon

Hipoparatiroidizm / Hipertiroidizm

İlaç (örn. aminoglikozidler, amfoterisin B, insülin)

Anoreksi / kusma / ishal

Diyabetes mellitus, özellikle ketoasidoz ile seyrettiğinde

Septisemi

Kan transfüzyonu

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, hiperbilirubinemi, EDTA kullanımı

Azalmış bağırsak emilimi, Hücre içi insülin, glikoz veya amino asit, Sitrat, Ca glukonat, glukuronik asit ve sefotaksim uygulamaları azalmaya,

Sefotaksim, trikloroasetik asit, Ca, uzun süreli aspirin tedavisi, lityum, Mg tuzları, medroksiprogesteron ve progesteron kullanımı artışa neden olur.

 

NT-proBNP (2 ml Lityum Heparinli plazma) CLIA

Köpeklerde endikasyon:

Üfürüm, solunum semptomları ve / veya egzersiz intoleransı bulunan köpeklerde, bu belirtilere neden olan kalp rahatsızlıkların belirlenmesinde kullanılır. 2 aylık dönemde gelişebilecek konjestif kalp yetmezliği riskini belirlemeye yardımcıdır (dejeneratif mitral kapak hastalığının neden olduğu üfürüm ile birlikte herhangi bir semptomun bulunmadığı durumlarda).

Kedilerde endikasyon:

Tarama testi olarak (örn. bazı yatkın ırklarda, anestezi öncesinde kalp rahatsızlıkları belirteci olarak) veya kalp hastalığı şüphesi bulunan kedilerde kardiyomiyopati varlığını ifade edilebilir. Sonuçlara göre hastada diğer kardiyak testlerinin gerekli olup olmadığına karar verilmelidir.

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, lipemi

 

Potasyum (K) (0,5 ml Serum) İyon Seçici Elektrot (ISE)

Endikasyon:

Elektrolit dengesizliği-GI bulgular (örn. kusma, ishal, karında ağrı)

Kardiyak aritmiler

İskelet kas zayıflığı veya hipereksitabilite

Böbrek hastalıkları, Üretral tıkanıklık-Poliüri-polidipsi

Diyabetik ketoasidoz

İnsülin, ACE inhibitörleri, K-tutucu diüretikler, K takviyesi (IV veya oral), K penisilin G veya heparin tedavisi izleme

Azalması düz ve çizgili kas felcine (EKG' de ST azalması),

Artması nöromusküler belirtilere ve miyokard hasarına yol açar.

Artma:

Potasyum atılımı azalması

Hipoadrenokortisizm (sodyum / potasyum oranı <27:1 olması Addison Hastalığı' nın bir göstergesidir)

Renal yetmezlik (oligürik / anürik fazı)

İdrar kesesi ruptürü, post-renal tıkanıklık (azalan idrar atılımı)

Doku hasarı (hücre içindeki potasyumun neden olduğu)

Hipoksi

Hemoliz (özellikle Akita ırkı köpeklerde)

Metabolik Asidozis

İatrojenik (uzun süren tedavilerde)

Transfüzyon

Azalma:

Düşük potasyum içerikli diyet

Artan potasyum atılımı (kronik kusma / diyare / anoreksi)

Artan diürez

Kronik hepatopati

Hiperadrenokortisizm (düşük derecede azalma)

İlaç (örn. glukokortikoid, diüretik, insülin)

Potasyum içermeyen sıvı tedavisi

Kronik renal yetmezlik (poliürik fazı)

Metabolik Alkaloz

Diyabetes mellitus / Diyabetik ketoasidoz

Hiperaldosteronizm

Bimanyalı (Burmese) ırkı kedilerin hipokalemik miyopatisi

Hipomagnezemi

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz, lipemi, EDTA, şiddetli hiperproteinemi

Diüretikler, asetazolamid, mineralokortikoidler, insülin, Na bikarbonat, amfoterisin B, amonyum klorür ve glikoz içeren veya K içermeyen sıvı uygulamaları azalmalara neden olabilir.

K Klorid (IV veya oral), digoksinin aşırı dozu, trimetoprim, ACE inhibitörleri, K-tutucu diüretikler, spesifik olmayan β blokerler ve nefrotoksik NSAID' ler; Trombositoz ve lökositoz, fosfofruktokinaz eksikliği, Şiddetli bilirubinemi, Metabolik asidoz Hiperkalemiye neden olabilir.

Hemolize neden olan kan örneği alma teknikleri, bazı köpek ırklarında K seviyesini artırabilir.

K oksalat veya EDTA yapay olarak K değerine yükseltirler.

Plazma K seviyesi, serum K seviyesinden daha yüksektir.

Akita ve Shiba Inu ırklarında eritrositler K bakımından zengindir, in vitro olarak gelişebilecek hemoliz psödohiperkalemiye neden olabilir (lityum heparinli kan tüpü kullanılması önerilir).

Bazı köpek ırklarında (İngiliz Springer Spaniels, Amerikan Cocker Spaniels) fosfositoktokinaz eksikliği nedeni ile in vivo hemoliz gerçekleşerek serum K düzeyleri yüksek görülebilir.

Yenidoğanlarda K’ dan zengin eritrositlerin in vitro hemolizi psödohiperkalemiye yol açabilir.

Geç dönem gebe köpeklerde hiperkalemi ve hiponatremi meydana gelebilir.

Lütfen dikkat: Hasta hiponatremik, hiperkalemik ve azotemik ise, böbrek yetmezliği / postrenal üriner obstrüksiyon / rüptür olasılıkları varsayılarak görüntüleme tekniklerinden yararlanılmalıdır.

Hasta hipokalemik, hipokloremik ve alkalik ise, üst GI obstrüksiyon olasılığı üzerine görüntüleme teknikleri kullanılmalıdır.

 

Rivalta Testi (Efüzyon sıvısı - Toraks ya da Abdomen sıvısı) Mekanik

Endikasyon:

Eksüdat (+ reaksiyon) ve transüdat (─ reaksiyon) ayırımı

Kedilerde, FIP hastalığının yol açtığı efüzyonun belirlenmesi:

Yüksek protein içeriği, fibrinojen ve inflamasyon aracılarının yüksek konsantrasyonda bulunması, lenfoma ve bakteriyel infeksiyonlarda pozitif reaksiyon görülür. FIP teşhisinde duyarlılığı, yararlı bir tanı aracı olacak kadar yüksektir; duyarlılığı %91,3; özgünlüğü %65,5’ tir (bknz. Patoloji bölümü).

 

Safra asidi (1 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Hepatopati (safra asidinin salgılanmasında aksaklıklar gelişir, safra asitlerinin birikmesi toksik etki yaratır ve işlevsel bozukluklara neden olur)

Oluşum:

Karaciğerde kolesterolden sentezlenir. Bağırsaklarda lipid sindirimi ve emiliminden sorumludur. Safra asitleri safra yoluyla bağırsaklara ulaşır ve az miktarda dışkıya geçer. Yüksek oranda emilerek karaciğere geri taşınır, normal hayvanlarda az miktarı sistemik dolaşıma geçer.

Artma:

Spesifik artış (Karaciğer ve safra yolları hastalıkları)

Hepatit (kronik)

Portosistemik şant

Spesifik olmayan artış

Yağlı besleme sonrası 24 saat içinde gelişen artış normaldir

Hipertiroidizm

Hiperadrenokortisizm

Diyabet

Lütfen dikkat: Hayvan örnek alma işlemi öncesinde 12 saat aç olması gereklidir!

 

Safra Asidi Açlık / Tokluk (2 x 1 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Karaciğer fonksiyon bozuklukları

Portosistemik şant şüphesi

Test yöntemi:

Normal koşullarda yağlı besleme sonrasında kan safra asidi konsantrasyonu artacaktır. Karaciğer fonksiyonu bozulmuş ise ya da şant durumunda bu artış yüksek olacaktır.

1. Safra asidinin bazal seviyesi için kan örneği alınır (12 saatlik açlık seviyesi)

2. Besleme (az miktarda yağlı yemekler)

3. Beslemeden 2 saat sonra ikinci kan örneği (tokluk) alınır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (azalma), Lipemi (artma), heparin kullanımı (azalma)

Yorkshire teriyer, Shih tzu, Maltese, bişon firize, Tibet Spanyeli ve Havanese gibi teriyer cinsleri, safra asidi artışına yol açan mikrovasküler displaziye eğilimlidir.

Maltese teriyerlerde genellikle hepatobiliyer hastalık olmadığında da tokluk safra asidi yüksektir. Mikrovasküler displazi ekarte etmek için amonyak tolerans testi gerekebilir.

Lütfen dikkat: Örnek tüplerinin doğru etiketlendiğinden emin olun!

Portosistemik şant veya dengesiz enzim yükselmelerinde, karaciğer fonksiyon testi olarak kullanılır. Genellikle, bu vakalarda safra asidi yüksektir. Karaciğer hastalıklarında (ikterus, karaciğer kitlesi, belirgin şekilde artan ALT) safra testi güvenilir değildir.

Normal koşullarda yağlı besleme sonrası safra asidi seviyesi artar. Karaciğer fonksiyonu bozulmuş ya da şant durumunda bu artış çok daha yüksektir.

Karaciğer enzimlerini indükleyen ilaç (örn. Glukokortikoidler, fenobarbital) kullanımı sonrası karaciğer fonksiyonu değerlendirmede yardımcıdır, çünkü karaciğer hasarı olmadığı sürece safra asit düzeyi normaldir.

Bağırsak malorbsorbsiyonu, gecikmiş gastrik boşaltım ve bağırsak motilitesindeki değişiklikler açlık safra asidinin tokluk safradan daha yüksek olmasına neden olabilir.

 

Serotonin (0,5 ml Serum) HPLC

Serotonin; nörotransmisyon, bağırsak hareketleri, kan basıncı ve trombosit agregasyonunun düzenlenmesinde görevlidir. Dolaşımda sistemik düzeyleri normalde düşüktür.

Kompulsif davranışlar, ayrılık anksiyetesi, kronik ağrı gösteren köpeklerde serotonini düzenleyen ilaç uygulamaları faydalıdır. Davranış, ağrı, iştah kaybı, hareket, vücut ısısı, kalp ve akciğerlerin fonksiyonunu düzenler. Köpeklerde serotoninin artmasına neden olan serotonin sendromunda davranış değişiklikleri (depresyon ya da hiperaktivite), zorlaşan yürüyüş, titreme ve nöbetler, kusma, ishal, hızlı solunum, taşikardi, hipertermi gibi bulgular görülür.

 

Sistatin C (0,5 ml Serum) Nefelometri

Endikasyon:

Böbrek yetmezliği

Sistatin C; tüm çekirdekli hücrelerde üretilir, glomerüller tarafından filtre edilir. Bu nedenle, kreatinin gibi, böbrek yetmezliğinde belirleyici olarak kullanılabilir.

 

Sodyum (Na) (0,5 ml Serum) İyon Seçici Elektrot (ISE)

Endikasyon:

Elektrolit dengesi bozuklukları, dehidrasyon, ödem, GI bulgular (kusma, ishal, kilo kaybı, iştahsızlık), diüretik tedavisinin izlenmesi, hipoadrenokortisizm tedavisinin izlenmesi, kas Güçsüzlüğü, nörolojik anormallikler (menenjit, davranış değişiklikleri, nöbetler), poliüri-polidipsi, böbrek hastalığı

Artma:

Dehidrasyon (sıvı kaybı, sıvı alımının azalması)

Gastrointestinal hastalık (ishal ve kusma)

Diyabetes mellitus

Diüretik tedavisi

Sentral / Nefrojenik diyabetes insipidus

Sıcak çarpması

Yanıklar veya derinin büyük bölümünün yaralanması

Hipertonik intravenöz sıvı tedavisi

Hiperaldosteronizm

Hiperadrenokortisizm

Sodyum bikarbonat tedavisi

Azalma:

Ateş

Diyabetes mellitus (insülin tedavisi sonrası)

Mineralokortikoid tedavisi (sodyum tutulması)

Artan NaCl kaybı (Kusma, ishal, yoğun terleme, pleural veya periton efüzyon, yetersiz sodyum klorür içeren diyet)

Fazla miktarda su alımı

Hipotiroidizm

Konjestif kalp yetmezliği (Ödem ile seyreden)           

Renal yetmezlik, Post renal tıkanıklık

İlaç: diüretik (furosemid, tiazid)

Hipoalbuminemi

Hipoadrenokortisizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi, şiddetli hiperproteinemi

Sentetik adrenokortikal steroidler, kortikosteroidler, laktuloz, Na bikarbonat, Na fosfat lavmanları, hipertonik salin sıvısı ve amfoterisin hipernatremiye neden olabilir.

Tiazid Diüretikler, K-tutucu diüretikler (spironolakton, triamteren), anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri, NSAID' ler hiponatremiye neden olabilir.

Dehidrasyon psödohipernatremiye neden olabilir.

Hiperosmolar durumlar (hiperglisemi) psödohiponatremiye neden olabilir.

Hiperproteinemi, hiperviskozite ve hiperlipemi / lipidemi psödohiponatremiye neden olabilir.

IV kateterler yoluyla alınan örnekler, uygulanan sıvı tedavisine bağlı olarak yanlış Na seviyelerine neden olabilir.

Na içeren antikoagülanlarla alınan örneklerde psödohipernatremi görülebilir.

Lütfen dikkat: Hiponatremi tipik olarak aşırı serbest su tutulumu, idrar / GI (özellikle kalın bağırsak) yollardan aşırı Na kaybı nedeniyle oluşur.

Na / K oranı <19 ve ilgili klinik belirtiler de mevcutsa hipoaldosteronizm düşünülmelidir.

Na / K oranı <24 olması hipoadrenokortisizmle ilişkili olabilir.

Yetersiz ADH sekresyon sendromu (SIADH) genellikle insan tıbbında bildirilmiş ve yaygın olarak bulunan olası nedenler neoplazi (paraneoplastik sendrom) ve ilaçlar (Sitotoksik kemoterapiler, opioidler, NSAID, tiazidler) ve pulmoner ve MSS bozuklukları olarak bildirilmiştir.

 

TLI (köpek) (1 ml Serum) CLIA

TLI (tripsin benzeri-immunoreaktivite) testinde tripsin ve tripsinojen ölçülür. Tripsinojen normal fizyolojik koşullarda pankreastan sentezlenir ve pankreatik asiner hücrelerde depolanır. Bu nedenle serum TLI konsantrasyonu, doğrudan pankreastan salınımını yansıtır. Bu enzimlerin oral alımı test sonucunu etkilemez.

Ekzokrin pankreas yetmezliği, pankreatik asiner hücrelerin yokluğunun bir sonucu olarak gelişir. Genellikle pankreatik asiner atrofi (Alman Çoban Köpekleri’nde kalıtsal bir özellik) veya kronik pankreatitten kaynaklanır. Asiner hücrelerin yokluğu, üretimin azalmasına ve tripsinojenin bağırsak ve kana karışmasında azalmaya yol açar. Ekzokrin pankreas yetmezliğinin klinik belirtileri genellikle pankreasın fonksiyonel kapasitesi normalin %10-15'ine düşene kadar gelişmez. Yüksek TLI konsantrasyonları pankreatiti düşündürür, fakat TLI testinin pankreatit ile ilişkili duyarlılığı %30-60'dır. Normal TLI sonucu pankreatiti ekarte etmeye yeterli değildir.

Endikasyon:

Ekzokrin pankreas yetmezliği, kronik ishal, açıklanamayan kilo kaybı (Pankreatitin erken döneminde artış, sonrasında hızlıca azalma görülür).

Artma:

Akut pankreatit (kısa süreli), Kronik pankreatitin akut fazı

Şiddetli böbrek yetmezliği

Prerenal azotemi

Malnütrisyon

Azalma:

Ekzokrin pankreas yetmezliği

Sonucu etkiyen faktörler:

Kan alımından 8 – 12 saat öncesinden itibaren hayvanın gıda almamasına dikkat edilmelidir. Gıda alımı lipemiye yol açarak TLI değerinde artışa neden olur ve yanıltıcı sonuçlar verebilir.

Kan örneğinin yüksek sıcaklıklarda saklanması sonuçları etkileyebilir.

Asparaginaz, Azatioprine, Klomipramin, Furosemid, N-metilglukamin, Metronidazol, Potasyum bromid, Salisilazosulfapiridin, Sulfonamidler, Tetrasiklin, Tiazid diüretikler akut pankreatite neden olarak, serum TLI değerini artırır.

Lütfen dikkat:

Köpeklerde <2,5 ng / ml değeri Ekzokrin Pankreas Yetmezliği için tanısaldır.

Köpeklerde TLI seviyesi 2,5 - 5,7 ng / ml ise 3-4 hafta sonra testin tekrarı önerilir ve ayırıcı tanı hastalıklarını ekarte etmek için diğer testler de yapılmalıdır.

Köpeklerde >50 ng / ml değerleri pankreatit ile ilişkilidir.

Bağırsak fonksiyonlarının değerlendirilmesi için ayrıca kobalamin ve folat seviyelerinin ölçülmesi tavsiye edilir.

Böbrek yetmezliğini ekarte etmek için biyokimya profili ve idrar tahlili yapılması gerekmektedir.

 

Total Protein (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Dehidrasyon durumunu değerlendirmek

Anemi, ödem veya asites nedenlerini değerlendirmek

Açıklanamayan kilo kaybı, karaciğer, renal veya GI hastalıkları değerlendirmek

Artma:

Dehidrasyon

Kronik infeksiyonlar (örn. Erlişiyozis, FIP, Leişmanyazis)

Paraziter hastalıklar (örn. Demodikozis, Dirofilaryozis, Sarkoptozis)

Lenfoid neoplaziler (B hücresi lenfoması)

Multiple miyelom

Otoimmün hastalıklar

Azalma:

Malabsorpsiyon veya sindirim bozuklukları

Besleme eksikliği (protein yönünden)

Kronik hepatopati

Renal yetmezlik (özellikle nefrotik sendrom)

Protein kaybına bağlı nefropati

Kan kaybı, aşırı hidrasyon

Vücut boşluğu efüzyonları

Hipoadrenokortisizm

Yanıklar

Sonucu etkiyen faktörler:

Total protein seviyesi, protein katabolizmasını azaltan ilaçlar (östrojen veya testosteron gibi anabolik steroidler) ve dekstran uygulamaları ile artar, protein katabolizmasını arttıran ilaç uygulamaları (Tiroksin, glukokortikoidler) ile azalır.

Hemoliz, lipemi veya hiperbilirubinemi yanlış artışlara neden olabilir.

Yavrularda yetişkinlere göre daha düşük Total protein seviyeleri görülür. Genellikle ilerleyen yaşlarda seviyesi artar.

Gebelik sırasında seviyesi giderek azalır.

Lütfen dikkat: Total protein ve hematokritin birlikte artışı dehidrasyonu, her ikisininde de azalması ise kan kaybını işaret eder.

İdrarda Total Protein: İdrar yolu infeksiyonu, hematüri ve glomerüler hastalıklar gibi nedenlerle proteinüri gerçekleşebilir.

 

Trigliserid (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Trigliseritler (TG), yağ dokusu ve karaciğerde sentezlenir. Hepatositlerde üretilen TG’ler VLDL olarak dolaşıma geçer. TG'ler aynı zamanda diyete bağlı lipidin baskın formudur. Kas, adipoz ve hepatosit bulunan dokulara taşınır.

Hiperlipidemi; hiperlipoproteinemi, hipertrigliseridemi veya hiperkolesterolemi ile eşanlamlı olarak kullanılır. Lipemi ise çıplak gözle görülecek şekilde serum veya plazmanın bulanık veya opak görünmesini ifade eder. Beslenmeden 2–6 saat sonra alınan bir örnekte TG değeri oldukça yüksek görülebilir. Yüksek yağlı diyetler lipemiye neden olabilir, ancak bireyde hiperkolesteroleminin bulunması serumun lipemik olmasına neden olmaz.

Hipertrigliseridemi, çoğunlukla yetersiz açlık nedeni ile gelişen fizyolojik bir olgudur. Lipitler en az 12 saat içerisinde meydana gelerek kalıcı veya patolojik hiperlipidemiye neden olurlar. Patolojik hipertrigliseridemi genellikle altta yatan endokrin, pankreatik, hepatik veya renal hastalıklara bağlı sekonder olarak gelişir. Genetik anomalilerin neden olduğu primer hiperlipidemi nadir olarfak gelişir.

Endikasyon:

Diyabetes mellitus, hipotiroidizm ve hiperadrenokortisizm gibi endokrinopati taraması

Uzun süreli açlığın neden olduğu lipemi

Artma:

Fizyolojik / tokluk

Primer / sekonder hipertrigliseridemi

Diyabetes mellitus

Akut pankreatit

Hipotiroidizm

Protein kaybettiren nefropati kaynaklı nefrotik sendrom

Hiperadrenokortisizm veya glukokortikoid uygulamaları

Azalma:

Maldigestion / malabsorpsiyon sendromları

Ekzokrin pankreas yetmezliği

İnce bağırsak iltihabı

Portosistemik şantlar

Hipertiroidizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Besleme (12 saatlik açlık bulunmalıdır) ve yoğun egzersiz sonuçları etkiler.

Hemoliz veya bilirubinemi TG seviyesinin artmasına neden olur.

Heparin ve L-asparaginaz uygulamaları TG seviyesinin azalmasına neden olur.

Östrojen, glukokortikoid, progesteron asetat ve doksorubisin TG’ nin artmasına neden olur.

Yüksek konsantrasyonda yağ içeren diyetler TG konsantrasyonunu artırabilir.

Obez hayvanlarda uzayan postprandiyal hiperlipidemi olabilir.

Lütfen dikkat: Kedilerin lipoprotein lipaz eksikliği; Siyam, domestik kısa tüylü ve Himalaya kedilerinde otozomal resesif genetik hastalık olarak bildirilmiştir. Hasta kedilerin TG konsantrasyonu normalden 10 kat fazla, ancak kolesterol seviyesi normal olabilir.

Primer hiperlipidemi Minyatür Schnauzer, Britanya Spaniel, Beagle ve karışık cins köpeklerde bildirilmiştir.

TG konsantrasyonu yüksekse, diyetin etkisini ekarte etmek için, açlığa dikkat edilerek ikinci bir numunenin alınması tavsiye edilir. Yükselme devam ediyorsa, diğer nedenler incelenmelidir.

Kronik hipertrigliseridemi, sekonder pankreatite ve nöbetlere neden olabilir.

 

Troponin İ / Troponin T (1 ml Serum) CLIA

Kardiyak troponin İ ve T; kalp kası hücresi hasarı veya nekroz durumunda açığa çıkan kalp kasına özgü proteinlerdir.

Endikasyon:

Kardiyomiyopati, Kalp kası hasarı veya nekrozu

Köpek: gastrik dilatasyon-volvulus, piyometra, kardiyak kontüzyon, İnfeksiyöz miyokart hastalıkları (Babesiyozis), edinilmiş veya konjenital kalp hastalığı, Boxer ırkında sağ ventrikül kardiyomiyopati, enfarktüs, kardiyak ve nonkardiyak nefes darlığı, perikardiyal efüzyon, yaşlılık.

Kedi: Hipertiroidi, kardiyomiyopati.

Troponin İ ve T değerleri tipik olarak sağlıklı hayvanlarda tespit edilemezler, çünkü saptanma limitinin altındadırlar. Kardiyak ve ekstrakardiyak hastalıklar nedeniyle gelişen troponin seviyesi artışı nispeten az bir artış olabilir.

Artma:

Miyokardiyal travma

Kedilerde hipertrofik kardiyomiyopati

Köpeklerde dilate kardiyomiyopati

Köpeklerde mitral kapak hastalığı

Perikardiyal efüzyon

Şiddetli iskelet kası hasarı

Babesiyozis, gastrik dilatasyon ve volvulusa bağlı miyokardiyal hasar

Solunum sistemi ile ilişkili sistemik hipoksemi

Sonucu etkiyen faktörler:

Kronik böbrek hastalığı troponinlerin artmasına neden olabilir.

Doksurubisin gibi ilaç uygulamaları troponinlerin artmasına neden olabilir.

Sağlıklı Doberman Pincher’larda artan yaş ile ilişkili kardiyak troponin I artışı görülebilir, fakat klinik öneme neden olabilecek kadar anlamlı bir artış değildir.

Lütfen dikkat: Kardiyak troponin analizleri kalp kası yaralanması için oldukça hassas ve spesifik olmasına rağmen etiyoloji spesifik değildir. Kalp dokusu hasarı kardiyak ve ekstrakardiyak hastalıklar nedeni ile gelişerek troponin seviyesini artırabilir. Anlamlı yükselmeler sıklıkla primer solunum yolu hastalıkları ve derin sistemik hipoksemili köpeklerde görülmüştür.

Orta veya ileri dereceli kalp hastalığı olan hayvanların çoğunda yüksek troponin seviyeleri bulunmasına rağmen, bazı hastalarda artışın belirlenemeyeceği unutulmamalıdır.

Troponin ölçümü, kalp hasarını kanıtlamak ve hastalığın şiddetini değerlendirmek için yardımcı olabilir. Seri ölçümler ile prognostik bilgiler edinilerek tedavinin etkinliği değerlendirilebilir.

 

Üre (BUN) (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Glomerüler filtrasyon oranı değerlendirmede kullanılan bir parametredir. Sentezi karaciğer fonksiyonuna ve protein dengesine (amonyak üretimine) bağlıdır. Üre, protein metabolizmasının temel ürünüdür. Kan üre nitrojen (BUN) düzeyi böbrek atılımının en önemli göstergesidir. Üre glomerulusta filtrelenir, filtrelenmiş ürenin %50-65' i renal tübülden emilerek dolaşıma geri döner. Üre geri emiliminin miktarı idrar akış oranı ile düzenlenir; hızlı akış daha az üre emilimine neden olur.

Endikasyon:

Nefropati / Hepatopati

Artma:

Prerenal

Dehidrasyon, hipovolemi veya şok

Kan kaybı / Septisemi

Yanıklar

Renal

Kronik böbrek yetmezliği nedenleri

İskemi, nefrotoksin, ciddi intravasküler hemoliz veya akut tübüler nekroz

Glomerülonefrit

Piyelonefrit (Leptospirozis)

Postrenal

İdrar yolu tıkanıklığı / rüptürü

GI kanama

Yüksek proteinli diyet

Azalma:

Karaciğer yetmezliği

Poliüri-polidipsinin böbrekle ilişkili olmayan nedenleri

İdrar veya GI sistemde önemli protein kaybı

Asites

Düşük proteinli diyet veya açlık

Aşırı hidrasyon

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoliz (artma)

Protein katabolizmasını arttıran tetrasiklin gibi ilaçlar nedeni ile artabilir (hafif)

Protein katabolizmasını azaltan anabolik steroidler gibi ilaçlar nedeni ile azalabilir

Poliüri-polidipsiye neden olan glukokortikoid gibi ilaçlar nedeni ile azalabilir.

Amfoterisin B, aminoglikozit antibiyotikler (amikasin, gentamisin, kanamisin) ve yüksek NSAID dozu (aspirin, karprofen, fenilbutazon, ketoprofen) gibi nefrotoksik ilaçlar nedeni ile artabilir.

Yenidoğan yavruların (≤1 aylık) üre düzeyleri fazla olabilir. 2–3 aylık olan yavrularda ise hızlı büyüme ve anabolik durumunun artması nedeniyle üre düzeylerinde hafif azalmalar vardır.

Lütfen dikkat: Atlarda hafif olan bir artış bile patolojik kabul edilmelidir!

Üre seviyesi normalin üstüne çıkmadan önce, glomerüler filtrasyon oranı ≤% 25 azalır.

Aşırı hidrasyon veya dehidrasyon, geri emilim miktarını değiştirerek üre seviyesini etkileyebilir.

 

Ürik Asit (0,5 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Dalmaçyalılarda Bronzlaşma sendromu

İdrarda ürat taşları

Oluşum:

Dalmaçyalı: ürat seviyesi: yaklaşık 2 mg / dl

Diğer köpeklerde: ürat seviyesi: < 1 mg / dl

Böbrek epiteli hasarı (Vitamin A eksikliği, infeksiyon, su yoksunluğu, vs.) ürik asit artışına yol açar. Ürik asit düzeyinde önemli derecedeki artışlar guta neden olur.

 

 

AKTİF MADDE TESPİTİ - İLAÇ TEDAVİSİ KONTROLÜ

 

Digoksin (1 ml Serum - jel içeren tüp kullanılmamalı) CLIA

Tedavinin terapötik referans aralığında olup olmadığını belirlemek için serumdaki seviyesi test edilir. Tedavi kontrolü ilaç uygulamasından en az 6 gün sonra yapılabilir. Kan örneği, ilaç uygulamasından 8 saat sonra alınmalı ve tedaviye başlandıktan ya da doz değişimi yapıldıktan 10 gün geçmeden test edilmemelidir.

Digoksin seviyeleri için terapötik aralık 0,8 ila 2,4 ng / ml' dir.

Digoksin düzeyi >2,5 ng / ml ise toksikasyon ile ilişkilidir.

 

Fenobarbital (1 ml Serum - jel içeren tüp kullanılmamalı) CLIA 

Tedavinin terapötik referans aralığında olup olmadığını belirlemek için serumdaki seviyesi test edilir. Kan örneği ilaç uygulamasından 8 saat sonra alınmalı ve tedaviye başlandıktan ya da doz değişimi yapıldıktan 10 gün geçmeden test edilmemelidir.

 

Valproik Asit (1 ml Serum - jel içeren tüp kullanılmamalı) CLIA 

Serum konsantrasyonu ile klinik yanıt arasındaki ilişki tam olarak kanıtlanamamıştır. Valproik asitin serum proteine bağlanması konsantrasyonuna bağlıdır. Yaşlılarda, hiperlipidemik hastalarda ve hepatik ve böbrek hastalıkları olan hastalarda beklenenden daha yüksek serbest fraksiyonlar oluşur.

 

VİTAMİNLER

 

β-Karoten (1 ml Serum) Spektrofotometrik

Endikasyon:

Fertilite sorunları (örn. sessiz kızgınlık, ölü doğum, geciken ovulasyon, abort / embriyonik ölüm)

Yeni doğanlarda infeksiyona artan duyarlılık

Azalma:

Besleme

Lütfen dikkat: Provitamin A (kediler A vitaminini β-karotene dönüştüremezler)

 

Folik asit (1 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

İnce bağırsağın emilim verimi testi

Bağırsakta aşırı bakteri yoğunluğunun tespiti

Kan üretimi bozukluğu

Bağışıklık sistemi bozukluğu

Artma:

Bağırsakta aşırı bakteri çoğalması

Pankreas yetersizliği

Azalma:

İnce bağırsak emilim bozukluğu (malabsorpsiyon)

Sülfonamidler tarafından folik asit sentezinin engellenmesi

 

A vitamini (2 ml Serum - Karanlıkta) HPLC

Endikasyon:

İnfeksiyona duyarlılık, oküler problemler, fertilite sorunları, osteo / nöropati

Oluşum:

β-karoten retinole dönüştürülür (kediler hariç), karaciğerde depolanır.

Artma:

Besleme (fazlalık)

Azalma:

Besleme (eksiklik)

Taşıyıcı proteinlerin eksikliği

İshal

İnfeksiyonlar ve parazitler (artan tüketim)

Hepatopati (depolama bozukluğu)

 

B12 Vitamini (Kobalamin) (1 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

Anemi, lökopeni, büyüme bozuklukları, gastrointestinal hastalıklar

Azalma:

İleumda emilim problemleri (İnflamatuvar bağırsak hastalığı, lenfoma, mikotik infeksiyonlar, bağırsakta bakteri yoğunlığu)

Ekzokrin Pankreas yetmezliği

Kobalt eksikliği veya intrinsik faktör eksikliği

Kedilerde hepatik hastalıklar ve hipertiroidizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Serumun güneş ışığına maruz kalması, değerlerin azalmasına neden olabilir.

Antibiyotik kullanımı bağırsağın bakteriyel konsantrasyonunu etkileyerek değerleri azaltabilir.

Kobalamin takviyesi değerlerin artmasına neden olabilir.

Shar-Pei, Border collie ve Dev Schnauzerlar kobalamin eksikliğine yatkındır.

Yenidoğan yavrular (8-13 haftaya kadar) yetişkin köpeklere göre daha düşük serum kobalamin konsantrasyonlarına sahiptir.

 

C Vitamini (Askorbik Asit) (1 ml Serum) CLIA

0,2 mg / dL' den düşük C vitamini seviyeleri önemli derecede eksikliği gösterirken, üst sınırı aşan değerler yeterli miktarda alımı gösterir. Vitamin C' nin toksik etki yaratan bir seviyesi yoktur.

C vitamini eksikliği belirtileri şunlardır:

Yara iyileşmesi gecikmeleri

Keyifsizlik ve yorgunluk

Kilo kaybı

Diş eti kanamaları ile diş eti iltihabı

Diş kaybı

Peteşi, ekimoz ve purpura gibi kılcal kanamalar

Eklem ağrıları

Ağız kuruluğu, göz kuruluğu

 

D3 vitamini (25-OH) (2 ml Serum - Karanlıkta) HPLC

Bağırsak emilimi, kemik rezorpsiyonu ve renal tübüler rezorpsiyonunu stimüle eder ve serum kalsiyum düzeyini artırır.

Endikasyon:

Osteopati

Azalma:

Hepatopati

Nefropati

Fosfat yönünden fazlaca besleme

Hızlı büyüme

UV ışınına az maruz kalma

Kronik ishal

Diyet eksikliği

Malabsorbsiyon bağırsak hastalığı (yağda eriyen vitamin kaybı)

Hiperfosfatemi

Hipomagnezemi

Artma:

İatrojenik

Besleme

D vitamini toksikozu

Primer hiperparatiroidizm

Hipofosfatemi

Lütfen dikkat: 10 ila 12 haftalık yavru kedi ve köpeklerde yetişkinlerden daha yüksektir

 

E vitamini (tokoferol) (2 ml Serum - Karanlıkta) HPLC

Endikasyon:

Miyopati, Plasental retensiyon, fertilite sorunları, Sarı yağ hastalığı (at, kedi)

Azalma:

Vitamin içeriği az olan diyetle besleme

Doymamış yağ asitlerinin miktarının artması

A vitamini ve karoten eksikliği

Artan ihtiyaç (yüksek performans, Stres, hepatopati)

Selenyum eksikliği

 

 

ENDOKRİNOLOJİ

 

Adrenal bez hormonları

Hiperadrenokortisizm (Cushing Sendromu)

Cushing Sendromu köpeklerde en sık görülen endokrin hastalıklardan biridir, fakat kedilerde oldukça nadir görülür. Hastalık çoğunlukla yetişkin köpeklerde (>6 yaş) görülür ve cinsiyet önemli değildir. Yatkın ırklar; Poodle, Dakhund, Beagle, Bokser, Teriyer, Alman Çoban Köpeği ve Labrador.

Etiyolojisine göre şu şekilde sınıflandırılır:

a. Hipofize bağlı Cushing Sendromu, esas olarak hipofizal adenomdan (nadiren adenokarsinom) kaynaklanır. Kronik olarak artan ACTH salgısı, böbrek üstü bezlerinin bilateral hiperplazisine neden olur ve bu nedenle kortizol salgısı artar. Bu form vakaların %80-85’ ini oluşturur.

b. Adrenal Cushing Sendromu (Adrenokortikal tümör), olguların yaklaşık %15-20’ i adrenal adenom veya adenokarsinomdan kaynaklanan aşırı kortizol salgısına yol açar.

c. İyatrojenik Cushing Sendromu, uzun vadeli ekzojen glukokortikoid uygulamaları hastalığın tipik belirtilerinin gelişmesine neden olur. Kortizonun aşırı kullanımı ya da aşırı dozu glikoneojenez, immünosupresyon, antiinflamatuvar etki, protein katabolizması ve artan lipolize neden olur.

Yaygın semptomlar şunlardır:

- Poliüri / Polidipsi

- Polifaji

- Yağlanma (hepatomegali, karın içi yağ depolanması)

- Tüylerde incelme ya da alopesi (tüylerin traş sonrası uzamasında güçlük)

- Derinin incelenmesi

- Nefes almada güçlük

- Kaslarda atrofi

Atlarda; Cushing Sendromu 15 yaşından büyük atlarda ve midillilerde sıklıkla görülen endokrin hastalığıdır. Tipik klinik belirtiler hirsutizm (aşırı kıllanma), kas atrofisi, vücuttaki yağ dokusunun anormal artışı, egzersiz sonrası halsizlik, Poliüri / Polidipsi ve tekrarlayan laminitistir. Tüm tanı testlerinde, atların sakin ve ağrısız olması önemlidir. Ağrı (örn. laminitisten dolayı gerçekleşen) veya stres varlığında alınan örnekler yanlış pozitif sonuçlara neden olabilir. Sonbaharda gerçekleşen hipofiz ve adrenal bezlerin mevsimsel değişimleri sağlıklı atlarda yanlış pozitif test sonuçlarına yol açabilir. Sonbaharda alınan pozitif sonuçlar Ocak ve Ağustos ayları arasında tekrar kontrol edilmelidir.

 

Kortizol (0,5 ml Serum) CLIA

Köpeklerde Cushing Sendromunda kortizol değeri aralıklı olarak arttığından ve kedilerde kan örneği alınırken stres gelişimi yaygın olduğundan, tek başına kortizol değeri ölçümü ile hastalık teşhisi mümkün değildir.

Tüm kortizol testlerinin 12 saat açlıktan sonra alınan kan örneği ile gerçeklerştirilmesi önerilir.

 

Düşük doz deksametazon testi (Tarama testi)

(3 kortizol değeri, 3 x 0,5 ml Serum) CLIA 

Test prensibi:

Hipofiz bezinden salınan ACTH, adrenal korteksten kortizol üretimini uyarır. Artan kortizol seviyesi, negatif “feedback” mekanizması ile ACTH salgısının azalmasına neden olur. Bu durum ayrıca dışarıdan deksametazon verilmesi durumunda da gerçekleşir. ACTH salgılanmasından yaklaşık 2-3 saat sonra negatif “feedback” mekanizma devreye girer. Bu etki yaklaşık 24-48 saat sürer. Adrenal kortekste kortizol seviyesinin azalmasına neden olur.

Adrenal Cushing Sendromu: Adrenokortikal tümörler kortizol üretimini artırır. Deksametazon uygulaması ACTH salgılanmasını inhibe eder, ancak kortizol salınımının azalmasına neden olmaz.

Hipofize bağlı Cushing Sendromu: Hastalarda hipofiz bezi deksametazona çok az tepki verir veya hiç tepki vermez. ACTH salınımı çok az bir süre için baskılanır ya da hiç baskılanmaz, ACTH salınımı devam eder ve bu nedenle adrenal kortekste kortizol salgısı uyarılır. Hipfize bağlı Cushing Sendromlu hastaların yaklaşık %15-20’ sinin kortizol seviyelerinde önemli bir baskılama gerçekleşmez (yüksek doz deksametazon testi de dahil).

Köpek ve kedilerde uygulama:

1. İlk kan örneği, bazal kortizol değerini gösterir.

2. Deksametazon enjeksiyonu; 0,01 mg / kg i.v.

3. İkinci kan örneği enjeksiyondan 4 saat sonra, üçüncüsü 8 saat sonra alınır.

Köpek ve kedilerde değerlendirme: 

- 4 saatlik değer ve 8 saatlik değer, <1 μg / dl: negatif, fizyolojik-normal.

- 4 saatlik değer ve 8 saatlik değer, >1,4 μg / dl: Cushing Sendromu şüphesi (Hipofize bağlı Cushing Sendromu veya Adrenal Cushing Sendromu )

- 4 saatlik değer <1,4 μg / dl ve 8 saatlik değer, >1,4 μg / dl: Cushing Sendromu şüphesi (Hipofize bağlı Cushing Sendromu)

- 4 saatlik değer, 1,4 μg / dl: Cushing Sendromu şüphesi (Hipofize bağlı Cushing Sendromu)

Atlarda uygulama:

1. İlk kan örneği, bazal kortizol değerini gösterir.

2. Deksametazon enjeksiyonu; 0,04 mg / kg i.m. ya da i.v.

3. İkinci kan örneği enjeksiyondan 19-24 saat sonra (ek kan numunesi enjeksiyondan 15 saat sonra alınabilir)

Cushing Sendromlu atlarda, deksametazon uygulamasından sonra negatif “feedback” mekanizması gelişmez ve kortizolde anlamlı bir azalma gelişmez.

Sonucu etkiyen faktörler:

Prednizolon (veya yapısal olarak ilişkili steroidler) kortizol seviyesinin yükseltir.

Antikonvülsan tedavi, lipemi, hemoliz, stres ve nonadrenal hastalıklar sonuçları etkiler.

Lütfen dikkat: Örnek tüpleri alınan zamanı tarif edecek şekilde etiketlenmiş olmalıdır.

Bu testin duyarlılığı yaklaşık %85-95, özgüllüğü %70-75’ tir.

 

ACTH Stimülasyon testi 

(2 kortizol değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Test prensibi:

Bu test Adrenal korteksin ekzojen ACTH' ye yanıt olarak endojen kortizol salgılama yeterliliğini değerlendirmede kullanılır. Ek olarak, diğer steroid hormonları üretme yeteneğini değerlendirmek için kullanılabilir. Köpek ve kedilerde ACTH Stimülasyon testi, iatrojenik Cushing Sendromu teşhisinde, hiperadrenokortisizmli köpeklerin tedavi kontrolünde ve aynı zamanda hipoadrenokortisizm teşhisinde kullanılır.

Test yöntemi:

1.İlk kan örneği bazal kortizol değerini gösterir

2. ACTH Enjeksiyonu (Synacthen) i.v. / i.m.

Kedi: 0,125 mg

Köpek: 0,25 mg (0,125 mg = 12,5 IU, 0,25 mg = 25 IU)

At: 1 mg (1 mg=100 IU)

3. İkinci kan örneği (ACTH-stimüle kortizol değeri) 1-2 saat sonra alınır.

Yorumlama:

Bazal kortizol: Referans değeri; 1,5 - 6,5 μg / dl

-Normal değer- ACTH-stimüle kortizol seviyeleri:

 Köpek: 5,5-20 μg/dl

 Kedi: 4,5-15 μg/dl

Hiperadrenokortisizm tedavisi sonrası: bazal kortizol aralığında

-Anormal değer-

Hipoadrenokortisizm: ACTH-stimüle kortizol <1 μg/dl

Hiperadrenokortisizm:

Köpek: ACTH-stimüle kortizol >20 μg/dl

Kedi: ACTH-stimüle kortizol >15 μg/dl

İatrojenik Cushing hastalığı: ACTH-stimüle kortizol; ACTH'ye çok az tepki gösterir veya tepki göstermez.

Hiperadrenokortisizm tedavisi sonrası: bazal kortizol aralığının üzerinde

Sonucu etkiyen faktörler:

Prednizolon (veya yapısal olarak ilişkili steroidler) kortizol seviyesinin yükseltir.

Antikonvülsan tedavi, lipemi, hemoliz, stres ve nonadrenal hastalıklar sonuçları etkiler.

 

Kortizol / kreatinin oranı (köpek, kedi)

(1 x 3 ml idrar) CLIA

Cushing Sendromlu hayvanlarda yüksek kortizol düzeyi ve yüksek kortizol atılımı görülür. Test duyarlı bir test olup (%95-99) ve Cushing Sendromunu ekarte etmek için uygundur. Fakat düşük özgüllüğe sahiptir (diyabetes mellitus / insipidus, piyometra, hiperkalsemi, böbrek ve karaciğer hastalığı, vs. durumlarda da artabilir). Bu nedenle daha fazla fonksiyon testi ile teyit edilmelidir. İdrar örneği daima stressiz bir ortamda (tercihen ev ortamında) alınmalıdır.

Test yöntemi:

1. Gün: İlk örnek için sabah idrarı alınır

2. Gün: İkinci örnek için 2. sabah idrarı alınır

Yorumlama:

Oran <30 ise normal [kortizol] ÷ [kreatinin]

Oran >30 ise hiperadrenokortisizm şüphesi

Hesaplama: (kortizol [nmol / l] ÷ kreatinin [µmol / l]) x 1000

Kortizol → µg / dl x 27,6 = nmol / l

Kreatinin → mg / dl x 88,4 = µmol / l

 

Yüksek doz Deksametazon testi (Köpek) (Supresyon testi)

(2 kortizol değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Test prensibi:

Bu test Hipofize Bağlı Hiperadrenokortisizm (HBH) vakalarında negatif “feedback” mekanizmasının bloke edilememesi, Adrenokortikal tümör (AKT) vakalarında kortizol salgısının suprese edilememesi esasına dayanır.

- Düşük doz deksametazon (0,01 mg / kg) testi, HBH ve AKT vakalarında kortizol seviyesinde supresyon oluşmaz ya da çok az supresyon gerçekleşir.

- Yüksek doz deksametazon (0,1 mg / kg) testi, kortizol seviyesinde AKT durumunda supresyon oluşmaz ya da çok az supresyon gerçekleşir, HBH durumunda anlamlı bir supresyon gelişir.

Lütfen dikkat: AKT’ li hayvanların %15-20’ inde yüksek doz testinde dahi kortizolde anlamlı bir supresyon oluşmama ihtimali vardır. HBH’ li hayvanların yaklaşık %75’ inde supresyon görülür.

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği bazal kortizol değerini gösterir

2. Deksametazon uygulaması (0,1 mg / kg i.v.)

3. İkinci kan örneği uygulamadan 8 saat sonra alınır (ek bir örnek enjeksiyondan 4 saat sonra alınabilir)

Yorumlama:

- Uygulama sonrası kortizol seviyesi, bazal kortizolün yarısından az ya da 1,5 μg / dl’ den düşük ise (ya da <40 nmol / l): HBH tanısı;

- Uygulama sonrası kortizol seviyesi bazal kortizolün yarısından fazla ya da 1,5 μg / dl’ den büyük ise (ya da >40 nmol / l): AKT tanısı geçerlidir.

Sonuçları etkiyen faktörler:

Antibakteriyel tedavi uygulamaları sonuçları değiştirebilir.

Nonadrenal hastalık, şiddetli hiperbilirubinemi ve stres kortizolü yükseltebilir.

Heparinize plazma kullanımı kortizol seviyesini azaltabilir, EDTA’ lı plazma ise artırabilir.

 

ACTH (1 ml EDTA' lı Kan) CLIA

ACTH seviyesi, adrenal veya hipofize bağlı Cushing Sendromu ayırımında kullanılabilir. Adrenokortikal tümörler (AKT), negatif “feedback” mekanizması ile ACTH salgısını suprese ederler, Hipofize Bağlı Hiperadrenokortisizm (HBH)’ de ise aşırı ACTH salınımı oluşur.

Köpeklerde değerlendirme:

- ACTH seviyesi <10 pg / ml: AKT veya sekonder hipoadrenokortisizm

- ACTH seviyesi >45 pg / ml: HBH veya primer hipoadrenokortisizm şüphesi

- ACTH seviyesi >100 pg / ml: Primer hipoadrenokortisizm

- ACTH seviyesi 10–45 pg / ml: şüpheli; tekrarlanması veya başka ayırıcı test yapılması gerekir.

Not: Referans aralığı geniş olduğu için (20-100 pg / ml) tek başına tanı için yeterli değildir. AKT’ li hayvanların %60’ ı ACTH: <20 pg / ml, HBH’ li hayvanların %85-90’ ı ACTH: >45 pg / ml’ dir. AKT' li birçok köpek normal ACTH seviyesine sahip olduğundan, sadece endojen ACTH testi ile teşhisi mümkün değildir. Diğer testler ve özel muayene gereksinimlerine ihtiyaç vardır.

Atlarda Değerlendirme:

Atlarda ACTH yıl boyunca ritmik dalgalanmalar gösterdiğinden, ACTH değerinin referans seviyenin altında olması Cushing Sendromunu ekarte etmeye yeterli değildir.

Sağlıklı atlarda aşağıdaki ACTH seviyeleri geçerlidir:

Kasım’ dan Temmuz’ a: ≤29 pg / ml

Ağustos’ tan Ekim’ e: ≤47 pg / ml

Genel olarak, Cushing Sendromu olan bireyler, yukarıda belirtilen dönemler haricinde anlamlı derecede daha yüksek seviyeler göstermektedir. Seviyelerin her zaman klinik semptomlar ile yorumlanması gerekir. ACTH, hem tanı hem de tedavinin ilerleyişini izlemede kullanılır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Düzensiz ACTH salgılanması ve stres, sonuçların yorumlanmasını zorlaştırır. Gece boyunca hospitalize edilmiş hastadan sabah saatlerinde örnek alınması, ulaşım stresi ve düzensiz salınım etkilerini en aza indirger.

Gebelik, progesteron ve glukokortikoid kullanımı sonuçları etkiler.

Lütfen dikkat: Örnek alındıktan 8 saat içinde, santrifüj edilerek plazmasının ayrılması ve 24 saat içinde laboratuvara ulaşması önemlidir. Önceden soğutulmuş EDTA tüpüne kan alınması, kanın soğutulması, tüpün birkaç kez ters çevirilmesi, 5 dakika içinde santrifüjlenmesi ve plazmanın ayrılması, plazmanın dondurulması, buz aküleri ile yollanması tavsiye edilir.

 

Kombine deksametazon supresyon ve TRH-stimülasyon testi (atlarda)

(4 kortizol değeri, 4 x 0,5 ml Serum) CLIA

Deksametazon supresyon testi sonucu şüpheli atların Cushing Sendromu teşhisinde kullanılır.

Test prosedürü:

1. İlk kan örneği bazal kortizol değerini gösterir

2. Deksametazon enjeksiyonu, 40 µg / kg i.v.

3. İkinci kan örneği enjeksiyondan 3 saat sonra alınır, kortizolün 1. supresyon değerini gösterir

4. TRH (Tyroliberin) enjeksiyonu, i.v.

5. Üçüncü kan örneği enjeksiyondan 30 dakika sonra alınır, stimüle kortizol değerini gösterir

6. Dördüncü kan örneği enjeksiyondan 24 saat sonra alınır, kortizolün 2. supresyon değerini gösterir

Yorumlama:

Deksametazon; hipofizden salınan ACTH’ ı suprese eder. TRH uygulamasından sonra gelişen kortizol artışı, hipofizden aşırı ACTH salınımını ifade eder.

TRH uygulamasından sonra kortizol konsantrasyonunun >%66 artması ve / veya deksametazon uygulamadan sonra 1 µg / dl’ den daha yüksek kortizol seviyeleri atlarda Cushing Sendromunun göstergesidir.

 

Cushing Sendromu teşhisinde non-spesifik parametreler

Cushing Sendromunda biyokimyasal parametreler, hematoloji veya idrar testlerinde değişiklikler gerçekleşebilir. Kesin teşhis fonksiyon testleri veya görüntüleme teknikleri ile yapılabilir. Aşağıda belirtilen genel değişiklikler Cushing Sendromunda gözlenebilir:

Artma: ALP, ALT, trigliseridler, glikoz, Safra asitleri, insülin, Glikoz (idrar), Protein (idrar)

Azalma: üre, T4

 

At Metabolik Sendromu (AMS)

At Metabolik Sendromu (AMS), 8 ila 20 yaşındaki atlarda ve midillilerde obezite, insülin direnci ve laminitis ile karakterize bir sendromdur. Teşhisi insülin direncinin belirlenmesi esasına dayanır. Etkilenen atlarda sürekli olarak artan insülin konsantrasyonu (insülin direnci) mevcuttur, bu durum hiperglisemi eşliğinde seyredebilir ya da hiperglisemi olmayabilir. Klinik tablo Cushing Sendromu’ na benzerdir, her iki hastalık için hızlı ve spesifik laboratuvar analizlerinin yapılması ve uygun tedavi belirlenmesi önem taşımaktadır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Tüm kan örneklerinin alındığı sırada atların sakin ve ağrısız olması önemlidir. Ağrı (örn. laminitisten dolayı gerçekleşen) veya stres, örneklerin yanlış pozitif sonuçlarına neden olabilir. Artan endojen kortizol ve adrenalin salgısı, glikoz ve insülinde geçici artışlara yol açar.

Hastalar örnek toplamadan yaklaşık 6 saat öncesinde aç olmalıdır.

Örnekler ideal olarak sabah 8 ile 10 arasında alınmalıdır.

 

Açlık insülini ve glikoz (atlarda)

(İnsülin: 1 ml Serum / Glikoz: 1 ml Serum) CLIA / Fotometri

Biri glikoz testi için, diğeri insülin testi için iki kan örneği alınır.

İnsülin ve glikoz için alınan örnekler 1 saat içinde santrifüj edilerek serumu ayrılmalıdır.

Örneklerin 24 saat içinde laboratuvara ulaşması gereklidir.

Referans aralığın üzerinde insülin değeri, insülin direncini göstermektedir. AMS hastalarında çoğunlukla artan insülin değeri ile normal ya da hafifçe artmış glikoz değeri görülür.

 

Glikoz toleransı (atlarda) (7 x 1 ml Serum) Fotometri

Normal glikoz ve insülin değerleri bulunan fakat hastalıktan şüphelenilen atlar için yapılır.

Test prosedürü:

1. İlk kan örneği bazal glikoz konsantrasyonu gösterir.

2. 5 dakika boyunca İntravenöz 0,5 g / kg dekstroz enjeksiyonu yapılır.

3. 3 saat içinde her 30 dakikada bir 6 örnek daha (toplam 7 örnek) alınır.

Yorumlama:

Süre sonunda bazal değerin üstünde glikoz seviyesi insülin direncini gösterir.

Lütfen dikkat: Örneklerin doğru sırayla etiketlendiğinden emin olunuz.

 

Hipoadrenokortisizm (köpek ve atlar)

Hipoadrenokortisizm; adrenal korteksten (primer hipoadrenokortisizm, Addison hastalığı) ya da ACTH azlığından (sekonder hipoadrenokortisizm) kaynaklanan, nadir görülen bir hastalıktır. Primer hipoadrenokortisizmde genellikle glukokortikoid ve mineralokortikoid sentezi etkilenirken, sekonder hipoadrenokortisizmde genellikle sadece glukokortikoid sentezi etkilenir. Dişilerin cinsiyet yatkınlığı (%70) bulunmaktadır. Vakaların çoğunda etkilenen hayvanlar büyük ırklar olup yetişkin bireylerdir. Veteriner hekimlikte en yaygın şekli, uzun süreli ekzojen glukokortikoid ya da Cushing tedavisinde kullanılan Mitotan uygulamasının neden olduğu iatrojenik hipoadrenokortisizmdir.

Laboratuvar bulgularında, çeşitli non-spesifik değişiklikler görülebilir; anemi, azotemi, hiperkalsemi, hiperglisemi gibi… Özellikle sadece mineralokortikoid sentezi etkilendiği durumlarda sodyum / potasyum oranında değişiklik görülür. Normal oran 27:1 – 40:1 iken, hipoadrenokortisizm durumunda genellikle 27:1 oranından daha düşüktür.

Test prensibi: Kedi ve köpeklerde tek bir kortizol testi hipoadrenokortisizmi ekarte etmeye yeterlidir. Sağlıklı hayvanlarda kortizol seviyeleri 5-25 µg / dl arasındadır. <0,5 µg / dl ise hastalık şüphesi vardır.

Atlarda; kortizol testi tek başına yeterli değildir. ACTH stimülasyon testi ve ACTH testi önemli tanı araçlarıdır. Ancak tanı hastanın geçmişine, klinik belirtilerine ve laboratuvar testlerine göre yapılmalıdır.

 

ACTH Stimülasyon testi (atlarda)

(2 kortizol değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA 

Test yöntemi:

1.İlk kan örneği bazal kortizol değerini gösterir

2. ACTH Enjeksiyonu (Synacthen) 1 mg (1 mg=100 IU) i.v. / i.m.

3. İkinci kan örneği (stimüle kortizol değeri) 2 saat sonra alınır.

Yorumlama:

Enjeksiyondan sonra stimüle kortizol değeri %80 artar. Hipoadrenokortisizmli atlarda çoğunlukla düşük kortizol bazal değeri mevcuttur. Stimülasyondan sonra kortizol artışı gelişmez ya da sadece hafif bir artış gelişir.

 

Aldosteron (0,5 ml Serum) RIA

Böbrek hastalığı ve hipokalemi ile ilişkili sistemik hipertansiyon, aldosteronun aşırı aktivitesinden dolayı gelişen, yaşlı bireylerde önemli bir sorundur. Aldosteron seviyesinde dalgalanmaların yaşanabildiği ve bu analizin yorumunun zor olduğu unutulmamalıdır.

Endikasyon:

Seçici aldosteron eksikliği (hiponatremi ve ACTH stimülasyon testinden sonra normal kortizol bazal seviyesi ile seyreden hiperkalemi)

Primer hiperaldosteronizm

Artma:

Aşırı uyarılması: böbreküstü bezinin hiperaktivitesi; hiperaldosteronizm

Azalma:

Hipoaldosteronizm

Not: ACTH stimülasyon testi uygulaması sonrası aldosteronun <5 pg / ml olması primer hipoadrenokortisizm olasılığını gösterir.

 

Tiroid bezi hormonları

Hipotiroidizm

Primer hipotiroidizm (T4 eksikliği); lenfositik tiroidit, idiyopatik foliküler atrofi veya tiroid bezinin nadiren görülen neoplazisi nedeniyle gelişir. Sekonder hipotiroidizm (hipofiz tümörünün yol açtığı TSH eksikliği) nadir olarak bildirilmiştir. Büyük ve orta ırk köpekler, Golden Retriever, Doberman Pinscher, Dakhund, İspanyol Cocker, Danua, Boxer, Poodle, Alman Çoban, Dalmaçyalı, İrlanda Setter ve Minyatür Schnauzer ırkları daha yatkındır. Aşağıda listelenen non-spesifik parametreler hipotiroidizm vakalarında gözlenebilir:

- Kolesterol seviyesinde artış,

- Hafif ya da orta dereceli anemi (normokrom, normositer / nadiren hipokrom veya mikrositer),

- Fruktozamin seviyesinde artış,

- Kreatinin kinaz seviyesinde az oranda artış.

Kedilerde hipotiroidizm nadiren görülür.

Atlarda, tiroid hastalıkları yetişkinlerde görülmekle beraber nadirdir. Genellikle kıl dökülmesi ve aşırı kilo alma gibi non-spesifik belirtiler görülür, Cushing Sendromu ve At Metabolik Sendromu ile birlikte değerlendirilmelidir. Taylar fizyolojik olarak artan tiroid değerleri gösterebilir.

Tiroid hastalıkları evcil hayvanlarda yaygın olarak görülür ve tanısı oldukça zordur. Farklı hastalıklar nedeniyle kanda tiroid hormonu seviyeleri azalabilir, yorumlama ilaç uygulamaları varlığında daha da zorlaşmaktadır.

Normal fizyolojik şartlarda, hipotalamustan salınan TRH ile hipofizden TSH salınımı uyarılır ve böylece tiroit bezinden T4 üretimi ve salınımı uyarılır. T4 hormonu negatif geri bildirim mekanizması ile TRH ve TSH salınımını inhibe eder.

Primer hipotiroidizmde, immün aracılı tiroidit veya idiopatik tiroid bezi atrofisi nedeni ile tiroid dokusu tahrip edilmiştir. Tiroid hormon üretimi azalmış ve hipofiz bezine negatif geri bildirim baskılanmaktadır. Tiroid hormonu ihtiyacına yanıt olarak, daha fazla miktarda TSH salgılanır. Bu nedenle, primer hipotiroidizmde yüksek TSH ve düşük T4 ve / veya serbest T4 (fT4) seviyeleri, kilo alma ve simetrik alopesi mevcuttur. Fakat primer hipotiroidizmli tüm köpeklerde TSH seviyesi yükselmez. Bu durum pulsatil TSH sekresyonu (aralıklı salınım) ile açıklanmaktadır.

Köpeklerde sekonder hipotiroidizmde, yetersiz TSH üretimi mevcuttur. Bu vakalarda tiroid hücrelerinde hasar yoktur, tiroid atrofisi TSH stimülasyonu eksikliğinden kaynaklanır. Normal referans değerler içinde fakat düşük T4, fT4 ve TSH değerleri ile karakterizedir. Glukokortikoid ve fenobarbital, normal hipofiz bezinden TSH üretimini engelleyen ilaçlardandır. Nontiroidal hastalıklar da TSH' ın salımını inhibe edebilir. Bu nedenle, bazı ilaçlar ve nontiroidal hastalıklar, sekonder hipotiroidizmin laboratuvar tiroid profili değerlerini taklit edebilir.

 

Non-tiroidal hastalıklar (NTH)

Diyabetes mellitus, Hiperadrenokortisizm, hipoadrenokortisizm, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları, akut infeksiyonlar, sinir-kas hastalıkları, piyodermatit, hipoproteinemi, konjestif kalp yetmezliği… Bu hastalıklardan şüphelenilen hayvanlar titizlike kontrol edilmelidir. Tiroid seviyeleri bu hastalıklar nedeniyle etkilenebilmektedir. Hiperadrenokortisizm şüphesi varsa, ilk önce teşhis ve tedavi edilmesi gerekir.

 

Dikkat edilmesi gereken ilaç uygulamaları

NSAID, glukokortikoidler, anti-konvülsif ilaçlar ve sülfonamidler nedeniyle tiroid hormon değerleri etkilenebilmektedir. Bu ilaçlar, testler gerçekleştirmeden 4-6 hafta öncesinde kesilmelidir.

 

Total T4 (0,5 ml Serum) CLIA

Total T4; free (serbest) ve proteine bağlı fraksiyonlardan oluşur. Endojen T4 sadece tiroid bezinde üretilir. Kedilerde hipertiroidizm, köpeklerde ise hipotiroidizm tanısı koymada önemli bir göstergedir. Bazı hipotiroidizmli köpeklerde referans değerler arasında T4 seviyeleri belirlenmiştir (Hipotiroidizmin erken aşamalarında normal T4 değerleri mümkündür).

Buna ek olarak, bazı hipotiroidizmli köpeklerde T4 antikorları gelişebilir. Böylece, bu antikorların yanlış yüksek T4 sonuçlarına neden olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Endikasyon: 

Köpeklerde Hipotiroidizm

Tiroid hormon takviyesi alan hipotiroidizmli köpeklerin takibi

Kedilerde Hipertiroidizm

Radyoaktif iyot veya metimazol tedavisi alan hipertiroidizmli kedilerin takibi

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi, hemoliz ve oda sıcaklığında uzun süreli depolama yanlış sonuçlara neden olabilir.

Levotiroksin, Kortikosteroid, fenobarbital, sülfanomid, Asetilsalisilik asit, furosemid, progestajen kullanımı T4 ölçümünü değiştirebilir.

Küçük ırk köpeklerde T4 seviyeleri daha yüksekolup referans değerler içindedir.

Greyhound ırkı köpekler daha düşük T4 konsantrasyonuna sahip olabilir.

Sprint koşularda T4 seviyesi artar, Uzun mesafelere yarışlarında (kızak köpekleri) azalır.

Gebelik T4 ve fT4 seviyelerini artırabilir.

 

Free T4 (fT4) (0,5 ml Serum) CLIA

T4' ün proteinlere bağlanmamış kısmını ifade eder [serbest T4 (fT4)].

Endikasyon:

Hipotiroidizm

T4’ ü düşük ya da yüksek bireylerin tiroid fonksiyonunun değerlendirilmesi

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi veya hemoliz

Levotiroksin (artma), glukokortikoid, fenobarbital ve sülfonamid (azalma).

Greyhound ırkı köpekler daha düşük fT4 konsantrasyonuna sahip olabilir.

Gebelik T4 ve fT4 seviyelerini artırabilir.

 

Total T3 (0,5 ml Serum) CLIA

T3; T4’ ün hücre içi iyonizasyonu ile üretilir. Eğer sentez azalırsa, telafi edici bir mekanizma ile T3 dönüşümü artırılabilir. Total T3; total T4 gibi, serbest ve proteine bağlı fraksiyonları temsil eder. Hipotiroidizm nedeniyle T4' ün T3' e dönüşümünde bozukluklar meydana gelebilir. Fakat T3 değerleri hipotiroidizmli hastalarda referans değerler içinde kalabilir. T3 düzeyi büyük ölçüde dış etkenlerden etkilediğinden dolayı, bu parametre köpek hipotiroidizm tanısında sadece yardımcı görevindedir. T3, doku tiroid aktivitesini göstermektedir, fakat genellikle NTH' dan etkilenir, bu yüzden tek başına T3 değeri belirlenmesi köpek tiroid hastalıkları teşhisinde yeterli değildir. Ancak, tiroid profili veya tarama panellerinin bir parçası olduğunda yararlıdır.

 

Free T3 (fT3) (0,5 ml Serum) CLIA

T3 moleküllerinin yüzde 0,1' den daha azı kanda serbest bir şekilde bulunur. Free T3, hipofiz bezinden TSH salınımına ihtiyaç olduğunu belirtir. Total T3 ve free T3 hipotiroidizm vakalarında normal olarak seyredebilir ya da bazı sağlıklı hayvanlarda düşük düzeylerde de olabilir. Ancak, Total T3 gibi tiroid profili veya tarama panellerinin bir parçası olduğunda yararlıdır.

 

TSH (0,5 ml Serum) CLIA

Primer hipotiroidizm durumunda T4, fT4 azalır ve TSH artar. Hipotiroidizmli köpeklerin yaklaşık %20-40’ ında TSH referans değerler arasında kalır (duyarlılık %63-82).

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi veya hemoliz

Nontiroidal hastalığa sahip hayvanlarda TSH değerleri değişkenlik gösterebilir (örn. hipotiroidizmin erken dönemlerinde, Hiperadrenokortisizm vakalarında, bazı ilaç uygulamaları {glukokortikoidler, dopamin, fenobarbital, sülfonamidler, kronik levotiroksin} boyunca).

Lütfen dikkat: TSH tek başına sınırlı bir tanı aracıdır ve eş zamanlı T4 / fT4 değerleri ile birlikte yorumlanmalıdır. Primer hipotiroidizmin erken dönemlerinde hormon seviyeleri normal seyredebilir; 2-4 ay içinde yeniden test etmek gerekmektedir.

 

Tiroid profili (2 ml Serum) CLIA

Hipo ve hipertiroidizm tanısında ve tiroid tedavisinin ilerleyişini izlemek için yapılır.

Köpek

Total T4, free T4, TSH, Total T3, free T3

Kedi

Total T4, TSH, T3

At

Total T4, T3

Sonuçlarının yorumlanması

Artan TSH ve azalan T4:

Hipotiroidizm olasılığı

Artan TSH ve normal T4:

Hipotiroidizm olasılığı daha az (istisna: T4 antikorları varlığında gelişebilir)

NTH tedavisi veya ilaçlar kesildikten sonra testlerin tekrarı,

Free T4 ve NTH’ a yönelik testlerin yapılması önerilir.

Normal TSH ve azalan T4:

Hipotiroidizm olasılığı muhtemeldir.

NTH tedavisi veya ilaçlar kesildikten sonra testlerin tekrarı,

NTH’ a yönelik testlerin yapılması,

TSH stimülasyon testi yapılması önerilir.

 

Free T4 / Kolesterol oranı (0,5 ml Serum) Enzim, CLIA

Hipotiroidizmli köpeklerin çoğunda serumda açlık kolesterol düzeyi artar (hayvanın aç karnına test edilmesi önemlidir). Larsson’ un formülü, hastaya hipotiroidizm tanısı koymada yardımcı bir araçtır. Fakat her hipotiroidizm vakasının hiperkolesterolemi ile birlikte seyretmeme olasılığı unutulmamalıdır ve diğer taraftan yüksek kolesterol düzeyinin, NTH nedeniyle de gelişebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Larsson’ un formülü: K-değeri hesaplama

K = 0,7 x Free T4 (pmol / L) – serum kolesterol değeri (mmol / l)

Hesaplama faktörleri:

Free T4 (ng / dl); ng / dl x 12,78=pmol / l

Kolesterol (mg / dl); mg / dl x 0,02=mmol / dl

Yorum:

K = < - 4 Hipotiroidizm şüphesi

K = - 4 – 1 şüpheli sonuç

K = > 1 fizyolojik aralık

 

Tiroid hormonu fonksiyonel testleri

 

TSH-Stimülasyon testi (köpek) 

(2 T4 değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

TSH stimülasyon testi, köpeklerde hipotiroidizm teşhisinde altın standart olarak kabul edilir, hipotiroid köpekler ile düşük T4’ e sahip ötiroid köpekleri kesin olarak ayırt eder. Ötiroid köpeklerde, TSH uygulanması T4' ün artışına neden olur. Hipotiroidili köpeklerde TSH' ye yanıt olarak T4' te artış gelişmez.

Test prensibi:

TSH uygulaması yüksek seviyede tiroid stimülasyonuna neden olur.

Uygulamadan sonra T4 seviyesinin belirlenmesi ile tiroid bezinin fonksiyonel kapasitesi hakkında bilgi edinilir.

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği, T4 bazal değerini gösterir.

2. 75 µg rhTSH (rekombinant human TSH) enjeksiyonu i.v. / i.m.

3. Enjeksiyondan 6 saat sonra örnek alınır, T4 stimülasyon değerini gösterir.

Yorum:

T4 stimülasyon değeri

> 2,5 µg / dl; normal

< 1,5 μg / dl; hipotiroidizm

Ara değerler; anlamsız (erken hipotiroidizm, NTH, ilaçlar)

TSH stimülasyon testi NTH ve ilaç etkisinden daha az etkilenmektedir. En iyi sonuçlar yine de NTH’ a sahip olmadığı bilinen ve belirli ilaçları (levotiroksin, fenobarbital, glukokortikoid, sülfonamid, furosemid, metimazol, fenilbutazon, progestajen) kullanmayan hayvanlardan alınabileceği unutulmamalıdır. Bu testin bir dezavantajı ise rhTSH’ ın pahalı olmasıdır.

 

TRH-stimülasyon testi (köpek)

(3 T4 değeri, 3 x 0,5 ml Serum) CLIA

Bu test ile TRH uyarımı yapılarak T4 serum düzeyleri değerlendirilir.

Lütfen dikkat: NTH ve ilaçlar T4 uyarımını etkileyebilir. Buna ek olarak, sağlıklı köpeklerde yetersiz uyarım gelişebilir. Bu yüzden, TRH stimülasyon testi hipotiroidizm tanısında onaylanmış değil, yalnızca tavsiye edilen bir yöntemdir.

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği, T4 bazal değerini gösterir.

2. TRH enjeksiyonu i.v. [Thyroliberin],

3. Enjeksiyondan 2 saat sonra kan örneği, 1. stimülasyon değeri,

4. Enjeksiyondan 4 saat sonra kan örneği alınır, 2. stimülasyon değeri.

Yorumlama:

stimülasyon değeri > 1,5 μg / dl: NTH şüphesi

bazal ve stimülasyon değeri < 1,5 μg / dl: hipotiroidizm tanısı

 

TRH-stimülasyon testi (atlarda)

(2 T4 değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği, tiroksin (T4) bazal değerini gösterir.

2. TRH enjeksiyonu (1 mg / at, 0,5 mg / midilli) i.v.

3. Enjeksiyondan 4 - 5 saat sonra kan örneği, 1. stimülasyon değeri,

4. Enjeksiyondan 8 saat sonra kan örneği alınır, 2. stimülasyon değeri.

Yorumlama:

NTH durumunda, 1. stimülasyon değeri, bazal değerin yaklaşık iki katıdır. TRH uygulamasından 4-10 saat sonra pik seviyeye ulaşır.

 

Hipertiroidizm

 

Hipertiroidizm genellikle tiroid bezi adenomu nedeniyle gelişir ve özellikle yaşlı kedilerde görülür. Tiroid karsinomu ise nadir olmakla birlikte, genellikle köpeklerde ortaya çıkmaktadır (Not: köpek hipertiroidizmi çok daha nadirdir). Yaşlı bireyler daha fazla etkilenir. Klinik belirtiler kanda tiroid hormonunun fazla miktarda bulunmasından kaynaklanır.

Hipertiroidizm teşhisi, artan T4 konsantrasyonuna göre yapılır. Hastalığın erken aşamalarında veya eşzamanlı diğer hastalıkların varlığında T4 ve Free T4 değişmeden ya da az seviyede artan konsantrasyonlarda olabilir. Bu vakalar triiyodotironin supresyon testi ile teşhis edilebilir. Atlarda Hipertiroidizm vakaları da son derece nadirdir.

Kedilerde hipertiroidizmin klinik belirtileri; aşırı T4 salınımının tirotoksik etkileri ile ilişkili olarak iştah artışına rağmen kilo kaybı, hipereksitabilite, artan su içme isteği, sık idrara çıkma ve kusmadır.

 

T4 supresyon testi (kedi)

(2 T4 değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Test prensibi:

Sağlıklı kedilerde, triiyodotironin uygulaması anlamlı derecede T4’ ün baskılanmasına neden olur. Hipertiroidizmli kedilerde aşırı T4 salgılanması sonucu supresyon oluşmaz ya da çok az supresyon gerçekleşir.

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği T4 bazal değerini gösterir.

2. Oral liotironin (Sentetik T3) 25 µg / kedi, her 8 saatte 7 doz uygulanır. Yaklaşık 3 gün süren bir uygulamadır.

3. En son verilen 7. dozdan 2-4 saat sonra kan örneği alınır (supresyon değeri).

Yorumlama: 

supresyon değeri,

bazal değerin >% 50 ise; NTH tanısı

bazal değerin < % 50 ise: Hipertiroidizm tanısı

 

TRH-stimülasyon testi (kedi)

(2 T4 değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Test prensibi:

Bu testte, serum T4 artışı belirlenir. Normal tiroid fonksiyonunda, TRH enjeksiyonu sonrasında, TSH ve T4 artar. Hipertiroidizmli kedilerde artan T4 seviyesi nedeniyle TSH suprese olur, bu nedenle TSH ve T4 konsantrasyonlarında artma görülmez ya da sadece hafif bir artma meydana gelir.

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği T4 bazal değerini gösterir.

2. TRH, 0,1 mg / kg, i.v. (Thyroliberin-kedilerde kullanımı onaylanmamıştır)

3. Uygulamadan 4 saat sonra kan örneği alınır (stimülasyon değeri).

Yorumlama:

1,5-5,0 μg / dL T4 konsantrasyonu referans değeri

TRH uygulamasından sonra T4 seviyesi, bazal değerin ×2 fazla: Normal

TRH uygulamasından sonra T4 seviyesi, bazal değerin ×1,5 az: Hipertiroidizm

TRH uygulamasından sonra T4 seviyesi, bazal değerin ×1,5 fazla ve ×2 az: Şüpheli

 

Cinsiyet hormonları

Progesteron (köpek, atlar) (0,5 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

Optimum tohumlama zamanı: Köpeklerin hormon düzeyleri farklılık gösterebilir!

Kısraklarda gebelik teşhisi,

Fertilite problemleri,

Yumurtalık kalıntısı doğrulama,

Abort durumunda Corpus luteum fonksiyonunun değerlendirilmesi,

Abort yapan ilaçlara verilen yanıtı izleme,

Sessiz ateşin belirlenmesi,

Luteal kistlerin varlığını tespit etme.

Ovulasyon zamanı yaklaştıkça, foliküler hücreler, östrojen üretiminden progesteron üreten hücrelere dönüşür, LH salınır. Ovulasyondan sonra, foliküller corpora lutea haline gelir ve gebelik boyunca progesteron üretir. Dişi kedilerin en önemli progesteron kaynağı corpora lutea gebeliğin devamlılığını sağlar. Doğum gerçekleşmesi için progesteronun bazal seviyeye düşmesi gerekir. Bir sonraki östrusa kadar, anöstrus boyunca bazal seviyelerde seyreder.

LH dalgalanması ve sonraki ovülasyon, köpeklerde kendiliğinden oluşur, kedilerde ise vajinanın koital stimülasyonu gereklidir. Koital olmayan ovulasyon ev kedilerinde sık görülür. Köpeklerde progesteronun artmaya başlaması, LH dalgalanmasıyla eşzamanlıdır. Bu nedenle, progesteron testi ile LH dalgalanması ve ovulasyon zamanı tahmin edilmeye çalışılır. Kedilerde progesteronun bazal seviyeden artmaya başlaması, LH dalgalanmasından sonra oluşur. Köpek ve kedilerde yüksek progesteron seviyesi döllenmenin geliştiğini gösterir. Progesteronun yüksek olduğu aşama diöstrustur. Diöstrusun uzunluğu aynı zamanda gebeliğin süresidir (∼60 gün).

Ovule bir kedide gebelik olmazsa, corpus luteum ∼36-38 gün içinde geriler, corpus luteum’ un süresi gebelik varlığına bağlıdır. Fakat köpeklerde, corpus luteum devamlıdır ve gebelik durumuna bakılmaksızın 2 ay veya daha uzun süre progesteron üretir.

Köpeklerde; anöstrus boyunca, proöstrus döneminin başında ve kısırlaştırılmış hayvanlarda progesteron seviyesi <1 ng / ml’ dir. Proöstrus’ un yaklaşık 10. gününde luteinizasyon (LH dalgalanması) nedeniyle 2 ng / ml civarına ulaşır. İlerleyen günlerde östrus döneminde 4-8 ng / ml seviyelerinde artış gözlenir. Tohumlama için optimum zaman yumurtlamadan yaklaşık 2-3 gün sonradır. Bu zamanlarda progesteron seviyesi 10 ng / ml' nin üzerinde seyreder. Tohumlama, bu değere ulaşıldıktan sonraki 1. ve 3. günlerde yapılmalıdır. Ovulasyondan sonra 30 gün içinde 20-90 ng / ml pik seviyeye ulaşır ve diöstrüs döneminde yavaşça azalır.

Önceki östrus dönemi ya da gebelik bilgisinin olmadığı durumlarda, ilk progesteron testinin kızgınlığa girdiği dönemin 6-8. günlerinde yapılması tavsiye edilir. Progesteron değeri <1 ng / ml ise; 3-4 gün aralıklarla seviye 1-8 ng / ml ulaşana kadar numuneler alınması gereklidir.

Progesteron konsantrasyonu gebe ve yalancı gebe kedilerde yaklaşık 20 güne kadar benzerdir, daha sonra ise yalancı gebelikte azalır, gebelikte yüksek seyretmeye devam eder.

Erkeklerde, bazal seviyenin üzerinde değerler progesteron üreten testis tümörünü düşündürür.

 

Gebelik Tanısı (sadece kısraklarda): (Ovulasyondan 18-21 gün sonra)

Değer > 2 ng / ml ise; gebelik ihtimali,

Değer < 2 ng / ml ise; gebeliğin gelişmediğini gösterir.

Not: Uzayan diöstrüs, erken embriyonik ölümler, örneklemenin hatalı zamanda yapılması veya kısa östrüs siklusu bulunan kısraklarda progesteron düzeyi yüksek olabileceği unutulmamalıdır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi, saklama süresi, sıcaklık, RBC ile temas ve antikoagülan kullanımı.

Eksojen ve endojen steroid hormonlar (progestin, östrojen ve testosteron, gonadotropin salgılayan hormonlar) LH' yı ve dolayısıyla progesteron salgısınını bastırır.

 

Köpeklerde östrus siklusunda hormonal değişiklikler

 

Östradiol – Östrojen (17b) (E2) (0,5 ml Serum) CLIA

Kısırlaştırılmamış dişilerde estradiolün başlıca kaynağı yumurtalık folikülüdür ve cinsel olarak sağlam olan erkeklerde testisler de az miktarda estradiol üretir. Östrojen düzeyi siklusun fazına bağlı olarak belirgin değişiklikler gösterir. Progesteron tayini ile birlikte anormal siklus teşhisinde kullanılabilir. Uzun süre östrojen seviyesinin 20 pg / ml’ nin üzerinde seyretmesi foliküler kistlerin varlığını işaret edebilir. Erkeklerde östrojen testi ile Sertoli hücre tümörü (alopesi, jinekomasti ve sarkık prepus belirtileri) tanısı koyulabilimektedir.

Endikasyon:

Siklus fazının belirlenmesi

Yumurtalık kalıntısı

Yumurtalık foliküler kistleri

GnRH yanıtı testi: 0,02-0,03 μg / kg IV GnRH uygulamasından 0, 60 ve 90 dakika sonra östradiol ölçülür. Serum östradiol 15-20 pg / ml' nin üzerinde ise yumurtalık dokusu bulunmaktadır.

Lütfen dikkat: Estradiol, vajinal ve preputeal epitelyumun olgunlaşmasına ve kornifikasyonuna neden olur. Epitel morfolojinin değerlendirilmesi (vajinal sitoloji) daha güvenilir sonuçlar vermektedir.

 

Testosteron (1 ml Serum) CLIA

Testis fonksiyonunu değerlendirerek androjen düzeyinin belirlenmesi, kısırlaştırılmamış ya da kriptorşit hayvanların ayırt edilmesi, bilateral kriptorşidizmin belirlenmesi için kullanılan bir testtir. Yalnızca testosteron tayini ile genellikle kriptorşidizm tanısı yeterli değildir. Bu tanının doğrulaması için hCG stimülasyon testi yapılmalıdır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Progestin ve östrojen testosteronu baskılayabilir.

Kastrasyon, serum testosteronunda anlamlı azalmaya neden olur.

Östrojen üreten testis tümörü testesteronu baskılar.

Yetersiz beslenme

 

HCG Stimülasyon Testi

(2 Testosteron değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Test yöntemi (köpek, kedi): 

1. İlk kan örneği bazal testosteron değerini gösterir

2. 50 IU / kg i.v. hCG enjeksiyonu yapılır

3. Uygulamadan 1 saat sonraki kan örneği stimülasyon değerini gösterir

Test yöntemi (atlar):

1. İlk kan örneği bazal testosteron değerini gösterir

2. 5,000 – 10,000 IU hCG i.v. uygulanır.

3. Uygulamadan 1 saat sonraki kan örneği stimülasyon değerini gösterir

Yorumlama:

Hafif bir uyarım ya da uyarımın olmaması fonksiyonel testis dokusunun olmadığını gösterir.

Belirgin bir uyarım fonksiyonel testis dokusu olduğunu gösterir.

Not: Bazı atlarda stimülasyon hCG uygulamasından sonra 120 dakikaya kadar sürebilmektedir. Bir diğer pik nokta uygulamadan 24 saat sonra gerçekleşir.

 

GnRH-Stimülasyon testi (atlarda)

(2 Testosteron değeri, 2 x 0,5 ml Serum) CLIA

Hipotalamus uyarılarak fonksiyonu test edilir. Genellikle infertil aygırların teşhisinde kullanılır.

Test yöntemi:

1. İlk kan örneği (sabah) bazal testosteron değerini gösterir

2. 0,04 mg GnRH / at i.v. enjeksiyonu (Receptal®)

3. Uygulamadan 1 saat sonraki kan örneği stimülasyon değerini gösterir

Yorumlama: hafif ya da hiçbir uyarımın olmaması aktif testis dokusu eksikliğini gösterir, anlamlı stimülasyon varlığı ise aktif testis dokusunu gösterir.

 

Vajinal sitoloji (köpek, kedi) (Vajinal yayma) Mikroskobi

Artan östrojen seviyesi vajina epitelinde kalınlaşmaya neden olur. Anöstrus sırasında vajinal mukoza membranı 4-6 hücre katmanından oluşur ve ince yapılıdır. Proöstrus döneminde ise 20 ila 30 katmandan oluşur. Hücre katmanı kazanarak lümene yakın hücrelerin hücre ölümüne yol açan kan akımından etkilenmeleri önlenmiş olur. Buna ek olarak hücrelerin keratinizasyonu gerçekleşir. Bu süreçler vajinal sitoloji olarak anlaşılabilir. Artan östrojen seviyesi nedeniyle süperfisial kornifiye hücrelerin artışı ovaryum kalıntısının bulunma olasılığını gösterir.

Endikasyon:

Siklus döngüsü tayini

Tohumlama zamanı belirlenmesi

Ovaryum kalıntısının belirlenmesi

Siklus bozuklukları tanısı

Metrit tanısı

Çiftleşmenin gerçekleştiğine dair tanı

Kastre edilmiş / çiftleşmemiş / doğum yapmış köpek ayrımı

Vajinal tümör teşhisi (sınırlı tümörler)

Lütfen dikkat: Siklus bozuklukları, tohumlama zamanı, ovaryum kalıntısı tespiti klinik belirtiler veya ek testlerle birlikte değerlendirilmelidir.

Not: Ayrıntılı bilgi için bknz. Patoloji bölümü.

 

Ovaryum kalıntısı testi (köpek, kedi)

Progesteron değeri (0,5 ml Serum) CLIA 

Eksik ovariyohisterektomi uygulaması sonucu ovaryum dokusu söz konusu ise foliküller doğal olarak gelişmeye devam eder veya bu durum yapay ekzojen FSH (folikül uyarıcı hormon) ile de geliştirilebilir. Ovülasyon ekzojen GnRH (Gonadotropin) ve hCG (insan koriyonik gonadotropin) ile provoke edilebilir.

Köpeklerde uygulama:

GnRH enjeksiyonu – 2 µg / kg i.m.

veya

hCG enjeksiyonu – 250 IU subkutan yapılır.

10 gün sonra Progesteron seviyesi 2 ng / ml’ nin üzerinde ise ovaryum kalıntısı ihtimali mevcuttur.

Kedilerde uygulama:

Östrus belirtilerinin bitiminden 1-3 gün sonra;

GnRH enjeksiyonu – 25 µg i.m.

veya

hCG enjeksiyonu – 250 IU subkutan yapılır.

10 gün sonra Progesteron seviyesi 2 ng / ml’ nin üzerinde ise ovaryum kalıntısı ihtimali mevcuttur.

 

  birim Köpek Kedi At
Östradiol pg/ml Proöstrus: 25-70
Östrus: 10-90
Anöstrus: < 40
Kısırlaştırılmış dişi: < 10
Erkek: < 15
Sertoli hücre tümörü: >30
Anöstrus veya İnteröstrus: <20
Östrus: >20
Kısırlaştırılmış dişi: <10
Proöstrus: 1,2-6,2
Östrus: 7,1-13
Diöstrus: 3,7-5 
Progesteron ng/ml
Proöstrus: <1
Östrus: < 30
Ovulasyon: 5,5-12
Anöstrus/Kısırlaştırılmış: <1
Erkek: <1
Ovulasyon öncesi: <1
Ovulasyon sonrası
ya da gebelik: >1
Kısırlaştırılmış: <1
Erkek: <1
Anöstrus: 0-2
Gebelik (60-120 gün): 5-20
Luteal doku yokluğu: 0,1-0,5
Luteal doku varlığı: >1
Testosteron ng/dl Erkek: 150-850
Dişi: <15
Kısırlaştırılmış: <15
Erkek: 250-700
Dişi: <15
Kısırlaştırılmış: <15
Aygır: 80-200
Kısır (erkek): <5
Kriptorşidi: 10-50
Kısrak: <20

 

Özel hormonlar

 

İnsülin (0,5 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

İnsülinoma (köpek)

İnsülin direnci (At Metabolik Sendromu / At Cushing Sendromu) (atlar)

Sonucu etkiyen faktörler:

Köpek: Hasta kan alınma anına kadar aç olmalıdır (Glikoz değeri <60 mg / dl olmalıdır).

İnsülin enjeksiyonundan 24 saat sonra insülin testi yapılabilir.

İnsülin salınımı bazı ilaçlarla uyarılır: Sülfonilüreler veya izoproterenol.

İnsülin salınımı bazı ilaçlarla inhibe edilir: dilantin, fenotiyazin, epinefrin, norepinefrin.

Kediler, köpeklerden daha yüksek insülin konsantrasyonlarına sahip olma eğilimindedir.

 

ADH (Vazopressin) (1 ml EDTA’ lı kan) CLIA

Vazopressin hipofizden üretilerek böbreklerden suyun geri emilimini düzenler. Diyabetes insipidus vakalarında ADH miktarı azalır ve böbrekler ADH’ a yanıt veremediği için idrarın yoğunluğu azalır, kanın yoğunluğu artar. Bunun sonucu olarak susuzluk ve sık sık idrar yapma gerçekleşir. Diyabetes insipidus’ un nefrojenik formunda ekzojen ADH’ a yanıt alınmaz ve idrarın yoğunluğu azdır. Sentral diyabetes insipidus formunda primer problem ADH salgılanması eksikliği olduğundan ADH’ a yanıt alınır ve idrar konsantrasyonu normale döner.

Endikasyon:

Hiponatremi

Diyabetes insipidus

 

Parathormon (0,5 ml Serum) CLIA

Paratiroid hormonu (PTH), paratiroid bezlerinden salınır, plazma kalsiyum seviyesi ile genellikle PTH salınımı üzerinde negatif “feedback” mekanizması etkilidir. Analiz kalsiyum veya tercihen iyonize kalsiyum ile birlikte yorumlanmalıdır.

Endikasyon:

Primer hiperparatiroidizm (Hiper-PTH)

Böbreğe bağlı (sekonder) hiperparatiroidizm

Diğer nedenlere bağlı hiperkalsemi

Primer hipoparatiroidizm (Hipo-PTH)

Paratiroid hastalığı olmayan Hiperkalsemik hayvanlar düşük PTH değerleri gösterir. Paratiroid hastalığı olmayan Hipokalsemik hayvanlarda yüksek PTH değerleri görülür.

Hiperkalsemi ve yüksek PTH değerleri gösteren hayvanlarda hiperparatiroidizm olasılığı vardır. Hipokalsemi ve düşük PTH değerleri gösteren hayvanlarda hipoparatiroidizm olasılığı vardır.

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi, hemoliz

Serumun ayrılmasının gecikmesi ve uygun olmayan şartlarda depolama, i.v. Ca glukonat veya D vitamini uygulamaları, sağlıklı hastalarda PTH seviyesini etkileyebilir.

Lütfen dikkat: Primer Hiper-PTH köpeklerde daha yaygındır; Labrador, Alman çoban, Keeshond, Shih tzu, Golden retriever, Cocker Spaniel, Rhodesian Ridgeback, Avustralya Çoban Köpeği, Doberman Pinscher, Poodle ve Springer Spaniel ırklarında insidansı yüksektir; ağırlıklı olarak 7 yaşından büyük köpeklerde görülür.

Primer Hipo-PTH; Poodle, Minyatür Schnauzer, Retriever, Alman çoban Köpeği ve teriyerlerde sıklıkla bildirilmiştir.

 

Kalsitonin (0,5 ml Serum) CLIA

Pet hayvanlarında değişen kalsitonin salgısı bozuklukları tam olarak tanımlanmamıştır. Kalsitoninin temel işlevi, hiperkalsemi ve osteoklastik kemik rezorbsiyonunu inhibe etmek, böbrek tübülleri ile kalsiyum ve fosforun emilimini azaltmaktır. Genel etkisi ise, serum kalsiyum ve fosfor konsantrasyonlarını azaltmaktır. Kalsitonin, PTH' ın antagonistik hormondur.

Hipokalsemi durumunda; kalsitonin salgısı serum kalsiyum ve fosforu aşağıdaki şekilde azaltır:

  • Kemik emilimi engellenir
  • Kalsiyum ve fosforun renal tübüler rezorbsiyonu azalır.

Artan kalsitonin değerleri ile ilgili olarak köpeklerde tiroid bezinin medüller karsinomu bildirilmiştir. Olguların çoğunda klinik tablo malign bir tiroid tümörüdür. Artan kalsitonin salınımı ve ardından gelişen hipokalsemi ile ilişkili klinik bulgular nadiren fark edilir.

 

Gastrin (0,5 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

Gastrinoma; mide asidini arttırarak mide ve duodenum ülserlerine neden olup, kronik kusma, kilo kaybı ve kronik üst GİS hastalığı belirtilerine neden olabilir.

Artma:

Gastrinoma / mide kanseri

Kronik böbrek yetmezliği / karaciğer hastalıkları

Gastrik çıkış obstrüksiyonu

İnce bağırsak rezeksiyonu

Basenji köpeklerinin immünoproliferatif enteropatisi

Gastrik dilatasyon volvusu

Proton pompa inhibitörlerinin uygulanması

Hiperkalsemi

Atrofik gastrit

Helicobacter pylori infeksiyonu

Hiperparatiroidizm

Sonucu etkiyen faktörler:

Lipemi, hemoliz ve ikterus

Gastrin oda sıcaklığında stabil değildir. Aç karnına serum örneği alınmalı ve en kısa sürede dondurularak buz aküleri ile birlikte laboratuvara ulaştırılmalıdır. Buzdolabı sıcaklığında sadece 4 saat boyunca stabildir. Tekrarlanan dondurma ve çözdürmeden etkilenir.

Proton pompası inhibitörleri ve histamin antagonistleri gastrin sekresyonunu artırır.

İnsülin gastrin sekresyonunu uyarabilir.

Gastrinomalı köpeklerin yaş ortalaması 9 yıl, kedilerin ise 10-12 yıldır.

Lütfen dikkat: Köpeklerde serum gastrin konsantrasyonu alt referans aralığı <28 pg / ml olarak belirlenmiştir, ancak çoğu normal köpekte serum gastrin konsantrasyonu saptanamayan değerlerde olabilir. Gastrin konsantrasyonu referans aralığın üst sınırının 10 katı olduğunda gastrinoma tanısı yapılabilir.

Gastrinoma ile ilişkili diğer laboratuvar bulguları şunlardır:

- Üst GI obstrüksiyonunu düşündüren hipokalemi, hipokloremi ve metabolik alkaloz

- Hipoproteinemi, hipoalbüminemi ve kronik kan kaybına bağlı anemi

- Karaciğer metastazı sebebiyle artmış ALP ve ALT aktiviteleri

 

Growth Hormon (GH) (0,5 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

Hipofizer cücelik (pituitary dwarfism) tanısında anlamlı değildir! ***

Köpek ve kedilerde akromegali teşhisi

ÖNEMLİ***: Serum GH, hipofizer cücelikte düşüktür ancak sağlıklı hayvanlarda da düşük olabilir. Bu nedenle, kesin teşhis, stimülasyon testine dayanır. Bu amaçla, GHRH (1 µg / kg i.v.) veya alfa-adrenerjik ilaçlar, klonidin (10 µg / kg i.v.) veya ksilazin (100 µg / kg i.v.) gibi GH uyarıcıları kullanılır. GH bazal seviyesi ve 20-30 dakika sonra stimülasyon değeri belirlenir. Sağlıklı köpeklerde, GH seviyesi en az 2-4 kat artar. Hipofizer cücelik olan köpeklerde artış görülmez. Ksilazin veya klonidin uygulamasının sedatif etkileri olduğu unutulmamalıdır! 

Lütfen dikkat: Dişi köpeklerde östrusu baskılamak için yapılan kronik progesteron uygulamaları; sekonder diyabet ve akromegaliye (GH fazlalığı) neden olabilir.

Konjenital hipotiroidizm, hipofizer cücelikten farklı ve orantısız cüceliğe neden olur. Hipotiroidizm, GH’ baskıladığı için, konjenital hipotiroidizm, hipofizer cücelik olarak değerlendirilen köpeklerde göz ardı edilmemelidir.

 

İnsülin-benzeri Growth Hormon (Somatomedin C) (IGF-1)

(0,5 ml Serum) CLIA

Endikasyon:

Hipofizer cücelik: plazma IGF-1 konsantrasyonları düşüktür, ortalama yaklaşık 60 ng / ml' dir.

Akromegali: >100 ng / ml, uygun bulgular varsa akromegali tanısı ile uyumludur.

Sonucu etkiyen faktörler:

Kronik glukokortikoid uygulamaları, hipotalamustan somatostatin salımını artırarak büyüme hormonu ve mide salgısı sekresyonunu, IGF-I konsantrasyonunu azaltır.

Gebelik, yalancı gebelik, östrus döngüsünün progesteron-baskın fazında ve östrusun önlenmesi için uygulanan progestin tedavisinden dolayı meme bezlerinin aşırı GH salgılanması sonucu sağlıklı dişilerde akromegali bulguları görülebilir.

Hipotiroidizmde yüksek GH ve IGF-I konsantrasyonları bulunur.

Alman Çoban Köpeklerinde cücelik, otozomal resesif kalıtsal bir anormalidir.

Diyabet, karaciğer hastalıkları veya yetersiz beslenen bireylerde yüksek IGF-1 konsantrasyonları bildirilmiştir, bu nedenle yanlış pozitif test sonuçları ortaya çıkabilir.

Lütfen dikkat: Kedilerde akromegali, GH üreten hipofiz tümöründen kaynaklanır (>1000 μg/l).

Anormal derecede yüksek IGF-1 konsantrasyonu akromegaliyi göstermektedir.

GH eksikliği, IGF-1’ in dolaşımda azalmasına neden olur. Bir hayvanın GH durumunu dolaylı olarak değerlendirmek için IGF-1 konsantrasyonu ölçülmesi önerilebilir.

 

Prolaktin (0,5 ml Serum) CLIA

Endikasyon: Kalıcı anöstrus, hayali gebelik, kısırlık ve uzun süren interoestrus aralığı gibi klinik üreme anormallikleri, erkeklerde infertilite bozuklukları ve libido azalması, hiperprolaktinemi.

Alman Çoban köpeklerinde kalıtsal hipofizel cücelik, kombine hipofiz hormonları eksikliğinden kaynaklanır, Eş zamanlı olarak GH, TSH ve prolaktin eksikliği görülmektedir.

Prolaktin gebe ve gebe olmayan dişi köpeklerde salınır, ancak prolaktin konsantrasyonu gebelik sırasında daha fazladır. Erkeklerde infertilite durumunda, prolaktin seviyesi artar, Azospermi durumunda prolaktin düzeyleri incelenmelidir.

 

 

OTOİMMUN HASTALIKLAR

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)

Sistemik lupus eritematozus’ ta esas olarak hücre çekirdeğine ve diğer hücre yapılarına karşı otoantikorların üretimi ile karakterizedir. Bu hücre yapıları; eritrositler, pıhtılaşma faktörleri ve immünoglobulinlerdir.

Köpeklerde yatkınlığı olan ırklar; Alman Çoban köpeği, Poodle, Shetland Çoban Köpeği ve Collie. Kedilerde Siyam, İran ve Himalaya ırklarında yatkınlık vardır. Her yaşta hastalık görülebilir.

Köpek SLE tanısına uygun kriterler:

  • Birden fazla sistemde görülen immün aracılı hastalık varlığına ilişkin lezyonlar; sıklıkla kas-iskelet, hematopoetik, deri ve üriner sistemler etkilenir.
  • ANA titresi, genellikle >1:80
  • Klinik patoloji ya da histoloji bulguları, örn. eritrositlerin, trombositlerin veya lökositlerin immün aracılı yıkımı (anemi, trombositopeni, lökopeni); sinoviyum, glomerüller, deride immün kompleks oluşumu
  • Böbrekte nefropati: proteinüri; SLE hastalarında idrar sedimenti inaktiftir (bakteri veya hücre gözlenmeyen durumlar), İdrar protein / kreatinin oranı >1’ dir. Glomerüler hastalıklar (glomeruloskleroz, amiloidoz), proteinüri durumlarında da bu değer görülür.
  • Poliartrit (noneroziv)
  • Nörolojik bozukluklar: nöbetler / psikoz
  • Serozit: Perikardit ve / veya plörit.
  • Deri formu;

Nazal planum: Depigmentasyon, erozyonlar, kabuklanma, fissür oluşumu ve inflamasyon.

Dudaklar, çene, ağız, göz çevresi derisi: eritem, depigmentasyon, erozyonlar, kabuklanma. Noktasal oral ülserler gelişebilir. Alopesi durumu ilerleme gösterebilir. Kaşıntı değişkendir. Skar oluşumu yaygındır. Tüyler ve deride yaygın depigmentasyon alanları bulunur. Olgular sistemik olarak değerlendirilmelidir. Derinin kutanöz lezyonları ultraviyole ışık altında şiddetlenir (ışığa duyarlılık).

Kulak kepçesi: Kabuklanma ve alopesi.

 

ÖNEMLİ

 

SLE tanısında, hematoloji, biyokimya, idrar tahlili, ANA, Coombs antikor testi, kemik iliği aspiratı, lenf nodülü biyopsisi, eklem aspiratı, radyografi, bakteri ve mantar kültürleri, deri biyopsisi ve deri kazıntısı incelemeleri ayırıcı tanılar için gereklidir.

 

Anti-nükleer antikor (ANA) testi (0,5 ml Serum) IFA

SLE hastalarının yaklaşık %70’ inde belirgin antikor düzeyi gelişir. Pozitif test sonucu klinik belirtilerle desteklendiğinde anlamlıdır. Hastalığın akut aşamasında örnek alınması önemlidir. Hastanın geçmişi, klinik ve laboratuvar bulgularının hepsi birlikte değerlendirilmelidir.

1:80 ve üzeri titreler yüksek pozitif titre anlamına gelmektedir.

ÖNEMLİ: ANA testi, normal bireylerde veya kronik inflamatuvar hastalıklara sahip bireylerde pozitif sonuç verdiği unutulmamalıdır (pozitif ANA testi sonucu, SLE tanısını gösteren bir bulgu değildir). Kronik infeksiyöz hastalığı (viral, bakteriyel, protozoal veya fungal) bulunan köpeklerde ANA düzeylerinde yükselme tespit edilmiştir. Yüksek ANA titreleri, klinik olarak sağlıklı köpeklerde ve özellikle Alman Çoban Köpeklerinde veya belirli tedavileri alan hayvanlarda görülmüştür. Kedilerde yüksek ANA titrelerini yorumlamak zordur, çünkü birçok sağlıklı kedinin yüksek titreleri olduğu bildirilmiştir. Yüksek ANA titrelerini, hastanın klinik öyküsü ve potansiyel olarak belirleyici faktörleri göz önünde bulundurarak yorumlamak ve SLE şüphesini uygun klinik bulgular ve diğer tanı sonuçları ile doğrulanması önerilir. FIV, FeLV veya FIP infeksiyonlarında kedilerde ANA pozitifliği görülebilir.

Uzun süreli glukokortikoid kullanımı sonucu yanlış negatif sonuçlar oluşabilir. Sitotoksik ilaçlar antikor titresini azaltabilir. Griseofulvin, hidralazin, prokainamid, aminosalisilik asit (aspirin), sülfonamid penisilin, streptomisin ve tetrasiklinlerle yapılan tedavilerde pozitif ANA titreleri bildirilmiştir. Yalancı negatif sonuçlara neden olabilecek ilaçlar arasında sitotoksik ilaçlar (kemoterapi) ve kortikosteroidler bulunur. Kedilerde, ilaca bağlı immün aracılı hemolitik anemi (IMHA) ve immün aracılı trombositopeni (IMT) gelişebileceği unutulmamalıdır.

Aşağıda köpek ve kedilerde ANA titresinin artmasına neden olan hastalıklar sıralanmıştır:

·         Sistemik Lupus Eritematosus (SLE)

·         Deri Hastalıkları

Pemfigus eritematozus (nadiren pemfigus vulgaris)

Discoid lupus

Generalize demodikoz

Bit ısırmasına karşı aşırı duyarlılık

Plazma hücresi pododermatiti

Antibiyotik veya antihistaminik tedavisine yanıt vermeyen dermatolojik lezyonlar

·         Hematolojik Hastalıklar

İmmun aracılı hemolitik anemi (IMHA)

İmmun aracılı trombositopeni (IMT)

·         Kardiyopulmoner Hastalıklar

Bakteriyel endokardit

Dirofilariasis

·         Diğer Hastalıklar

Kolanjiyohepatit

Kedi lösemi virüsü (FeLV)

Kedi infeksiyöz peritonit (FIP)

Romatoid artrit / Nonerozif inflamatuvar artropati veya poliartrit

Çeşitli neoplaziler

Ülseratif otoimmün stomatit

Tiroid fonksiyon bozuklukları (Lenfositik tiroidit)

Ülseratif otoimmün stomatit

Sjögren benzeri sendrom

Çeşitli infeksiyonlar (örn., ehrlişiyozis, anaplasmozis, bartonellozis, leişmaniazis)

Myastenia gravis

 

Myastenia gravis

Myastenia gravis (MG), asetilkolin reseptörlerinin azalması nedeniyle nöromüsküler sinir iletiminde bozukluklar oluşturan bir hastalıktır. Köpek ve kedilerde iki farklı tip bulunur:

1. Konjenital tip: asetilkolin reseptörlerinin kalıtsal eksikliği. Bu form çoğunlukla Jack Russell Teriyer, Fox Teriyer, Springer Spaniel ve Siyam kedilerinde görülür. Semptomlar genellikle 6-8 haftalık hayvanlarda görülmeye başlanır.

2. Edinilmiş tip: asetilkolin reseptörlerine karşı antikor üretimi. En sık etkilenen köpek ırkları; Alman Çoban köpeği, Akita, Labrador Retriever, Golden Retriever, Dakhund, Kısa tüylü Alman Pointeri ve Chihuahua. Kedilerde, Habeş ve Somali Kedisi yatkındır. Hastalığın başlangıcı genellikle 2-3 ya da 7-9 yaşlarında gelişir. 3 aylık köpek veya kedilerin, edinilmiş MG olması muhtemel değildir. Edinilmiş MG' de başlangıç yaşı genç köpeklerle (4 ay-4 yıl) ve yaşlı köpeklerde (9-13 yaş) olarak tanımlanmıştır. Gebelik, subklinik MG' yi açığa çıkarabilir.

Hastalığın üç formu vardır:

Fokal form:

- Disfaji

- Megaözefagus** (konjenital vakalarda görülmez)

- Aspirasyon pnömonisi

Akut formu:

- Akut kas güçsüzlüğü

- Dispne

Kronik – generalize formu:

- Progresif zayıflık

- Megaözefagus

- Aspirasyon pnömonisi

- Egzersiz intoleransı

MG’ in tanısı Asetil Kolin Reseptör Antikoru (AChR-Ab) varlığı ile belirlenir. İmmünosupresif tedavi uygulanmamış hastalarda AChR-Ab testinden daha iyi yanıt alınır. Kapsamlı bir ayırıcı tanı otoimmün hemolitik anemi, trombositopeni, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve diğer otoimmun hastalıkları içermelidir.

Hastalık sırasında aşılama, MG prognozunu kötüleştirir ve antikor titresini artırabilir. İnfertil dişiler, klinik olarak mümkün olduğu kadar kısa sürede kısırlaştırılmalıdır, çünkü östrus döngüleri MG prognozunu kötüleştirebilir ve antikor titrelerini artırabilir.

Köpeklerde, edinilmiş tipteki MG kolanjiosellüler karsinoma, osteojenik sarkoma, anal kese adenokarsinomu ve kutanöz lenfoma tümörleri sonrasında bildirilmiştir.

 

Asetilkolin Reseptör Antikoru (0,5 ml Serum) RIA

Pozitif sonuçlar MG tanısı doğrulamaktadır. Vakaların %10–20’ sinde negatiflik olabilir, bu nedenle, negatif bir sonuç hastalığı ekarte etmeye yetmeyebilir. Generalize MG vakalarında, duyarlılık oldukça yüksektir. İmmünsüpresif dozlarda uygulanan uzun süreli kortikosteroid tedavisinin otoantikor seviyesini düşüreceği unutulmamalıdır.

Not: MG’ in ön tanısı, edrofonyum klorür enjeksiyonu sonrası (köpeklerde 0,1 mg / kg iv; kedilerde 0,2-1,0 mg toplam doz) kaslarda güçsüzlük gözlenmesi ile konulabilir. Fakat negatif sonuçlar ekarte etmeye yeterli değildir. Bazen bu test kolinerjik kriz, bradikardi, bol salivasyon, miyozis, dispne, siyanoz ve ekstremitelerde titremeye neden olur, bu etkiler atropin ile (0,05 mg / kg iv) giderilebilir.

 

İmmun aracılı hemolitik anemi (IMHA)

Hemolitik anemi, köpeklerde en sık görülen otoimmün hastalıktır. Primer, idiyopatik ve sekonder hemolitik anemilerden ayrımı yapılmalıdır. Sekonder hemolitik anemi nedenleri Babesiyozis, Erlişiyozis, Dirofilariazis, viral ya da bakteriyel infeksiyon gibi bulaşıcı hastalıklardır. Neoplazi, SLE, penisilin, sülfonamidler ve aşı uygulamaları IMHA’ ya neden olabilir. Kedilerde nadiren immün aracılı anemi görülür, eğer görülürse FeLV veya Mycoplasma infeksiyonundan kaynaklanabilir. Özellikle genç ve orta yaşlı hayvanlar; dişiler; Cocker Spaniel, İngiliz Çoban Köpeği, İngiliz Springer Spaniel, Poodle, Minyatür Schnauzer ırkları yatkındır.

Belirtileri:

- İştahsızlık, ilgisizlik, halsizlik

- Yüksek ateş, dispne

- Anemi, sarılık, hemoglobinüri

- Splenomegali, hepatomegali

 

Direkt Coombs testi (2 ml EDTA’ lı kan) Aglütinasyon testi

Direkt Coombs testi eritrosit yüzeyinde komplementlerin tanımlanması için kullanılır. Düşük antikor seviyeleri yanlış negatif sonuçlara yol açabilir. Sekonder hemolitik anemiler, ilaç (immunosupresif tedavi), infeksiyonlar, neoplazi ve diğer bağışıklık bozuklukları pozitif sonuçlara yol açabilir.

Not: Kan frotisinde yaygın makroskobik veya mikroskobik aglütinasyon ve sferosit formlarının görülmesi tanıya yardımcı bir araçtır.

Hastalığa spesifik laboratuvar bulgularının ayrıntılı incelemesi için bknz. Patoloji ─ Kan Sitolojisi bölümü

 

Romatoid artrit

Köpeklerin romatoid artrit tanısına uygun kriterler:

  • Kemik yıkımı gibi radyografik değişiklikler
  • Romatoid faktöre karşı serolojik kanıt (Romatoid artrit faktör)
  • Sinoviyal sıvıda yüksek lökosit sayısı ve histolojik değişiklikler
  • Hareketsizlik sertliği (dinlenme sonrası sertlik)
  • En az bir eklemde hareket sırasında ağrı, hassasiyet, şişkinlik
  • 3 aylık süre içinde en az bir başka eklemin daha şişmesi, krepitasyon
  • Simetrik eklem şişkinliği

Romatoid artrit eklemlerde aşındırıcı etki yapar. Genellikle 5-6 yaşında ve küçük ırklar risk altındadır. Hastalık, eklemlerde biriken endojen immünoglobuline karşı anormal antikor üretiminden kaynaklanır.

Romatoid artrit faktör (RF) aşağıdaki nedenlerden dolayı pozitif görülebilir:

Köpeklerde RA, SLE, Sjogren benzeri sendrom, Bakteriyel endokardit, Dirofilaria, Septik artrit, Çeşitli artropatiler (Osteoartrit), Kronik viral infeksiyonlar

 

Romatoid artrit faktör (Köpek) (0,5 ml Serum) Aglütinasyon testi

Uzun süreli kortikosteroid tedavisi (1 ila 2 haftadan daha fazla), örneğin dondurulması, aşırı bağışıklık yanıtı gelişmesi nedeniyle yanlış negatiflikler görülebilir. Bu test sadece köpekler için uygundur. Veteriner hekimlikte, romatoid faktörler; SLE, Dirofilariazis, Leishmaniazis, piyometraya ve diğer hastalıklarda gelişebilir.

Hasta köpeklerin yaklaşık %40-75' i pozitif test sonuçlarına sahiptir. Romatoid artrit faktörlerin eklemlerde oluşması nedeniyle, serum seviyeleri tespit limitinin altında olabilir. Eklem radyografisi gibi görüntüleme teknikleri, sinoviyal sıvı analizi ve sinovyal histopatolojik değerlendirme gibi ek tanı testleri ile kesin teşhis yapılmalıdır.

 

Diğer immun sistem hastalıkları tanı testleri

 

C-reaktif protein (CRP) (0,5 ml Serum) Türbidimetri

Akut Faz Proteinlerinden biridir, köpeklerde CRP’ nin serum konsantrasyonu inflamasyon sonrası 24-48 saat içinde 100 kat artış göstermektedir.

Artma:

Özellikle akut bakteriyel infeksiyonlar

Kronik infeksiyonların Akut fazı

Miyokard infarktlar

Malign tümörler

Sistemik lupus eritematozus

Romatoid artrit

Endokrin hastalıklar

Gastrointestinal hastalıklar

Not: Kanda CRP seviyesi birçok durumda arttığından, belirli bir hastalığa özgü laboratuvar analizi değildir, vücüttaki herhangi bir bölgedeki inflamasyonu niteler. Sonuçlar klinik bulgularla destekleyici olarak yorumlanmalıdır. CRP' yi ölçmede en büyük yarar, terapiden sonra hastada CRP' de bir artış veya azalmayla olup olmadığını gözlemlemektir. CRP' deki değişiklikler, tüm diğer değerler normal olsa bile, inflamasyonun iyileşmesini veya kötüleşmesini gösterebilir.

*Cushing hastalığında ve Kortikosteroid kullanımı sonrası köpeklerde CRP sentezi inhibe edilir (kedilerdeki etkisi bilinmiyor).

*Gebe köpeklerde, döllenmeden yaklaşık 3 hafta sonra akut faz cevabı oluşur ve serum CRP konsantrasyonları artar.

 

Anti Trombosit Antikoru (ATA) (0,5 ml Serum) IFA

İmmün sistem kaynaklı trombositopeni teşhisinde kullanılır. Antikor ile kaplanmış trombositlerin parçalanması ile karakterizedir. Trombositopeni ile seyreden kanama bozukluklarının tanısında; klinik bulgular ve trombosit sayımı gibi diğer testlerle birlikte yorumlanmalıdır.

 

Antistreptolizin O (ASO) (0,5 ml Serum) Aglütinasyon testi

A grubu beta hemolitik streptokok infeksiyonlarının tanısı ve takibinde, Streptolizin O’ ya karşı kanda dolaşan antikorların arandığı testtir. Antistreptolizin O antikor titresi, infeksiyondan sonraki yaklaşık 1 hafta içinde yükselmeye başlar ve 2-4 hafta içinde pik değere ulaşır. Erken dönemde başlatılan etkin antibiyotik tedavisi antikor üretimini baskılayabilir.

 

 

ALERJİ TANISI

 

Alerji

Alerjiler, aslen zararsız maddelere karşı kalıtsal veya edinilmiş olarak immun sisteminin yanıtında belirli değişiklikler sonucu gelişir. Bu maddeler alerjik reaksiyona neden olduklarından alerjenler olarak kabul edilirler. Alerjiler bir veya birkaç alerjenler ile tekrarlanan temaslar sonucu gelişir. Hayvanlarda aşırı duyarlılık reaksiyonları sıklıkla aşağıdaki alerjen nedenleri ile gelişir:

- Pire ısırığı veya pire tükürüğü alerjisi

- Atopi

- Gıda bileşenlerine karşı alerjik deri reaksiyonları

- Alerjik dermatit

- Stafilokok veya Malassezia etkenine karşı alerjik deri reaksiyonları

- Böcek alerjenleri

Pire ısırığı ve pire tükürüğü alerjisi köpek ve kedilerde yaygındır. Alerjik reaksiyonlar mutlaka pire ısırığı bölgesinde sınırlı değil, vücudun herhangi bir yerinde olabilir. Bazı vakalarda pirelere her zaman rastlanmayabilir. Duyarlı hayvanlarda tek bir pire 10-14 günde semptomların görülmesine neden olmaktadır. Benzer durumlar sarkoptes enfestasyonunda da görülmektedir.

Atopi (canine atopik dermatit) farklı çevresel alerjenlere karşı alerjik hiperreaksiyon görülmesidir. Çoğu vakada genetik yatkınlık olduğu düşünülmektedir. Alerjenler çoğunlukla solunum yollarından veya deri altından alınır. Köpeklerde deri yoluyla alerjen maruziyeti yaygındır. Bu alerjenler deride immun sistemin antijen sunan hücreleri tarafından tanınırlar. Bu hücrelerden spesifik IgE antikoru üretimi gelişir (Bazı atopik bireylerde IgE seviyesi yükselmeyebilir). Alerjen ile yeni bir temas durumunda, IgE antikorlarının salınması ile histamin ve diğer aminlerin salınımı gerçekleşir, kaşıntı, eritem ve alopesi gibi tipik semptomlar gelişir. Astım benzeri semptomlar, alerjik rinit ve konjunktivit gelişebilir. Alerjiler genellikle bir ila üç yaşında hayvanlarda gelişmeye başlar. Bazı ırkların atopik alerjiye genetik yatkınlığı vardır; Batı Highland beyaz teriyeri, Bull teriyer, Chow Chow, Bokser ve Alman Çoban köpeği.

Gıda alerjileri, IgE antikorlarının üretimi ile hızlıca gelişen bir alerjik reaksiyondur. Nötrofil ve eozinofiller deriye doğru nüfuz ederek, inflamatuvar mediatörleri serbest bırakırlar. Semptomlar, atopik dermatitteki bulgulara benzerdir. Gastrointestinal sistem belirtileri de oluşabilir.

(Kontakt) Dermatit alerjilerinde, gecikmeli alerjik reaksiyonlar görülür. Belirtiler öncelikle alerjenle temasın bulunduğu bölgede (ventral karın, baş vs.) bulunur. Şüpheli alerjenler hayvanın yakın çevresinden elimine edilmelidir.

Staphylococcus ve Malassezia spp. etkenlerine karşı alerjik reaksiyonlar hayvanlarda yaygındır. Her iki organizma da normal deri florasına aittir ve patojenik değildir. Deride diğer hastalıklar nedeniyle değişiklikler geliştiğinde, Staphylococcus ve Malassezia spp. kitlesel olarak çoğalma göstererek bireyde duyarlılık oluşturabilir. Ayrıca Staphylococcus ve Malassezia spp. tespiti için sırasıyla bakteri ve mantar kültürü talep edilmesinde fayda vardır.

Böcek alerjenlerine karşı alerjik reaksiyonlar kedi ve köpeklerde yaygın olarak görülmemektedir. Atlarda, yaygındır ve yaz aylarında gelişen egzamadan sorumludurlar.

 

Alerji testi (Köpek/kedi) (1 ml Serum) ELISA

 

Gıda Alerjenleri
İnek Eti
Hindi Eti
Tavuk Eti
Domuz Eti
Koyun Eti
Ördek Eti
Tavşan Eti
Geyik Eti
Balık Eti
Tam Yumurta
İnek Sütü
Buğday
Yulaf
Pirinç
Soya
Mısır
Pancar
Havuç
Patates
Fıstık
Maya
 
Ev İçi ve Ev Dışı Alerjenler (Polenler)
Phleum pratense (Çayır otu)
Dactylis glomerata (Domuz ayrık otu)
Poa pratentis (Çim tohumu)
Lolium perenne (İngiliz çimi)
Cynodon dactylum (Bermuda çimeni)
Cereals (Tahıl karışımı)
Rumex crispus (Kuzukulağı)
Plantago lanceolata (Sinirli ot-Bağcı yaprağı)
Artemisia vulgaris (Misk otu/Pelin otu)
Chenopodium album (Kazayağı/Koyun sarmaşığı)
Parietaria judaica (Yapışkan otu/Astım otu)
Taraxacum vulgare (Aslan dişi/Karahindiba)
Urtica dioica (Isırgan otu)
Ambrosia elatior (Kanarya otu)
Brassica spp. (Lahana türleri)
Betula alba (Huş ağacı)
Corylus avellana (Fındık ağacı)
Alnus glutinosa (Asi kızılağaç/Kızılsöğüt)
Ligustrum vulgare (Kurtbağrı)
Olea europa (Zeytinağacı)
Pinus spp. (Çam ağacı türleri)
Cupressus arizonica (Servi ağacı)
Platanus hibrida (Çınar ağacı)
Populus alba (Akkavak)
Quercus robur (Meşe ağacı)
Ulmus campestre (Karaağaç)
Salix spp. (Söğüt ağacı türleri)
 
 
Küfler
Alternaria alternata
Aspergillus niger
Penicillum notatum
Cladosporium herbarium
Mucor spp.
 
Akarlar
Dermatophagoies farinae (Toz akarı)
Dermatophagoides pteronyssinus (Toz akarı/toz böceği)
Tyrophagus putrescentiae (Küf akarı)
Lepidoglyphus destructor (Depo akarı)
Acarus siro (Un akarı)
 
Pire-Staphylococcus ve Malessezia spp.
Pire
Staphylococcus spp.
Malessezia spp.
 

 Not: Glukokortikoidler allerjene özgü IgE düzeyini etkileyebilir ve mümkünse testten önce tedavi kesilmelidir.

 

Alerji Aşısı (İmmünoterapi) (Köpek/kedi)

Alerji aşısı, uygulanan alerji testi sonucu bir ya da birkaç alerjene duyarlı olduğu belirlenen bireylere tedavi amacıyla yapılması tavsiye edilir. Aşı solüsyonunun içeriği bireye özel olarak, duyarlılığı belirlenen alerjenlere göre hazırlanır. Tedavi genel olarak 2 aşamadan oluşmaktadır;

·         Başlangıç Tedavisi

Başlangıç tedavisi artan konsantrasyonlarda 3 flakon solüsyonu içerir ve yaklaşık olarak 6 aylık bir tedavi gerektirir. Aşı ile birlikte bir doz şeması yer almaktadır.

·         Ana Tedavi

Başlangıç tedavisinin devamında kullanılan yüksek konsantrasyonda alerjen içeren, 1 flakondan oluşan ve 6 aylık tedavi gerektiren solüsyondur. Aşı ile birlikte bir doz şeması yer almaktadır.

Not: Alerji aşısı siparişinizde her iki tedavi prosesini içeren tüm flakonlar sizlere ulaştırılacaktır. Aşı içeriği yurtdışında hazırlanıp getirildiğinden, lütfen aşının sizlere ulaştırılmasının yaklaşık 1 ay sürebileceğini unutmayınız!

 

MİKROBİYOLOJİ

 

Genel Bakteriyolojik kültür – tiplendirme ve antibiyogram testleri’ nin raporlama süreleri, örnek materyali, bakteri üremesi varlığı ve belirlenen bakteri türünün üreme hızına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Çoğu patojen bakteriler belirli süreler içerisinde üreme gösterir, fakat bazı durumlarda daha uzun süreye gereksinimleri olabileceği unutulmamalıdır.

 

Bakteri kültürü tiplendirme ve Antibiyogram – AEROBİK

(Svab, vücut sıvıları, doku) Bakteriyel kültür testi

Aerobik bakteri kültürü çok sayıda patojen bakterinin tanımlanmasına olanak sağlar.

Analiz aşamaları:

Örnek tipi ve örnek materyaline bağlı olarak farklılık gösteren agar plakalarına ekim yapılır.

Örnekten bir lam üzerine yayma yapılarak gram boyama ile direkt incelemesi yapılır.

Aerobik İnkübasyon şartları en fazla 48 saat sürdürülür.

Günlük olarak, her kültür, aşamalarına bağlı olarak değerlendirilir, patojen veya fakültatif patojen varlığı aranır, antibiyogramı yapılacak etkenler belirlenir.

Örneğin alındığı bölgeye özgü belirli antibiyotik grupları ile antibiyogram testi uygulanır. Bu yüzden örneğin alındığı bölgenin bilgisinin verilmesi önem taşır!

Lütfen dikkat:

- Bakteri kültürü için gönderilen örneklerin besiyerli svab ortamında gönderilmesi ve 48 saat içinde laboratuvara ulaşması önemlidir! Örnek alındıktan sonra gerçekleşen sıcaklık değişimleri ve kuruma bakterilerin sayıca azalmasına neden olarak kontaminasyonun gelişmesine olanak sağlar.

- Antibiyotik tedavisi yapılmış ise, uygulamadan en az 72 saat sonra örnek alımı yapılmalıdır!

- Kulak svabı, vajinal svab gibi mukozal yüzeylerden alınan örneklerin incelenmesinde, Candida spp. veya Malassezia spp. saptanması isteniyorsa mantar (maya) kültürünün ayrıca talep edilmesi tavsiye edilir. Bakteri kültüründe bu etkenlere dair sonuç verilmemektedir.

- Örnek almadan önce ve sırasında sterilite kurallarına dikkat ediniz. Lezyonlu bölgeden örnek alırken bölgenin kontaminantların uzaklaştırılması gereklidir. Örnek alma materyali, lezyonlu bölge haricinde başka bir bölgeye temas etmemelidir. Bu şekilde bir kontaminasyon gerçekleşirse, örnek alma işlemi tekrarlanmalıdır. Enjektör gibi materyallerden akma ve sızma olasılığı bulunduğu unutulmamalıdır.

- İrin ya da apse örneklerinde; lezyonun odak noktasından alınan örneklerde bakteri ürememe olasılığı yüksektir. Bu bölgede yangı ve inflamasyon hücreleri aktif olduğundan canlı bir etkene rastlanmaması normal bir sonuçtur (Bakteri kültüründe esas olan, canlı etkenlerin üretilmesidir).

- İdrar örneğinde; sitosentez ile idrar alınması tavsiye edilir. Normal yollarla alınan ya da yerden toplanan idrar örnekleri, kesinlikle hastanın üriner sistemi bakteri yükünü ifade etmez!

- Deride irin oluşumu, derinin bütünlüğünün bozulması gibi vs. lezyonlar varlığında öncelikle bölgenin temizliği yapıldıktan sonra örnek alınması önemlidir. Aksi takdirde, kıl içeren örneklerde flora bakterilerinin ve kontaminant bakterilerin üreme şansı artar ve yanlış etkene gereksiz antibiyotik uygulaması yapılmış olunur.

 

Bakteri kültürü tiplendirme ve Antibiyogram – ANAEROBİK

(Svab, vücut sıvıları, doku) Bakteriyel kültür testi

Anaerobik organizmaların tespiti için yapılır. Aerobik kültür ile birlikte incelenmesi tavsiye edilir.

Uygun örnekler: Apse, irin, yaralar, vücut sıvıları (aspirat, eklem sıvısı, beyin omurilik sıvısı, vs.), iç organlara ait örnekler (ameliyat sırasında alınmış), sitosentezle alınmış idrar…

Uygun olmayan örnekler: Boğaz svabı, ağız içinden alınan svab, balgam, Gastrik içerik, vajinal veya servikal svablar, Dekubitus ülserleri, dışarı açılan yaralar ve sinüslerden alınan yüzey svabları

ÖNEMLİ: Oksijen ile teması olduğu bilinen örnek, anaerobik kültür için uygun değildir!

- Alınan örnekler anaerobik koşulları sağlayabilmek için yeterince büyük olmalıdır (sıvılar; >2 ml ve dokular; >2 cm3). Hava mümkün olduğunca sıvı örneklerin dışında tutulmalıdır (Havanın enjektörden atılması ve kapatılması önemlidir).

- Doku ve sıvı örnekleri 24 saat içinde kültüre edilecek şekilde laboratuvara gönderilmelidir.

- Anerobik İnkübasyon şartları en fazla 72 saat sürdürülür.

Lütfen dikkat: Uygun şekilde alınan örnekler alındıktan sonra oksijene maruz bırakılmamalı, oda ısısında muhafaza edilmelidir. Anaerobik etkenler sadece oksijensiz ortama adaptedirler ve 20 dakikadan fazla süre oksijene maruz kaldıklarında canlılıklarını kaybeder ve kültüre edilmeleri mümkün olmaz!

 

Kan Kültürü (Hemokültür)

(Kan örneği, özel besiyeri şişesinde gönderilmelidir) Bakteriyel kültür testi

Bakteriyemi şüphesi (endokardit veya bilinmeyen ateş) varlığında, kan steril bir şekilde hastadan alınarak aseptik koşullarla özel kan kültürü şişelerine aktarılmalıdır. Bu şişeler istek üzerine laboratuvarımız tarafından sizlere temin edilmektedir (Kan örneği alımı sırasında bu şişelerin yanınızda hazır bulunması gerekmektedir).

- Kan örneği almadan önce bölgenin temizliği yapılmalıdır, deriden bakteri bulaşmasını önlenmelidir.

- Bir şişe için en az 5 ml kan örneği gereklidir. Örnek şişeye enjekte edildikten sonra hafifçe karışması sağlanması faydalıdır. Şişeler buzdolabı ısında değil, oda sıcaklığında muhafaza edilmelidir.

- Şişeler, 10 gün boyunca inkübe edilir. Bu süre içinde 1. Pasaj ve 2. Pasaj olmak üzere iki rapor gönderilir. 2. Pasaj sonucu, nihai kan kültürü sonucudur.

 

 

MİKOLOJİ (Mantar Analizleri)

 

Mikolojik (mantar) kültür süresi organizmaya ve organizmanın büyüme hızına bağlı değişkenlik gösterir. Çoğu patojenik mantarlar aşağıda belirtilen süreler içerisinde tespit edilir.

Dermatofitler (Microsporum spp., Trichophyton spp., Epidermophyton spp., vs.)

21 gün

Mayalar ─ mukozal membranlar (Candida spp., Malassezia spp., Cryptococcus spp., vs.)

7-10 gün

Mayalar ─ dışkı (Candida spp.)

7-10 gün

 

Mantar Direkt İnceleme (Dermatofit yönünden inceleme)

(Deri kazıntısı, Tüy***) Mikroskobi

Dermatofitlerin mantar direkt mikroskobik incelemesinde, deri kazıntısından küçük bir miktar ayrılır ve mantar elemanlarının (sporlarının) varlığı açısından araştırılır.

Örnekler KOH ile muamele edilerek mikroskop altında incelenir. Dermatofit ile enfeste olmuş örnekler direkt inceleme altında hiyalin içerikli (non-pigmentli) ve septalı olarak görünürler. Artrokonidyaların varlığı dermatofit direkt tanısında anlam taşır. Artrokonidyalar, kıl gövdesi ve çevresinde (ektotriks) ya da septum içinde (endotriks) yer alabilir.

Lütfen dikkat: Mantar direkt incelemesi negatif olan örneklerde dermatofit şüphesi ekarte edilmeye yeterli değildir. Patojen olmayan mantar türlerinde dermotofitlerle benzer şekilde mantar elemanları görülür, direkt incelemesi pozitif örneklere mantar kültürü ilave edilmesi tavsiye edilir.

Patojen olmayan (saprofit-çevresel kontaminantlar) mantar türleri ile patojen mantar türlerinin ayırımı sadece kültüre edilmiş örneklerle gerçekleştirilebilir. Kültür ortamında gelişen mikroskobik düzeyde makro ve mikrokonidya farklılıkları identifikasyonda anlam taşımaktadır. Bu yüzden direkt inceleme yanında mantar kültürünün de yapılması tavsiye edilir.

***ÖNEMLİ: Deri kazıntısı veya Tüy örneği gönderildiği takdirde, dermatofitlere yönelik direkt inceleme yapılabilmektedir. Örneğin kanatılarak alınmamasına dikkat ediniz.

 

Mantar Direkt İnceleme (Maya yönünden inceleme)

(Svab, vücut sıvısı***) Mikroskobi

Mukozal yüzeylerin maya yönünden direkt mikroskobik incelemesinde, örnekten bir miktar lam üzerine aktarılır ve boyama teknikleri kullanılarak tek hücreli mantar elemanları görünür hale getirilir.

Sağlıklı kulak yolu, solunum, deri ve vajinal mukozada az sayıda bulunmaları kabul edilebilir, Candida spp. ve Malassezia spp. gibi mayalar normal flora elemanlarıdır. Alerji ile gelişen dermatit ve otitis, endokrinopati (hipotiroidizm, Cushing hastalığı), bağışıklık hastalıkları ve diğer deri hastalıkları olan hayvanlarda sıklıkla Malassezia spp. izole edilmektedir. Nemli yüzeylerde sayıca artış gösterirler, bu dokularda yaşanabilecek kuruluk maya gelişimini engeller, ancak deri hasarının bulunduğu ya da derinin katlandığı bölgelerde aşırı derecede çoğalma imkânı bulurlar. Sayıca artışları yüzeysel infeksiyonlara yol açabilir. Sağlıklı bireylerde, bu infeksiyonlar topikal veya sistemik antifungal ilaçlar ile tedavi edilebilir.

***ÖNEMLİ: Svab ve vücut sıvıları gibi örneklerin mantar direk incelemeleri yalnızca maya (tek hücreli mantarlar) yönünden incelemeyi içerir, dermatofitlere ait herhangi bir netice alınmaz!

 

Mantar Kültürü ve Tiplendirme (Dermatofit yönünden inceleme)

(Deri kazıntısı, Tüy***) Mantar Kültürü Testi

Dermatofitlerin oluşturduğu dermatomikozlar yüzeysel deri tabakaları ile sınırlı mantar infeksiyonlarıdır. En yaygın infeksiyonlar Trichophyton ve Microsporum spp.' den kaynaklanır.

Örnek alımı:

Örnek alımından önce bölgenin %70' lik alkol ile dezenfeksiyonu patojen olmayan mantar etkenlerinin ve bakterilerin üremesine engel olur.

Tüylerin koparılması daha az etkilidir (kırpma ya da kesme şeklinde değil, kıl foliküllerini içerecek şekilde alınmalıdır).

Wood lambası altında yeşil floresans gösteren tüylerin toplanması teşhis için faydalı olabilir.

Örnekler kuru kap, petri ya da tüplerde gönderilmelidir.

Örnek lezyonlu deri ile sağlıklı deri arasındaki sınır bölgeden alınmalıdır.

Lütfen dikkat: Dermatofitler çok yavaş üreme gösterir. Örnekler 3 hafta süreyle inkübe edilir.

Sabouraud Dekstroz Agar (SDA)’ a ekim yapılarak -oda sıcaklığı ısısında- inkübe edilir. Dermatofit Test Medium (DTM) yanlış negatiflik verdiği için kullanılmamalıdır. DTM Agar, SDA ile karşılaştırıldığında tür identifikasyonunu zorlaştırmaktadır. Bazı “klinik içi laboratuvar uygulamaları” olarak DTM Agarların kullanıldığı bilinmektedir, fakat DTM Agar’ da normal koloni morfolojisi, pigmentasyonu ve makrokonidia gelişimi inhibe edildiğinden, bir uzman tarafından değerlendirilmesi önem taşır.

Steroidlerin klinik dermatofitozu kötüleştireceğini unutmayın!

*** ÖNEMLİ: Deri kazıntısı ya da tüy örneği gönderildiği takdirde dermatofit incelemesi yapılabilir. Svab örneğinden dermatofit incelemesi yapılamaz! Örneği kanatarak almamaya dikkat ediniz!

*** ÖNEMLİ: Örneklerin patojen olmayan mantar türleri ve bakteri ile kontaminasyonu yaygın bir problem olduğundan, göndermiş olduğunuz örneklerin birden fazla kültürü yapılmaktadır. Bu yüzden gereken miktarda örnek gönderimi, ideal laboratuvar sonucu alınmasında ve sizlerin muhtemel hastalık teşhisi koymanızda oldukça önem taşımaktadır. Az miktarda gönderdiğiniz her örnekte lütfen bu ihtimali aklınızdan çıkarmayın!

 

Mantar Kültürü ve Tiplendirme (Maya yönünden inceleme)

(Svab, vücut sıvısı***) Mantar Kültürü testi

Mayalar (Candida spp., Malassezia spp., Cryptococcus spp., vs.) gibi tek hücreli mantar etkenleri kulak yolu yangısı (otitis), genital infeksiyonlar, mastitis ve hava keseleri infeksiyonlarında etkili olabilir.

Örnek alımı: Bakteri kültüründe kullanılan taşıma ortamları (Svablar) kullanılır. Muköz membranlarda (kulak yolu, ağız, nazofarenks veya genital mukozada) membranöz ya da fibröz dokulardan alınan örneklerde izole edilebilirler. Kültür ve identifikasyon testi ile belirlenen etkenin cins düzeyinde isimlendirilmesi yapılır.

***ÖNEMLİ: Kulak Svabı, deri svabı, servikal / vajinal sürüntüler veya vücut sıvıları gönderilerek mantar kültürü istenildiğinde, mayalar yönünden incelemenin söz konusu olduğu mantar kültürü ve tiplendirmesi yapılır. Bunlar gibi örnek türlerinde dermatofit etkenlerinin aranmadığını unutmayınız!

 

 

DIŞKI ANALİZLERİ

 

Gaitada Gizli Kan Testi (Dışkı) Kromatografi

Sağlıklı hayvanlarda, GI kanala minimum miktarda kan aktarılır. GI tümörler GI kanamaya neden olabilir. GI kanamanın diğer nedenleri ülser, inflamatuvar bağırsak hastalığı, kan emici bağırsak parazitleri ve yabancı cisim varlığıdır. Ayrıca oral yolla veya nazofaringeal lezyonlardan kan yutulması şeklinde de gelişebilir.

Birkaç gün ardarda alınan numuneler ile GI sistem değerlendirilmesi önerilir. Yanlış pozitif sonuçları önlemek için, örnek almadan önceki 3 gün içinde et ile besleme yapılmamalıdır. Taze et veya pişmemiş sebze diyetleri, C vitamini takviyesi, Antikoagülan, aspirin ve steroidler yanlış negatif sonuçlara neden olabilir.

 

Gaitada Hazım Testi (Dışkı) Makroskobi, Mikroskobi

Makroskobi; görünüm, renk, koku, kan ve mukus varlığı, hazmedilmemiş besin artıkları varlığı

Mikroskobi; et lifleri, yağ tanecikleri (yağ asitleri, nötral yağlar), selülöz parçaları, nişasta tanecikleri, yabancı cisimler yönünden inceleme yapılır.

Endikasyon:

Sindirim sistemi bozuklukları şüphesi

Ekzokrin pankreas yetmezliği

Dışkı içeriği diyete bağlı olarak değişir. Çiğ et ile beslenen bireylerin dışkısında yağ asidi ve lifler bulunur.

 

Gaitada Tripsin Testi (Dışkı) Kromatografi

Kronik ishal köpeklerin dışkısında kantitatif yağ ve tripsin analizi ile, pankreatik ekzokrin yetersizlik, ince bağırsak malabsorpsiyonu teşhisi yapılması mümkündür. Malabsorbsiyonlu veya pankreas yetersizliği olan köpeklerde 24 saatlik yağ atılımı anlamlı derecede yüksek olur. Pankreas yetersizliği bulunan hayvanlarda ortalama 24 saat içinde tripsin varlığı anlamlı olarak düşük, malabsorpsiyonlu köpeklerde anlamlı olarak yüksek olmaktadır.

Dışkıda tripsin sindirimi testi; sağlıklı pankreasın inaktivasyonu (tripsin üretimi aralıklı olabilir) veya laboratuvar testinden önce tripsinin bağırsakta veya dışkıda bakteri proteazları tarafından inaktive edildiği durumlarda negatif olabilmektedir.

 

Gaita Bakteriyoloji Kültürü (Dışkı, rektal svab) Gaita Kültürü Testi

Dışkı örneği veya rektal svablar bağırsak patojenlerine ait seçici besiyeri kullanımı ve zenginleştirme metotları ile test edilir.

- Salmonella spp. – cins düzeyinde etken identifikasyonu ve antibiyogramı içerir.

- Campylobacter türleri***; Campylobacter jejuni, Campylobacter coli vs.

***ÖNEMLİ: Campylobacter spp.’ ye yönelik testler rutin gaita kültürü testi içerisinde gerçekleştirilmemektedir. Eğer Campylobacter spp. şüphesi mevcutsa, bu test isteğinizi özel olarak belirtmeniz gereklidir. Farklı işlemler ve farklı ücretlendirme içermektedir.

 

Gaita Mantar Kültürü ve Tiplendirme (Maya yönünden inceleme)

(Dışkı) Mantar Kültürü Testi

Çeşitli immunosupresif etkiler ya da uzun süren antibiyotik tedavi uygulamaları bağırsak florasında aşırı maya çoğalmasına neden olarak (özellikle Candida spp.), ishal oluşumuna neden olabilir.

 

Clostridium perfringens Enterotoksini

(Dışkı) ELISA

Karnivorlarda, Clostridium perfringens’ in artışı bağırsak florası dengesizliğinin bir işaretidir. Genellikle Clostridium’ lar tarafından meydana gelen infeksiyonlara toksinleri neden olmaktadır. Bu yüzden dışkı gibi klinik örneklerde Clostridium toksinlerinin tespiti önem taşımaktadır. Dışkı örneğinde C. perfringens enterotoksinleri kedi ve köpeklerde ishal, antibiyotikle ilişkili diyare, psödomembranöz kolite neden olmaktadır.

 

Gaitada Parazit İncelemesi (Dışkı) Flotasyon – Mikroskobi

Parazit ookistleri, yumurta ve larvaları aralıklı olarak dışkı ile atıldığından 3 gün aralıklarla dışkıda parazit incelemesi tavsiye edilir. Test numuneleri kısa süre içinde soğuk zincir ile laboratuvara gönderilmelidir. Yetişkin parazit formları herhangi bir koruyucu olmadan (formalin içinde olmamalı!) gönderilmelir ya da tuzlu su çözeltisi içeren bir tüp içinde gönderilmelidir.

Bknz. Parazitoloji bölümü

 

 

İDRAR ANALİZLERİ

 

Tam İdrar Analizi (İdrar) Stick test, Mikroskobi

Görünüm, Renk, pH, Dansite, Keton cisimleri, Glikoz, Albümin, Bilirubin, Ürobilinojen, Nitrit, İdrar sedimenti testlerini içerir.

Endikasyon:

Böbrek fonksiyonunun değerlendirmesi:

Çözünen maddelerin konsantrasyonu;

Elektrolit, protein ve glikozun filtrelenmesi;

Asit baz dengesizliği yanıtı.

İdrar veya genital bölgede kanama

İnflamasyon

İnfeksiyon

Neoplazi

Sistemik bozuklukların veya hastalıkların değerlendirilmesi

Sonucu etkiyen faktörler:

İdrar, kapağı kapatılmış ve kontaminantlardan arınmış temiz ve kuru bir kaba alınmalıdır.

Örneğin labaratuvara ulaşmasında gecikme yaşanacaksa örnek buzdolabında saklanmalıdır. Fakat soğutma, bazı sonuçları değiştirebilir (örneğin, artan kristal oluşumu).

İdrarı dondurulmamalıdır, çünkü idrar sedimenti gibi testlerin sonuçları etkilenmektedir.

Taze idrar nispeten açık, sarı ve hafif bir kokuya sahip olmalıdır. Kısırlaştırılmamaış erkek kedilerin güçlü bir idrar kokusu olabilir.

Normal idrar 6,0 ile 7,5 arasında bir pH'a sahip olmalı ve protein, keton, kan, bilirubin ve glikoz içermemelidir. İdrar sedimenti birkaç hücre ve kristal içerebilir.

 

Albumin (idrarda)

Albüminüri, özellikle diyabetes mellitus ve hipertansiyonu olan insanlarda görülen nefropatinin erken dönem göstergesidir. Köpeklerde progresif renal hastalıkların erken dönemdeki göstergesi olduğu ve hastalığın ilerlemesi ile ilişkili olarak idrar albümin düzeyinin arttığı belirlenmiştir. Kedilerde ise benzer ilişkiler görülmemiştir. Albuminüri, glomerüler hasar geliştiğinde görülür. Glomerüler hasarlar çeşitli infeksiyöz, inflamatuvar veya neoplastik nedenlerden kaynaklanabilir.

Endikasyon:

Erken dönem böbrek hastalığı veya gizli sistemik hastalıkların saptanması

Genetik böbrek hastalıklarına yönelik taramalar

Glomerüler hasar riskini arttıran sistemik hastalıkların tanısı

Önceden tespit edilen albuminüri vakalarının prognozunu değerlendirmek

Artma:

Renal

Fizyolojik / Fonksiyonel proteinüri

Glomerüler hasar

Glomerüler kapiller hipertansiyon / Değişen glomerüler permeabilite

İnfeksiyöz / İnflamatuvar / Neoplastik hastalıklar

Diyabetes mellitus

Hiperadrenokortisizm (Glukokortikoid fazlalığı / glukokortikoid uygulaması)

Hipertansiyon

Hipertiroidizm

Postrenal

İdrar yolu infeksiyonu

İdrar yolu hemorajisi

Sonucu etkiyen faktörler:

İdrar yolu infeksiyonları albuminüriye neden olur. Bu nedenle, idrarda albümin seviyesi, idrar yolu infeksiyonu olmayan hayvanlarda değerlendirilirse anlam taşır.

Kortikosteroid uygulamaları, proteinlerin glomerüler hareketini arttırır, böylece idrarda albümin düzeyi geçici olarak artar.

Kan ile kontamine idrar örneklerinde albümin seviyesinin yanıltıcı şekilde artması olasıdır.

Albuminüri ilerleyen yaş ile birlikte artar. 12 yaşından büyük kedi ve köpeklerin, %50 veya daha fazlasında yüksek idrar albumin seviyeleri vardır. Yaşla bağlantılı gelişen bu artış; büyük olasılıkla yaşlı hayvanlarda böbrek hastalıkları, glomerüler hasara bağlı inflamatuvar, infeksiyöz ve metabolik koşulların prevalansının artması ile ilişkilidir.

Lütfen dikkat: Proteinüri ile ilişkili böbrek hastalıkları köpeklerde yaygındır. Proteinüri bulunan köpeklerde üremik kriz ve ölüm gelişme riski fazladır.

Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörünün proteinüriyi azaltarak, böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlattığı düşünülmektedir.

İdrarda bulunan albüminin belirli bir durum için tanısal değeri yoktur. Klinisyene hastanın takip edilmesi gerektiğini vurgular. Bazı hayvanlarda geçici albüminüri olabilir. Postrenal nedenler ekarte edilirse, bir hafta içerisinde elde edilen ardışık pozitif test sonuçları klinisyeni renal hasar konusunda uyarmalıdır. Kalıcı yüksek pozitiflik ya da artışın devamlılığı gibi durumlarda böbrek hasarına yol açan boukluklar sistematik olarak değerlendirilmelidir.

Genetik glomerülopatiye yatkın ırklar: Bernese Dağ Köpeği, Bull Teriyer, Dalmaçyalı, Doberman Pincher, İngiliz Cocker Spaniel, Newfoundland, Rottweiler ve Yumuşak Tüylü Wheaten Teriyer. Genetik amiloidozise yatkın ırklar: Shar-Pei, Habeş Kedisi, Beagle ve İngiliz Tilki Tazısı.

 

Bilirubin (idrarda)

Serum bilirubini normal aralıkta olsa bile, sağlıklı köpeklerin idrarında az miktarda da olsa bilirubin görülebilir. Bilirubinüri, karaciğerin bilirubini konjuge etmesini ve boşaltımını devre dışı bırakan hemoliz nedenlerinden sonra gelişir. Benzer şekillerde, hepatobiliyer hastalıklar konjuge bilirubinin safraya geçmesini azaltır, konjuge bilirubinin kan dolaşımına ve böbrek klirensine geçmesine neden olabilir. Testte konjuge bilirubin ölçülür (konjuge olmayan bilirubin ile reaksiyona girmez).

Endikasyon:

Sarılık veya hiperbilirubineminin klinik olarak tanımlanmasından önce tespit edildiği için, bu patolojilerin erken dönem göstergesi olarak kullanılabilir.

Artma:

Prehepatik nedenler

Eritrositleri hemoliz eden hemolitik bozukluklar (İnfeksiyon, ilaç, otoantikor)

İnfeksiyon: Mycoplasma spp., FeLV, Babesia spp.Ehrlichia spp., kalp kurdu

Uzun süreli açlık

Ateş

Hepatik nedenler

Neoplazi

İnfeksiyöz köpek hepatiti

Hepatik lipidoz (kedilerde)

Karaciğer tutulumu olan sistemik hastalıklar: Leptospirozis, hipertiroidizm

Posthepatik nedenler

Pankreatit / Kolanjit / Kolanjiyohepatit

Neoplazi

Safra kesesi veya kanal ruptürü / tıkanıklığı

Sonucu etkiyen faktörler:

Sağlıklı köpeklerin idrarında (dansite; 1,025–1,040) az miktarda bilirubin (1+) bulunabilir.

>1,040 dansiteli idrar örneklerinde makul miktarlarda (2+’ ye kadar) bilirubin bulunabilir.

Seyreltik idrar örnekleri (dansite; <1,025) bilirubin negatif olmalıdır.

Kedi idrar örnekleri bilirubin negatif olmalıdır.

Askorbik asit uygulamaları, nitritlerin varlığı, örneğin uzun süreli ışığa maruz kalması yanlış negatif sonuçlara neden olabilir.

Bilirubinüri, sağlıklı erkek köpeklerde daha yaygın görülmektedir.

Lütfen dikkat: Şiddetli rejeneratif anemisi olan hayvanlarda, bilirubinürinin hemolizden kaynaklandığı varsayılabilir.

Anemi bulunmayan hayvanlarda, özellikle yüksek serum ALP ve GGT mevcutsa, bilirubinürinin hepatobiliyer hastalıktan kaynaklandığından şüphelenir.

Septisemi bilirubin alımını azaltabilir ve bilirubinüriye neden olabilir.

 

Glikoz (idrarda)

İdrarda glikoz konsantrasyonları saptanabilir seviyelerde olduğunda, glikozürinin altta yatan nedeni tespit edilmelidir. Hastanın normoglisemik ya da hiperglisemik durumda olduğunu belirlemek için kan şekeri düzeyi ölçülmelidir. Kanda glikoz seviyesi kedilerde >280 mg / dl ve köpeklerde >180 mg / dl' den fazla olduğu durumlarda glikozüri gelişir. Glikozüri, böbrek tübüllerine zarar veren hastalıklarda veya glikoz atılımı ile ilgili genetik bozukluklar (Fanconi sendromu) nedeni ile gelişebilir.

Endikasyon:

Rutin idrar tahlili testi

Diyabetes mellitus’ da insülin tedavisine olan yanıtı izlemek amacıyla

Poliüri-polidipsi olan hayvanlarda endikedir.

Artma:

Hiperglisemik glikozüri

Stres (katekolamin ve glukokortikoid salınımı)

Diyabetes mellitus

Hiperadrenokortisizm

Akut pankreatit

Akromegali

Glükagonom

Kronik karaciğer yetmezliği

Normoglisemik glikozüri

Fanconi sendromu

Primer renal glikozüri

Konjenital / Edinilmiş böbrek yetmezliği

Akut / Kronik böbrek yetmezliği

Sonucu etkiyen faktörler:

Riboflavin, azo boyası veya nitrofurantoin içeren ilaçlar idrarın rengini etkiler ve testin yorumlanmasını engelleyebilir.

Klor, hidrojen peroksit, hipoklorit veya dezenfaktanlar gibi oksitleyici maddelerle kontaminasyon veya reaktif şerit ile teması yanlış pozitif sonuçlara neden olabilir.

Sefaleksin uygulamaları köpeklerde yanlış pozitif sonuçlarla ilişkilendirilmiştir.

Tetrasiklin ve salisilatların uygulamaları ile yanlış negatif sonuçlar belirlenmiştir.

Formaldehit maruziyeti yanlış negatif sonuçlara neden olabilir.

Hiperglisemik glikozüri: parenteral solüsyonlar (dekstroz, parenteral beslenme), morfin, ksilazin, fenotiazinler, asparaginaz, diazoksit, glukagon, epinefrin, ACTH, progesteron veya glukokortikoidler (daha az yaygın)

Normoglisemik glikozüri: Toksisiteye bağlı edinilmiş Fanconi sendromu ile ilişkili olarak gentamisin, sefalosporinler, amoksisilin, kurşun, civa, kadmiyum içeren dezenfektan

Şiddetli pigmentüri (bilirubinüri, hemoglobinüri), testin doğru değerlendirilmesini etkiler.

Konjenital Fanconi sendromu: Basenji, Shetland Çoban Köpeği, Minyatür Schnauzer ve Norwegian Elkhound ırklarında görülmektedir.

Primer renal glikozüri: İskoç Teriyeri

Renal disfonksiyon ile ilişkili diğer doğuştan hastalıklar: Norwegian Elkhound

Lütfen dikkat: Glikozüri, kan glikoz seviyeleri ile birlikte yorumlanmalıdır.

Glikozürinin geçici ya da kalıcı olduğunun belirlenmesi, altta yatan nedenlerin belirlenmesine yardımcı olacaktır.

Hiperglisemik glikozüri, endokrin veya metabolik hastalığı gösterir.

Normoglisemik glikozüri, böbrek tübüler hastalıkları düşündürmektedir.

 

Keton cisimleri (idrarda)

Keton cisimleri (asetoasetat, β-hidroksibütirat ve aseton) hızlı veya aşırı yağ asidi parçalanmasının son ürünüdür ve karbonhidratlardan enerji üretiminde ortaya çıkarlar. Köpekler ve kedilerde genellikle insülin eksikliğinden veya kortizol, büyüme hormonu veya epinefrin artışından kaynaklanır. Artan ketogenez karbonhidrat eksikliği (açlık, geç dönem gebelik) sonucu olabilir. Ketonlar glomerülus tarafından filtrelenir ve normal şartlar altında proksimal tübüllerden tamamen emilir.

Endikasyon:

Ketoasidoz için diyabetes mellituslu hastaların değerlendirilmesi

Lipidlerin aşırı katabolizması ile ilişkili hastalıkların değerlendirilmesi

Gebelik toksemisinin saptanması (hipoglisemi)

Artma:

Diyabetes mellitus

Fonksiyonel endokrin tümörleri (Hipofiz adenomları, adrenal tümörler)

Glikojen depolama hastalığı

Karbonhidrat eksikliği / kaybı

Açlık, anoreksiya ve / veya kalıcı ateş

Kalıcı hipoglisemi (İnsülinoma)

Yorucu egzersiz (köpekler için)

Düşük karbonhidratlı, yüksek yağlı diyetler

Gebelik toksemi

Renal tübüler bozukluklar

Sonucu etkiyen faktörler:

Hemoglobinüri veya miyoglobinüri, test stribinin renk değişikliğin yorumlamayı engelleyebilir.

Oda sıcaklığında bekletilmiş veya analiz süresi uzamış örneklerde yanıltıcı sonuçlar oluşabilir.

Lütfen dikkat:

Genç hayvanlar ketonüri gelişimine daha yatkındır.

Gebelik toksemisi (hipoglisemi ve ketonemi) gebe köpeklerde nadir görülen bir sendromdur.

Azalmış doku perfüzyonu (Şok) durumunda, β-hidroksibutirat üretimi artar. Şiddetli ketozis, rutin laboratuar testleri ile tespit edilemeyebilir.

Diyabetik hayvanlarda insülin tedavisi süresinde β-hidroksibutira metabolizması asetoasetata yönlendirilir. Bu nedenle, klinik iyileşmeye rağmen ketonüri derecesinin arttığı görülebilir.

 

pH (idrarda)

Asit-baz dengesi büyük ölçüde üriner ve solunum sistemi tarafından düzenlenir. İdrar pH'ı hastanın asit-baz durumunu tahmin etmek için kullanılabilir, ancak bu durumu değerlendirmek için kullanılan tek yöntem olmamalıdır. Anormal klorür ve potasyum seviyeleri, böbreğin asit-baz dengesizliğini telafi etme yeteneğini etkileyebilir.

İdrar pH'ı, idrarda oluşan kristal veya ürolit türlerini etkiler. Kalsiyum oksalat, amorf ürat, ürik asit kristalleri, sistin ve ürik asit ürolitleri genellikle asidik idrarda bulunur. Alkalin idrarda bulunan kristaller ise, strüvit, amorf fosfat, kalsiyum karbonat, kalsiyum fosfat, magnezyum amonyum fosfat ve amonyum birattır. İdrar pH tahlilinde reaktif şeritler yaygın olarak kullanılır. Reaksiyon oldukça hızlı bir şekilde gerçekleşir ve 60 saniye içinde okunması gerekir. Pigmentüri veya anormal idrar rengi reaksiyonun okunmasını ve sonuçların yorumlanmasını etkileyebilir.

Tipik olarak, sağlıklı köpek ve kedilerin idrar pH'sı 6.0 ile 7.5 arasındadır, ancak 5.5 - 8.0 gibi geniş aralıkta olabilir.

Endikasyon:

Rutin bir idrar tahlili

Asit-baz durumu tahmini

Ürolit oluşumu ve ürolitlerin tedavisini planlamada yararlıdır.

Artma (alkaliüri):

Sebze veya tahıl bazlı diyetler

Postprandial alkali gelgit

İdrarın oda sıcaklığında havaya maruz bırakılması veya tahlilin gecikmesi

Üreaz üreten organizmaların üriner sistem infeksiyonu (Proteus, Staphylococcus)

Alkalinize eden maddeler

Metabolik veya solunum alkalozu

Distal renal tübüler asidoz

Proksimal böbrek tübüler asidoz (erken dönem)

Azalma (asidüri):

Yüksek proteinli, et veya süt bazlı diyetler

Üreaz üretmeyen organizmalarla ilişkili idrar yolu infeksiyonu

Asitleyici maddeler

Metabolik veya solunum asidozu

Katabolik durumlar

İlerlemiş anoreksiya

Üst GI obstrüksiyonu kaynaklı metabolik alkaloz (Paradoksal asidüri)

Proksimal renal tübüler asidoz

Furosemid tedavisi

Sonucu etkiyen faktörler:

İdrar örneği hayvan sahibi tarafından alınıyorsa, deterjan, dezenfektan veya idrar pH'sını etkileyen diğer maddeler ile kontaminasyonu önlemek üzere uygun bir kap kullanılmalıdır. Deterjan veya dezenfektanlarla kontamine olan idrar alkali olabilir.

Yemekten sonra idrar örneğinin alınması, mideni hidrojen klorid salgılama artışına tepki olarak postprandiyal idrar alkalinizasyonu gösterebilir. İdrar örneği yemekten önce alınmalıdır.

Asitleyici maddeler: amonyum klorür, askorbik asit, sitrik asit, furosemid, metionin ve fosfat tuzları

Alkalinleştirici maddeler: asetazolamid, klorotiazit, potasyum sitrat, sodyum asetat, sodyum bikarbonat ve sodyum laktat

İdrar bekledikçe zamanla alkali hale gelir; bu nedenle, taze örneklerin pH’sı belirlenebilir.

 

Dansite (idrarda)

İdrar konsantrasyonu, sıvı alımına, glomerüler filtrelemeye, renal tübüler rezorpsiyon ve sekresyona, vazopressin salınımına ve sıvı kaybının derecesine bağlı olarak değişir. İdrarda çözünen maddeler elektrolitler (sodyum, potasyum, klorür, kalsiyum, magnezyum, fosfor, sülfat, amonyum) ve metabolitlerdir (üre, kreatinin, ürik asit).

Plazma ve glomerüler filtratın dansitesi 1,008 ila 1,012 arasındadır. Bu aralıktaki dansite, izostenüri olarak adlandırılır ve böbreklerin idrarı konsantre etme yeteneği anlamına gelir. Susuz kalındığında hiperstenüri (köpeklerde >1,035 ve kedilerde >1,040) görülür. Hipostenüri (1,001–1,007), glomerüler filtrat veya plazmadan daha az oranda seyreltilmiş bir idrar örneğini belirtir. Dansite, hidrasyon durumu ve diğer bulgularla (üre, kreatinin) birlikte yorumlanmalıdır.

Endikasyon:

Böbreklerin idrarı konsantre etme yeteneğini değerlendirerek böbrek fonksiyonlarını taramak

Sonucu etkiyen faktörler:

İdrar örneği hayvan sahibi tarafından alınıyorsa, deterjan, dezenfektan veya diğer maddelerle olası bir kontaminasyonu önlemek üzere uygun bir kap kullanılmalıdır.

İnsanlarda, yüksek dozda benzilpenisilin veya karbenisilinin dansiteyi arttırdığı bildirilmiştir.

Sıvı tedavisi veya diüretikler idrar üretimini ve hacmini artırır ve dansiteyi düşürür.

Kortikosteroidler renal konsantrasyonu etkiyerek daha düşük dansiteye neden olabilirler.

Glikoz içeren sıvı uygulamaları, glikozüriye ve ozmotik diüreze neden olabilir.

Belirgin proteinüri veya glukozüri dansitede yapay bir yükselmeye neden olabilir.

Dansite, tedavi veya teşhis prosedüründen önce alınan idrar örneğinden belirlenmelidir.

Yenidoğan yavruların ve yaşlı bireylerin idrarı konsantre etme yeteneği olmayabilir.

Lütfen dikkat: Artan üre ve kreatinin (azotemi) varlığında, köpek ve kedilerde <1,030 ve <1,035 olan dansitenin yetersiz olduğu ve böbrek fonksiyon bozukluğu olduğu varsayılmalıdır.

Azotemik olmayan bir hayvanda art arda alınan idrar örneklerinde dansite <1,030 (köpek) veya <1,035 (kedi) olarak görülüyorsa, renal veya renal olmayan bir hastalık bulunabilir.

İlerlemiş veya son dönem böbrek yetmezliği olan hayvanlarda dansite normal aralıkta olabilir.

 

Dansite

Hidrasyon

Üre ve Kreatinin

Klinik Durum

>1,035

Dehidre

Artma

Hipovolemi

Hiperosmolarite

>1,035

Normal

Artma

Azalan kalp debisi

1,001–1,080

Normal

Normal

Normal olabilir; tekrarı önerilir

1,015–1,030

Normal

Normal

Diyabetes mellitus, böbrek hastalığı

1,015–1,030

Dehidre

Artma

Böbrek hastalığı, Hipoadrenokortisizm, Diyabetes mellitus

1,008–1,012

Değişken

Artma

Böbrek yetmezliği

1,001–1,015

Değişken

Normal /
Azalma

Diüretik / sıvı tedavisi

Diyabetes insipidus

Hiperadrenokortisizm

Hipertiroidizm (kedi)

Hipoadrenokortisizm

Hipoparatiroidizm

Karaciğer hastalığı

Piyometra

Polidipsi

Tiroiditis (köpek)

 

İdrar sedimenti (İdrar) Mikroskobi

Lökosit, eritrosit, bakteri – maya hücreleri, kristal – silendir oluşumları, böbrek epitel hücreleri.

Eritrositler böbrekler, üreterler, mesane, idrar yolu veya genital bölge kaynaklı olarak idrarda görülebilir. Nötrofiller idrarda bulunan yaygın lökositlerdir, ancak makrofajlar veya lenfositler de bulunabilir. Epitelyal hücreler renal tübüler hücreler, geçiş hücreleri ve skuamöz hücrelerdir. Neoplastik hücrelerin tespit edilmesi amacıyla idrar sitolojisi talep edilmelidir. Kristal oluşumu, idrar pH’ ı, dansitesi ve kristalojenik maddelerin varlığına bağlıdır. Diyet ve bazı ilaçlar da kristal oluşumunu etkileyebilir. Kristallerin varlığı artan ürolityazis riskine işaret eder.

Endikasyon:

Rutin bir idrar tahlili

Nefrotoksik maddeye maruz kalan hayvanlar için genel tarama

Strangüri veya pollaküri

İdrar sedimenti genellikle inaktiftir, birkaç hücre oluşumunu içerir, fakat idrar toplama yöntemine bağlı olarak bazı hücreler veya belirli kristal türleri görülebilir. Sağlıklı köpek veya kedi idrarı aşağıdaki bileşenleri içerebilir:

  • WBC'ler: <2–5
  • RBC'ler: <2–5
  • Epitel hücreleri: <2
  • Kristaller: Sağlıklı hayvanlarda amorf fosfat, bilirubin (köpeklerde), kalsiyum oksalat dihidrat, kalsiyum fosfat ve strüvit yaygındır. Amonyum biürat, sodyum ürat ve ürik asit kristalleri bazen sağlıklı hayvan idrarında görülebilir.
  • Bakteriler: genellikle yoktur. Genital kontaminasyon, yüzeylerden alınan örnekler nedeni ile az sayıda bakteri görülebilir.

Sonucu etkiyen faktörler:

Asitleştirici veya alkalinize edici maddeler kristal oluşumunu ve bileşimini değiştirebilir.

Sülfadiazin, ampisilin, allopurinol ve radyoopak kontrast ajanlar kristal oluşumu ile ilişkilidir.

Birkaç saat beklemiş, düşük dansiteli veya alkali idrar örneklerinde özellikle RBC'ler olmak üzere bazı hücreler lize olabilir.

Yüksek dansiteli idrarda RBC’ lerin kenarları tırtıklı görülür, bu durum tanımlamayı zorlaştırır.

Doğal yollar ile alınmış idrarda daha fazla hücre bulunur, bakteriyel kontaminasyon görülebilir. Kateterizasyon ile alınan örnekler daha fazla RBC veya epitel hücresi içerebilir. Sistosentez ile alınan örnekler en az kontaminasyon riskine sahiptir.

Örneğin dondurulması genellikle kristal oluşumunu arttırır.

Kedilerde lipid damlacıkları yaygındır ve bunların herhangi bir klinik önemi yoktur.

Sistin kristal oluşumu (sistinüri), köpeklerde daha sık görülür (özellikle Dakhund, Newfoundland, İngiliz Bulldog, İskoç Geyik Tazısı, İngiliz Mastifi ve İskoç Teriyer), kedilerde nadiren görülür.

Dalmaçyalılarda ve İngiliz Bulldog’ larda ürik asit ve amonyum biürat kristalleri yaygındır.

Sperm sadece kısırlaştırılmamış erkeklerde veya yakın zamanda çiftleşmiş dişilerde görülür.

Lütfen dikkat: İdrarın uzun süre beklemesi hücrelerde değişikliklere ve bakterilerin çoğalmasına yol açar. Örnek laboratuvara ulaştırılma süresine kadar buzdolabında muhafaza edilmelidir. Dondurma etkisi ile normal idrarda bulunmayan kristal oluşumu gelişebileceği unutulmamalıdır.

İdrar sedimenti sonuçlarının normal aralıklarda olması idrar yolu hastalıklarını ekarte etmez.

İdrar pH'ı, mevcut kristallerin türünü etkileyebilir, dansite idrar sedimentini etkileyebilir.

Kristallerin varlığı mutlaka ürolit varlığını göstermez, ancak yüksek kristal konsantrasyonları hayvanın ürolit oluşumuna yatkın olmasına neden olabilir. Klinik belirtiler ve hematüri ürolit tanısında yardımcı olabilir.

Bakterilerin tanımlanması zordur: Küçük parçacık hareketleri bakteri görünümünü andırır. Kesin bir bilgi ancak bakteri kültürü ile elde edilir.

Piyürinin olmaması veya bakterileri tespitinde yaşanan başarısızlıklar, gizli idrar yolu infeksiyonunu ekarte etmeza. Özellikle diyabet mellitus ve hiperadrenokortisizm vakalarında seyreltilmiş idrar nedeni ile bu problemlerle karşılaşılabilir.

 

  • Dansite
  • Sediment

Artma: köpek >1,030 / kedi >1,035

Lökosit sayımı

Hipovolemi

Artma: Lökositoz

Glikoz veya protein içeriğinde belirgin artış

İdrar yolu inflamasyonu

Azalma: köpek <1,030 / kedi <1,035

İdrar yolu infeksiyonu

Erken renal yetmezlik

(Lökosit yokluğu idrar yolu infeksiyonunu ekarte etmez)

Diyabetes mellitus

 

Hiperadrenokortisizm

  • Glikoz

Böbrek yetmezliği

Pozitif: Glikozüri

Hiperadrenokortisizm

Diyabetes mellitus

Steroid tedavisi

Stres hiperglisemisi (kedilerde)

Hiperkalsemi

Renal tübüler hastalık: idiyopatik

Piyometra

Fanconi sendromu

Piyelonefrit

Primer renal glikozüri

Renal post-tıkanıklık

Aminoglikozid

Hipertiroidi

Hiperadrenokortisizm

Sıvı tedavisi

 

Karaciğer hastalığı

  • Keton cisimleri

Sentral-Nefrojenik diyabetes insipidus

Pozitif: Ketonüri

 

Diyabetes mellitus

  • pH (Normal 6,0-7,5)

Genç hayvanlarda

Artma: Alkaliüri

Açlık

Üreaz içeren bakteri varlığı

 

Bekletilmiş örnek

  • Bilirubin

Geçici olarak besleme sonrası-tokluk

Artma: Bilirubinüri

Renal tübüler asidoz

Hemolitik anemi

Metabolik alkaloz

Hepatobiliyer hastalık (özellikle kedilerde)

Bitkisel protein açısından zengin diyet

Not: C Vitamini, güneş ışığına maruz kalma ve konsantre idrar örneği yanlış pozitiflik verebilir

Azalma: Asidüri

 

Asitleştirici diyet

  • Ürobilinojen

Metabolik asidoz

Artma: Hiperbilirubinemi

Hipokloremik metabolik alkaloz (kusma)

Miyoglobinüri (kas hasarı)

Hipokalemi

Negatif: safra yolları tıkanıklığı

 

 

Hücreler

Referans aralıkları

Etiyoloji

Eritrositler (hematüri)

<2–5

Normal

>5

 

Renal

Glomerulus veya tübüller kaynaklı kanama veya vasküler hasar, taş, renal ven trombozu, vasküler displazi, travma, infarktüs, inflamasyon veya infeksiyon

Alt idrar yolu

Akut veya kronik infeksiyon, taş, neoplazi veya hemorajik sistitis

Genital sistem

Kızgınlıktaki hayvanlarda

İatrojenik

Sistosentez veya kateterizasyon kaynaklı damar hasarı

Koagülopati

Trombositopeni, trombositopati, von Willebrand, kalıtsal veya edinsel koagülopati

Lökositler (piyüri)

<2–5

Normal

>5

 

Renal

İnfeksiyöz olmayan nedenler: piyelonefrit, ürolitiyazis, neoplazi veya nekroz. İnfeksiyöz nedenler: piyelonefrit, bakteri, mantar veya parazit

Alt idrar yolu

Akut veya kronik sistit (infeksiyöz veya infeksiyöz olmayan), taş, neoplazi

Genital

Prostat, prepus veya vajina kaynaklı kontaminasyon

Epitel hücreler

 

 

Skuamöz epitel hücreler

Doğal yollarla veya kateterizasyonla alınan örneklerde önemsizdir

Transizyonel (geçiş) hücreler

<2

Normal veya örnek toplama yöntemine bağlı

>5

İnflamasyon, infeksiyon veya irritasyona bağlı sekonder hiperplazi veya siklofosfamid uygulaması

 

Neoplastik hücreler

Transizyonel hücre karsinomu hücreleri; teşhis için V-BTA ve idrar sitolojisi önerilir.

 

 

 

 

Kristaller (kristalüri)

Kristal türü ve tipik koşullar

Etiyoloji

 

İdrar pH; asidik / nötr

Amorf ürat

Sodyum, potasyum, magnezyum veya kalsiyum ürat tuzlarının çökeltileridir; sağlıklı Dalmaçyalı ve İngiliz Bulldog’ da normal olarak; karaciğer hastalığı veya portal vasküler anomalilerde görülür.

Bilirubin

Sağlıklı köpeklerde görülebilir; bilirubinemi veya anormal bilirubin metabolizması olan köpeklerde yaygındır; kedilerde nadirdir.

Kalsiyum oksalat monohidrat

Etilen glikol toksikozunda yaygın olarak görülür

Kalsiyum oksalat dihidrat

Sağlıklı köpek ve kedilerde, çoğunlukla kalsiyum oksalat kaynaklı ürolitli hayvanlarda, bazı etilen glikol toksikozlarında görülür.

Sistin

Nadirdir; sistinin renal filtrattan emilmesi ile ilişkili konjenital renal tübüler defekt nedeni ile görülür.

Ürik asit

Dalmaçyalı ve İngiliz Bulldog’ da normal olarak; karaciğer hastalığı veya portal vasküler anomalilerde görülür.

 

İdrar pH; alkali / nötr

Amonyum ürat (biürat)

Portosistemik şant, hiperamonyemi ile ilişkili karaciğer hastalıkları; sağlıklı hayvanlarda nadiren; Dalmaçyalı ve İngiliz Bulldog’ larında yaygın olarak görülebilir.

Amorf fosfat

Amorf ürata benzeyen amorf kalsiyum fosfat formları sağlıklı köpek ve kedilerde görülebilir.

Kalsiyum fosfat

Sağlıklı köpeklerde, kalıcı alkali idrarda veya kalsiyum fosfat üroliti bulunan köpeklerde görülür.

Struvit (üçlü fosfat)

Alkali idrarı bulunan kedi ve köpeklerde yaygın olarak görülür; magnezyum, amonyum ve fosfordan oluşur.

 

 

Bakteri (bakteriüri)

İdrar yolu infeksiyonu, genital infeksiyon, beklemiş örnek veya kontaminasyon nedeni ile görülür.

Diğer organizmalar

Maya

Genellikle Candida spp.

Mantar (hifa)

Blastomyces spp., Cryptococcus spp. veya Aspergillus spp. (Alman Çoban Köpeklerinde sistemik infeksiyon olabilir)

Nematod

Dioctophyma renale veya Capillaria plica

Mikrofilarya

Şiddetli hematüri ile birlikte görülür

Lipidler

Klinik değeri yoktur; kedilerde yaygındır

Mukus

Üretral irritasyon veya genital sekresyonlar nedeniyle görülebilir.

Kontaminantlar

Polenler

Bazı durumlarda idrar çökeltisinde bulunurlar, anlamlı değildir, ancak diğer bileşenlerle potansiyel olarak karışma ihtimali vardır.

Sperm

Eldiven tozu

Lifler

 

Total Protein (idrarda) (2 ml İdrar) Spektrofotometrik

Düşük moleküler ağırlıklı proteinler (<65 kD) glomerüller tarafından filtre edilir. Proteinüri, idrarda yüksek miktarda protein anlamına gelir ve glomerül ya da renal tübüllerin zarar görmesine neden olur. Hafif proteinüri genellikle ürogenital sistemde inflamasyon veya kanama ile ilişkilidir. Bu bulgular böbreklerde lokalize olmasına rağmen, genellikle alt idrar yolları (postrenal proteinüri) ile ilgilidir. Sonuçlar, örnek toplama yöntemi, dansite, idrar sedimenti ve diğer klinik bulgular ile birlikte yorumlanmalıdır. Proteinüri yokluğu renal hastalığı ekarte etmez. Proteinüri saptanması, daha fazla araştırma gerektiren anormal bir bulgu olarak kabul edilir, renal veya nonrenal nedenlere bağlı olarak gelişebilir.

Endikasyon:

İdrarın protein yönünden değerlendirilmesi rutin idrar tahlilinin bir parçasıdır.

Hipoproteinemik bir hayvanda idrarda protein kaybı olasılığı araştırılmalıdır.

Artma (proteinüri):

 Hematüri: İdrar Yollarında Kanama

 İatrojenik (kateterizasyon, sistosentez)

Neoplazi

İnflamasyon / infeksiyon nedeni ile sekonder

Travma

İdrar Yollarında İnflamasyon

Bakteri / Mantar infeksiyonu

Neoplazi

Ürolitiyazis

Renal Hastalıklar

Amiloidozis

Protein filtrasyonunda artış (edinilmiş veya kalıtsal glomerülonefropati)

Artan sekresyon, rezorpsiyon yetersizliği veya sızıntı (toksikoz veya hipoksi)

Non-renal Proteinüri

Bence-Jones proteinürisi

Hipertansiyonla seyreden kardiyak hastalıklar

Ateş

Genital kanal kontaminasyonu: hemoraji, infeksiyon, inflamasyon veya neoplazi

Hemoglobinüri

Kas eforu (miyoglobinüri)

Şok

Sonucu etkiyen faktörler:

Yüksek dozlarda penisilin, sefalotin, aminoglikozid ve prednizon proteinüriye neden olabilir.

İdrar bulanıksa veya çok sayıda kristal içeriyorsa yanlış pozitiflikler oluşabilir.

Alkali idrar, toplama yöntemi (sistosentez, kateterizasyon) sırasında idrar örneğine kan bulaşması nedeniyle yanlış negatif sonuçlar oluşabilir.

Genetik glomerülopatiye yatkın ırklar: Bernese Dağ Köpeği, Bull Teriyer, Dalmaçyalı, Doberman Pincher, İngiliz Cocker Spaniel, Newfoundland, Rottweiler ve Yumuşak Tüylü Wheaten Teriyer. Genetik amiloidozise yatkın ırklar: Shar-Pei, Habeş Kedisi, Beagle ve İngiliz Tilki Tazısı.

Kutanöz ve renal glomerüler vaskülopatiye yatkın ırklar: Greyhound

Yenidoğan yavrularda, fizyolojik proteinüri görülebilir.

Lütfen dikkat: Artan sayıda RBC’ lerin varlığı, proteinürinin kanamadan kaynaklandığını, artan WBC' lerin varlığı ise proteinürinin inflamasyona bağlı olduğunu gösterir.

 

Protein / Kreatinin Oranı (2 ml İdrar) Spektrofotometrik 

İdrar protein / kreatinin oranı, böbrek hastalıklarının neden olduğu proteinürinin değerlendirilmesi amacıyla kullanılan bir parametredir. Günlük kreatinin atılımı çoğunlukla kas kütlesine bağlıdır ve nispeten sabittir. Sağlıklı hayvanın idrarı çok az oranda protein içerebilir. Düşük değerler normal olarak kabul edilir.

Oran glomerüler lezyonu bulunan hastalarda yüksek olma eğilimindedir. Aktif inflamasyon veya makroskopik hemoraji mevcutsa oran ölçümü önerilmez.

Normal değerler; Köpek: <0,5 / Kedi: <0,4

Endikasyon:

Proteinürinin şiddetini değerlendirmek (inflamasyon, hemoraji, bakteriyel infeksiyon haricinde)

Akut ve kronik böbrek hastalığının prognozunu ve ilerleyişini değerlendirmek

Proteinüri azaltıcı tedavinin izlenmesi

Böbrek hastalıkları açısından geriatrik hastaların taraması

Glomerüler hastalıklar ile komplike hale gelen kronik hastalık varlığında

Sonucu etkiyen faktörler:

D-penisilamin, metimazol, kaptopril, piritioksin, gentamisin, aminoglikozitler, ampisilin, sefalosporinler, rifampin, sülfonamidler, allopurinol veya bisfosfonatlar, glukokortikoid, prednizon uygulamaları saptanan protein seviyesini artırabilir.

Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri proteinüri potansiyelini azaltabilir.

Bilirubin, lipid ve asetoasetat kreatinin ölçümünü azaltabilir; glikoz ise artırabilir.

Şiddetli damar içi hemoliz veya rabdomiyoliz idrar proteinini artırabilir.

Yüksek proteinli diyet glomerüler hastalığı olan hastalarda protein atılımını artırabilir.

Aktif inflamasyon ve makroskopik hematüri proteini artırır.

Ürogenital kontaminasyon ve sistosentez ile alınan idrar örneklerinde protein artışı görülebilir.

Köpek yavrularında geçici hafif artışlar görülebilir. Benzer durum kedilerde bildirilmemiştir.

Protein ve kreatinin seviyeleri idrar hacmindeki değişikliklerden aynı oranda etkilenir; fakat birbirine oranları etkilenmez.

Lütfen dikkat: İnaktif sediment, normal / azalan serum protein, sürekli yüksek idrar protein / kreatinin oranı, böbrek hastalığını gösterir. Hafif dereceli yükselmiş oran anlamlı olmayabilir.

2–4 hafta arayla 3 veya daha fazla ardışık ölçümde 0,5–2 (köpek) veya 0,4–1 (kedi) oranları elde edilirse kalıcı proteinüri düşünülmelidir.

Yükselen protein / kreatinin oranı, böbrek hastalığının saptanmasında serum kreatinin ölçümünden daha duyarlı olabilir.

Artma:

Postrenal

Sistit: bakteriyel, mikotik (Aspergillus, Candida spp.) veya toksik (siklofosfamid), idiyopatik

Hemoraji: travma veya koagülopati

Neoplazi: transizyonel hücre karsinomu

Piyelitis

Üreteritis

Ürolitiyazis

Doğal yollar ile idrar örneği alınmışsa, genital sistem içeriği (normal sekresyonlar, inflamasyon, neoplazi) göz önünde bulundurulmalıdır.

Renal

Glomerüler

Glomerülonefrit: membranöz, mezangioproliferatif veya membranoproliferatif

İmmün aracılı: idiyopatik, neoplazi (lenfoma, mastositoz, lösemi, primer eritrositoz), bakteriyel (piyoderma, piyometra, septisemi, brusellozis, borreliyozis), riketsiyal (erlişiyozis), paraziter (dirofilaryozis, leişmanyazis, babesiyozis, tripanosomiyazis), pankreatit, viral (FeLV, FIP) veya otoimmün hastalıklar (sistemik lupus eritematozus)

Endokrin: hiperarenokortisizm

İnfeksiyöz: Canine hepatitis

Greyhound’ ların kutanöz ve renal glomerüler vaskülopatisi

İaçlar: Dobermann Pinscher ırkı için sülfadiazin kullanımı

Amiloidozis: kronik inflamatuvar hastalıklar, plazma hücresi miyelomu veya kalıtsal

Glomerüloskleroz: diyabetes mellitus, sistemik hipertansiyon, glomerüler hastalıkların son evreleri, idiyopatik

Kalıtsal glomerülopati

Tubülointerstisyel

Akut veya kronik tubülointerstisyel nefrit: Leptospirozis, Canine hepatitis, FIP veya fungal

Tübüler nekroz: hipoksi, ilaçlar (aminoglikozitler) veya etilen glikol

Piyelonefrit

Neoplazi: lenfoma veya renal karsinom

Tübüler hasar: Fanconi sendromu; edinilmiş / kalıtsal

Dioctophyma renale infeksiyonu

Diğer

Hipertiroidizm (kedilerde)

Hipertansiyon

Fonksiyonel

Egzersiz

Aşırı sıcak veya aşırı soğuk

Ateş

Nöbet

Venöz tıkanıklık

Prerenal

İntravasküler hemoliz: immün aracılı hemolitik hastalık, çinko toksisitesi, babesiozis veya hipotonik sıvı uygulamaları

Neoplazi: plazma hücreli miyelom, B hücreli lenfoma veya lösemi

Rabdomiyoliz

Böbrek / İdrar Yolu Taş Analizi Kristalografi

Endikasyon:

Üriner sistem taşlarının bileşiminin belirlemede kullanılır

Sonuçlar:

Fiziksel ve Kimyasal Analiz (Amonyum, Magnezyum, Fosfat, Kalsiyum, Okzalat, Karbonat, Sistin Ürik Asit) şeklindedir.

Yorumlamada yardımcı kriterler:

Magnezyum veya amonyum fosfat taşları (Strüvit) sağlıklı köpek ve kedilerin alkali idrar örneklerinde görülebilir. pH, dansiteye ve örnek depolanmasına bağlı değişkenlik gösterebilir. Alkali idrar, üreaz üreten bakteri infeksiyonları ile ilşkilidir.

Sistin taşı, sistin atılımının kalıtsal olarak fazla olmasıyla ilişkilidir. Sağlıklı hayvan idrarında bulunmaz. Asitleşen idrarda, tübüler emilim defekti nedeniyle Bull Mastiff, İngiliz Bulldog, Dakhund, Chihuahua’ da görülür.

Kalsiyum oksalat veya kalsiyum fosfat taşları, gıda ile alınan kalsiyumun normalden daha fazla absorbe edilmesine neden olan kalıtsal bir eğilimden dolayı, yüksek kalsiyum veya oksalat içerikli diyetle beslenme, besin emilimi dengesizliği (bağırsak hastalığı veya bağırsak ameliyatı gibi faktörler), yüksek seviyede paratiroid hormonu (primer hiperparatiroidizm), Metabolik bozukluklar (metabolik asidoz) nedeni ile gelişebilir.

Ürik Asit taşı, asitleşen idrarda gelişir; ürik asit metabolizması bozuklukları, gut hastalığı, karaciğer hastalığı, portosistemik şant gibi koşullarda oluşması muhtemeldir. Dalmaçyalılarda metabolik defekt nedeniyle gelişimi yaygındır.

Bazı taşlar, aşırı kimyasal ve / veya konsantre idrar varlığında gelişebilir, dehidrasyon vb.

 

Bakteri kültürü tiplendirme ve Antibiyogram – aerobik

(1 ml İdrar - Steril***) Bakteriyel kültür testi

bknz. Mikrobiyoloji testleri

***ÖNEMLİ: İdrar örneğinin steril olduğundan emin olunuz.

 

V-BTA / T-hücre karsinomu (TCC) tarama testi (Sadece köpeklerde)

(1 ml İdrar) Aglütinasyon testi

bknz. Patoloji bölümü

 

Kortizol / kreatinin oranı (köpek, kedi) (1 ml İdrar) CLIA

Bknz. Endokrinoloji bölümü / Hiperadrenokortisizm (Cushing Sendromu)

 

 

 

PARAZİTOLOJİ

 

Kan parazitleri

Bulaşma yollarıu parazite bağlı değişken olup; genellikle kene, sinek ya da pire aracılığıyla, kan transfüzyonu ya da anneden yavruya gebelik sırasında gerçekleşir. Bazı vakalar asemptomatiktir, fakat latent olarak infeksiyon etkenleri taşınır. Tedavi sonrasında az sayıda da olsa etkenler mevcut olabilir ve stres ya da immunosupresyon durumlarında tekrar infeksiyon gelişebilir. Anemi, yüksek ateş, mukozal membranlarda solgunluk ve sarılık ortak klinik bulgulardandır. Etkilenen eritrosit sayısı infeksiyonun şiddeti ve parazitin yaşam döngüsü aşamasına bağlıdır. Parazitler kan hücresi içerisinde her zaman ve her numunede mevcut olmayabilir, bu yüzden gün aşırı yapılacak kan paraziti testleri tanıya yardımcı olabilir.

Hayvanların kan paraziti hastalıklarını önlemede kan emici kene-sinek-böceklerle mücadele önemlidir. Hayvanın maruziyeti azaltılmaya çalışılmalı, hayvanın genel durumuna yönelik tedaviler uygulanmalıdır.

Lütfen dikkat: Yayma froti incelemesinin ideal şekilde yapılması için laboratuvar ortamında ince bir yayması ve uygun şekilde boyanması gereklidir. Bunun için EDTA’ lı kan tüpü mutlaka gönderilmelidir. Sadece sizlerin hazırlamış olduğu yayma froti gönderimi uygun değildir! 

 

Kan paraziti – yayma froti (KEDİ) (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

Kedi kan paraziti – yayma frotisinde incelenen etkenler;

  • Cytauxzoon felis
  • Haemobartonella spp. (Haemobartonella felis-Mycoplasma haemofelis)
  • Anaplasma spp.

Not: Benzer klinik bulgulardan dolayı ayrıca FeLV / FIV testlerini de göz önünde bulundurun.

Bartonella henselae infeksiyonu (Kedi tırmığı hastalığı)’ nda nadiren klinik bulgu mevcuttur (üveit, ateş ve lenf düğümleri şişkinliği). Kan yaymasında etkenin görülme olasılığı oldukça düşüktür, serolojik olarak IFA yöntemi ile IgG / IgM antikor testi yapılması tavsiye edilir (Bknz. İnfeksiyoz Hastalıklar Tanısı bölümü).

 

Kan paraziti – yayma froti (KÖPEK) (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

Köpek kan paraziti – yayma frotisinde incelenen etkenler;

  • Haemobartonella spp. (Haemobartonella canis-Mycoplasma haemocanis)
  • Anaplasma spp.
  • Babesia spp.
  • Ehrlichia spp.*

Not: *Ehrlichia spp.’ ye ait karakteristik morula formları eritrositlerde sadece akut infeksiyonlarda görülebilmektedir. Bu yüzden serolojik testler (IFA yöntemi) ile yapılan antikor tayini tavsiye edilir (Bknz. İnfeksiyoz Hastalıklar Tanısı bölümü).

Borrelia burgdorferi (Lyme Hastalığı) etkeni kan frotisinde saptanmamakta, serolojik olarak IFA yöntemi ile IgG / IgM antikor tayini tavsiye edilmektedir (Bknz. İnfeksiyoz Hastalıklar Tanısı bölümü).

 

Gaita parazitleri

Gaitada Parazit İncelemesi (Dışkı) Natif Flotasyon – Sedimentasyon – Baermann – Mikroskobi

Birçok parazit etkeni köpek ve kedilerin gastrointestinal sisteminde parazit infeksiyonlarına neden olmaktadır. Yaygın olanları aşağıda açıklanmıştır.

Sestod (Tenya):

- Dipylidium caninum, Taenia spp.; infekte pire veya fare / rat yemesi; Trichodectes canis (akar türü) ısırmasıyla bulaşır. Avlanarak beslenen, kırsal bölgede yaşayan ve çiğ et tüketenler risk altındadır.

Nematod:

- Kancalı kurtlar – Ancylostoma spp. ve Uncinaria spp.; larva veya infekte kemirgenlerin yenmesi, larvaların deriden penetrasyonu, emzirme yoluyla bulaşır. Yumurtaları infeksiyon gelişiminden ~ 15-20 gün sonra dışkıyla atılır. Köpeklerde, dermatit varlığı deriden larva penetrasyonunu kolaylaştırabilir. 1-2 haftalık yavruların dışkılarında yumurtaları görülebilir.

- Askaritler – Toxocara cati (Kedi) / Toxocara canis (Köpek), Toxascaris spp.; larvaların veya infekte kemirgenlerin yenmesi, plasenta yoluyla veya emzirme döneminde bulaşma gelişir. Özellikle yavrularda ölümcüldür. <3 aylık yavrularda infektif yumurta sindirimi sonucu intestinal mukozada larvalar gelişir, karaciğer ve akciğerlere yayılır, öksürme ve tekrar etkeni yutma ile bağırsak mukozasına olgun larvalar çoğalır. Yetişkinlerin infektif yumurtaları sindirmesi ile larvalar yumurtalardan çıkarak, bağırsak mukozasına penetre olur ve karaciğer, akciğer, kas dokusu, böbrek ve diğer dokularda gelişimi tamamlanmak üzere göç ederler. Gebe köpeklerde, larva göçü fetüse doğru gelişir; 1 haftalık köpek yavrularının dışkılarında larvalar görünebilir. Bazı larvalar meme bezine göç ettiklerinden süt yoluyla bulaşma gerçekleşebilir. İnfekte hayvanlar "şiş göbekli" dir. Larvalar kusmuk ya da dışkıda görülebilir.

- Strongyloides spp.; etkenlerin yutulması ve deri penetrasyonu, infekte pire veya hayvanların yenmesi ile bulaşır. Kedi ve köpeklerin ince bağırsağın anterior yarısındaki villus tabanına yerleşir. Genellikle infeksiyonlar sıcak, ıslak, kalabalık, sağlıksız barınma koşulları ile ilişkilidir. Sıklıkla köpekler etkilenir. Yumurtaları infeksiyon gelişiminden ~ 7-10 gün sonra dışkıyla atılır. Taze dışkı örneği alınması tanıda önem taşır. Yetişkin larvalar ince bağırsağın mukozasından kazınarak tespit edilebilir.

- Mide kurdu – Physaloptera spp.; infektif larvaları böcek, hamamböceği, fare, kurbağada bulunmuştur, bu canlıların yenmesi ile bulaşma gelişir. Konak canlıların yenmesinden hemen sonra larvalardan yetişkin larvalar gelişir. Yetişkin larvalar gastrik mukozaya yerleşir. Gastroskopi tanıda yardımcıdır. Olgunlaşmamış larvalara kusmukta rastlanabilir. Yumurtaları dışkıda nadiren görülür.

- Kamçılı kurtlar – Trichuris spp. (Köpek); infektif yumurtaların yenmesi ile bulaşır. Genellikle köpeklerin ileum, sekum ve kolon mukozasına yerleşirler.

- Özefagus kurdu – Spirocerca spp. (Köpek); ana konak (bok böceği) veya ara konağın (tavuk, sürüngen, kemirgen) yenmesi sonucu bulaşır. Yumurtaları infeksiyon gelişiminden ~ 5-6 ay sonra dışkıyla atılır. Özefagus radyografisi faydalı bir tanı yöntemidir.

- Ollulanus tricuspis (Kedi); kontamine kusmuğun yenmesi ile bulaşır. Yemekten sonra birkaç dakika içinde kusma genel semptomudur. Tanısı, kusmuk ya da mide içeriğinde erişkin larva incelemesi ile yapılır. Yumurtaları dışkıda nadiren görülür.

Protozoa:

- Amebiazis – Entamoeba histolytica; dışkı ile kontamine gıda veya suyun sindirimi ile bulaşır. E. histolytica kalın bağırsağa yerleşir. Persiste ishal veya dizanteri ile karakterize akut veya kronik kolit oluşturur. İnfeksiyon kronik seyirli ve ölümcül olabilir. Dışkıda E. histolytica trofozoitleri veya kistlerinin görülmesi tanı koyulur. Ekstraintestinal amebiazis durumunda eşzamanlı bağırsak infeksiyonu olmadığından trofozoitleri saptamak zordur. Kolonoskopi veya ülserli doku biyopsisi tanıda etkilidir. Trofozoitleri vücut dışında hızla canlılığını kaybettiği için, taze dışkı örneği alınması önemlidir.

- Koksidiyozis; birçok protoza türünün neden olduğu infeksiyondur. Kedilerde; Isospora, Besnoitia, Toxoplasma, Hammondia ve Sarcocystis spp.; Köpeklerde; Isospora, Hammondia ve Sarcocystis spp. etkendir. Kedi ve köpeklerde en yaygını Isospora spp.’ dir. Yetersiz besleme, kötü sağlık / hijyen, kalabalık koşullar, sütten kesilme, stres veya diğer infeksiyonların varlığı gibi faktörlerle oluşmaktadır.

- Giardiazis – Giardia spp.; genç hayvanlarda daha fazla rastlanır. Trofozoitleri ince bağırsak mukozasına yerleşir. 3-10 günde kistleri dışkı ile atılmaya başlar. Trofozoitleri çevrede birkaç hafta yaşayabilir. Bulaşma doğrudan temas yoluyla veya kontamine materyallerin feko-oral yolla alınması ile gerçekleşir. Özellikle kronik infeksiyon aşamasında, Giardia kistleri aralıklı olarak atıldığından 3-5 gün boyunca gün aşırı örnek alınarak incelenmesinde fayda vardır.

Köpek ve kedilerde Giardia antijeni saptayan hızlı teşhis kiti mevcuttur. Bilinmeyen bazı nedenlerle, tedaviden sonra klinik olarak normal hayvanlar Giardia Antijen Hızlı Testi' nde pozitif olarak kalmaktadır. Dışkının tuzlu sıvıda flotasyon yöntemi ile kombine uygulanması semptomatik hayvanların teşhisinde faydalıdır.

Not: Belirtilen etkenler sıklıkla rastlanılan türlerdir. Bunların haricinde de türler belirlenebilir.

Dışkı normal yapıda olsa bile bağırsak parazitleri ile infekte olabilir, tüm hayvanlara rutin dışkı muayenesi yapılması önerilir. Dışkıda ishal ya da solucan bulunmaması, hayvanın infekte olmadığı anlamına gelmez. Negatif sonuç, bağırsak paraziti ihtimalini ortadan kaldırmaz. Ayrıca dışkıda tenya segmentleri görülürken yumurta oluşumu negatif olabilir.

 

Kulak parazitleri

Genellikle Otodectes cynotis akarlarının neden olduğu; özellikle kedilerde ve daha az oranda köpeklerde otitis eksternanın ortak bir nedenidir. Klinik belirtiler başın sallanması, sürekli kulağın kaşınması ve kulak sarkmasıdır. Kaşıntı değişkendir genellikle şiddetlidir. Kulakta koyu kahverengi kulak kiri (serumen) birikimi gelişir. Kanal içinde koyu renkli eksüdat; aynı zamanda Malassezia spp. ya da bakteriyel bir etkenin varlığı ile seyreden miks bir infeksiyonu işaret edebilir.

 

Kulak Paraziti İncelemesi (Kulak Kiri - Serumen) Mikroskobi

Kedi ─ Köpek kulak paraziti mikroskobisinde incelenen etkenler;

  • Otodectes spp. (kedi / köpek)
  • Notoedres spp. (kedi)
  • Psoroptes cuniculi (tavşan / keçi)

Not: Demodex ve Sarcoptes spp. türleri (kedi - köpek) dış kulak yolunda lokalize olup çoğaldığı durumlarda belirlenebilir.

 

Deri parazitleri

Birkaç farklı lezyonlu bölgeyi sınırlayan ve yeterli miktarda örnek alımı önemlidir. Uyuz etkeni şüphesi durumunda, derinin tüysüz kalmış lezyonlu ya da tıraş edilmiş bölgelerinde kılcal damarların kanamasını sağlayacak şekilde kazıntı alınmalıdır.

 

Deri Paraziti İncelemesi (Deri Kazıntısı - Kan içerikli) Mikroskobi

Uyuz etkeni akarlar:

Sarcoptes spp.; şiddetli kaşıntı tipiktir. Genellikle glukokortikoid tedavisine yanıt alınmaz. Generalize olmadan önce lezyonlar; abdomen, sternum, bacaklar ve kulaklarda görülür. Kronik vakalarda akar tespiti mümkün olmayabilir, çok az sayıda akarlar dahi klinik belirtilerin görülmesine neden olur. Eğer hiçbir akar belirlenmemiş, fakat belirtiler sarkoptik uyuzu işaret ediyorsa, tedaviye yanıt alma yöntemi ile tanıya gidilebilir. Demodex akarlarına oranla belirlenme olasılığı daha düşüktür. Çoklu deri kazıntısı örnekleri gönderilmesi tavsiye edilir. Birincil derecede tercih edilmesi gereken vücut bölgeleri; pinna çevresi, dirsek, göğüs ya da abdomen ventralinde kabuklu papüllerdir. Pinnal kaşıma refleksi (arka bacak ile kulak kepçesi kaşıma hareketi) sık görülen bir davranış biçimidir.

Demodex spp.; köpeklerde lokalize formu genellikle 6 aylıktan küçük yavrularda baş bölgesinde gelişir. Bu vakaların çoğu tedavi edilmeden iyileşme gösterir. Köpeklerde generalize demodikozis durumunda, altta yatan sistemik bir hastalık veya immün sistemin supresyon ihtimali düşünülmelidir. Genellikle basitçe bir deri kazıma yöntemi ile (kapiller kanama ile) alınan örnek içerisine dahil olurlar. Örnek alımı öncesi derinin sıkılması, akarların yüzeye nüfuz etmesi sağlanabilir. Kronik iltihaplı ya da kalınlaşmış derilerin kazınması zorlaşabilir, biyopsi alma materyallerinden yardım alınabilir. Tekrarlanan deri kazıntıları incelemeleri tedaviye alınan yanıtın değerlendirmesinde yardımcı olacaktır.

Cheyletiella spp.; “yürüyen kepek”e neden olur (köpeğin derisi üzerinde “yürüyen" akarlar görülür, oldukça hareketlidirler). Oldukça bulaşıcı olup, özellikle kulübe ve barınaklarda yaygındır. İnsanlar da bu akarlar ile enfeste olabilir. Kediler tüylerini yalamalarından dolayı, akarlar kedilerin dışkısında bulunabilir.

Notoedres spp. (Kedi); nadir olarak görülen, fakat son derece bulaşıcı bir etkendir. Akarlar görünüm ve yaşam döngüleri ile sarkoptik uyuz akarlarına benzer. İnfeksiyonların tipik belirtileri kulak uçları, yüz ve distal ekstremitelerde gelişir.

Not: Belirtilen uyuz etkenleri sıklıkla rastlanılan türlerdir. Bunun haricinde de türler mevcut olabilir.

 

 

PATOLOJİ

 

Patolojik incelemenin en önemli aşaması olan sitoloji, hücrelerin mikroskobik değerlendirilmesidir. Çoğu vakada sitoloji ile geçici olarak ön tanı ile prognozun belirlenmesi, teşhis ya da tedavi planı oluşturulması mümkündür. Sitoloji bir tarama aracı olarak kullanılarak, reaksiyonlar inflamatuvar, hiperplastik veya neoplastik olarak sınıflandırılabilir. İnflamasyonun türü ve infeksiyon etkenleri saptanabilir. Deneyimli bir patolog neoplastik reaksiyonları yorumlayarak belirli neoplaziler haricindeki diğer çeşitli neoplazileri de teşhis edebilir, tümör metastaz bölgelerini belirleyebilir ve tedavi sonrası nüks durumunu izleyebilir.

Sitolojinin çeşitli avantajları vardır. Çoğu doku, organ ve vücut sıvısından veteriner uygulamaları ile kolayca örnek alınabilir. Örnek alımı komplikasyonları nadir ve genellikle küçük kanamalarla sınırlıdır. İnfeksiyon, komşu bölgelerin yaralanması ve neoplastik hücrelerin dağılması nadir olarak gelişir.

 

Örnek Alımı ve Hazırlanması

Sitoloji örneği alırken bölge seçimi ve örnek alma yöntemi klinik olarak belirlenen anomaliye bağlıdır. Sitolojik değerlendirme için numune alımı; ince iğne aspirasyonu, yüzeysel yayma ya da yumuşak doku kazıması ile gerçekleştirilir. Ultrason; ince iğne aspirasyonu yaparken ve komplikasyon riskini azaltmada yararlıdır. Çeşitli bölgelerde yer alan lezyonlardan örnek almak ve ayrıca nekrotik alan haricinde sağlıklı alanlardan da örnek almak tanıya yardımcıdır.

 

Katı dokulardan ince iğne aspirasyonu

Deri ve subkutis, derin ve yüzeysel lenf düğümleri, dalak, karaciğer, böbrekler, akciğerler, tiroid, prostat ve intrakaviter kitleler gibi çeşitli dokulardan kolayca aspirasyon yapılabilir. Kitle, doku veya organlar palpasyon, radyografi ya da ultrasonografi ile tanımlanabilir. 21-25 gauge (numaralı) ince iğne kullanılarak bir 6-20 ml' lik enjektöre istenilen numune aktarılır. Bazı klinisyenler aspirasyon cihazları kullanmaktadır.

Eğer aspirat örneğinden yayma hazırlanacaksa hücrelerin dağılmasını önlemek için kalın yüzeye sahip yayma yapılmalıdır. Fazla baskı uygulanmış yaymalardaki hücre yapı bozuklukları yorumlamayı yanıltır. Yüksek kaliteli yayma hazırlanması optimum mikroskobik değerlendirme ve yorumlama için kritik öneme sahip olduğundan aspirasyon sıvısının laboratuvara ulaştırılması ve yayma işleminin laboratuvarda yapılması önem taşır.

 

Sıvı örneklerden ince iğne aspirasyonu

Vücut boşluk sıvıları, eklem ve sıvı dolu kitlelerden yapılabilir. Toplanan sıvının pıhtılaşmasını önlemek için EDTA’ lı bir tüpe yerleştirilebilir.

 

Yüzeysel yayma

Ülserli deri yüzeyi veya eksize edilmiş doku kitlelerinden yapılabilir. Altta bulunan dokunun aspire edilmesi tanıya yardımcıdır. Dokuların yüzeysel yayması yapılmadan önce ve sonra %0,9’ luk steril tuzlu su temizlik yapılmalıdır. Yüzey hafifçe temiz bir cam slayt üzerine bastırılır.

 

Doku kazıntısı

Doku kazıntısı yüzeysel lezyonlar ya da eksize edilmiş doku kitleleri için kullanılabilir. Hücreler nazikçe bisturi yardımı ile bir mikroskop slaydına kazınarak toplanır. Sonrasında temiz bir başka mikroskop lamı yüzeyi kullanılarak doku parçaları hafifçe birbirine sürülür. Bağ dokusu veya mezenkimal neoplaziler, kitleler için yararlı bir yöntemdir. Bu yöntemin dezavantajı hücrelerin ve lezyonun sadece yüzeysel alanlarını içermesidir.

 

Deri Sitolojisi

Deri yüzeysel yayması

Deri yüzeysel yayması, nemli veya seboreik lezyonlarda kullanılır. Yapışkan bant yöntemi ile direkt olarak yayma yapılabilir. Direkt yaymada, lam üzerine lezyon (ülser, erozyon, kabuk, püstül, plak, papül, nodül, sinus yolları) sıkıca bastırılır. Ayrıca deri yüzeyinden ilk temsilci hücreleri ortaya çıkarmak adına hafifçe baskı uygulanır. Direkt yaymalar şüpheli tümör veya inflamatuvar lezyonların tanımlanmasında, eksize edilen lezyonlardan uygulanabilir. Herhangi bir lezyonun enjektör ucuyla içeriğinin akıtılmasını takiben (ya da kürete edilmesi), içeriğin svab yardımıyla toplanması ve svabdan bir lama yayma yapılabilir. Yayma yaparken hücrelerin parçalanması önlenmelidir. İndirekt yaymalar ulaşması zor alanlarda faydalıdır (örn. kulak, ayak).

İnce iğne aspirasyonu

Kutanöz deri kitlelerini ve genişlemiş lenf nodüllerini araştırmanın kolay ve ucuz bir yoldur. Aspirat sıvıları, doku bütünlüğü veya yayılma kapasitesi hakkında herhangi bir bilgi içermeyebilir. Çünkü sitoloji bir tarama tekniğidir, biyopsi ve histopatolojik inceleme kadar kapsamlı olmamaktadır. İnce iğne aspirasyon tekniği:

1. Lezyon üzerinin kıllardan arınması sağlanır ve alkol ile temizlenir.

2. Kitle sabitlenerek 21-25 numaralı aspirasyon iğneleri ile içeri girilir; daha büyük iğneler hücrelerde travma ve kanamaya neden olur.

3. İğne çekilir ve sonra birkaç kez yeniden yerleştirilir.

4. Aspirasyon 2-10 ml' lik enjektörlere yapılır. Birkaç kez yeniden konumlandırılarak tekrarlanır.

  • Nötrofil, eozinofil, lenfoid hücreler, monosit / makrofaj, epitel hücre ve fibroblast içerebilir.
  • %70 ya da daha fazla granülosit mevcutsa akut inflamasyon; %50 ya da daha fazla monosit mevcutsa kronik inflamasyonu işaret eder.
  • Reaktif fibroblastlar ve epitelyal hücreler neoplaziyi işaret edebilir.
  • Mikroorganizmalar; bakteriler kontaminant olabilir. Hücre içinde yer alan bakteriler daha önemlidir. Dejenere nötrofiller infeksiyonu düşündürmektedir. Görünüşte non-infeksiyöz olduğu belirlenen lezyonların kültüre edilmeleri önerilir.
  • Eozinofiller parazit, alerji, eozinofilik granülom kompleks ve yabancı cisim varlığında artar.
  • Birkaç lenfosit, plazma hücresi, nötrofil inflamatuvar dermatozis vakasında bulunabilir, ancak çok sayıda olmaları neoplazi veya lenfositikplazmasitik pododermatitisi göstermektedir.

 

Aspirat

Non-inflamatuvar / Non-neoplastik:
Normal
Kist
Hiperplazi
 
İnflamatuvar / İnfeksiyöz:
Bakteriyel
Fungal
Viral
 
 
Neoplazi:
Mezenkimal
Epitelyal
Hücre oluşumları:
Lenfositler
Mast hücreleri
Melanositler
Plazma hücreleri
Histiositler
Transmissible veneral tümor hücreleri
 
Non-infeksiyöz:
Akut
Kronik
Nötrofilik
Granulomatoz
Eozinofilik
 

 

Deri Biyopsisi

Deri biyopsisi genellikle histopatoloji ya da kültür örneği almak amacıyla yapılır. Biyopsi endikasyonları şunlardır:

  • Nodüller ve olası neoplazi
  • Ülserler
  • Keratinizasyon bozuklukları
  • Endokrin veya metabolik hastalıkla ilişkili olmayan simetrik alopesi
  • Deri sıyrığı veya mantar kültürü negatif örneklerde multifokal alopesi tanısı için
  • Açıklanamayan pigment değişiklikleri
  • Dermatozis (örn. foliküler displazi veya immün-aracılı hastalıklar)
  • Olağandışı lezyonlar veya dermatozlar

Biyopsi örneği almadan önce glukokortikoid ve diğer immün sistem baskılayıcı tedaviler kesilmelidir. Sekonder bir infeksiyonun varolmadığından emin olunmalıdır, bu faktörler patolojik değişiklikleri maskelemektedir. Birçok dermatozis olgusunda infeksiyon ve nekroz oluşumundan önce; püstül, vezikül ve ülserlerin ilk oluştukları dönemde örnek alınmalıdır. Buna karşın, endokrin veya atrofik değişikliklerin generalize lezyonlarda belirginleşeceği unutulmamalıdır. Doğru lezyonu seçilmesi tecrübe gerektirebilir, örnek alınacak bölgeye ait görünüşte sağlıklı deri alanının da dahil edilmesi faydalıdır.

Lezyon ve deri bölgelerine göre farklı teknikler mevcuttur:

Punch biyopsi

Punch biyopsi sadece epidermis ve dermisi değil, subkutis tabakasını da içerir. Biyopsi 4 ile 8 mm çapına göre değişen kalınlıkta alınabilir: 6 mm en yaygın olarak kullanılan materyaldir, ancak 4 mm yüz ve ayaklar gibi kısıtlı bölgelerde daha kullanışlıdır. Biyopsiler hafif sedasyon ve lokal anestezi altında yapılabilir. Genel anestezi ise daha hassas alanlar için tercih edilir.

Kama (insizyonel veya eksizyonel) biyopsi

Kama şeklinde değişen boyutlarda bistüri bıçakları ile biyopsi örneği alınır. Lezyonun tamamı dahil edilebilir (ekzisyonel) ya da belirli bir kısmı (insizyonel) kesilebilir. Birçok vakada, özellikle yumuşak doku sarkomunda, ekzisyonel biyopsi gelecekteki tedaviyi daha zor hale getirebilir ve prognoz üzerinde zararlı etkisi olabilir. Tümörlerde, gerektiğinde cerrahi müdehale ile eksizyonel biyopsi alınır.

Kama biyopsileri derinin derin dokularda da tercih edilebilir (ülserli deri altı bölgesi gibi), fakat zımba gibi bir materyalle kapatılması yararlı olacaktır, deformasyon olabileceği unutulmamalıdır.

 

Doku Histopatolojik İncelemesi

Histopatolojik inceleme; laboratuvara ulaştırılan formalin ile fikze edilmiş dokuların işlenmesi, dokuların mikroskobik slaytlarının hazırlanması ve incelenmesini içerir. Bu dokular, cerrahi-biyopsi-nekropsi sırasında alınan örneklerdir. Rutin hematoksilen ve eozin boyası ile boyanarak patolog tarafından yorumlanır. Özel oluşumlar, anormal mikroskobik bulgular karakterize edilir.

Doku örneği; tipik lezyonun aktif bölgesini ve bitişiği olan normal dokuları içermelidir. Otoliz, dondurma, yaralama, ezme, yırtılma ve kateter uygulamaları dokulara zarar vereceği ve bu örneklerin kabul edilmeyeceği unutulmamalıdır.

Farklı bölgelerden ve lezyon türlerinden örnek alınacaksa, etiketlendirmeleri yapılarak ayrı kaplarda teslim edilmelidir. 1 cm' den kalın örneklerde yeterli formalin sabitlemesinin yapıldığı kontrol edilmelidir. Sabitleme hacmi numune hacminin yaklaşık 10-20 katı olmalıdır. Formalinin dokulara zarar verdiği ve son derece düşük sıcaklıkta donduğu unutulmamalıdır. Dar ağızlı şişeler kullanılmamalıdır (sabitlenen dokular şişeden çıkarılırken zarar görebilir). Plastik şişeler, taşınma sırasında kırılma riski olmadığından cam şişelerden daha kullanışlıdır. Şişe kapaklarından sızıntı yapma olasılığı unutulmamalıdır. Eğer şüpheniz varsa, kapağı bantlayabilirsiniz. Kirlenme ve zarar görmesini önlemek için sizlere sağladığımız özel patoloji şişelerini kullanmanız ve eksiksiz olarak formu doldurmanızı tavsiye ederiz. Histopatolojik bulguların doğru olarak yorumlanması eksiksiz klinik bulgu bildirimine bağlıdır.

 

Eklem Sıvısı Sitolojisi

Eklem sıvısı normalde; berrak, viskoz (yumurta beyazı kıvamında), altın renkli ve hücrelerden fakirdir. Eklem hastalıklarında, hücre ve protein içerik analizi ile hastalığın tipi ve kökeni hakkında önemli bilgiler edinilebilir. Travmatik akut inflamatuvar, infeksiyöz etkenler ve dejeneratif eklem hastalıkları belirlenebilir.

Hücre sayısı, toplam protein, renk, viskozite, bulanıklık testleri istenildiği takdirde uygulanır.

Lütfen dikkat: Hücrelerin lizisi test sonuçlarını etkiler. Lizis taşınma sırasında da gelişebilir. Örnek aldıktan sonra 3-5 dakika-1500 rpm santrifüj edilip sedimentinden yayma froti hazırlanması, lizisten korunma sağlar. Hem froti hem de sinovial sıvı göndermeniz tavsiye edilir.

 

Eklem durumu sınıflandırması
Görünüm
Viskozite
Total hücre sayısı (x 109/l)
Nötrofil (%)
Normal
Berrak, renksiz
Yüksek
0,1-2,0
<12
Travma
Kırmızı (hemaartroz)
Düşük
2,0-15,0
2-15
Osteoartirit
Berrak/sarı
Yüksek
1,0-5,0
2-5
İnfektif artirit (akut)
Bulanık, sarı/gri/kırmızı
Düşük
>100
90-98
İnfektif artirit (kronik)
Bulanık, sarı/gri
Düşük
5-100
60-90
İmmun-aracılı artirit
Berrak/bulanık, gri/sarı
Düşük
5-100
20-95
 

Not: Köpeklerde İmmun aracılı Romatoid faktör hastalığı tanısında Romatoid artrit faktör (Aglütinasyon testi – bknz. Otoimmun Hastalıklar bölümü) testi yapılması tavsiye edilir.

 

İdrar Sitolojisi

Epitel hücrelerinin anormal veya artan sayıları standart sedimantasyon muayenesinde görüldüğünde idrar sitolojisi yapılması tavsiye edilir.

Ph, dansite ve bekletilme süresi hücre morfolojisi üzerinde bazı etkiler oluşturur. Sitolojik analiz için mümkün olduğunca taze idrar örneği gereklidir. Preparat hazırlama süresine kadar gecikme olacağı tahmin ediliyorsa, borik asit muamelesi ile hücresel morfoloji korunabilir ya da santrifüj yapılarak sedimentin frotisi hazırlanabilir. Frotiler havada kurutulduktan sonra fiksatif ile sabitlenerek idrar ile birlikte laboratuvara gönderilebilir.

Normal idrar sedimenti, az sayıda ya da küçük kümeler halinde epitel hücreleri içerir. Ürolitiazis ile ilişkili kronik infeksiyon veya inflamasyon durumunda idrar içine epitel hücrelerinin dökülmesi artar. Morfolojik değişimler, neoplazi yönünden incelemeye alınır. Nötrofil artışı inflamatuvar veya infeksiyöz koşullarda görülebilir.

Üriner sistemin neoplastik hastalıkları genellikle kötü huyludur ve hematüriye neden olur. En sık görülen türü transizyonel hücre karsinomudur.

 

V-BTA / T-hücre karsinomu (TCC) tarama testi (Köpek)

(1 ml İdrar) Aglütinasyon testi

Transizyonel hücre karsinomu (TCC) köpeklerin alt üriner sisteminde sıklıkla rastlanan malign tümörlerindendir. Sonraki aşamalarında bölgesel lenf düğümlerine ve diğer organlara metastaz yapma özelliğindedir. V-BTA aglütinasyon testi (duyarlılık %90, özgüllük %78) tümör ile ilişkili idrar protein komplekslerini belirlemektedir.

Lütfen dikkat: Aşağıdaki nedenlerle yanlış pozitif sonuçların mümkün olduğunu unutmayınız:

hematüri

Şiddetli proteinüri

Şiddetli glikozüri

piyüri

Glomerülonefrit, Diyabet, Hiperadrenokortisizm, Meme septal pannikülit, Diş hastalığı vakalarında da pozitiflikler görülebilir.

Örnek stabilitesi: 48 saat (idrar örneğinin bu süre içinde laboratuvara ulaştırılamayacağı durumlarda, örneği dondurulmuş olarak gönderiniz)

 

Lenf Nodülü Sitolojisi

İnce iğne aspirasyon tekniği ile hastayı anesteziye almadan lenfadenopatinin nedeni belirlenebilir. İyi huylu lenf nodülü hiperplazisi, lenfoma, lenfadenit ve metastatik neoplazilerin tanısı yapılır. Lenf nodüllerinin biyopsisini takiben, yüzeysel yayma yöntemi de kullanılabilir. Birden çok lenf nodülünden aspirasyon sıvısı alınması tavsiye edilir. En iyi örnekler genelde popliteal (diz eklemi bölgesi) lenf nodülünden alınır (submandibuler lenf nodülü, ağız / diş hastalıkları nedeniyle genellikle aktiftir; preskapular lenf nodülü aspiratı sıklıkla yağ hücresi içerir).

Normal bulgular

'Normal' ve genişlememiş lenf düğümleri incelemelerinde, küçük lenfositler baskındır (>%90), az sayıda orta veya büyük lenfoblastlar görülebilir. Küçük lenfositler yaklaşık eritrosit boyutundadır. Lenfoblastlar eritrositlerin 2-4 katıdır. Buna ek olarak, mast hücreleri bulunabilir. Kedi lenf nodülünde köpeklere göre daha fazla mast hücresi olabilir. 'Normal' hücre yapısı olan mast hücrelerini, farklılaşmış metastatik mast hücrelerinden ayırt etmek zordur. Araştırmalarda %3 mast hücresi ya da yayma başına 6 mast hücresi kabul edilebilir olarak belirlenmiştir.

Anormal bulgular

Lenf nodülü hiperplazisi; herhangi bir antijenik uyarıya cevap olarak gelişir. Sitolojide küçük lenfositler baskın, fakat orta ölçekli lenfosit ve lenfoblastlar lenfoid nüfusun %20' sini oluşturur. Plazma hücresi ve makrofajların sayısı artabilir.

Lenfoma; neoplastik lenfoid hücrelerin malign klonunun çoğalması ile karakterizedir. Lenfomada, lenfoblastlar lenfoid nüfusunun >%50' sini oluşturur. Lenfosit kalıntılarını fagosite eden Tingible makrofajlarının, hücre ölümüne (apoptosis) bağlı olarak oranları artabilir.

Köpeklerde lenfomanın, hızla çoğalan neoplastik hücrelerin normal lenfositlerden morfolojik olarak ayırt edilemeyecek kadar küçük ve farklılaşmış olması nedeniyle sitolojik tanısı zordur. Ancak, kesin tanı genellikle lenf nodülünün eksizyonu ve histolojik değerlendirmesi ile yapılabilir. Kedilerde lenfomanın sitolojik tanısı, lenf hiperplazisinin bazı formları ile lenfoma bulgularının karışabilmesinden dolayı zorlaşmaktadır.

Lenfadenit; inflamatuvar hücrelerin sayısında artış ile karakterizedir. Üç çeşidi vardır:

  • Purülant lenfadenit: nötrofil sayısı artışı, metastaz (özellikle skuamöz hücre karsinomu), bakteriyel, mantar veya protozoal (örn. Toxoplasma) infeksiyonlarla ilişkilidir.
  • Granülomatöz / piyogranülomatöz lenfadenit: makrofajlarda artış, bazen nötrofil sayısında artış ile seyredebilir, Leishmaniazis veya Mikobakteri gibi infeksiyonlarla ilişkilidir.
  • Eozinofilik lenfadenit: eozinofil artışı; mast hücresi ve bazen melanofajın bulunduğu kronik deri hastalıkları, alerjik reaksiyonlar ile birlikte solunum ya da gastrointestinal sistem bozuklukları (trakeobronşiyal veya mezenterik lenfadenopati) veya metastatik mast hücreli tümörleri ile karakterizedir. Ayrıca kedilerin lenfomasında da görülebilir.

Metastatik neoplazi; Malign tümörler genellikle hematojen veya lenfatik yollarla bölgesel lenf nodüllerine metastaz yaparlar. Lenf nodülü metastazı epitel veya glandüler tümörlerde, mast hücre tümörlerinde ve melanomalarda sık görülür.

Hematopoetik neoplazi; lenfoid / miyeloid lösemi ve malign histiyositoz gibi tümörler lenf nodüllerine sızabilir. Teşhis periferal kan yayması ve kemik iliği incelemesi ile yapılmalıdır.

Not: Sitolojik inceleme lenfoid hücrelerin reaktivite / hiperplazisini ortaya koyar. Tümör hücrelerinin dağınık olması ya da bir alanda yoğunlaşmasından dolayı hücrelerin sitolojik incelemesinde güçlükler yaşanabileceği unutulmamalıdır. Kedi ve köpeklerde metastazların saptanmasında tüm lenf nodülünün histolojik incelemesi altın standart olarak kabul edilir.

 

Kan Sitolojisi

Kan sitolojisi-kan yayması her zaman hücre sayımı ile birlikte değerlendirilmelidir. Genel olarak; lökosit sayımı kontrolü, hücre morfolojisi (örn. polikromazi, anizositoz, parçalanmış lökositler, sferosit oluşumu vb.), lenfosit anomalileri (örn. toksik nötrofiller, sola kayma, blast hücreleri), trombosit anomalileri değerlendirilir.

Lökosit değerlendirmeleri; diferansiye olmuş lökosit incelemeleri ve sayımını içerir.

Eritrosit değerlendirmeleri; başlıca renk, boyut ve şekil incelemelerini içerir. Anizositoz olarak adlandırılan hücre boyutundaki değişiklikler anlamlıdır. Kedi eritrositlerinde hücre boyutunda değişiklikler normal kabul edilebilir. Olgunlaşmamış eritrositler (retikülosit) olgun hücrelerden daha büyüktür (makrositer) ve aynı zamanda polikromazi olarak tanımlanan mavi-gri renk taşır. Retikülositler sağlıklı hayvanlarda az sayıda (<%1) görülür.

 

Lökosit Bozuklukları

1. Nötrofiller; patojenlere karşı savunmada önemli rol oynarlar: bakteri, maya, mantar ve parazit inaktivasyonu, immun yanıtı modüle etme gibi görevleri vardır. Kemik iliğinde bölünerek olgunlaşır ve depolanır. Talep artığında dolaşıma salınımı artar; olgunlaşmış ve olgunlaşmamış formları görülebilir. Köpek ve kedi nötrofillerinin dolaşımdaki yarı ömrü 6-12 saattir ve hastalık durumunda hızla artar. Birçok hastalıkta dokularda birikebilir.

  • Nötrofil kayması "shift": Dolaşımdaki nötrofiller sağ ve sola kayma gösterebilir.

Sola kayma: Olgunlaşmamış hücre sayısındaki artıştır. Artan talep nedeniyle gerçekleşir. Hastalıkların şiddetli veya uzun süreli olduğu durumlarda bu formlar görünebilir. İmmün aracılı hastalık, infeksiyon, doku hasarı / nekrozu veya neoplazi ile ilişkili olabilir.

Sağa kayma: Genellikle endojen kortizol ya da ekzojen kortikosteroid kaynaklı dolaşıma az sayıda nötrofil geçişini ifade eder. Hipersegmentasyon ve piknozis hücrelerin yaşlanma değişiklikleridir, fakat bu değişiklikler sağa kaymada daha belirgin hale gelir. Bu tür hücrelerin varlığı nötrofillerin uzun süre boyunca dolaşımda olduğunu gösterir.

  • Nötrofili; en sık nedenleri:

Fizyolojik Nötrofili: Kedilerde yaygındır. Stres ya da korku, adrenalin artışına neden olarak dolaşıma nötrofil salınmasını tetikler. Sola kayma görülmez. Genç köpeklerde ağır egzersizlerde benzer bir tepki görülür. Fizyolojik nötrofili, lenfositoz ve / veya hiperglisemi ile birlikte geçici (20 dakika) olarak seyredebilir (kedilerde lenfositoz nötrofiliden daha sık görülür).

Stres / steroid kaynaklı Nötrofili: Endojen kortizol veya ekzojen kortikosteroidler olgunlaşmış nötrofil üretimini ve depolanmasını uyarır, sadece belirli ölçüde dolaşıma serbest bırakılmasına neden olur. Aynı zamanda sağa kayma ile karakterize nötrofiller görülür. Kedilerde daha az belirgindir. Diğer steroid ilişkili anomaliler de mevcut olabilir: köpeklerde; monositoz, lenfopeni, eozinopeni ve biyokimyasal değişiklikler (orta derecede ALT artışı ve belirgin derecede ALP artışı), kedilerde; monositoz yaygın değildir, sadece lenfopeni ve eozinopeni mevcuttur, ALP' de değişiklik görülmez.

Akut inflamatuvar yanıt: İnflamasyona bağlı nötrofili, uzun süreli hastalık durumlarında görülür ve sola kayma ile birlikte seyreder. Bakteriyel infeksiyonlar akut inflamatuvar yanıtın en sık nedenidir, immün aracılı hastalıklar ve neoplazilerde de görülür. İmmün aracılı hemolitik anemi (IMHA)' de, sola kayma ile seyreden nötrofili yaygındır. Bazı durumlarda, doku hipoksisi ve trombozu nedeniyle sekonder olarak oluşabilir.

Aşırı derecede Nötrofili: aşağıda belirtilen birçok hastalık durumunda görülür, köpek ve kedilerde kötü prognoz ile ilişkilendirilir. Sola kayma mevcuttur.

- Şiddetli lokalize piyojenik infeksiyonlar: piyometra, piyotoraks, peritonit, apseler vb.

- Diğer infeksiyöz hastalıklar: Paraziter (Dirofilaria), Riketsiyal (Ehrlichia spp.), Fungal vb.

- İmmun aracılı hastalıklar: İmmün aracılı hemolitik anemi (IMHA), immün aracılı trombositopeni (IMTP), immün aracılı poliartrit (IMPA)

- Neoplazi

- Doku nekrozu: Travma, infeksiyon, neoplazi, damar tıkanıklığı (tromboz, tümör embolisi)

- Nötrofil fonksiyon bozukluğu: Lökosit adezyon eksikliği (İrlanda Setteri)

  • Nötropeni; dolaşımdan dokulara nötrofil göçü ile gelişir.

- Perakut bakteriyel infeksiyonlar, endotoksinler, septik şok, peritonit, piyometra, piyotoraks, peritonit, aspirasyon pnömonisi gibi ciddi infeksiyonlarda sola kayma yaygındır.

- Yüksek ateş: Sıcak çarpması, septik ya da anafilaktik şok

- Retroviral infeksiyon: Feline leukaemia virus (FeLV), Feline immunodeficiency virus (FIV)

- Parvoviral infeksiyon: Feline panlökopeni virüs; Canine parvovirüs

- Neoplazi: Akut lenfoblastik lösemi, miyeloid lösemi, Miyelofibrozis, metastatik neoplazi, osteopetrozis, granülomatöz hastalıklar

- İlaç reaksiyonları: Östrojen, kloramfenikol, fenilbutazon, sefalosporinler, vinkristin vb.

- Chediak-Higashi Sendromu: Persian kedilerinde otozomal resesif hastalık

- Siklik hematopoezis: Gri Collie' lerde otozomal resesif hastalık

- Kalıtsal nötropeni: Dev Schnauzer ve Collie' lerde otozomal resesif hastalık

  • Nötrofil fonksiyon bozukluğu; kalıtsal ya da edinilmiş olabilir.

Kalıtsal nötrofil disfonksiyonu; İrlanda Setteri (lökosit adezyon eksikliği), Weimaraner (oksidatif metabolik bozukluk) ve Dobermann' larda (bakteri hücreleri inaktivesinde defekt) rapor edilmiştir. Chediak-Higashi sendromu kalıtsal bir bozukluk olup, duman mavisi Persian kedilerinde bildirilmiştir. Hematolojik olarak nötrofil ve eozinofillerde anormal-büyük granüller görülür. Etkilenen kedilerde trombosit disfonksiyonu nedeniyle kanama eğilimleri vardır.

Edinsel nötrofil disfonksiyonu; Diyabetes mellituslu köpeklerde bakterisidal aktivite ve adezyon mekanizmasında bozukluklar görülmüştür. Kemotaksi defekti ve düşük bakterisidal aktivite FeLV ve FIP infeksiyonlarında da bildirilmiştir. Neoplazi ve glukokortikoidler, insanlarda nötrofil disfonksiyonu nedenidir, fakat köpek ve kedilerde belirlenmemiştir.

 

2. Eozinofiller; parazitlere karşı savunma hattını oluşturur ve inflamatuvar reaksiyonlara aracılık eder. Ayrıca, alerjik reaksiyonlarda efektör hücre tipidir.

  • Eozinofili; herhangi bir hastalık sürecinin göstergesi değildir. Paraneoplastik eozinofili özellikle kedilerde yaygındır ve lenfoma olmak üzere birçok tümör ile ilişkili olabilir.

- Paraziter infeksiyonlar; pulmoner, kalp kurdu, gastrointestinal sistem parazitleri

- Alerji; Kedi astımı, Eozinofilik bronkopnömopati (köpek), Pire alerjisi dermatiti, Eozinofilik granülom kompleks (kedi), Atopi (köpek), gıda alerjisi

- İnflamatuvar; bağırsak hastalığı (eozinofilik enterit), eozinofilik miyozit, alt üriner sistem hastalığı (kedi), Rinit / sinüzit, Eozinofilik granülom kompleks (kedi)

- Neoplastik; Mast hücresi tümörü, lenfoma, Miyeloproliferatif hastalık (eozinofilik lösemi) vb.

- İnfeksiyöz; Feline panlökopeni virüsü, FIP, Toksoplazma, solunum yolu infeksiyonu, piyometra

- Diğer; Hipoadrenokortisizm (köpek), Kronik böbrek yetmezliği (kedi), Kalp hastalığı (kedi), İmmün aracılı deri hastalıkları

  • Eozinopeni; kortikosteroid, stres ve akut infeksiyonlarda görülebilir.

 

3. Bazofiller; alerjik reaksiyonlar ve paraziter immun yanıtta rol oynarlar. Ayrıca eozinofiller ile piyojenik reaksiyonlara katılır, gecikmiş aşırı duyarlılık, hemostazis ve lipolizde görev alır. Dokularda 2 haftaya kadar canlı kalabilir.

  • Bazofili; mast hücresi neoplazisi bulunan hayvanlarda görülebilir ve lösemide sık rastlanan bir bulgudur. Bazofilik lösemi, kedi ve köpeklerde bildirilmiştir.
  • Bazopeni; kortikosteroid nedeniyle nadiren gelişebilir.

 

4. Mast hücreleri; sağlıklı hayvanlarda dolaşımda görülmezler, fakat inflamatuvar veya neoplastik koşullarda görülebilir.

 

5. Monositler; makrofajların dolaşımdaki öncüsüdür ve dokulara göç etmeden önce kısa bir süre için dolaşımda kalırlar (kedilerde yaklaşık 8 saat). Dokularda yerleşik makrofajlar uzun ömürlüdür. Makrofajlar, nötrofiller ve doğal öldürücü hücreler ile birlikte immun yanıtta ilk savunma hattını oluşturur. Lenfositlere antijen sunumunda rol oynar. Monositler / makrofajlar patojenlerin, ölü ya da infekte olmuş hücrelerin, antikor ile kaplı hücrelerin ve yabancı maddelerin fagositozunu gerçekleştirir.

  • Monositoz; kronik inflamasyonlarda nötrofili ile birlikte gelişir. İmmün aracılı hastalık ve kan akımını engelleyen solid tümörler gibi nedenlerle gelişmiş doku nekrozunda yaygındır. Ayrıca monositik lösemide gelişmektedir.

 

6. Lenfositler; tümör veya infeksiyöz etkenlere ve bunlarla infekte olmuş hücrelere karşı savunma hattını oluştururlar.

  • Lenfositoz: Stres ve adrenalin nedeniyle fizyolojik olabilir (özellikle kedilerde). Genç köpek ve kediler yetişkin hayvanlara göre daha fazla lenfosite sahiptirler. Aşılama ya da uzun süreli immun uyarımdan sonra geçici olarak oluşabilir. Hipoadrenokortisizmde orta derecede lenfositoz ya da normal lenfosit değerleri görülür. Lenfoproliferatif hastalıklarda, lenfositoz veya lenfopeni görülebilir; lenfomada lenfopeni daha yaygındır.
  • Lenfopeni: Yaygın olarak ekzojen ya da endojen kortikosteroid nedeniyle dolaşımdan lenfositlerin çekilmesi ve lenfositolizisten kaynaklanır. Hemogram bulgularında önemli bir stres faktörüdür. Bunun dışında, akut inflamasyon durumlarında inflamasyon bölgesine lenfositlerin artan göçünü ifade eder. Ayrıca birçok viral infeksiyonların akut fazında ve sepsis veya endotoksemi vakalarında görülebilir. Köpek ve kedi lenfomasına yaygındır. İmmunosupresif ilaç tedavileri dolaşımdaki lenfosit sayısını azaltır.

Lösemi

Lenfoproliferatif hastalıklar; lenfoma, lenfoid lösemi, plazma hücre miyelomu

Miyeloproliferatif hastalıklar; miyeloid, monositik / megakaryositik / eritroid lösemi (non-lenfoid lösemiler) ve miyelodisplastik sendromu

Lösemi kemik iliğinin neoplazisidir, neoplastik hücreler lenfoid veya non-lenfoid hematopoetik kök hücre veya klonlarından köken alır. Lösemik hücreler çoğu zaman periferal kanda çok sayıda yer alır ve ayrıca karaciğer, dalak ve periferal lenf düğümleri gibi diğer organlara sızabilir. Lösemi şu mekanizmalar ile klinik bulgulara neden olur:

- Hematopoeziste yetersizlikler

- Lösemi hücreleri infiltrasyonu nedeniyle organ disfonksiyonu

- Hiperkalsemi veya immün aracılı hastalıklar nedeniyle paraneoplastik sendromlar

Akut lösemilerde; neoplastik transformasyon kök hücre oluşumu aşamasında oluşur ve oluşan malign hücrelerde çok az farklılaşma vardır, hızlı ve kontrolsüz bir şekilde çoğalırlar. Klinik bulgular şiddetli seyreder. Normal kan hücresi üretimi azalmıştır. İlk belirtiler, genellikle nötropenidir. Trombositlerin de ömürleri kısa olduğundan trombositopeni gelişir. Anemi olgusu klinik seyirin daha sonralarında gelişmektedir. Letarji, halsizlik, anoreksi mevcuttur. Hepatosplenomegali, solukluk, lenfadenopati, ateş, değişken topallık ve bazen sentral sinir sistemi belirtileri görülür. Kemik iliği aspirasyonu sonrası yapılan incelemenin tanıya oldukça yararı vardır. Akut lösemilerde karaciğer enzimleri yükselir, hiperviskozite (azotemi) ve paraneoplastik sendromlar (hiperkalsemi) gelişebilir.

Kronik lösemilerde; neoplastik transformasyon kök hücresinde ya da sonraki hücrelerde gerçekleşir, fakat diferansiye olma potansiyeli daha fazladır. Erkeklerde ve orta yaşlı köpeklerde yatkınlık belirlenmiştir. Kedilerde nadirdir. Hayvanlarda belli belirsiz bulgular mevcuttur: anoreksi, letarji, poliüri ve polidipsi, hepatosplenomegali, lenfadenopati, solukluk ve ateş yaygındır. Kemik iliği aspirasyonu tanıya yardımcıdır.

 

7. Trombositler; hemostaz ve damar bütünlüğünün korunmasında, yara iyileşmesinde kritik bir role sahiptir. Otomatik analizörlerle yapılan trombosit sayımının manuel doğrulanması gerekir. Trombosit hacmi (MPV)' ndeki artış olgunlaşmamış trombositlerin fazlalığından dolayı görülmektedir.

  • Trombositopeni; nedenleri:

Azalan kemik iliği üretimi

İmmün aracılı (Köpeklerde daha yaygın)

İnfeksiyon - örn. Ehrlichia canis, FeLV vb.

İlaç reaksiyonları - Steroid içermeyen antiinflamatuvarlar, sülfonamid antibiyotikler, sitotoksik ilaçlar, antihistaminikler, fenotiyazinler, heparin, koumadin ve östrojen

Neoplazi-Akut lösemi, miyelodisplastik sendrom

Artan fagositoz

Primer immün yanıt ile ilişkili

Sekonder immün yanıt ile ilişkili – infeksiyonlar, neoplazi, sistemik lupus eritematozus

Artan tüketim

Yaygın intravasküler koagülasyon – Dirofilaria, pankreatit, neoplazi, IMHA

Lokalize intravasküler koagülasyon – hemanjiyosarkom

Vaskülit

Artan kayıp

Kanama – sekonder olarak antikoagülant rodentisit toksisitesi, neoplazi

Splenomegali, hepatomegali

Septisemi, endotoksemi veya hipoksi

  • Trombositoz; fizyolojik olarak adrenalin salınımı veya egzersiz nedeniyle dalak ve akciğer havuzlarından salınımı uyarılmaktadır.

Periferik trombosit kaybı durumlarında yanıt olarak trombosit üretilir. Akut ve kronik inflamasyon (infeksiyöz veya immün aracılı), neoplazi, ilaç tedavisi ve splenektomi ile ilişkilidir. Köpek ve kedilerde, neoplastik lenfoma, lösemi, mast hücresi tümörleri ve diğer solid tümör vakalarında bildirilmiştir. İrinli infeksiyon ve gastrointestinal hastalıklarda görülebilir. Hiperadrenokortisizm gibi bazı endokrin bozukluklarla da ilişkilendirilmiştir. Ekzojen kortikosteroidler ve vinkristin gibi ilaçlar, trombosit fagositozunu azaltabilir. Splenektomi trombosit fagositozunu azalmasına sebep olarak trombositoza neden olur.

Kemik iliğinde anormal trombositlerin aşırı üretimi ile karakterize miyeloproliferatif hastalıklar da mevcuttur. Hayvanlarda nadir olmasına rağmen prognozu kötüdür. Kemik iliği aspirasyonu tanıya yardımcıdır.

 

Eritrosit Bozuklukları

Anemi

Anemi, eritrosit hücrelerinin azalması ile karakterizedir, PCV ve hemoglobin konsantrasyonunun azalması ile sonuçlanır. Aneminin birçok nedeni vardır;

Artan eritrosit kaybı nedeniyle gelişen anemi (rejeneratif anemi)

Azalan eritrosit üretimi nedeniyle gelişen anemi (non-rejeneratif anemiye)

Rejeneratif Anemi Özellikleri: Eritrosit üretimi ve dolaşımdaki retikülosit sayısı artar. Retikülositler, sağlıklı hayvandaki formdan daha farklıdırlar, erken dönemde salınmadıkları için daha büyük ve çekirdeklidirler. Eritrosit hacmi (MCV) artar, daha az hemoglobin içerdiğinden dolayı hemoglobin konsantrasyonu (MCHC) azalır: makrositer ve hipokromik anemi gelişir. Hafif seyirli rejeneratif anemide MCV ve MCHC normal değerlerde olabilir, anlamlı retikülosit artışı görülmeyebilir.

Non-rejeneratif Anemi Özellikleri: Non-rejeneratif anemide kemik iliğinden retikülosit salınımı olmaz, normositik ve normokromik anemi mevcuttur.

Rejeneratif ve non-rejeneratif anemi ayırımı: MCV, MCHC değerlendirilmesi, polikromazi ya da anizositoz varlığı ile yapılır, ancak en kesin ayırım kemik iliğinin yanıtı–dolaşımdaki retikülosit sayısı-dır.

 

Refeneratif Anemiler

- Akut Hemoraji

Akut hemoraji; travma veya cerrahi müdahale sonrası, tümör, tümörlerin neden olduğu vasküler rüptür (örn. dalak hemanjiyosarkomu), koagülopati (örn. varfarin toksisitesi) veya gastrointestinal ülserlere bağlı oluşabilir. Akut kan kaybı ciddi seviyelerde olursa (%30-40) hipovolemik şok, mukozal solgunluk, taşikardi gelişerek ölümle sonuçlanabilir. Kan hacmi dolaşıma aktarılır, PCV ve plazma proteinleri azalır.

Akut kanamanın patolojik özellikleri şunlardır:

- Anemi: başlangıçta non-rejeneratif, 3-4 gün sonra rejeneratif anemi gelişir.

- Düşük plazma proteinleri; iç kanamada daha çabuk normale dönüş gelişir.

- Nötrofili, sola kayma ile birlikte.

- Trombositopeni, daha sonra trombositoz.

Klinik bulgularla birlikte; pıhtılaşma testleri, radyografi, ultrasonografi, idrar ve dışkı analizi yapılması endikedir.

 

- Kronik hemoraji ve Demir Eksikliği Anemisi

Gizli başlangıçlı kronik hemorajiler kronik anemi ile sonuçlanır. Hayvan anemik duruma adapte olur ve böylece aneminin nispeten hafif belirtileri görülür. Kronik dış kanamada başlangıçta rejeneratif anemi gelişir, fakat demir eksikliği geliştikçe, non-rejeneratif olarak devam eder.

Kan kaybına yanıt olarak, eritropoezisde kullanılmak üzere demir depoları harekete geçer. Daha sonrasında bu depolarda demir eksikliği gelişir. Genç hayvanlarda demir depoları yetişkinlere oranla daha hızlı bir şekilde tükenir. Yetersiz eritrosit hemoglobinizasyonu, azalan MCV ve MCHC’ a neden olur, mikrositer hipokromik anemi gelişir. Kalıcı trombositoz, kronik hemorajilerde ortak bir özelliktir. Kan kaybı önemli seviyelerde ise plazma proteinleri azalır, düşük albümin ve globulin gözlenir.

Kronik hemoraji / demir eksikliği anemisinin patolojik özellikleri şunlardır:

- Mikrositer - Hipokromik anemi

- Ciddi kan kaybı durumlarında düşük plazma proteinleri

- Trombositoz

- Retikülosit sayımında başlangıçta artış, daha sonra demir eksikliği geliştikçe azalma

Gastrointestinal kanamalar köpeklerde demir eksikliği anemisinin en sık nedenidir ve ayrıca ülserasyon, parazitizm, neoplazi ya da inflamatuvar hastalıklarla da ilişkili olabilir. Klinik bulgular ile birlikte; idrar tahlili ve dışkıda gizli kan testleri önerilir. Gastrointestinal sistemde endoparazit taraması ve görüntüleme teknikleri (ultrasonografi ve radyografi) kan kaybı nedenini belirlemede yardımcıdır.

 

- Hemolitik Anemiler

Hemolitik anemilerde demir kullanımı daha efektif olduğundan rejeneratif anemi ile sonuçlanır.

Ekstravasküler hemolizde, hasarlı eritrositler dalak, karaciğer ve kemik iliğinde makrofajlar tarafından fagosite edilir. Anemi genellikle gizlice başlar.

İntravasküler hemolizde, eritrositler dolaşımda lize olur. Anemi başlangıcı gün ya da saatlerle belirtilebilir, akut ve şiddetlidir. Lize olan eritrositlerden açığa çıkan hemoglobin; hepatosit ve makrofajlar ile fagosite edilir ve bilurubine ayrıştırılır. Ayrıca serbest hemoglobin, glomerüler bariyerden geçerek hemoglobinüri ve renal tübüler hasara neden olur.

 

İmmun-aracılı Hemolitik Anemi (IMHA)

İmmün aracılı hemolitik anemi (IMHA) özellikle köpeklerde hemolitik aneminin sık görülen nedenidir, kedilerde daha az yaygındır. İspanyol Cocker, İngiliz Springer Spaniel, Poodle, İngiliz Çoban Köpeği ve Collie ırkları yatkındır. Köpeklerde olguların %60-75' inin primer geliştiği ve Babesiyozis, Erlişiyozis, lokalize bakteriyel infeksiyonlar, bazı ilaçlar (örn. sülfonamidin, sefalosporin, non-steroid antiinflamatuvarlar), neoplazi, sistemik lupus eritematozus ile sekonder olarak geliştiği bildirilmiştir. Primer IMHA kedilerde yaygın olmamasına rağmen, hemotropik Haemobartonella felis (Mycoplasma felis), FeLV infeksiyonu, lenfoproliferatif hastalıklar, uyumsuz kan grubu ile kan transfüzyonu ve bazı ilaçlar tarafından sekonder olarak gelişebildiği bildirilmiştir.

IMHA’ da bireyin kendi eritrositlerine karşı yönlendirilmiş (en yaygın IgG / bazen IgM ve IgA) antikorlar üretilir. Böylece intravasküler hemoliz gelişir, anemi akut ve şiddetlidir.

Eritrosit değişiklikleri: Eritrositler kan yaymasında soluk boyanmış 'boş' hücreler gibi görünür (Kedi eritrositleri fizyolojik olarak soluk renkte boyanırlar). Ayrıca hücre zarının bir kısmı fagosite edilmiş ve kalan hücre içeriği küçük bir alana sıkışmış olan sferosit formu oluşur. Sferosit formunu kedilerde görmek zordur. Sferosit oluşumu köpeklerde IMHA tanısında anlamlı bir veridir ve sayıları genellikle fazladır (%30-40 veya daha fazla). Sferositler ayrıca az sayıda olmak üzere çinko toksikozunda, eritrositlerin oksidatif hasarında ve neoplazilerde görülebilir.

Otoaglütinasyon: Yüksek seviyede antikorların eritrositler ile kümelenmesini ifade eder. IMHA tanısında yardımcı bir veridir, ama sferositoz kadar yaygın bir bulgu değildir.

Lökogram değişiklikleri: IMHA’ da şiddetli nötrofili ve monositoz yaygındır. Nötrofillerde belirgin sola kayma görülür.

Pıhtılaşma bozuklukları: Trombositopeni vakaların yaklaşık %65’ inde görülür. Hastaların %20' sinde peteşial kanamalar, burun kanaması görülebilir. Yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC), pıhtılaşma anomalileri (aPTT, protrombin zamanı, d-dimer artar) yaygındır.

Doğrulayıcı testler; Coombs testi: eritrositlerdeki antikor ve / veya komplement varlığını doğrulamak için kullanılır. Coombs testi oldukça düşük duyarlılığa sahip olduğu ve vakaların yaklaşık %10-40' unda yanlış negatif sonuçlara neden olduğu bildirilmiştir.

 

İnfeksiyonla İlişkili Hemolitik Anemi

Kedilerde önemli hemolitik infeksiyonlar; FeLV, FIV, FIP, Haemobartonella felis (Mycoplasma haemofelis) ve toksoplazma; köpeklerde Babesia canis infeksiyonlarıdır.

Feline İnfeksiyöz anemiler: Bu organizmalar, eritrositlerin dış yüzeyine yapışır. İntravasküler hemoliz oluşturur, ancak H. felis (M. haemofelis) infeksiyonunda ekstravasküler hemoliz mevcuttur. Anemi genellikle rejeneratif (makrositer hipokromik, belirgin retikülositoz ile birlikte), eşzamanlı hastalık varlığında non-rejeneratif (yaygın FeLV infeksiyonunda makrositer normokromik) olarak seyredebilir. Çekirdekli eritrositler sık görülür. Lökosit sayımı değişkendir ve trombositler genellikle normaldir. Retikülosit sayımı, parazitemi dönemlerinde güvenilir sonuçlar vermeyebilir.

Babesiozis: B. canis eritrositlerde tomurcuklanma ile çoğalan intrasitoplazmik protozoondur. İntravasküler ve ekstravasküler hemoliz (ve dolayısıyla rejeneratif anemi), hemoglobinüri, hemoglobinemi ve sarılığa neden olur. Buna ek olarak, renal, hepatik, solunum ve merkezi sinir sistemi bozuklukları gibi sekonder komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Trombositopeni yaygındır. Köpeklerde Ehrlichia spp. ile ko-infeksiyon gelişebilir.

 

Non-rejeneratif Anemiler

Primer kemik iliği hastalığı nedeniyle ya da sekonder olarak altta yatan inflamatuvar veya metabolik hastalığa bağlı olarak gelişebilir. Önceleri rejeneratif anemi belirtileri gibi gözüken fakat sonrasında taşikardi, halsizlik ve egzersiz intoleransı gibi klinik belirtiler görülür. Primer kemik iliği bozukluklarında şiddetli anemi ortaya çıkar.

 

- Primer kemik iliği bozuklukları

Primer kemik iliği hastalığı nedenleri; Aplastik pansitopeni (aplastik anemi), lösemi, eritrosit aplazisi, miyelofibrosis, miyelodisplastik sendrom (MDS) ve FeLV infeksiyonudur.

Aplastik pansitopeni (aplastik anemi): kök hücre hasarı nedeniyle kemik iliği yetmezliği gelişir. Tüm hücre hatları etkilenir. Kemik iliği hasarı; infeksiyon, ilaç, toksinler veya immün aracılı mekanizmalarla ya da idiyopatik olarak gelişebilir. Akut dönemde lökopeni / nötropeni ve trombositopeniye yol açar. Anemi nedeniyle eritrositlerin ömrü uzar. Kronik formda kök hücre hasarı geri döndürülemez ve şiddetli anemi, nötropeni, trombositopeni ile seyreder.

Östrojen toksisitesi: köpekler, östrojen etkilerine karşı son derece hassastır (östrojen; idrar kaçırma, testiküler tümör veya diğer hastalıkların tedavilerinde kullanılmaktadır) Östrojenin aşırı dozu nedeniyle, erken evrelerde sola kayma ile birlikte nötrofili ve trombositopeni görülebilir. Spontan kanamalar ve anemiye yol açar. 2-3 hafta içinde nötropeni, sürekli trombositopeni ve non-rejeneratif anemi gelişir.

Eritrosit aplazisi ve non-rejeneratif IMHA: immün aracılı eritroid tahribatı ciddi non-rejeneratif anemiye neden olur. Eritrosit haricinde diğer hücre hatları etkilenmez. Kemik iliği aspirasyonu ile eritroid hücrelerin yokluğu ortaya konabilir. Sekonder olarak Canine parvovirus, feline panlökopeni virus, Ehrlichia spp., FIV, FeLV infeksiyonları; östrojen, griseofulvin, kemoterapi, fenilbutazon, trimetoprim / sülfanamid tedavilerinde gelişebilir.

Lösemi: Lösemi kemik iliğinde hematopoetik prekürsör hücrelerinin neoplastik dönüşümü ve dolaşımda neoplastik klonların artışı ile karakterizedir. Nötropeni ve trombositopeni ile seyreder. Kemik iliği baskılanması ve bazen hafif trombositopeni görülebilir.

Miyelofibrozis: Normal hemotopoetik doku yerini hızla çoğalan fibroblast dokusuna bırakır. Fibroblast çoğalması primer olarak ya da IMHA, eritrosit aplazisi, neoplazi (kemik iliği içinde veya dışında), toksik kemik iliği hasarı ve kalıtsal eritrosit defekti gibi sekonder olarak gelişebilir. Fibröz dokunun artması hematopoeziste azalmaya neden olur. Sonuçta şiddetli non-rejeneratif anemi, trombositopeni, nadiren lökopeni gelişir. Kemik iliği aspirasyonu ile tanı koymak mümkündür.

Miyelodisplastik sendrom (MDS): hematopoetik öncülerin anormal gelişimi ile karakterizedir.

 

- Beslenme Yetersizlikleri Anemisi

Demir eksikliği en sık görülen beslenme yetersizliğidir. Ayrıca protein, enerji, B vitamini ve minerallerin kombine eksikliği nedeniyle gelişebilir. Folik asit veya kobalamin (B12 vitamini) DNA sentezi için gerekli olduğundan, eksiklikleri anemiye neden olabilir. Sonuçta büyük eritrositler oluşur ve hemoglobin miktarı normaldir (makrositer, normokrom).

Kobalamin (B12 vitamini) eksikliği Dev Schnauzer’ larda otozomal resesif hastalıkları nedeniyle yaygındır. Etkilenen yavrularda non-rejeneratif anemi (normositik) ve nötropeni vardır. Tüm bu anomaliler kobalaminin parenteral takviyesi ile düzelir. Ayrıca kobalamin eksikliği; pankreas yetersizliği ve ağır ileal hastalığı olan kedilerde gelişebilir.

 

- İnflamatuvar veya Metabolik Hastalıklara bağlı sekonder Anemi

Non-rejeneratif anemi inflamatuvar hastalık, endokrin hastalıkları ve kronik böbrek yetmezliği nedeniyle de gelişebilir.

 

ÖNEMLİ: Kan sitolojisi incelemesinde kan paraziti yönünden inceleme yapılmamaktadır. Eğer kan paraziti varlığından şüpheleniliyor ise, kan parazitolojisi yönünden inceleme yapılmasını talep ediniz.

 

Kemik İliği Sitolojisi

Kemik iliği aspirasyonu, non-rejeneratif anemi varlığını ortaya koymak ya da altta yatan diğer sekonder anemi nedenlerini ekarte etmek üzere uygulanır. Fibröz doku incelemeleri ve hücresel değerlendirmeler yapılır. Kemik iliği aspirasyonu endikasyonları:

  • Nötropeni
  • Trombositopeni
  • Pansitopeni
  • Anormal / olgunlaşmamış lenfosit veya granülositler
  • Dolaşımda herhangi bir hücre hattının açıklanamayan şekilde artan sayıları
  • Non-rejeneratif anemi
  • Lenfoma
  • Hiperproteinemi
  • Bilinmeyen orijinli hiperkalsemi
  • Sebebi bilinmeyen ateş
  • FeLV, Erlişiyozis, Leishmaniazis veya mantar şüpheli sistemik infeksiyonlar

Köpeklerde aspirasyon bölgesi genellikle iliak bölgesidir, fakat küçük köpek ırkları ve kedilerde iliak oldukça dar bir bölge olduğundan, humerus proksimali veya femurun trokanterik fossası tercih edilir. Örnekler kedilerde genel anestezi altında alınırken, köpeklerde genellikle sedasyon altında alınabilir.

 

Otopsi İncelemeleri

Otopsiyi takiben uygulanan postmortem muayene ile ölüm nedeni ve biçimini belirlemek üzere yapılan incelemedir. Otopsi; fiziksel muayene, iç organ incelemelerini ve özel laboratuvar çalışmalarını içerir. Otopsi – postmortem muayene endikasyonları:

- Hayvanın ölüm nedenini belirlemek (hayvan sahibi veya veteriner hekim isteği üzerine),

- Birden fazla hayvanın bir arada yaşadığı ortamlarda, risk altındaki diğer hayvanların korumasını sağlamak, tedavi protokolü oluşturmak ve hastalığın yayılmasını önlemek,

- Klinik tanıyı onaylamak veya ekarte etmek,

- Gözden kaçma ihtimali olan diğer lezyonların varlığını kontrol etmek,

- Tanının ya da daha belirgin olabilecek lezyonların tanımlanması,

- Yapılan radyografi, ultrasonografi, klinik biyokimya, MR yorumlarının doğrulanması,

- Yasal amaçlar için; zehirlenme veya diğer kötü amaçlı eylem şüphelerinin onaylamak veya ekarte etmek, ameliyat sonrası veya intra-operatif ölüm iddiaları vakalarında onaylama veya ekarte etme amacıyla uygulanır.

 

Vajinal Sitoloji

Vajinal epitel hücrelerin incelenmesi sıklıkla östrus döngü aşamasının belirlenmesinde kullanılır. Pro- östrus döneminde, artan östrojen konsantrasyonu vajinal mukozasının kalınlaşmasına, skuamöz epitellerin keratinizasyonuna neden olur. Yüzey vajinal epitel hücreleri tuzlu su ile ıslatılmış svab yardımıyla veya aspirasyon ile toplanabilir. epitel hücrelerindeki farklılaşmalar hormonal değişikliklerden kaynaklanır. Çiftleşme için verimli dönem, kornifiye olmuş ve nukleus taşımayan epitel hücrelerinin yüzdesi hesaplanarak tahmin edilir.

Östrus döneminde genellikle vajinal yaymada nötrofiller görünmez. Östrus döneminin sonuna doğru görünmeye başlarlar ve bu dönem bazı araştırıcılar tarafından fertilite için en uygun zaman olarak nitelendirilir. Bu süreçler vajinal sitoloji olarak anlaşılabilir. Fakat siklus bozuklukları; tohumlama zamanı; ovaryum kalıntısı tayini klinik belirtiler veya ek testlerle değerlendirilmelidir. Vajinal Sitoloji endikayonları:

Siklus döngüsü tayini

Tohumlama zamanı belirlenmesi

Ovaryum kalıntısının belirlenmesi

Siklus bozuklukları tanısı

Vajinit tanısı

Çiftleşmenin gerçekleştiğine dair tanı

Kastre edilmiş / çiftleşmemiş / doğum yapmış köpek ayrımı

Vajinal tümör teşhisi (sınırlı tümörler)

 

Diğer Sitolojik İncelemeler

Genel olarak sitolojik incelemeler aşağıda belirtilen koşullardan gerçekleştirilir:

Yumuşak doku kitleleri:

o Kutanöz / subkutanöz lezyonlar

o Genişlemiş Lenf nodülleri

o İntratorasik veya abdominal kitleler

Şüpheli dalak ve karaciğer patolojisi

Vücut boşluğu efüzyonları (plevra, periton, perikard)

Üst ve alt solunum yolu hastalıkları:

o Nazal yıkama

o Trakeal yıkama

o Bronkoalveoler lavaj

o Pulmoner aspirasyon

Sinovyal sıvı analizi

Beyin omurilik sıvısı analizleri

Ürogenital hastalıklar:

o Prostat aspirasyonu / yıkaması

o Böbrek aspirat

o İdrar sedimenti muayenesi

Östrüs siklusu evrelesi incelemesi (vajinal sitoloji)

Kemik iliği değerlendirmesi

 

Vücut Boşluğu effüzyonları sitolojisinde;

hücre sayımı gerçekleştirilir. Yüksek hücre sayısı bulunan örnekler çoğunlukla neoplastik hücrelerin varlığı ile ilişkilidir.

Tipik olarak vücut boşlukları sıvılarında, olgun nötrofiller, monositler / makrofajların çeşitli aktivasyon aşamalarında olan hücre karışımlarını içerir. Lenfosit, eozinofil ve mast hücrelerinin sayısı düşüktür.

Transüdat oluşumunun en sık nedenleri; hipoalbüminemi nedeniyle protein kaybettiren nefropati (örn. glomerülonefropati), karaciğer yetmezliği ve protein kaybettiren enteropatidir. Şiddetli malnütrisyon ve diyafram hernisi transüdat efüzyonuna neden olabilir.

Eksüdat ise infeksiyöz veya infeksiyöz olmayan (neoplazi) inflamasyonlar sonucu gelişir.

Effüzyonların transüdat veya eksüdat ayırımında aşağıda belirtilen özellikler belirleyicidir:

 

  Transüdat   Eksüdat
Görünüm Renksiz, şeffaf  Genellikle bulanık
Dansite <1,0  >1,0
Toplam Protein (g/dl) <2,5   >3,0
Hücre tipi  Genellikle mononükleer Genellikle nötrofiller
Bakteri   -  +/-

 

 

İNFEKSİYÖZ HASTALIKLAR TANISI

 

Babesiozis (köpek)

Köpeklerde Babesiozis infeksiyonu Babesia canis etkeni ile gelişir. Ayrıca B. gibsoni, B. annae, B. microti, Theileria annae, B. conradae gibi türler de tanımlanmıştır. Bulaşma Rhipicephalus ve Dermacentor türü kenelerle gerçekleşir. Bu keneler Akdeniz ve Baltık ülkelerinde sıkça görülür. İnfeksiyonun seyri, konağın yaşı ve immünitesine bağlı olarak; perakuttan kroniğe kadar değişen formlarda seyredebilir. Bazı hayvanlar asemptomatik taşıyıcı olabilir. Kuluçka süresi 3 günden 5 haftaya kadar uzayabilir.

Klinik değişiklikler

Hematoloji: Hemolitik anemi, Rejeneratif anemi, trombositopeni, lökositoz, otoaglütinasyon

Biyokimya: Hiperglobulinemi, azotemi, hiperbilirubinemi ve artan karaciğer enzimleri, elektrolit anormallikleri, ikterus

İdrar tahlili: Bilirubinüri, hemoglobinuri, proteinüri

Kan frotisi: Mikroskobik incelemede-periferik kan yaymasında (kulak kılcal damarından alınan kan örneğinden) intraeritrositik Babesia etkenlerinin görülmesi

Seroloji: >1:80 titre seropozitifliği göstermektedir.

Yaygın ko-infeksiyonlar: Ehrlichia spp., Leishmania spp., Anaplasma phagocytophilum

Babesiozisden tedavi görüp iyileşen bireylerde kortikosteroid ve immunosupresif ilaçların kullanımı infeksiyonun tekrarlamasına neden olabilir. Bu nedenle tedavi sonrası paraziteminin olmadığının belirlenmesi ile infeksiyonun tekrarlama olasılığına karşı tedbir alınmış olunur.

 

Kan paraziti frotisi (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

- Babesia spp. yönünden inceleme

Kılcal damarlardan alınan kanın Giemsa ile boyalı frotilerinin ışık mikroskobunda incelenmesi ile eritrosit içinde merozoit formda Babesia spp.’ lerin belirlenmesi esasına dayanır.

Parazitemi, infeksiyondan yaklaşık 4-21 gün sonra gelişir. Kronik infeksiyonlarda, direkt patojen tespiti mümkün olmayabilir. Özellikle B. canis infeksiyonlarında, etkenler sıklıkla kanda düşük seviyelerde bulunurlar. Bu yüzden mikroskobik tespit her zaman başarılı olmayabilir. Bu yüzden serolojik incelemeler (antikor tespiti) tavsiye edilir.

Babesia spp., akut dönemde kılcal damarlardan (kulak veya ayak tırnağı) alınan kan örneğinden belirlenebilir. Kronik dönemde veya asemptomatik taşıyıcılarda etkenin saptanması zordur.

Lütfen dikkat: Kan frotisinde kullanılacak kanın kılcal damardan alınması önemlidir. Negatif sonuçlar hastalığı ekarte etmeye yeterli değildir!

 

Babesia canis (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

Babesia antikorları infeksiyondan 10-14 gün sonra belirlenebilir düzeye ulaşır. Antikor titresi gelişimi 3 haftadan uzun sürebilir. Genç hayvanlarda (8 aylıktan küçük) düşük seviyelerde de olsa maternal antikorların bulunduğu unutulmamalıdır. Özellikle 3 aylık ve daha küçük bireylerde maternal antikorlardan dolayı serolojik testin yapılmaması önerilir. Maternal antikorlar köpek yavrularında 2 aya kadar koruma sağlar. Tedavi edilmemiş seropozitif köpekler infeksiyonun taşıyıcısı olarak kabul edilmelidir. Perakut-akut vakalarda, immunosupresif bireylerde yanlış negatiflikler görülebilir. Seropozitiflik subklinik ya da kronik seyri tanımlar. Köpekler klinik bulgu göstermeden de seropozitif olabilir.

 

Bartonellozis (Kedi / köpek)

Bartonella henselae, Bartonellozis’ in en önemli etkenidir. B. henselae infeksiyonları kedilerde asemptomatiktir. Zoonoz karakterde ve insanlarda Bartonella infeksiyonlarına neden olan bu etkenin rezervuarlığını kedi ve köpekler yapmaktadır.

Kedilerde, hastalık genellikle pire dışkısı ile temas yoluyla bulaşır. Kediler, kendilerini yalamaları sırasında etkeni yutar. İnfekte kediler aylarca ya da yıllarca bakteriyemik olarak bulunabilir. Bu süre içinde bakteri miktarı sürekli olarak dalgalanmaktadır.

Kedilerde çoğu zaman klinik belirti görülmez. Fakat pire ve / veya kene istilası geçmişi olması, ateş, lenf yumrularının şişmesi, halsizlik, iştahsızlık, endokardit, stomatit, üveit, lenfadenopati, geçici anemi, nöromusküler / ürogenital hastalıklar önemli verilerdir.

Köpeklerde klinik belirtiler;

Endokardit, miyokardit, aritmi, anemi, trombositopeni, lökositoz, eozinofili, hepatit, artrit, üveit, kilo kaybı, ateş, dalak ve karaciğerde genişleme, lenf yumrusu şişmesi ve iltihabı, kusma, öksürük, nöbetler, burun akıntısı ve / veya kanama, ensefalit.

İnsanlarda kendini sınırlayan lenfadenopati ile seyrederek, vakaların %90’ ının iyi huylu olduğu belirtilmiştir. Nadiren, bağışıklığı baskılanmış bireylerde ensefalopati, artrit ve pnömoni gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

 

Bartonella henselae (Antikor) IgG/ IgM (0,5 ml Serum) IFA

IFA testi, mevcut veya daha önce gelişmiş bir infeksiyonunun tanısında kullanılır. Kronik infeksiyonlarda antikor titreleri belirlenemeyecek seviyelere gerileyebilirler. Ancak, hayvan popülasyonları içinde serolojik taramaların yapılması taşıyıcı hayvanların belirlenmesi açısından faydalıdır.

Bartonella ile infekte köpeklerde seronegatiflik görülebilir. Aktif bartonellozis bulunan köpeklerin yalnızca %50’ sinde Bartonella henselae’ ye karşı oluşan antikorların varlığı belirlenmiştir. Bu nedenle, köpeklerde antikor testi duyarsız olmasına rağmen, antikor varlığı önceden etkene maruz kalmanın bir göstergesi olarak kullanılabilir. Sağlıklı kedilerde %40 oranında seropozitiflik görülür. Köpeklerdeki seropozitiflik klinik olarak daha anlamlıdır.

Bartonella spp. gram negatif ve hücre içi bir patojen olduğu için kültür ile tespiti zaman alıcı ve kronik infeksiyon sırasında patojenin kanda az miktarda bulunması nedeniyle oldukça zordur. Bartonella spp. kan yayması ile belirlenememektedir. IFA testi Bartonellozis’ in tanısında referans test olarak gösterilmektedir.

 

Borreliozis (Lyme Hastalığı) (Köpek)

Dünyada yaygın olarak görülen kene, pire, sivrisinek ve akarlar aracılığı bulaşan spiroket cinsi Borrelia burgdorferi etkeninin neden olduğu hastalıktır. Başlıca Ixodes ricinus keneleri tarafından bulaşır. İnsan ve köpekler hastalığa en duyarlı türlerdir. Diğer hayvanlarda (at, kedi) daha az oranda infeksiyonlar bildirilmiştir. Ixodes keneleri enfestasyonu ya da endemik bölgelere seyahat geçmişi bulunan bireylerde Lyme hastalığından (borreliyoz) şüphelenilmeli ve B. burgdorferi' ye karşı antikorları belirlenmelidir.

İnsanlarda hastalık üç formda seyreder: Ağırlıklı olarak lokalize form (eritem formu), nörolojik form (lenfositik menenjit formu), kronik form (artirit ve kronik dermatit formu). Nörolojik semptomlar nadiren görülür. Köpeklerde buna benzer klinik formlar görülmemektedir.

Belirtileri: İnfeksiyonun şiddetine bağlı olarak:

- Ateş, lenfadenopati

- İştahsızlık, halsizlik,

- Aralıklı gelişen topallık, mono- ya da oligoartrit (% 5-10).

- Miyokardit, aritmi

- Üveit, konjonktivit

- Nefrit, Glomerülonefrit ve böbrek yetmezliği

- Nörolojik bozukluklar

- Sinoviyal sıvıda hacim artışı, Sinovyal sıvı analizinde nötrofil inflamasyonu mevcuttur.

Yatkın köpek ırkları: Bernese Dağ Köpeği, Labrador, Golden Retriever, Shetland Çoban Köpeği

Köpeklerde klinik Lyme hastalığı teşhisi, pozitif serolojik testler, tedaviye yanıt ile kombine edilmiş uygun klinik bulgular, geçmiş bilgiler ve laboratuvar bulguları ile yapılmalıdır.

 

Borrelia burgdorferi (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

Antikor taraması genellikle köpeklerde B. burgdorferi’ ye maruz kalmayı tanımlamak için kullanılır. Lyme aşısı ile bağlantılı olarak yanlış pozitif sonuçların alınabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca başka Spiroket etkenlerin antikorları ile çapraz reaksiyon verme olasılığı mevcuttur (örn. Leptospira spp.). IgG antikorları, klinik olarak başarılı tedaviye rağmen uzun süre yüksek seviyelerde seyredebilir. Bu yüzden, tedavi başarısını bu yöntemle izlemek mümkün değildir.

B. burgdorferi tüm dokularda bulunabildiği için, borreliyozlu köpeklerin çoğu antikor pozitiftir. Sağlıklı köpekler, klinik olarak hasta köpeklerle aynı düzeyde antikor yanıtını geliştirirler. Bundan dolayı B. burgdorferi' ye karşı serum antikorları, sadece klinik hastalığa bağlı değil, B. burgdorferi' ye (veya benzer bir antijene) maruz kalmayı belgelemektedir.

Köpeklerde, IgM antikorları infeksiyonun ilk 60 ila 90. günleri arasında saptanabilir. IgM antikor seviyesinin pik yaptığı dönemlerde klinik bulgular gelişmeye başlar. IgG yanıtı ise 90-120 günlerde pik noktaya erişir ve 1 yılı aşkın süre yüksek seviyelerde seyreder. Yüksek antikor titreleri aktif infeksiyonun göstergesi değildir.

 

Borrelia burgdorferi (Antikor) (0,5 ml Serum) Hızlı test

Borrelia burgdorferi’ ye yönelik antikorları kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Eğer örnekte yeterli miktarda antikor mevcutsa pozitif reaksiyon gözle görülür. Antikor tespitinde hassasiyeti düşüktür, yanlış sonuçlar alınması olasıdır. Hastalık tanısınun onaylanmasında diğer serolojik testler gereklidir.

 

Bruselloz (Köpek)

Brucella canis etkeninin köpeklerde oluşturduğu Brusellozis infeksiyonunu ifade eder. Diğer önemli türler: B. abortus (sığır brusellozu), B. melitensis (koyun ve keçi brusellozu), B. suis (domuz brusellozu), B. ovis (koyun brusellozu). Bu etkenlerin tür spesifitesi bulunmamakta, diğer hayvanlar ve insanlar arasında etkenlerin infeksiyona yol açma olasılığı bulunmaktadır.

Bulaşma, oral ya da genital yolla gerçekleşir. İnfeksiyonun kaynağı latent olarak infekte olan hayvanlardır. Sperma, süt ve idrar başlıca etken kaynağıdır.

Belirtiler: Yüksek ateş, anoreksi, letarji, abort, testis ve epididim infeksiyonları, lenfadenomegali, hiperglobulinemi, diskospondilit, üveit ve üreme bozuklukları.

Köpeklerde Brucella canis infeksiyonu saptamak veya taramasını yapmak için,

Rutin olarak, sağlıklı hayvanların çiftleştirilme ve satın alma öncesinde,

Erkek ve dişi köpeklerde infertilite değerlendirilmesinde test edilmesi endikedir.

 

Brucella canis (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

Genel olarak, Bruselloz tanısında IgG antikorları, IgM antikorlarının saptanmasına göre daha yüksek spesifite gösterir, fakat Brusellozis’ in erken döneminde IgM antikorlarının belirlenmesi tedavide önemli derecede başarı sağlayacak bir veridir. IgM’ nin baskın olduğu infeksiyonun ilk dönemlerinde sadece IgG taraması yapmanın yanıltıcı sonuçlar verebileceği unutulmamalıdır. İnfeksiyonun 8 ila 12 haftalık dönemlerinde IgG antikor testi negatif sonuç verebilir. Antibiyotik tedavisinin titreyi düşürebileceği ve negatif sonuçlara neden olacağı unutulmamalıdır.

 

Calicivirüs infeksiyonu (Kedi)

Calicivirüs, kedilerin göz ve solunum yollarında kompleks bir infeksiyon etkenidir. İnfeksiyon tükürük ya da burun salgıları ile doğrudan temas yoluyla bulaşır. Kuluçka süresi 3-5 gündür. Hayvanın bağışıklık durumuna bağlı olarak, infeksiyonun seyri akuttan subkliniğe kadar değişen formlarda görülebilir. Hayvanlar uzun süre virüsü saçmaya devam ederler. Özellikle kedi nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde hastalığın prognozu kötüdür.

Semptomlar; yüksek ateş, anoreksiya, letarji, stomatit ve oral mukoza ülserasyonu, öksürme, burun akıntısı, kusma, konjunktivit ve bazı vakalarda topallık ve eklem şişmesi 'Romatoid form'.

Calicivirüs ile infekte kedilerde klinik belirtiler akut ya da kronik olarak gelişir ya da hiçbir belirti görülmez. Gizli ya da subklinik infeksiyonlar görülmektedir. Sekonder bakteriyel infeksiyonların neden olduğu pnömonilere rastlamak mümkündür. Kronik vakalarda glomerülonefrit gelişebilir. %67 mortalite oranı ile seyreder, salgın olarak ortaya çıkar ve ilk beş günde semptomlar görülmeye başlanır.

Calicivirüs etkeni, kediler için uygulanan karma aşı içerisinde yer almaktadır.

 

Calicivirüs (Antikor) (0,5 ml Serum) ELISA

İnfeksiyon gelişiminden yaklaşık 14 gün sonra antikorlar tespit edilebilecek düzeye ulaşır. Aşılama ya da infeksiyon nedeniyle gelişen antikorların birbirinden ayırt edilemeyeceği unutulmamalıdır. Aşı kaynaklı pozitiflik 3 ila 4 yıl devam edebilir.

 

Clostridium perfringens Enterotoksini (Kedi / Köpek)

Karnivorlarda Clostridium perfringens’ in kantitatif artışı ve enterotoksin salınımı genel olarak diyareye neden olur. Clostridium toksinleri, kedi ve köpeklerde antibiyotikle ilişkili diyare, toksik megakolon, kronik ishal, enterotoksemi ve psödomembranöz kolit oluşumunda rol oynarlar.

Clostridium infeksiyonundan şüphelenilmesi gereken durumlar; hasta hayvana uygulanan antibiyotik tedavisi sırasında veya sonrasında kronik mide-bağırsak bozukluğu, yakın zamanda uygulanan mide-bağırsak cerrahisi ardından ishal, ateş, halsizlik, aşırı sulu ya da kanlı ishal, dehidrasyon ve / veya kusma belirtileri varlığıdır. Özellikle yavru köpekler hastalığa daha duyarlıdır. İshal nedeninin paraziter veya patojenik bakteriler tarafından oluşmadığı bilinen olgularda tanıya yardımcı olarak Clostridium toksin testinden faydalanılabilir.

Antibiyotiğe duyarlı flora bakterilerin elimine edilmesinden sonra, antibiyotiğe dirençli Clostridium’ ların aşırı kolonizasyonu oluşabilmektedir. Böylece aşırı çoğalma ve toksin üretimi sonucunda kalın bağırsakların iltihaplanması ve uzun süreli diyare gözlenmektedir. Bu gibi durumlarda ölü dokular ve fibrin dokusu iltihaplı bağırsağın üzerinde psödomembranöz kolit denilen yalancı zar oluşturmaktadır.

Bağışıklık sistemi yetersiz, kalın bağırsaklarında akut veya kronik rahatsızlıkları olan hayvanlar, daha önce Clostridium infeksiyonuna yakalanmış olan hayvanlar, mide-bağırsak cerrahisi geçiren hayvanlarda infeksiyon riski artmaktadır.

 

Clostridium perfringens Enterotoksin tayini (1 gr dışkı) ELISA

Test için steril bir kap içinde taze dışkı numunesi gereklidir. Dışkı numunesi idrar ile kirlenmemiş olmalı, örnek alındıktan sonra soğuk zincir altında mümkün olduğu kadar kısa sürede laboratuvara ulaştırılmalıdır. Eski dışkı örnekleri yanlış-pozitif sonuçlar verebilir.

Bu test yönteminde yalancı pozitiflik ya da yalancı negatiflik oranları oldukça düşük olduğu belirlenmiştir. Fakat sulu diyare varlığı ya da hastalığın geç döneminde alınan örneklerde yanlış negatif sonuçlar olasıdır.

C. perfringens toksin varlığı, toksin nedeniyle gelişen hastalığı ifade etmeyebilir. Tam tersi olarak da toksin yokluğu, toksin üreten bakteriler nedeniyle gelişen infeksiyonun olmadığını garanti etmez. Test toksin pozitif olabilir, fakat ishal görülmeyebilir; toksin-negatif diyareli köpekler de ise antibiyotik tedavisine cevap alınabilir. Pozitif test sonuçları hem hasta hayvanlarda hem de klinik olarak sağlıklı taşıyıcı hayvanlarda alınabildiğinden; klinik bulgular, endoskopi ve kolonoskopi gibi bulguların laboratuvar bulguları ile ilişkilendirilmesi gereklidir.

Klinik bulguların görüldüğü fakat toksin testi negatif olan şüpheli vakalarda, test tekrarı yapılabilir veya amoksisilin ya da tilosin ile terapötik deneme yapılabilir.

 

Dirofilariozis – Heartworm (Kalp kurdu) (Kedi / Köpek)

Dirofilaria immitis kardiyovasküler sistame yerleşen, ölümcül ancak önlenebilir bir infeksiyon etkenidir. Bulaşma sivrisinekler (Culex, Aedes, Anopheles spp.) aracılığıyla gerçekleşir.

Kalp kurdu larvaları yeni konağına ulaştığında, birkaç ay sonra erişkin kurtları oluştururlar ve kalp – akciğer kan damarlarına yerleşirler. İnfeksiyonun ileri aşamalarında, kalbe yerleşirler. Parazitlerin varlığı kalp rahatsızlıklarına yol açar, kalp ve akciğer kan damarlarının iltihaplanmasına neden olur. Kalp kurtlarının artan sayıları ya da ölü kurtların varlığı ciddi komplikasyonlara yol açar. Duyarlı hayvanlar kalp kurdu ile birçok kez re-infeksiyon geçirebilir, bu yüzden bir hayvanda infeksiyonun farklı aşamaları aynı anda mevcut olabilir.

Kalp kurdu infeksiyonun şiddeti ve bulguları mevcut kalp kurdu sayısına, infekte köpeğin bağışıklık yanıtına, infeksiyon süresine ve hayvanın aktivitesine bağlıdır. Uzun süreli infeksiyon (1 yıl) kalp ve damarlarda tahribata neden olur, kan damarlarının esnekliği azalır. Kalp kurtları 5 yıl boyunca konakta yaşayabilir. Genel olarak, küçük ırk köpekler büyük köpeklere oranla infeksiyona ve uygulanan tedaviye karşı daha hassas tepkiler göstermektedir.

Klinik bulgular; nefes darlığı, deride mavi renk değişiklikleri, büyümede geri kalma, egzersiz intoleransı, kan tükürme, bayılma, burun kanaması ve karın boşluğunda sıvı birikimi, öksürük. Bulguların şiddeti genellikle köpeğin aktivite düzeyi ile ilgilidir.

Diğer tanı araçları ekokardiyografi (ultrason), göğüs röntgeni, trombositopeni ve bazofilidir.

 

Dirofilaria immitis (Antijen) (KÖPEK***) (0,5 ml Serum) ELISA

İnfeksiyon gelişiminden 5-6 ay sonra mikrofiler antijenler belirlenebilecek düzeye ulaşır. Dişi parazitlerin üreme sisteminde bulunan antijenleri tespit edilmektedir. En az üç gebe kalp kurdunun varlığında bu test güvenilirdir. Yanlış negatif sonuçlar mümkündür (infeksiyon evresine bağlı olarak ölü kalp kurtları – tedavi uygulamaları sonucu, yalnızca erkek kalp kurtlarının varlığı gibi durumlarda).

***Antijen belirleme testleri Dirofilaria immitis infeksiyonu tanısında ya da şüpheli kalp kurdu infeksiyonu doğrulanmasında köpekler için mevcut olan en hassas yöntem olarak kabul edilir.

Şüpheli sonuçlar pozitif ve negatif eşiği arasında kalan reaksiyonu, az miktarda antijen varlığını gösterir. Klinik belirtiler var ise, tekrar test edilmesi tavsiye edilir. Böyle durumlarda daha öncesinde herhangi bir şekilde tedaviye başlanmış olabileceği de unutulmamalıdır.

 

Knott testi-Mikrofilarya (Kedi, Köpek) 

(2 ml EDTA’ lı kan***) Mikroskobi

Mikrofilaryaların zenginleştirmesi yapıldıktan sonra ışık mikroskobu ile incelenmesidir. Diğer mikrofilarya türlerinden ayırt etmek mümkün değildir. Pozitif bir test sonucu Dirofilaria spp. (Dirofilaria immitis / repens)’ i ifade eder.

Bu yöntem; köpeklerde kalp kurdu şüphesinde (sağ kalp hastalığı, öksürük, dispne, eozinofili, poliklonal hiperglobulinemi, protein kayıplı nefropati), dietilkarbamazin, ivermektin veya milbemisin ile profilaktik tedaviye başlamadan önce ve nadiren kedilerde dispne, kardiyomegali, açıklanamayan kusma gibi semptomlarda endikedir. Mikrofilaryaların en erken tespiti infeksiyon gelişiminden 6 ay sonradır. Duyarlılığı yaklaşık %60’ tır. Bu yüzden ELISA Antijen testi ile birlikte kullanılması önerilir. 4 aydan küçük köpek yavrularında gözlenen pozitif sonuç, transplasental yolla transfer olmuş mikrofilaryayı gösterebilir.

 

Distemper İnfeksiyonu (Köpek)

Köpek distemper infeksiyonu subakut veya kronik olarak seyreder. Bulaşma damlacık infeksiyonu şeklinde solunum yoluyla ve her türlü salgı ya da dışkı ile gerçekleşir. Kuluçka süresi 3-7 gündür. Belirtileri virüs suşuna ve hayvanın bağışıklık durumuna bağlı olarak önemli ölçüde değişkenlik gösterir. Sekonder bakteriyel infeksiyonların gelişimi de mümkündür.

 

 
Perakut Form
 
Akut Form
Subakut Nörolojik Form
Geç Form, Yaşlı Köpeklerde
Ateş ve ani ölüm
Ateş, Şiddetli lökopeni
Nöbet geçiren ensefalit
Akut veya subakut hastalık geçmişi olmadan gelişebilir
 
Konjuktivit
Akut bulgular
Nörolojik fonksiyon kaybı
 
Solunum sistemi hastalığı
MSS sekelleri (istemsiz bacak hareketleri)
Yavaş ilerleyen ensefalit
 
MSS hastalığı: spazm, ataksi, parezis
 
Sert ped hastalığı: ayak tabanları ve burun hiperkeratozisi
 
GI hastalığı: kusma, ishal
 

 

 

Distemper virüsü, infeksiyon gelişiminden 8 gün sonra farklı organların (solunum yolu, bağırsak, idrar yolu, deri) epitel hücrelerinde ve BOS' da çoğalmaya başlar. Klinik belirtiler virüs replikasyonunun bulunduğu bölgeye göre değişir. Klinik belirtiler sona erdiği zaman, kronik hastalıklar hariç, virüs saçılması sona erer. Bu zaman zarfında antijen testleri ile belirlenemez.

Birçok distemper aşısı zayıflatılmış virüsü içerir. Aşıdan sonra bu virüs suşları "infeksiyona" sebep olabilir, fakat virulansları azaltılmış olduğundan sadece hafif klinik semptomlara yol açar.

 

Distemper Virus (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) ELISA

Köpeklerde distemper antikorları infeksiyon gelişiminden 14-21 gün sonra tespit edilebilir. Aşılama veya infeksiyon nedeniyle gelişen antikorların birbirinden ayırımı mümkün değildir. Akut distemper vakalarında genellikle düşük antikor seviyesi gelişir. Bu durumda, 14 gün sonra tekrar test edilmesi tavsiye edilir. Aşı durumu kontrolü için, bir kere test etmek yeterlidir. Aşılanan annelerin yavrularında 6 – 10 haftalık süre ile koruma sağlayan maternal antikorlar mevcuttur. Bu yüzden antikor testi en erken olarak 6 haftalık köpeklere uygulanabilir.

İnfeksiyonun erken döneminde IgM sınıfı antikorlar gelişir, IgG seviyesi henüz gelişmez, ilerleyen dönemde IgG seviyesi artmaya, IgM seviyesi düşmeye başlar. Pozitif IgG aşı kaynaklı immünolojik yanıtı gösterebilir. 2-3 hafta sonra titrede dört kat artışın görülmesi, etkene son dönemlerde maruziyeti gösterebilir. Pozitif IgM sonucu yakın zamanda etkene maruz kalmayı veya son zamanlarda (3 hafta) uygulanan aşıyı gösterir.

Distemper antikor tayini özellikle köpek aşılama programlarından sonra bağışıklık düzeyinin değerlendirmesinde yarar sağlayabilir. Seronegatif hayvanlar 2 hafta veya daha fazla süre sonra yeniden test edilmeli, gerekirse tekrar aşılama programı uygulanmalı ya da bu bireylerin bağışıklık yanıtını etkileyen başka bir problemin var olup olmadığı araştırılmalıdır.

BOS ve serumun antikor seviyeleri ELISA ile karşılaştırılabilir. Doğal infeksiyon gelişiminde BOS örneğinde nispeten daha yüksek antikor seviyeleri görülmektedir.

Distemper ELISA antikor yönteminin sensitivitesi %75, spesifitesi %91 olarak belirlenmiştir. Canine Distemper Virüse yönelik antijen araması yapan immünokromatografik hızlı test kitleri de piyasa da bulunmaktadır. Konjuktival bezlerden alınan örneklerde yüksek duyarlılığa sahip olduğu; kan veya nazal örneklerde ise duyarlı bir yöntem olmadığı bildirilmiştir.

 

♦Echinococcus granulosus infeksiyonu (Köpek)

Echinococcus granulosus, hidatidoz–hidatik kist dünyanın birçok ülkesinde (özellikle Akdeniz İkliminde) yaygın paraziter bir infeksiyon etkenidir.

E. granulosus’ un son konağı köpektir. İnfekte olan konağın bağırsaklarında erişkin şerit sayısı fazlaca olmaktadır. Koyun, keçi, sığır ve insanlarda infeksiyona neden olmaktadırlar.

Bağırsaktan dışarı atılan şeridin son halkası (gebe halka) içinde yaklaşık 400-800 adet yumurta bulunur. İnfekte köpeklerin dışkısı ile atılan halkaların parçalanması sonucu yumurtalar çevreye yayılarak su ve gıda maddelerine bulaşırlar. Alınan bu yumurtalar insan ve hayvanların ince bağırsaklarındaki enzimlerin etkisiyle parçalanır ve kan yoluyla karaciğer ve akciğer başta olmak üzere beyin, kalp, böbrek gibi birçok organa yerleşir, bu organlarda hidatik kist’ leri oluştururlar. Bu kistlerin boyutları fındıktan çocuk başı büyüklüğüne kadar değişebilir. Kistleri içeren organlar köpek tarafından yenirse, sindirim esnasında kistler parçalanıp içindeki yumurtalar açığa çıkarak köpeğin ince bağırsağında erişkin şerit haline dönüşür.

İnfekte insanlarda kistin bulunduğu organa bağlı olarak karın ağrısı, bulantı, kusma, sarılık, solunum güçlüğü, öksürük, baş ağrısı, işitme, görme, algılama ve koordinasyon bozukluğu gibi belirtiler görülebilir. Ayrıca bazen travma gibi durumlarda kistlerin patlaması sonucu anaflaktik şok oluşabilir ve ölümlere neden olabilir. Bu hastalığın hayvanlarda tedavisi mümkün değildir. İnsanlarda ise kistlerin ameliyatla çıkarılması mümkün olmakla beraber tedavi çok güç ve risklidir. Son verilere göre bu hastalığın ülkemizde insanlarda yaygınlığı 100.000’ de 4’ tür. Hidatidoz’ un çiftlik hayvanlarında yaygınlığı %1 ile %59 arasındadır. Köpeklerde yaygınlığı ise %1-60 arasındadır.

 

Echinococcus granulosus (Antikor) IgG (0,5 ml Serum) IFA

İnfeksiyon gelişiminden itibaren 10-14 gün sonra antikorlar belirlenebilir seviyeye ulaşır. Pozitif sonuçların klinik bulgular ve diğer laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmesi önerilir. Oluşan IgG antikorları kalıcıdır, pozitif IgG sonucu aktif bir infeksiyonu ya da geçmiş bir infeksiyonu göstermektedir.

 

 Erlişiyozis (Köpek) - Ehrlichia canis / Erlişiyozis (At) - Ehrlichia equi

Ehrlichia canis, köpeklerin monositik / trombositopenik Erlişiyozis' inin bir etkenidir. Rhipicephalus ve Ixodes türü keneler aracılığı ile köpeklere bulaşma gerçekleşir. E. canis etkeni bu yüzden Akdeniz ikliminde yaygın olarak görülür.

3 haftalık bir inkübasyon süresinin ardından gelişen akut hastalık dönemi 2-4 hafta devam eder. Hayatı tehdit eden ciddi komplikasyonlara neden olsa da genellikle hafif seyirli, nonspesifik klinik belirtiler göstermesi ile karakterize bir hastalıktır.

Akut hastalık döneminin ardından, subklinik faz gelişir. Bundan sonra hastalık kronik bir şekilde ilerleyebilir (Her hayvanda kronik form şekillenmeyebilir).

Kronik formda bulgular: BOS rahatsızlıkları (menenjit), polimiyozit ve poliartrit, ödem, iştahsızlık, kronik kilo kaybı, nörolojik semptomlar ve genişlemiş lenf nodülleri.

Alman Çoban köpeklerinde birçok vaka bildirilmiş ve bu ırkların daha yatkın olduğu belirlenmiştir.

Klinik belirtiler: ateş, iştahsızlık, uyuşukluk, lenfadenopati ve splenomegali, kanama artışı, oftalmik ve nörolojik belirtiler.

Laboratuvar bulguları:

– Hematoloji; trombositopeni, hafif anemi, lökopeni, nötropeni. Kronik olgularda; pansitopeni, lenfositoz

– Biyokimya; ALT ve ALP değerleri artar, hipoalbüminemi / hiperglobülenemi, azotemi

– İdrar tahlili; Proteinüri, düşük dansite, bakteriüri

– Pıhtılaşma Bozuklukları; Anormallikler (örn. trombosit disfonksiyonu)

– BOS analizi; Artan protein oranı

– Kemik iliği muayenesi; Plazma hücresi artışı

– Sinovyal sıvı analizi; Dejenere olmayan nötrofil sayısı artışı

– Seroloji; IgG antikorları, infeksiyon gelişiminden 20 gün sonra yavaşça artmaya başlar, 2-5 ayda pik noktaya ulaşarak kalıcı hale gelir. Bazı köpekler 7 gün içinde klinik belirtileri göstermeye başlar fakat bu dönemde seronegatiftirler. Özellikle endemik bölgelerde (Akdeniz İklimi) asemptomatik hayvanlarda taramaların yapılması anlamlıdır. Bazı köpekler tedavi sonrasında seropozitif kalır ve bu durum kalıcı olarak seyreder.

Yaygın ko-infeksiyonlar: Leishmania spp., Babesia spp.

 

Kan paraziti frotisi (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

- Ehrlichia spp. yönünden inceleme

Kan paraziti frotilerinde etken tespiti, sadece hastalığın akut aşamasında mümkündür. Parazitemi, infeksiyondan yaklaşık 10-14 gün sonra gerçekleşir. Kronik infeksiyonlarda, direkt patojen tespiti mümkün olmayabilir. Ehrlichia spp. infeksiyonlarında, etkenler sıklıkla kanda düşük seviyede bulunur. Köpek immünsüpresif olmadıkça, kan yaymasında veya kemik iliği aspirasyon sitolojisinde Morula formları nadiren bulunur. Bu yüzden mikroskobik tespit her zaman başarılı olmayabilir. Bu yüzden serolojik incelemeler (antikor tespiti) tavsiye edilir.

Lütfen dikkat: Kan frotisinde kullanılacak kanın kılcal damardan alınması önemlidir. Negatif sonuçlar hastalığı ekarte etmeye yeterli değildir! Ehrlichia veya Anaplasma' ya karşı etkili olan antibiyotikler yanlış negatif mikroskopi sonuçlarına neden olabilir!

 

Ehrlichia canis (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

E. canis antikorları uzun ömürlü olduklarından infeksiyon teşhisinde antikor tayini yöntemi ile tanıya gitmek daha güvenilirdir. Antikor tayininin, kan frotisinde etkenin doğrudan belirlemesine göre daha yüksek duyarlılığı olduğu bildirilmiştir.

Ehrlichia canis antikorları infeksiyon gelişiminden 3 hafta ve daha fazla zaman sonra gelişmeye başlar. Akut hastalıktan şüphelenildiği durumlarda 2-3 hafta aralık ile 2 test yapılması tavsiye edilir. Rickettsia rickettsii veya Anaplasma platys ile çapraz reaksiyon göstermezler. A. phagocytophilum (Ehrlichia equi), E. chaffeensis, E. ewingii ve Neorickettsia risticii (E. risticii) arasında serolojik çapraz reaktivite değişkenlik göstermektedir. Maternal antikorlardan dolayı 4 aylıktan küçük köpeklerin test edilmesi uygun değildir. Pozitif sonuçlar daha önceki veya mevcut infeksiyonu gösterir. İnfeksiyonun iyileşme döneminden 3-9 ay sonra negatif sonuç alınabilir. 9 ay veya daha uzun süre pozitiflik kalıcı taşıyıcılık durumunu veya tekrarlanan maruziyeti gösterir.

Klinik olarak hasta, seropozitif köpekler en az 28 gün süre ile klinik ve laboratuvar bulguları iyileşene kadar tedavi edilmelidir. Sağlıklı, seropozitif köpekler tedavi edilmesi tartışmalıdır.

 

Ehrlichia canis (Antikor) (0,5 ml Serum) Hızlı test

E. canis’ e yönelik antikorları kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Örnekte yeterli miktarda antikor mevcutsa, pozitif reaksiyon gözle görülür. Antikor belirlemede hassasiyeti düşüktür, yanlış sonuçlar alınması olasıdır. Hastalık tanısının onaylanmasında diğer klinik testler gereklidir. Diğer Ehrlichia türleri ile çapraz reaksiyon görülme olasılığı mevcuttur. Belirli bir titrenin üzerinde pozitif değer alınmasının anlamlı olmasından dolayı IFA ya da ELISA gibi yöntemlerin uygulanması tavsiye edilir.

 

Anaplasma spp. (Antikor) (0,5 Serum) Hızlı Test

Anaplasma spp.’ e yönelik antikorları kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Örnekte yeterli miktarda antikor mevcutsa, pozitif reaksiyon gözle görülür. Antikor belirlemede hassasiyeti düşüktür, yanlış sonuçlar alınması olasıdır. Ehrlichia türleri ile çapraz reaksiyon görülme olasılığı mevcuttur. Diğer hızlı test kitlerinde olduğu gibi kesin bir klinik tanı aracı değildir, tüm klinik ve laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmelidir. İnfekte köpekler, hastalığın klinik bulguları ilk ortaya çıktığı dönemde seronegatif olabilir ve yaklaşık 2 hafta içinde tekrar serolojik testin yapılması gerekebilir. A. phagocytophilum antikorları hem sağlıklı hem de klinik hasta köpeklerde tespit edilebilir ve bu nedenle pozitif test sonuçları klinik hastalığı kanıtlamamaktadır.

 

Feline Coronavirus (Feline İnfeksiyoz Peritonitis) (FIP) (Kedi)

Feline Coronavirüs (FCoV) etkeni kedi popülasyonlarında yaygındır. Hayvanların yaklaşık %50’ si FCoV antikoru pozitiftir. Kedilerin bir arada bulunduğu ortamlarda çoğu kedide pozitiflik mevcuttur.

Bulaşma dışkı yoluyla, oronazal yol ile doğrudan ya da dolaylı olarak gerçekleşir. FCoV ve bu virüsün mutantı olan FIP arasında ayırım yapmak mümkün değildir, genetik benzerlikleri %99’ dur. Kedilerde enterik koronavirüslerin zararsız olduğu, vücudun geri kalan kısımlarında bulunanların patojenik mutantlar olduğu varsayılmasına rağmen, koronavirüslerin replikasyonları sırasında hatalı kopyaları-mutantları gelişerek patojenik varyantlarının teorik olarak her koronavirüsten kaynak alabileceği unutulmamalıdır.

Kedi popülasyonlarında ve özellikle birçok kedinin birlikte yaşadığı ortamlarda (barınak ve kulübe) FIP gelişiminin en önemli faktörlerden biri bağışıklık durumlarıdır. Popülasyonlar içinde koronavirüslerin çoğalması ile hayvanlarda yüksek koronavirüs yükünün bulunması her zaman mutasyon tehlikesi içerir. Patojenik varyantları ve bağışıklık sistemini baskılayan faktörlerin oluşumu, tüm organlara yayılmasına ve makrofajlarda patojen virüslerin çoğalmasına neden olur. Antikor üretimi patojen etkeni ortadan kaldırmaya yeterli değildir. Antijen-antikor immün komplekslerin oluşumunun artması sonucu FIP semptomları gelişir.

Klinik Belirtiler:

Antijen-antikor kompleksleri vaskülit ve poliserözite (eksudatif / ıslak form) ve / veya granülomatöz iltihaplara (kuru formu) neden olur.

Semptomlar bu nedenle çok çeşitlidir:

- Dalgalı ve tedaviye dirençli ateş

- İlgisizlik, anoreksi

- Asites, torasik-abdomen-perikard sıvısı birikmesi

- Dispne

- Glomerülonefrit

- Karaciğer hasarı

- MSS semptomları

- Genişlemiş mezenterik lenf nodülleri

- Sarılık (Hiperbilirubinemi)

- Göz lezyonları (üveit, keratik çökeltiler, sulanma, retina damar hasarı)

- Nörolojik belirtiler (ataksi, nistagmus)

FIP teşhisinde fiziksel muayene, klinik geçmiş ve diğer laboratuvar bulgularının hepsi birlikte değerlendirilmelidir. Laboratuvar bulguları; Efüzyon sıvılarının analizi, hemogram, biyokimya, efüzyon veya kan serumunda FCoV antikor pozitifliği, sitoloji, biyopsi, otopsi ve PCR’ dır.

Hasta sahiplerinin, test sonuçlarının yorumlanmasında bilgilendirilmeleri önemlidir; özellikle pozitif bir antikor titresi, kedinin FIP olduğunu göstermez veya kedinin gelecekte FIP infeksiyonu geliştireceğini göstermez.

Safkan kedi ırkları ve genç hayvanlar hastalığa daha yatkındır.

- Serumda Coronavirüs tespiti için uygulanan serolojik testlerin doğruluğu;

Pozitif tahmin değeri: %44

En yüksek titrelerdeki antikor konsantrasyonları için pozitif tahmin değeri: %94

Negatif tahmin değeri: %90

- Efuzif sıvılardan antikor titresi ölçümü serum titresi ölçümünden daha faydalıdır;

Pozitif tahmin değeri: %90

Negatif tahmin değeri: %79

 

Farklı tanısal metot ve analizlerin kombinasyonu ile FIP tanısı koyma olasılığı artar;

 

Olası bir FIP infeksiyonunda Kan (EDTA’ lı kan ve kan serumu örneği) sonuçları:

 

Hematokrit:
<%30
Anemi:
Non-rejeneratif Anemi
Lenfosit sayımı:
Lenfopeni
Albumin:globulin oranı:
<0.8
Bilirubin:
Hiperbilurubinemi
FCoV ELISA antikor (serum):   
Seropozitif
 

 

Olası bir FIP infeksiyonunda Effüzyon Örneği (abdomen sıvısı) sonuçları:

 

Görünüm:
Sarı renkli, berrak, kokulu ya da kanlı değil
Rivalta testi:
Pozitif
Total Protein:
>35 g / l
Albumin:globulin oranı:
< 0.8
Total lökosit sayımı:
< 2 x 10/ l
Hücre identifikasyonu:
Çoğunlukla nötrofil ve makrofaj
FCoV ELISA antikor (efüzyon): Pozitif
FCoV RT-PCR (efüzyon): Pozitif
 
 

Feline Coronavirüs Antikoru (FCoV) (0,5 ml Serum/Abdomen Sıvısı) ELISA

FCoV antikor varlığının değerlendirmesi genellikle zordur. Pozitif sonuçlar koronavirüse maruz kalındığının göstergesidir, fakat FIP etkeni olan mutant koronavirüse sahip olduğu anlamına gelmez. Şüpheli klinik durumlarda sadece FCoV antikoru pozitifliği tanı için yeterli değildir.

Virüsün yüksek seviyelerde çoğalması FIP hastalığına yakalanma riskini artırır, bu durumda antikor seviyesi yüksektir. Sağlıklı hayvanlarda da seropozitiflik görülebileceği unutulmamalıdır. Titrenin büyüklüğü de enterik FCoV ile FIP arasında ayırım yapmaya yeterli değildir. Fakat taşıyıcı veya risk altında bulunan hayvanların belirlenmesinde yardımcı veriler sunar. FIP bulunan kedilerde antikor negatifliği nadiren görülür – bunun nedenleri ise; hastalık oldukça hızlı ilerleme gösterir ve antikor titresi gecikmeli olarak yükselir, hastalığın son safhalarında antikor oluşumu kaybolur veya immün kompleks oluşumu nedeniyle negatif sonuçlar alınabilir.

Negatif FCoV antikor sonucu FIP’ i ekarte etmeye yeterli değildir. Kediler 3 aylık olana kadar maternal antikorlar taşıdığından test edilmesi uygun değildir. Karın boşluğu sıvısından antikor tayini, sitoloji yapılmasında fayda vardır.

Türkiye’ de uygulanan ve piyasada mevcut olan FIP aşısı yoktur. Fakat bazı ülkelerde (sonuçları kesin olarak bilinmese de) kullanılmaktadır. Eğer bu aşı ile aşılanmış bir hayvan mevcut ise FCoV antikor testinin pozitif çıkma ihtimali unutulmamalıdır.

 

Hızlı testler: Dışkıda FCoV antijeni veya serum antikorunu tespit eden hızlı test kitleri mevcuttur. Hızlı testlerin yanlış sonuçlar verme olasılığından dolayı laboratuvarımızda bu yöntem kullanılmamaktadır, ELISA gibi daha ileri teknik testlerle teyit edilmesi önerilir.

 

Feline Coronavirüs Viral RNA (FCoV-RNA) 

(2 ml EDTA’ lı Kan /  2 ml Efüzyon / 5 gr. Dışkı) Real time-PCR

FIP infeksiyonu oluşturan suşlar ile enterik koronavirüsü oluşturan suşların birbirinden ayırımı serolojik yöntemlerde olduğu gibi PCR yöntemi ile de mümkün değildir, fakat virüsün yerleştiği bölgenin tespit edilmesi ve viral RNA' nın sadece subgenomik formlarının saptanması ile aktif olarak replike olan virüsün tespit edilmesi teşhis için yardımcıdır. FIP virüsünün periferik kanda çoğalması ve enterik koronavirüslerin ise periferik kanda replike olamayacağı esasına dayanır. Böylece, RT-PCR testi ile kanda aktif olarak replike olan virüsler saptanarak tanıya yardımcı veriler elde edilir.

ÖNEMLİ: Serumdan gerçekleştirilen FCoV ELISA antikor verilerine göre test edilmesi ve değerlendirmenin yapılması tavsiye edilir. FCoV ELISA antikor sonucu pozitif ya da şüpheli olanlardan EDTA’ lı kan örneği alınarak FCoV RT-PCR testi uygulanabilir.

Efüzyon veya EDTA’ lı kanda FCoV' un saptanması, eş zamanlı klinik semptomlar ve diğer laboratuvar bulgularının (seroloji, biyokimya, hematoloji, patoloji) varlığında anlamlıdır.

EDTA’ lı kan numunesinde saptanan RT-PCR pozitifliği monosit / makrofaj fraksiyonunda FCoV' a ait viral RNA’ nın mevcut olduğunu göstermektedir. Bu durum, FIP infeksiyonu için spesifik bir bulgudur. Subgenomik viral RNA, kandaki virüsün aktif olarak replike olduğunu gösterir. Enterik koronavirüsler genellikle periferik kanda yer almazlar, ancak yine de enterik koronavirüsa sahip sağlıklı kedilerin kan örneklerinde virüs parçacıkları tespit edilmiştir. Nadiren de olsa, tümör nedeniyle ya da inflamatuvar süreçlerle ilgili olarak enterik koronavirüsler kanda yer alabilir.

Ayrıca dışkı numunesi kullanılarak enterik koronavirüs infeksiyonu belgelenebilir. FCoV' un dışkıda tespit edilmesi, enterik koronavirüs infeksiyonunu göstermekte, ancak FIP hastalığını belirtmemektedir. Virüsün taşıyıcı bireylerini tanımlamak adına kullanılabilir, fakat virüsün saçılmasının kesintili olmasından dolayı negatif sonuçlar alınabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle testin belirli aralıklarla tekrarlanarak yapılması tavsiye edilir (bir hafta arayla 4 örnek). Dışkı örneğinden virüsün saçıldığının belirlenmesi, diğer hayvanlara yönelik bir tehditin var olduğunu göstermektedir.

 

Feline İnfeksiyöz Peritonitis (FIP) Hastalığı Teşhisinde Takip Edilecek Yol

 

Feline Immunodeficiency (bağışıklık yetmezliği) Virusü (FIV) (Kedi)

Retroviridae ailesine ait bir virüstür. Kedi popülasyonlarında prevalansı %0,7 ila 11 arasında değişmektedir. Bulaşma ısırık yaraları (tükürük), anne sütü, çiftleşme veya plasenta yoluyla gelişir. Geçici bir ateş, lenfadenopati ve nötropeni döneminden sonra kediler aylarca asemptomatik olabilir. İnfeksiyonun terminal evresi, normal bağışıklık fonksiyonunun bozulması ve kronik sekonder-fırsatçı infeksiyonlar ile karakterizedir. İnsanların HIV infeksiyonu gibi, nötralize edici antikor üretimi olmasına rağmen, virüsler elimine edilemez. Virüs ciddi derecede immunosupresyona yol açar.

Belirtileri: FIV infeksiyonu 4 aşamaya ayrılabilir.

Akut Faz: Bir aylık sürede

- Ateş

- Nötropeni

- Lenfadenopati

Asemptomatik Faz: 3-7 yıl sürede

Nonspesifik semptom Fazı: Değişken sürelerde

- Ateş

- Lenfadenopati

- Lökopeni, anemi, trombositopeni

- İlgisizlik, anoreksi, kaşeksi

- Stomatit, rinit, enterit

- Davranış değişiklikleri

AIDS benzeri Faz: yaklaşık bir yıl sürede

- Fırsatçı infeksiyonlar

- Neoplazi

- MSS Belirtileri

 

FIV (Antikor) (0,5 ml Serum) ELISA

Rutin teşhis ve tarama testi olarak FIV Antikor ELISA testi tercih edilmektedir. İnfeksiyon gelişiminden 2-4 hafta sonra infekte kedilerin yaklaşık %95’ i seropozitiflik gösterir. İnfeksiyonun son aşamalarında herhangi bir antikor tespiti mümkün olmayabilir. 6 aylıktan küçük kedilerde maternal antikor varlığından dolayı testin yapılması tavsiye edilmez. Anneleri FIV infeksiyonu geçirmiş ise yavrularının FIV antikoru pozitif olmasına neden olabilir, yavrunun 8-12 hafta sonra yeniden test edilmesi gereklidir. Gebe bir kedide FIV infeksiyonu tespit edilmişse, yavrulardan bazılarının infekte olması muhtemeldir, >6 aylıkken hepsinin test edilmesi önerilir. Pozitif sonuçlar sadece infeksiyonu işaret eder, test aşıdan dolayı gelişen antikorları tespit etmemektedir. FIV infeksiyonu ile ilişkili pek çok fırsatçı infeksiyon gelişebilir, diğer infeksiyonların varlığı uygulanacak tedaviyi belirleyici olacaktır. Örneğin, üveit ile seyreden birçok FIV seropozitif kedide, Toxoplasma gondii infeksiyonu mevcuttur.

 

FIV (Antikor) - FeLV (Antijen) (0,5 ml Serum) Hızlı test

FIV antikoru – FeLV antijenini kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Eğer örnekte yeterli miktarda antikor mevcutsa pozitif reaksiyon gözle görülür. FIV infeksiyonunun teşhisinde yalnızca tek kriter olarak kullanılmaması tavsiye edilir. Tüm hızlı test kitlerinde olduğu gibi, sonuçlar diğer klinik bilgilerle birlikte yorumlanmalıdır. Negatif sonuçlar FIV infeksiyonu ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

 

Feline Leukemia Virus (FeLV) (Kedi)

Etken Retroviridae ailesine ait bir virüstür. Avrupa’ da kedilerde görülme sıklığı %1 ile 8 arasında olduğu bildirilmiştir. Bulaşma; plasenta, anne sütü, tükürük veya diğer vücut sıvıları ile (idrar, kan) gerçekleşir. İnfekte hayvanların bazılarında idrar kesesi, göz ve süt kanallarında virüsün çoğalması gerçekleşebilir. Hastalığın seyri hayvanın bağışıklık durumu ve maruz kalınan patojenin virülansına bağlı olarak değişir. FeLV ile infekte kedilerde nadir olarak FeLV-ilişkili infeksiyon belirtileri gelişir. Birçok etkilenen hayvanda infeksiyon sınırlı ve baskılanmış şekilde seyreder. İnfekte kedilerin büyük bir kısmı iyi bir bağışıklık reaksiyonu göstererek viremi döneminden önce patojeni elimine etmeyi başarabilirler. Bu durumda kanda FeLV antijeni tespiti mümkün değildir. Bazı maruz kalan hayvanlar 16 hafta boyunca geçici bir viremi dönemi yaşayabilir. Bu süre boyunca, virüs saçılımı gerçekleşir ve hücre dışı antijenler kanda tespit edilebilir. Konak bağışıklığına bağlı olarak, virüs çoğalması ve kalıcı viremi dönemi devam edebilir / etmeyebilir / tamamen elimine edilebilir.

Virüs replikasyonu sırasında (çoğalma evresinde) virüs infekte hücre içinde yer aldığından kan örneğinde hücre-dışı ya da hücre içi FeLV antijeninin tespiti mümkün olmayabilir. İnfekte olmuş hücrelerin sayısına bağlı olarak, kemik iliği veya kan örneğinde PCR ile tespiti mümkün olabilir.

Eğer infekte kedide yeterince nötralize edici antikor üretimi gerçekleşemiyor (bağışıklık sistemi yetersiz) ise kalıcı viremi safhası oluşur. Bu kedilerde prognoz kötüdür ve genellikle 3-5 yıl içinde ölüm gözlenmektedir. Ciddi şekilde virüs saçılımına neden olduklarından diğer kedilerde de infeksiyon riski oluşturmaktadırlar.

Bir bireyin kedi popülasyonuna katılmadan önce infeksiyon riskini ortadan kaldırmak adına test edilmesi gereken bir hastalıktır.

Hastalığın evresine ve şiddetine bağlı olarak aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:

- Tümor: lenfoma, lösemi, miyeloid tümör, fibrosarkom

- FeLV-ilişkili belirtiler: ateş, anoreksiya, ilgisizlik, stomatit, gingivitis, apse, solunum semptomları, gastrointestinal semptomlar

- Kemik iliği: Lökopeni, nötropeni, non-rejeneratif anemi, trombositopeni

- İmmün aracılı hastalıklar: otoimmun hemolitik anemi, glomerülonefrit, üveit, poliartrit

- Üreme bozuklukları: abort, ölü Doğumlar, neonatal ölümler

 

FeLV (Antijen) (0,5 ml Serum) ELISA

Ekstraselüler FeLV-p27 antijen tespiti infeksiyon gelişiminden yaklaşık 4 hafta sonra mümkündür. Latent infekte kedilerde yanlış negatif sonuçlar görülebilir. Bu gibi durumlardan şüphelenildiğinde test 6 hafta sonra tekrar edilmelidir; sonraki pozitif sonuç geçici veya kalıcı viremiyi gösterecektir. FeLV infeksiyonu sonrası iyileşme olduğu varsayılan kedilerin yaklaşık yarısında, kemik iliğinde gizli infeksiyon vardır. Bu hayvanların kanında düşük sayıda virüs bulunduğundan, kan örneklerinde standart testler ile antijen tayini yapmak mümkün değildir. Aşılama viremiye yol açmaz, aşıdan dolayı sonuçlar etkilenmez, aşı kaynaklı yanlış pozitif sonuçlar mümkün değildir. Kedi yavrularında FeLV infeksiyonu, doğumdan yaklaşık 3 ay sonrasında saptanabilir.

 

FIV (Antikor) - FeLV (Antijen) (0,5 ml Serum) Hızlı test

FeLV antijenini kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Eğer örnekte yeterli miktarda antijen mevcutsa pozitif reaksiyon gözle görülür. FeLV infeksiyonunun teşhisinde tek kriter olarak kullanılmaması tavsiye edilir. Tüm hızlı test kitlerinde olduğu gibi, sonuçlar diğer klinik bilgilerle birlikte yorumlanmalıdır. Negatif sonuçlar FeLV infeksiyonu ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

 

Helicobacter pylori infeksiyonları (Kedi)

Gastrit, kronik kusma, ishal, mide ülseri veya kanseri gibi belirtilerle karakterize; midenin mukozal membranına yerleşen Helicobacter pylori etkeninin oluşturduğu infeksiyonlardır. Bununla birlikte, sağlıklı hayvanlarda da varlığı olasıdır, kedi popülasyonlarında prevalansı %40-100 arasındadır.

 

Helicobacter pylori (Antijen) (1 gr Dışkı / Mide içeriği) Hızlı test

Helicobacter pylori antijenini kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Örnekte yeterli miktarda antijen mevcutsa pozitif reaksiyon gözle görülür. Sonuçlar klinik bulgular ile birlikte yorumlanmalıdır. Negatif sonuçlar infeksiyon ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

 

Hemobartonellozis (Hemotropik Mikoplazmalar) (Kedi / Köpek)

Etkenler kedide; Haemobartonella felis (Mycoplasma haemofelis), köpekte; Haemobartonella canis (Mycoplasma haemocanis)’ tir.

Daha önce Haemobartonella spp. cinsinde yer alan patojenler artık Mycoplasma spp. cinsinde tanımlanmaktadır. Kedilerde Haemobartonella felis (Mycoplasma haemofelis) immun sistemi baskılanmış hayvanlarda patojenik etkilerini göstererek infeksiyona neden olmaktadır.

İnfeksiyon çoğunlukla hafif seyirli veya subkliniktir. Fakat FeLV gibi infeksiyonlar ile eşzamanlı immunsupresyon durumlarında daha şiddetli seyir gelişebilir. Aynı şekilde köpeklerdeki klinik seyir; immunosupresyon durumuna, splenektomi uygulamasına veya eşzamanlı başka bir infeksiyonun varlığına göre değişmektedir. Bulaşma, bit, pire, kene, kan transfüzyonu ve ısırık yaraları – travmaları ile gelişir.

Klinik belirtiler: akut / subklinik / kronik (gizli) formlarda gelişmektedir.

- Ateş (40 ° C)

- Hemolitik anemi: Rejeneratif anemi, pozitif Coombs testi (bazı vakalarda), nötrofili ve monositoz

- İkter, bilirubinüri

- Hepa-Splenomegali

- Anoreksi, ilgisizlik

 

Kan paraziti frotisi (2 ml EDTA’ lı kan) Mikroskobi

- Haemobartonella spp. (Mycoplasma spp.) yönünden inceleme

Kan paraziti frotilerinde etkenin direkt tespiti, sadece hastalığın akut aşamasında mümkündür. Kan yaymalarının Giemsa ile boyanması ve ışık mikroskobunda incelenmesi sonucu Haemobartonella spp. (Mycoplasma spp.)’ lerin belirlenmesi esasına dayanır. Organizma, küçük koklar şeklinde eritrosit yüzeyine bağlanmış halka ya da çubuklar olarak görülmektedir. Howell Jolly cisimcikleri, leke çökeltileri veya diğer eritrositer parazitlerin yanlış identifikasyonu nedeniyle yanlış pozitiflik yaygındır, bu yüzden uzman tarafından inceleme yapılması gereklidir.

Hastalığın kronik seyirli asemptomatik ve parazitemi aşamaları değişkenlik göstermektedir. Organizmanın doğrudan tespiti, bu nedenle her zaman mümkün değildir! Antibiyotik tedavisi infeksiyonu maskeleyebilir.

Lütfen dikkat: Negatif sonuçlar hastalığı ekarte etmeye yeterli değildir! Kan yaymasının EDTA’ lı kan örneğinden taze olarak hazırlanması önemlidir, bu yüzden frotisi hazırlanmış örneklerin gönderilmesi uygun değildir!

 

Herpesvirus infeksiyonları – Canine (Köpek)

Canine Herpes Virüs-1 (CHV) yeni doğan ve genç köpeklerde ölümcül hemorajik infeksiyona neden olan bir virüstür. Doğum kanalı yoluyla, oro-nazal yol ile bulaşma gerçekleşir. Virüs burun mukozası, bademcikler ve yutağın yüzey hücrelerinde çoğalır.

Yaşlı hayvanlarda genellikle sadece doğurganlık etkilenir, hafif solunum belirtileri ya da genital infeksiyon oluşur. Hayvanlar asemptomatik de olabilir, ancak bu subklinik bireyler virüs saçıcı olarak hastalığın bulaşmasında önemli rol oynarlar. İnkübasyon periyodu 6-10 gündür. Hayatta kalan yavru hayvanlar ömür boyu taşıyıcı kalır. Daha sonraki bir dönemde latent infeksiyon gelişebilir. Bazılarında nörolojik hastalıklar, zor yürüme ve körlük gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Latent infeksiyonların stres ya da kortikosteroidler gibi bağışıklığı baskılayan ilaçlar tarafından aktive edilmesi söz konusudur.

CHV aynı zamanda Kennel Cough’ ın bir etkenidir. Çoğu yetişkin köpek öksürük veya hapşırma ile yayılan parçacıkların solunması yoluyla infekte olur.

Klinik Belirtiler:

Yavrularda: Halsizlik, depresyon, burun akıntısı, yumuşak sarı dışkı ve emme refleksi kaybı. Göz lezyonları; keratit, üveit, optik neurit, retinit ve retina displazi. Termoregülasyonda bozukluklar meydana getirerek vücut sıcaklığının 25°C-30°C seviyesine inmesini sağlar. Düşük vücut ısısı virüsün yayılmasına yardımcı olur.

Gebe dişiler: infeksiyon sonucu abort gelişebilir. Hayatta kalan köpeklerin bazıları virüsün taşıyıcısı olarak diğer köpekleri infekte edebilir.

Yetişkin köpekler: üreme kanalı infeksiyonu doğum sırasında yavruya bulaşmayı sağlar. Üreme kanalının bozulması sonucu ölü doğum ve kısırlık gelişebilir. Damızlık olarak kullanılan hayvanlarda hastalığın kontrolü yapılması önemlidir.

 

Canine Herpesvirus (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

Özellikle subklinik taşıyıcıların tanımlanmasında yardımcı bir tanı aracıdır. Antikorlar infeksiyon gelişiminden 3-4 hafta sonra belirlenebilir düzeye ulaşır. Yavrularda akut infeksiyondan şüpheleniliyor ise 3 haftalık ara ile 2 kere test edilmesi önerilir. Akut infeksiyonların belirlenmesinde (belirtilerin başladığı dönemde kan örneği alınmak koşulu ile) IgM varlığının ortaya konması önemlidir. Taşıyıcı hayvanların belirlenmesinde ise IgG varlığının belirlenmesi esastır. Aşılamadan dolayı seropozitifliğin gelişebileceği unutulmamalıdır. Aşılama ve infeksiyon kaynaklı antikorların ayırımı mümkün değildir.

Tanı hasta geçmişi, klinik belirtiler ve pozitif seroloji (IgM ve / veya IgG) bilgilerinin tümü ile birlikte yapılmalıdır. 1:80 ve daha yüksek titre patojen ile teması ifade etmektedir.

 

Herpesvirus infeksiyonları – Feline (Kedi)

Feline Herpes Virüs-1 (FHV) veya rhinotracheitis virüsü kedi gribi hastalığı kompleksini oluşturur. Tükürük ya da burun salgıları ile doğrudan temas ile bulaşır.

Kuluçka süresi 2-4 gündür. 1-3 hafta süren hastalık sürecinin sonunda, çoğu infeksiyon gizli faza girer. Yavrularda daha ağır şekilde seyreder. Kronik hastalık nispeten nadir görülür. Birçok infekte kedide latent infeksiyon mevcuttur ve bu bireyler aralıklı olarak virüsü saçabilir.

Klinik Belirtileri:

- Ateş

- Anoreksiya, ilgisizlik

- Keratokonjunktivit

- Rinit

- Bronkopnömoni

- Abort (nadir)

Herpesvirüs etkeni, kediler için uygulanan karma aşı içerisinde yer almaktadır.

 

Feline Herpesvirus (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) ELISA

Özellikle subklinik taşıyıcıların tanımlanmasında yardımcı bir tanı aracıdır. Antikorlar infeksiyon gelişiminden 3-4 hafta sonra belirlenebilir düzeye ulaşır. Yavrularda akut infeksiyondan şüpheleniliyor ise 3 haftalık ara ile 2 kere test edilmesi önerilir. Akut infeksiyonların belirlenmesinde (belirtilerin başladığı dönemde kan örneği alınmak koşulu ile) IgM varlığının ortaya konması önemlidir. Taşıyıcı hayvanların belirlenmesinde ise IgG varlığının belirlenmesi esastır. Aşılamadan dolayı seropozitifliğin gelişebileceği unutulmamalıdır. Aşılama ve infeksiyon kaynaklı antikorların ayırımı mümkün değildir.

Tanı hasta geçmişi, klinik belirtiler ve pozitif seroloji bilgilerinin tümü ile birlikte yapılmalıdır.

 

Leishmaniazis (Köpek)

Leishmaniazis etkeni Leishmania infantum’ dur. Nadiren diğer türleri de izole edilmiştir. Bulaşma Tatarcık sineği (Phlebotomus) güveleri ile gerçekleşir. Akdeniz Bölgesi, deniz kıyısı ve ada ülkelerinde sıklıkla görülür. Kuluçka süresi 1 yıl kadar sürebilir.

İnsanlarda üç ayrı form tarif edilmiştir: visseral (VL), deri (CL) ve mukokutanöz (MCL). Köpeklerde genellikle L. infantum’ dan kaynaklanan kronik visero-kutanöz hastalık (köpek leishmaniazisi, CanL) gelişir. Endemik bölgelerde köpeklerin asemptomatik infeksiyonları yaygındır. İnfeksiyon sonucu gelişen parazitlerin elimine edilmesi konağın bağışıklık düzeyine bağlıdır.

Klinik belirtiler:

- Kilo kaybı

- Anoreksiya, ilgisizlik, enterit

- Hiperkeratoz, alopesi (göz bölgesinde başlayarak), dermatit, deride çatlaklar

- Pansitopeni

- Lenf nodülü ödemi

- Hipoproteinemi, hipoalbüminemi, hipergamaglobulinemi

- Hepa-Splenomegali

- Glomerülonefrit

- Poliartritler

- Keratokonjunktivit, üveit, iritis, körlük

- Epistaksis

Laboratuvar Bulguları:

– Hematoloji; Anemi, trombositopeni, lökopeni, lenfositoz / lenfopeni, Coombs testi pozitif (bazı vakalarda).

– Pıhtılaşma Bozuklukları; Uzun pıhtılaşma süreleri

– Biyokimya; Hiperglobülenemi, hipoalbuminemi, artan karaciğer enzimleri, azotemi

– İdrar tahlili; Proteinüri

– Seroloji; Leishmania spp. (Antikor), Antinükleer antikor testi (ANA) -bazı vakalarda- pozitiftir.

Yaygın ko-infeksiyonlar; Ehrlichia spp., Babesia spp., Dirofilaria immitis

 

Leishmania spp. (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

Klinik olarak infekte hayvanların büyük çoğunluğunda antikorlar tespit edilebilir düzeydedir. Serolojik testler hastalığın erken safhalarında dahi teşhis koymak için tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle endemik bölgelerde taramalar yapmak için uygun bir test aracıdır.

Kuluçka döneminin uzun olmasından dolayı klinik bulgu gösteren hayvanların çoğunluğu seropozitiftir. Ancak yine de endemik bölgelerde klinik belirti göstermeyen asemptomatik taşıyıcılar da seropozitiflik gösterebilir. İnfeksiyon gelişiminden 2-3 hafta içinde IgG gelişir ve çoğu vakada yüksek seviyede seyreder, ancak tedaviden sonra 45-80 gün içinde azalmaya başlar. Negatif sonuç elde edilirse, yanlış negatifliği önlemek için 1 ay sonra tekrarı önerilir.

 

Leishmania spp. (Antikor) (0,5 ml Serum) Hızlı Test

Leishmania spp.’ ye yönelik antikorları kalitatif olarak tespit eden immünokromatografik hızlı test kitleri mevcuttur. Yanlış sonuçlar alınması riskinden dolayı diğer testler kullanılarak teyit edilmesi, klinik ve laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Negatif sonuçlar Leishmaniazis infeksiyonu ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

 

Leptospirozis (Köpek)

Leptospirozis dünyada yaygın, hayvan ve insanlara ait zoonoz bir hastalıktır. Köpeklerde infeksiyonlar L. canicola, L. icterohaemorrhaigae, L. grippotyphosa, L. pomona tarafından gelişmektedir. Kedilerde infeksiyonun gelişme ihtimali olsa da belirtiler nadiren görülür.

Leptospirozis infekte idrarla temas; cinsel yol; plasenta transferi; infekte dokuların yenmesi ile hayvanlar arasında iletilir. Durgun veya yavaş hareket eden su birikintileri Leptospira için uygun bir yaşam alanıdır. Leptospirozis sıcak iklimlerde ve yüksek yağış alan bölgelerde daha sık görülür. Kurak bölgelerde su kaynaklarının etrafında daha sık görülür.

Birçok memeli hayvan leptospira etkenini taşıyabilir. Bunların en yaygınları sıçanlar, fareler, köpekler, sığırlar, domuzlar, (hem evcil hem yabani), atlar, kediler ve koyunlardır. Çiftlik ortamında yaşayan ve kemirgenlerle sürekli temasta olan köpekler risk altındadır.

Hayvanlarla yakın teması olan veya hayvan idrarı ile pisletilmiş su, çamur, toprak veya bitkilere maruz kalan kişiler de büyük risk altındadır. Bazı meslekler yüksek risk taşır (örneğin: çiftçiler, veterinerler, mezbaha çalışanları, şeker kamışı ve muz yetiştiricileri).

Bakteri idrar yoluyla atılır ve vücuda mukozalardan veya bütünlüğü bozulmuş deriden girer. İç organlara yerleşerek 4-10 gün süren çoğalma dönemine girer. Bu dönemin sonunda;

Klinik belirtileri:

- Yüksek ateş

- Anoreksiya, kusma, enterit

- Poliüri / polidipsi

- Hemoliz, ikterus

- Kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları (idrarda azalma) - geri dönüşümsüz böbrek yetmezliği

- Üveit, retinitis

- Kaslarda hassasiyet

- Şok eğilimleri, kısa sürede ölüm gerçekleşebilir.

Genellikle sadece bir veya daha fazla serovar içeren aşılar mevcuttur. Günümüzde geçerli karma aşılarında L. canicola ve icterohaemorrhagiae serovarlarına karşı koruma sağlanır. Ancak, aşılı hayvanlar, aşı kapsamına girmeyen L. grippotyphosa, pomona ve bratislava gibi serovarlardan etkilenebilirler. Aşıların etkisiz olduğu durumlarda köpekler asemptomatik taşıyıcılar olarak insan ve hayvanlara hastalığı bulaştırabilirler.

 

Leptospira spp. (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) IFA

İnfeksiyondan 1 hafta sonra IgM antikorları saptanabilir, 2 hafta sonra pik seviyeye ulaşır ve sonra azalır. IgG antikorları 2–3 hafta sonra gelişmeye başlar, 1 ay sonra pik seviyeye ulaşır. Aşılama ya da infeksiyon kaynaklı antikor ayırımının yapılamayacağı unutulmamalıdır (Köpek karma aşıda L. canicola ve icterohaemorrhagiae yer alır, diğer serovarlara yönelik koruma oluşmaz)!

Diğer spiroket infeksiyonları veya aşılama sonrası çapraz reaksiyonlar gelişebileceği için, yanlış pozitif sonuçlar alınması mümkündür. Seroprevelans coğrafi bölgeye ve populasyona bağlı olarak değişebilir. Test sonuçlarının yorumlanması her zaman klinik verilere dayalı olmalıdır.

1:200 ve daha yüksek titre bireyin patojen ile temasını ifade etmektedir.

Hayvanlarda akut hastalık varlığında henüz antikor oluşumu gerçekleşmediğinden, seronegatiflik görülebilir. Bu durumlarda 2-3 hafta ara ile 2 örneğin test edilmesi önerilir.

 

Neosporozis (Köpek)

Neospora caninum sığırlarda abortusun en sık nedenidir. Genç köpeklerde ise bu etken nöromüsküler bozukluklara sebep olur. Çakallar, kurtlar ve köpekler parazitin son konağıdır. Ara konakların (sığır, koyun, keçi, geyik) dokularında bulunan kistleri sindirim yoluyla alan köpekler, 5 gün sonrasından itibaren 2-3 hafta (4 aya kadar) boyunca ookistleri saçarlar. Şehir köpeklerinde de yüksek seroprevalans görülmektedir. Ookistler birçok dokuya yerleşebilir, ancak kas dokularına yerleştiğinde klinik belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Klinik Belirtileri;

- Kas atrofisi, anormal postürler

- Hiperekstensiyonlar

- İlerleyici felç, yutma güçlüğü (ölüme neden olan belirtiler)

- Baş eğilmesi

- Disfaji

- İdrar kaçırma

- Abort

- Laboratuvar bulguları: Eozinofili (bazen), kreatin kinaz, AST, ALT ve safra asitleri artışı, BOS’ ta lökosit (genellikle nötrofil veya eozinofil) artışı, total protein artışı

Generalize formda;

- Miyozit, Miyokardit

- Ülseratif dermatit

- Pnömoni

- Meningoensefalit

- Kronik hastalık ve yaşlı hayvanlarda davranış değişiklikleri (saldırganlık, ilgisizlik)

Serbest dolaşan veya sığırların olduğu ortamda yaşayan köpekler; Basset Hounds, Boxer, Alman kısa tüylü Pointer, Golden Retriever, Greyhound ve Labrador Retriever ırkı köpeklerin infeksiyona daha yatkın olduğu belirlenmiştir.

Yaygın ko-infeksiyonlar: Leishmania spp.

 

Neospora caninum (Antikor) IgG ve IgM (0,5 ml Serum / BOS) IFA

İnfeksiyon başlangıcından 14 gün sonra antikor gelişimi başlar ve N. caninum' a karşı gelişen antikorlar yıllarca varlığını koruyabilir. Bu nedenle seropozitiflik her zaman klinik hastalık anlamına gelmez.

Tanı; hasta geçmişi, klinik belirtiler ve pozitif seroloji bilgilerinin tümü ile birlikte yapılmalıdır. İnfekte köpeklerin dışkısında yapılan paraziter incelemelerde neospora ookistlerinin tespit edilemeyeceği ya da çok nadir tespit edilebileceği unutulmamalıdır.

N. caninum, Toxoplasma gondii ile yakından ilişkili olduğundan Toxoplasma spp. infeksiyonu durumunda, antijenik çapraz reaksiyon ile yanlış pozitif sonuçlar görülebilir. Bu yüzden her iki testin birlikte incelenmesi tavsiye edilir.

Hayvanlarda akut hastalıkta henüz antikor oluşumu gerçekleşmediğinden, seronegatiflik görülebilir. Akut infeksiyon şüphesinde 2-3 hafta ara ile alınan 2 örneğin test edilmesi önerilir.

Taşıyıcı hayvanlardan ya da geçmişinde klinik neosporozis bulunan bireylerden yavru elde edilmemelidir. Üreme amacıyla kullanılan köpeklere tarama testi yapılması önerilir.

Seropozitif köpeklere glukokortikoid gibi bağışıklık baskılayıcı ilaçlar uygulanmamalıdır.

 

Panleukopeni infeksiyonu – Feline (Kedi)

Kedilerin panleukopeni infeksiyonunun etkeni, köpeklerin parvoviral enterit etkeni ile yakından ilişkilidir. Hastalığın seyri, konağın yaşı ve immun sistemine bağlı olmak üzere subklinik ya da perakuttur. Bulaşma infekte dışkı veya kontamine objelerle temas yoluyla, oro-nazal yolla gerçekleşir. Virüs çoğalması yüksek hızda, özellikle bağırsak mukozası, kemik iliği, lenf dokusu, miyokard, retina ve beyincik gibi dokularda gerçekleşir.

Klinik Belirtiler;

- Abort, mumifikasyon, yüksek ateş / hipotermi

- Anoreksi, letarji

- Kusma, ishal (kanamalı), dehidrasyon

- Lökopeni, lenfopeni

- Dispne, kardiyak semptomlar, serebellar hipoplazi

 

Panleukopeni Virus – Feline (Antijen) (1 gr Dışkı) ELISA

Virüs, hastalığın başlangıç aşamasından itibaren dışkı ile saçılmaya başlar, fakat hastalığın iyileşme ve hastalık belirtilerinin görülmeden önceki döneminde yanlış negatif sonuçlar görülebilir. Antijenler klinik belirtilerin başlamasından 3-4 gün sonra belirlenebilir. 4 hafta içinde modifiye edilmiş canlı aşı ile aşılama mevcut ise yalancı pozitif sonuçlar alınabilir.

 

Parvovirüs infeksiyonu – Canine (Köpek)

Köpeklerin parvoviral enterit etkeni, kedilerin panleukopeni infeksiyon etkeni ile yakından ilişkilidir. Köpek Parvovirüsü ile yapılan çalışmalarda kedilerde de klinik hastalığın görüldüğü bildirilmiştir. Hastalığın seyri, konağın yaşı ve immun sistemine bağlı olmak üzere subklinik ya da perakuttur. Bulaşma infekte dışkı veya kontamine objelerle temas yoluyla, oro-nazal yolla gerçekleşir. Virüs çoğalması yüksek hızda, özellikle bağırsak mukozası, kemik iliği, lenf dokusu ve miyokard gibi dokularda gerçekleşir.

Klinik Belirtiler;

- Yüksek ateş / hipotermi, anoreksi, letarji

- Kusma, ishal (kanamalı), dehidrasyon

- Lökopeni – lenfopeni – nedeni bilinmeyen nötropeni

- Dispne, kardiyak semptomlar

 

Parvovirüs – Canine (Antijen) (1 gr Dışkı) ELISA

Virüs hastalığın başlangıç aşamasından itibaren dışkı ile saçılmaya başlar, fakat hastalığın iyileşme veya hastalık belirtileri görülmeden önceki döneminde yanlış negatif sonuçlar görülebilir. Antijenler klinik belirtilerin başlamasından 3-4 gün sonra belirlenebilir. 4 hafta içinde modifiye edilmiş canlı aşı ile aşılama mevcut ise yalancı pozitif sonuçlar alınabilir. Hastalığın çok erken döneminde yapılan testlerde yanlış negatiflik görülebilir. Bu köpeklerde, 36 ila 48 saat sonrasında test tekrar edilmelidir. Virüs saçılımı, hastalığın ilk haftasından sonra azalmaya başlar, geç dönemde uygulanan test negatif sonuç verebilir.

 

Parvovirüs – Canine (Antijen) (1 gr Dışkı) Hızlı Test

Hızlı test kitleri ile yapılan dışkıda Parvovirus antijen testinde yanlış sonuçlar olasıdır. Tüm hızlı test kitlerinde olduğu gibi, kesin klinik tanı, ancak klinik ve diğer laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirdikten sonra yapılabilir.

 

Toksoplazmozis (Kedi / Köpek)

Toksoplazmozis etkeni Toxoplasma gondii, dünya çapında yaygındır. Sadece kediler son konaktır, tüm sıcak kanlı hayvanlar (insanlar dahil) ara konak olarak kabul edilir.

Kedilerde klinik hastalık nadir olarak, genellikle genç veya bağışıklığı baskılanmış hayvanlarda görülür. İnfeksiyon kedilerin ara konaklara ait kistleri içeren etlerin yenmesi veya infektif ookistleri içeren kedi dışkısına maruz kalınması ile gelişir. Hemen hemen her organda kolonize olarak kedilerin bağırsak epiteline yerleşir. 3 ila 9 gün içinde ookistler saçılmaya başlayabilir. Genellikle kedi ve köpeklerde, infeksiyona yönelik bağışıklık yanıtı gelişir, fakat infeksiyonu ortadan kaldırmaya yeterli değildir, etken infekte hayvanların dokularında kistleşmiş bradikozitler olarak yaşam boyu varlığını sürdürür.

Klinik hastalık tablosu ekstraintestinal aşamayla ilgilidir. Kistler uzun süre hayatta kalarak dokularda yaşayabilir ve kistler reaktive olduğunda klinik hastalık tablosu oluşur.

Kedilerin yaklaşık %20' si 18-35 gün boyunca etkeni dışkıları ile saçarlar. Diğer sıcakkanlı hayvanlar ve insanlarda infeksiyon, pişirilmemiş etlerin yenmesi veya kedi dışkısı kaynaklı infektif ookistlerle teması ile gerçekleşir. Kısa bir parazitemi döneminden sonra parazitler tüm organlarda kolonize olur, ancak kedi haricindeki diğer türlerde dışkı ile saçılım gerçekleşmez.

İnfeksiyon kedilerde genellikle subkliniktir, fakat bazı vakalarda şu klinik bulgular görülür:

- Yüksek ateş

- Anoreksi, ilgisizlik, kas rahatsızlıkları

- Pnömoni

- Enterit, ikterus, pankreatitis

- Retinopati (üveit)

- Abort (insan, koyun, keçi)

- Ensefalit, sinirsel semptomlar

- Pnömoni

- Lenf nodülü büyümesi, immünsüpresif tedaviye yanıt alınamayan inflamatuvar rahatsızlıklar

- Laboratuvar bulguları: karaciğer enzimleri, bilirubin ve safra asitleri, kreatin kinaz artışı; hipoalbuminemi ve hiperglobülenemi.

NOT: Flotasyon yöntemiyle kedi dışkısında toksoplazma ookisti (Koksidiyoz etken) tespitinin her zaman mümkün olmayacağı unutulmamalıdır. Çünkü dışkı ile atılım aralıklı olduğundan sonuçlar güvenilir değildir, negatif sonuçlar infeksiyon ihtimalini ekarte etmez!

- Köpek veya kedilerde solunum yolu, MSS, karaciğer, kalp, göz (kedilerde üveit), iskelet kası (köpek), GI sistem veya çoklu organ disfonksiyonu belirtileri görüldüğünde,

- Kedi sahiplerinin gebelikleri sırasında hane içindeki kedilerin serolojik yanıtını belirlemek için,

- Ölü doğum yapan veya yavruları hasta olan dişi kedilerin serolojik yanıtını belirlemek için,

- İmmünsüpresif ilaçlarla tedavilerden (ör. siklosporin) önce serolojik yanıtı belirlemek için Toxoplasma spp.’ ye yönelik serolojik testlerin yapılması önerilir.

 

Toxoplasma spp. (Antikor) IgG / IgM (0,5 ml Serum) ELISA / IFA

Kedilerde; IgM titresi infeksiyondan 1-2 hafta sonra gelişir ve genellikle 12 hafta sonra azalır. Köpeklerde: IgM titresi infeksiyondan 1 hafta sonra gelişir ve 4 hafta sonra azalır. IgG titresi 2–4 hafta sonra gelişir, uzun yıllar boyunca kalıcıdır. İnfekte kedilere klindamisin uygulaması IgM yanıtını azaltır, ancak IgG yanıtını değiştirmez. Eşzamanlı FIV infeksiyonu, >12 haftalık kalıcı IgM titrelerine neden olabilir. Gizli infekte kedilere yüksek doz glukokortikoid uygulaması, IgG’ yi azaltırken, IgM’ yi artırabilir. Kedilerde maternal IgG antikorları 8-12 haftalıkken azalmaya başlar. Seroprevalans yaşla birlikte artar, çünkü zamanla maruz kalma riski artmaktadır.

 

 

Serolojik - İmmunolojik testler hakkında genel bilgiler

• İmmünolojik yanıt, vücut sıvılarında bulunan antijenleri ve bunlara karşı gelişen antikorları ifade eder.

• Seroloji terimi, çoğunlukla serumda antikor tespiti testlerini ifade etmede kullanılır.

• Köpek ve kedilerde bulaşıcı hastalık şüphesinde kullanılan immünolojik testler; doğrudan ve dolaylı antijen veya antikorun belirlendiği; immünfloresan antikor (IFA), immünhistokimya (IHK), ELISA, Western immunoblotting, aglütinasyon testleri, jel immunodiffüzyon deneyleri ve serum nötralizasyon testleridir.

• Pozitif seroloji sonuçları her zaman infeksiyon olduğu anlamına gelmediği gibi, negatif sonuçlar infeksiyonu ekarte etmeye yeterli değildir.

• Veteriner hekimlerin immünolojik sonuçları yorumlarken, antijen veya antikordan hangisinin test edildiğine, antijen ya da antikor pozitif test sonucunun hayvanın klinik belirtileri ile tutarlı olup olmadığına, hastalığın başlangıç evresinde olup olmadığına ve hayvanın aşılama tarihi ile bağışıklık durumuna dikkat etmesi gereklidir. İmmünolojik çapraz reaksiyonların yanlış pozitiflik verme olasılıkları unutulmamalıdır.

• İmmunolojik test sonuçları ek tahliller ile desteklenmelidir.

• Doğrudan infeksiyon teşhisi, patojen etkenin tamamının veya bir kısmının varlığının belirlenmesi ile, dolaylı infeksiyon teşhisi ise patojenlere karşı konağın geliştirdiği bağışıklık yanıtının tespit edilmesi ile yapılmaktadır. Antikor testlerinde (dolaylı infeksiyon teşhisinde) dikkat edilmesi gereken bazı faktörler:

►Antikorlar infeksiyonun inkübasyon dönemi gerçekleştikten ve klinik bulgular oluşmaya başladıktan belli bir süre sonra gelişirler. İnfeksiyonun erken döneminde bir gecikme fazı vardır, bu dönemde antikorlar tespit edilemeyecek seviyededir. Bu nedenle serolojik test sonuçlarının klinik bulgularla birlikte ve diğer laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmesi önerilir.

►Akut veya geçmiş dönemlerde gelişmiş bir infeksiyonun ayırt edilmesinde, infeksiyonun erken dönemlerinde gelişen IgM sınıfı antikorın saptanması anlamlıdır. Genel olarak çoğu infeksiyonda IgG / IgM antikorlarının gelişimi ve pik yaptığı dönemler aşağıda Şekil-1’ de özetlenmiştir.

►Antikorlar aşılama sonrasında da gelişir ve bu yüzden testin yorumlanmasını zorlaştırırlar. Çoğu akut infeksiyonlarda antikor titreleri aşılama sonrasına göre daha yüksek olması beklenir. Yine de antikor testleri ile infeksiyon ya da aşıdan dolayı gelişen antikorların ayırımı mümkün değildir. Bu nedenle, aşılanmış hayvanlarda infeksiyon teşhisinde antikor tespiti uygun değildir.

►Maternal antikor varlığı, antikor tanı testlerinin yorumlanmasında önem taşımaktadır. Yeni doğan hayvanlarda maternal antikorların varlığı durumunda pozitif antikor reaksiyonu görülür. Çoğu infeksiyon göz önüne alındığında yavrular ortalama 12 haftalık iken teste tabi tutulmaları önerilir.

►Antikorlar akut infeksiyonlardan uzun süre sonra da varlığını koruyabilir (özellikle IgG sınıfı antikorlar), bu nedenle antikor tespiti hem aktif bir infeksiyonu ya da geçmişte yaşanmış bir infeksiyonu işaret edebilir. Fakat FIV infeksiyonu gibi bazı infeksiyonlarda, hayvanda bağışıklık yanıtın geliştiği fakat antikorların virüsü elimine etmeye yeterli olmadığı durumlarda, antikor varlığının saptanması sadece aktif infeksiyonu göstermektedir.

►Birçok antikor testi (ELISA, IFA) ile antikor miktarının (titre) tespit edilmesi mümkündür. Ancak pozitif reaksiyon veren örnek serumunun seri seyreltmeleri yapılarak titresi bulunabilir. Fakat bu işlemler rutin uygulanan testlerden farklı detaylı inceleme gerektiren uygulamalardır. En son pozitiflik belirlenen titre son nokta olarak adlandırılır ve antikor titresi olarak belirlenir. Genelde klinik olarak kullanımı yoktur, antikor seviyesini ölçmek, yeni geliştiği düşünülen bir infeksiyon durumunda antikor artışını belirlemek ve genellikle kuduz aşısının etkinliğini belirlemek için kullanılır.

Seroloji, tanı amacıyla antijen-antikor kompleksininin ölçülmesini ifade eder, fakat genellikle serumda antikor düzeyinin ifadesi olarak kullanılan bir terimdir. Belirli bir patojene karşı gelişmiş antikor içeren kan numunesi seropozitiftir. Serumda antikorların farklı sınıfları tespit edilebilir, en yaygın olanları IgG ya da IgM’ dir. Antikor tespitinde kullanılan yöntemler aynı zamanda antijen tespitinde de uygulanabilir. Diğer vücut sıvıları, idrar, beyin omurilik sıvısı, abdomen sıvısı kullanılabilir. Serolojik testlerin birçoğu ticari olarak temin edilmekte ve yaygın olarak poliklonal veya monoklonal antikorları içermektedirler. Poliklonal antikorlar belirli antijene ait tavşan veya at gibi hayvanlarda gelişen antikorlardan elde edilir. Monoklonal antikorlar doku kültüründe üretilmiş, antijenik spesifitesi daha yüksek antikorlardır.

ELISA ve IFA gibi serolojik testler optik dansite birimi (OD) ve titre olarak ifade edilen kantitatif sonuçlar sağlamaktadır. İnfeksiyon etkenine maruz kalındığında antikor titresinde artış şekillenir. Genellikle, birincil antikor sınıfı plazma hücreleri tarafından üretilen IgM olup, ikincil olarak IgG sentezi gelişir (Şekil-1). Patojene maruz kalınca ilk oluşan IgM antikorları, tespit edilmeden önce 5 ila 7 gün arasında bir gecikme aşaması bulunur. İnfeksiyöz etkene karşı gelişen antikor titresi önce artar, haftalar ve / veya aylar sonrasında ise titre düşüşü gözlenir. Antikor titresindeki artışın hızı, konağa ait faktörlere ve infeksiyöz etkene bağlıdır. Bazı hastalıklarda, örneğin leptospirozisde, klinik belirti başlangıcından itibaren 3 ile 4 gün içinde titrede anlamlı artışlar ortaya çıkar. Sekonder bağışıklık yanıtta antikor titresi artışı daha hızlı ve daha yüksek seviyelerde gelişir, ay / yıl gibi daha uzun süre devam eder.

 

Şekil 1: Primer ve sekonder infeksiyonda serum antikor sınıflarının zamanla değişimi

 

İnfeksiyöz hastalıkların serolojik tanısının yorumlanması, klinik bulguların gelişimi ile antikor yanıtının gelişme zamanlamasına bağlı olarak yapılmalıdır. Serolojik testlerin sonuçları, akut infeksiyonlarda kronik veya inatçı infeksiyonlardan daha farklı şekilde yorumlanmalıdır. Leptospirozis veya Rocky Dağı Ateşi gibi kısa kuluçka süresi bulunan infeksiyonların ilk haftalarında genellikle antikor varlığı negatiftir. Genel olarak, 2 ila 4 haftalık süre sonunda antikor titresinde artış meydana gelir. Serolojik değerlendirme sonucu akut infeksiyon tanısı koyabilmek için, titrede en az dört kat artışın belirlenmesi gerekmektedir. Serolojik test sonuçları ile titre belirlenecekse, aynı yöntem uygulansa da laboratuvarlar arasında farklılık gelişebileceğinden dolayı, testlerin aynı laboratuvarda yapılması tavsiye edilir. İdeal olarak, analizler arası varyasyonun en aza indirgenmesi için akut dönemde alınan numunenin, öncelikle dondurularak saklanması, 2-3 hafta sonrasında alınan numune ile birlikte analize gönderilmesi gerekmektedir ki, bu şartların pratikte yerine getirilmesi son derece zordur. Antikor titresinde dört kat azalmanın belirlenmesi, hastalığın evresine bağlı olarak, geçmiş bir infeksiyonu işaret eder. FIV veya leismaniyazis gibi kronik ve inatçı infeksiyonlarda, sadece bir tane pozitif antikor testi aktif infeksiyonu işaret etmeye yeterlidir. Persiste infeksiyonlarda, titre artışı ya da azalması görülmez, bu nedenle 4 kat artış ya da azalmaya yönelik gerçekleştirilen serolojik titre testleri, kronik infeksiyon tanısında kullanışlı değildir.

Antikor testi için alınan kan örneği pıhtılaşmalı ve serumu ayırılmalıdır, serum hemen başka bir tüpe ayırılmalı, soğutulmalı veya dondurulmalıdır. Örnekler laboratuvara soğuk zincir ile ulaştırılmalıdır. 1 hafta süre boyunca örnekler buzdolabı ısısında bekleyebilir. Eğer analiz işlemi bir haftadan uzun bir süre sonra gerçekleşecek ise -20 °C' de dondurulması gerekir. Örnekler antikor titresi kaybı olmadan yıllarca dondurularak saklanabilir. Antijen testi için alınan numunelerin analiz sonuçları saklama koşulları varyasyonlarına karşı daha duyarlıdır.

 

İmmunofloresans antikor testi (IFA)

İndirekt IFA yöntemi ile serumda antikor varlığı saptanmaktadır. Spesifik antikor tespiti, IgG ya da IgM antikorlarına spesifik antijen ile antijen-antikor reaksiyonu oluşturması ve bu reaksiyonun floresan ışığını yansıtan floresin izotiyosiyanat boyası ile konjuge edilmiş antikorların kullanımı ile gözle görülür hale getirilmesi esasına dayanır. Cam bir lam üzerinde gerçekleştirilir ve özel floresan mikroskobu kullanılır. Nonspesifik floresan özelliğinde birçok yapıların görülme şansı vardır, fakat yanlış pozitiflikler uygun kontroller ve teknik uzmanlık ile ekarte edilir. Etkenin belirli bir titrede floresans görüntüsünün oluşması pozitifliği gösterir. Köpek ve kedilerde özellikle kene ya da sinek aracılığı ile bulaşan hastalıkların tanısında IFA yöntemi kullanılmaktadır (örn. Ehrlichia canis, Babesia spp., Leishmania spp.). IFA yönteminde antijen tespitinin duyarlılığı düşüktür, bu nedenle IFA yöntemi genellikle antikor tespitinde kullanılır.

 

ELISA (Enzyme Linked Immunosorbent Assays)

ELISA antijen ya da antikor tespitinde kullanılabilir. Genellikle polistiren mikrotiter plakalar içinde gerçekleştirilir. Spesifik antijen veya antikorlar plakalardaki kuyucuklar içinde immobilize edilir ve kuyucuk içerisinde antijen ve antikor kompleksi belirlenmiş olur. Enzim ile konjüge edilmiş antikor yardımı ile antikor ya da antijen tespiti yapılır. Bu reaksiyon görsel olarak veya bir ELISA plakası okuyucusuyla gözlemlenen bir renk değişikliği ile sonuçlanır. Plaka okuyucuları ile kuyucuğun optik dansitesi belirlenir, belirlenen sayısal değer pozitif ve negatif kontrol değerleri ile kıyaslanarak antijen ya da antikor miktarı belirlenir. Klinik içi kullanıma uygun hızlı tanı kitleri ELISA testinin modifiye edilmesi ile hazırlanmıştır.

 

Aglütinasyon Testi

Antijen ile kaplı lateks parçacıklarının spesifik antikor tarafından aglütine edilmesi ile antikor ya da antijen belirlemede kullanılır. Serum örneğinin seri seyreltmeleri yapılarak aglütinasyonun inhibe olduğu titre belirlenir ve inhibisyonun görülmediği en yüksek dilüsyon titresi antikor veya antijen titresi olarak rapor edilir. Antikor titresinin çok yüksek olduğu durumlarda partiküllerin aglütinasyonu inhibe edilir, buna prozon etkisi denir, serum yeterince seyreltilmez ise yanlış negatif sonuçlara yol açabilir.

 

Sonuçların Yorumlanması

Serolojik veya immünolojik test sonuçlarının yorumlanmasında, klinisyenin dikkat etmesi gereken noktalar; antijen ya da antikordan hangisinin tespit edildiği ve eğer antikor belirlenmiş ise IgM-spesifik antikorların (erken dönemdeki antikor yanıtını gösterir) belirlenip belirlenmemesidir. Bu sonuçlar, aynı zamanda şüphelenilen hastalığın patogenez bilgileri ışığında yorumlanmalıdır, özellikle kan serumu gibi vücut sıvılarında antijen veya antikorun tespit edilebileceği dönemler göz önünde bulundurulmalıdır. Son olarak da kullanılan testin duyarlılık ve özgüllük değerleri dikkate alınmalıdır. Bu değerler test metodunun validasyon döneminde belirlenmiş değerlerdir. Örneğin, antijen belirleyen bazı testlerde, numune içinde fazla miktarda antijen mevcut olmadığı sürece anlamlı pozitif reaksiyon oluşmamaktadır, bu da düşük duyarlılığa sebep olur. Hayvan popülasyonu içinde hastalığa ait gerçek pozitif vakaların düşük sayıda olduğu durumlarda, testin düşük özgüllük-spesifiteye sahip olması sonucu yanlış pozitif sonuçlar meydana gelebilir. Testin düşük oranda gerçek pozitifliği gösterdiği durumlarda doğrulayıcı testler gerekebilir. Gönderilen numunelerden uygun sonuçların alınması için laboratuvarda gerekli teknik uzmanlık ve uygun kontrol noktaları – prosedürleri oluşturularak, bu deneyim ve test performanslarının her örnek çalışmasına yansıtılması amaç edinilmektedir.

 

Antijen tespit eden serolojik test sonuçlarının yorumlanması ile ilgili yönergeler:

 

Antijen Testi Sonucu

Olası Açıklama

Sorun Giderme Önerileri

Negatif

İlgili patojen mevcut değil

Gerekli görülürse, ek tanı testleri ile onaylayın (örn., alternatif antijen tayini, antikor veya PCR testi)

Saptanabilir sınırın altında antijen miktarı mevcut

Antikor ya da PCR testi uygulayın

Antijen mevcuttur, fakat antikor ile oluşturduğu kompleks yapı tespit edilmeye uygun değildir

Antikor ya da PCR testi uygulayın

Teknik hata veya reaktif hatası

Laboratuvarın kontrol noktaları gözden geçirilmelidir

Pozitif

İlgili patojen mevcuttur

Özellikle düşük prevalansa sahip hastalıklarda, doğrulama testi kullanılmalıdır. Antijen varlığı, hastalığın ilgili patojenden kaynaklandığını göstermeyebilir

Antijen mevcut, fakat canlı patojen içermiyor olabilir

Ek tanı testleri ile onaylayın

Aşı antijeni mevcut olabilir

Aşılama bilgisi gözden geçirilmelidir

Başka bir madde veya patojen ile çapraz reaksiyon oluşabilir

İnfeksiyona yönelik hasta geçmişi gözden geçirilmelidir

Teknik hata

Laboratuvarın kontrol noktaları gözden geçirilmelidir

Test yönteminin düşük özgüllüğü (yalancı pozitif sonuçlara eğilim)

Alternatif bir test kullanılmalıdır

 

 

Antikor tespit eden serolojik test sonuçlarının yorumlanması ile ilgili yönergeler:

 

Antikor Testi Sonucu

Olası Açıklama

Sorun Giderme Önerileri

Negatif

İlgili patojene maruz kalınmamıştır

Gerekirse, ek tanı testi ile onaylanabilir

Hastalığın erken döneminde örnek alınmış olabilir

Antikor ya da PCR testi uygulayın

Şiddetli immünsupresyon

Antikor ya da PCR testi uygulayın

Teknik hata

Laboratuvarın kontrol noktaları gözden geçirilmeli

Test yönteminin düşük duyarlılığı (yalancı negatif sonuçlara eğilim)

Alternatif bir test kullanılmalıdır

Pozitif

İlgi patojene maruz kalınmıştır

İnfeksiyon kronik ve inatçı ise, pozitif sonuç aktif infeksiyonu işaret edebilir

İlgili patojene karşı bağışıklık durumu olabilir

Aşılama bilgisi, doğal yollarla etkene maruz kalması veya maternal antikor varlığı göz önünde bulundurulmalıdır

Başka bir madde veya patojen ile çapraz reaksiyon oluşabilir

İnfeksiyona yönelik hasta geçmişi gözden geçirilmelidir

Teknik hata

Laboratuvarın kontrol noktaları gözden geçirilmeli

Test yönteminin düşük özgüllüğü (yalancı pozitif sonuçlara eğilim)

Alternatif bir test kullanılmalıdır. Özellikle düşük prevalansa sahip hastalıklarda, doğrulama testi kullanılmalıdır

 

Antijen tespitinde negatif sonuçlar

Test edilen numunede antijenin olmaması negatif sonuca neden olur. Antijen miktarı saptanabilir sınırın altında olduğu durumlarda (örn. kalp kurdu hastalığı) oluşabilir. FIV gibi infeksiyonlarda antijen düzeyi tipik olarak çok düşük olduğundan antijen testi gerçekleştirilmemelidir. İnfeksiyonun bazı periyotlarında antijen miktarı değişebilmektedir.

 

Antijen tespitinde pozitif sonuçlar

Pozitif sonuçlar numunenin şüpheli patojeni içerdiğini gösterebilir. Fakat her zaman patojenin, klinik belirtilerin kaynağı olduğu anlamına gelmez. Antijen varlığı ayrıca zarar görmüş veya ölü patojen varlığında ve ilgili patojene ait aşılamayı takiben gelişebilir. Köpek parvovirus – kedi panleukopeni virüsü aşısı birkaç gün sonra dışkıda pozitif sonuçlara neden olur.

 

Antikor tespitinde negatif sonuçlar

İlgili etkene maruz kalınmadığı durumlarda gelişir ya da hastada henüz antikor gelişimi tamamlanmamıştır. Örneğin, Leptospirozis ve köpek granülositik anaplazmozis’ in erken döneminde antikor testi negatifliği yaygındır. FIP ya da FIV infeksiyonlarının ileri dönemlerinde, ciddi immün sistemi baskılanan hayvanlarda negatif antikor testi sonuçları gelişebilir. Test duyarlılığı düşük olduğunda yanlış negatif sonuçlar ortaya çıkabilir.

 

Antikor tespitinde pozitif sonuçlar

IgG pozitif antikor sonucupatojene maruziyeti gösterir, fakat aktif bir infeksiyonu göstermez. Aktif infeksiyon tanısında IgM ile birlikte değerlendirilmelidir. IgM pozitif antikor sonucu aktif bir infeksiyon ya da bağışıklık sistemini halen uyarmakta olan kronik bir infeksiyonun belirtisi olabilir. Aşılama pozitif sonuçlara neden olur.

 

 

 

Vetlab Veteriner Laboratuvarı Kılavuzu aşağıda belirtilen kaynakların Türkçe’ ye yapılan çevirilerinden yola çıkılarak hazırlanmıştır:

- IDEXX® Reference Laboratories Manual. IDEXX Reference Laboratories. 5th Edition, April 2013.

- ANTECH Diagnostics® A-Z Individual Tests. ANTECH Diagnostics, Smart Diagnostics = Smart Medicine. Rev. April 2007.

- BSAVA Manual of Canine and Feline Clinical Pathology, Second edition. Elizabeth Villiers, Laura Blackwood. British Small Animal Veterinary Association. 2005.

- BSAVA Manual of Canine and Feline Endocrinology, Third edition. Carmel T. Moone, Mark E. Peterson. British Small Animal Veterinary Association. 2004.

- Clinical Veterinary Advisor: Dogs and Cats, Second edition. Etienne Côté. Elsevier Health Sciences, 2011.

- Laboratory Profiles of Small Animals Diseases, Third edition. Charles H. Sodikoff. Mosby, 2001.

- Infectious diseases of the Dog and Cat, Fourth edition. Craig E. Greene. Elsevier Health Sciences, 2013.

- Canine and Feline Infectious Diseases, First edition. Jane E. Sykes. Elsevier Health Sciences, 2013.

- Small Animal Clinical Diagnosis by Laboratory Methods, Fifth edition. Michael D. Willard, Harold Tvedten. Elsevier Health Sciences, 2011.

- Blackwell's Five-Minute Veterinary Consult: Laboratory Tests and Diagnostic Procedures: Canine and Feline, Fourth edition. Shelly L. Vaden, Joyce S. Knoll, Francis W.K. Smith, Jr., Larry P. Tilley. John Wiley & Sons, 2011.

 


TurkLab Logo
tarimorman.gov.tr/TAGEM